Anneler gn :)

Konusu 'Arşiv' forumundadır ve CELIKKOLS tarafından 6 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    6 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  1. CELIKKOLS

    CELIKKOLS Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2007
    Mesajlar:
    61
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76

    Sabah bulaşık yıkarken ellerimin annemin ellerine ne kadar benzediğini
    fark ettim.
    Benzemekten de öte; tıpatıp aynısı olmuşlar..
    Ergenlik çağlarımda (hakikaten çekilmez bir yeniyetmeydim) annemin
    ellerine sinir olurdum.
    Ya da şöyle diyelim: Sinir olduğum bir milyon sekiz yüz kırk altı şeyden
    biri de annemin elleriydi.
    Kadıncağızın beni sinir etmek için ellerine özel olarak yaptığı bir şey de
    yoktu.
    Uzun kırmızıya boyanmış cadı tırnakları falan veya lime lime olmuş tırnak
    etleri gibi bir durum da yoktu.
    Sadece şekilsizdi. Yani güzel değildi. Ve ben buna sinir olurdum.
    'Hah' dedim kendi kendime 'şimdi senin de bir sıpan olsaydı o da sinir
    olacaktı ellerine. Yeterince güzel değilmiş diye..'
    Şimdi ise o eller biraz daha elimin içinde kalsın diye ne numaralar
    çekiyorum...
    Yok üşüdüm, tutsana elimi, yok kremi fazla sürdüm, alsana birazını,
    tırnakların uzamış, törpüleyeyim mi..

    Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çok
    benziyorum.
    Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsa
    sıkılıyorum.
    Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum.
    Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım.
    Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum.

    Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor,
    hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadan
    ilerleyemiyorum artık.

    Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne de
    başlayamıyorum.
    Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmış
    sayıyorum kendimi.

    Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum.
    Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artık
    her gün sabah akşam sürüyorum.
    Üstelik fındık tanesi kadar miktar, oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimel
    ise kurumak üzere..

    Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmama
    ne diyorsunuz?
    Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsam
    kapatıp cup yatağa giriyor olmama?
    Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımaya
    başlamama?

    Ben de şaşırıyorum ama gerçek.
    Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorum
    artik!...

    Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacak
    mıyım acaba?
    Aklımın almadığı tek şey bu. Bütün dolap içleri yıkanmış, kurulanmış
    yoğurt kaplarıyla dolu.
    Hepsi küçük kuleler şeklinde üst üste dizilmiş, kuzu kuzu bekliyorlar. .

    Kapakları da elbette mevcut.
    Onlarca değil yüzlerce!

    Ne diyeyim...
    Bir gün elimdeki yoğurt kabını deterjanlarken anlarım herhalde kap
    biriktirmenin esbab-ı mucibesini.. .

    ***

    Bu yazıyı geçen sene yine bu günlerde yazmıştım..
    'Anneler günü' vesilesiyle biraz değiştirerek yeniden yayınlamak
    istedim..
    Çünkü hatırlatmak istedim ki annelerimizde kızdığımız, kırıldığımız,
    dalga geçtiğimiz, hafife aldığımız,
    lüzumsuz gördüğümüz, saçma bulduğumuz ne kadar huy, alışkanlık, arzu,
    istek varsa
    bir gün hepsini kendimiz de edineceğiz . şakanızı, siteminizi yaparken
    bunu unutmayın istedim.
    Üstelik bazen sadece alışkanlıklar değil bahtlar da annelerden kızlara
    miras kalabiliyor.
    İyi veya kötü..

    Onları eleştirirken, yargılarken bunu da düşünün istedim..

    Çünkü..

    Ben..

    Artık..

    Yoğurt kaplarını biriktirmeye başladım..

    :teselli:Çok üzgünüm çoook
     
  2. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  3. PasakliMinikTanrica

    PasakliMinikTanrica her şey güzel olacak... Pro Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2008
    Mesajlar:
    12.797
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    198
    Ne güzel bir yazı
    gerçekten annelerimizin kıymetini yaşarken bilmeliyiz
    ama ben anneler günü babalar günü gibi günlerin bayram havasında şenlik havasında kutlanmasından ve ticari kaygıyla yapılan reklamları görmekten hiç hoşlanmıyorum
    annesi babası hayatta olmayan hayatta olsa bile hiç görmeyen bilmeyen yüzlerce insan var, biraz onları da düşünmek lazım artık!
     
  4. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  5. cimcime eses

    cimcime eses Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Haziran 2008
    Mesajlar:
    12.675
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    196
    Gerçekten çok güzel anlatmışsın...Bende şuan annemi anlayamıyorum, her konuda çakışıyoruz aynı zamanda oda beni anlamıyor. Ama geçen akşam bacağı tutuldu ve kalkamayınca o beni bende onu çok ii anladım. Çünkü onun ben gidersem bi yanı boş kalacak bazen hiç yerinden kalkamayacak, eğer annem giderse ben içimdeki bu muhteşem duygudan uzaklaşıcam... Gerçekten ders almak için bazı şeyleri yaşamak gerekiyo yaklaşık 2 haftadır annemle hiç tartışmadık eve gidince ben hep güldüm oda hep güldü... Beni hiç eleştirmedi bense onun 1 dediğini 2 kere tekrarlatmadım... Acaba evlenirsem çokmu daha ii anlarım diyorum ama hayat şuan böyle çok güzel evlenmesemde olur diye düşünüyorum ama yokk!!! o zamanda bir yanım yine boş kalıyor... Sevgilide olmalı öyle değilmi...
     
  6. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  7. azad

    azad canişimm Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2008
    Mesajlar:
    732
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    anneme

    Bu yazı belki de hiç bitmeyecek...Bitmesi de mümkün görünmüyor...İnsan, çok özel hislerini neden paylaşır bilmiyorum...Demek duyguları saklamak da mümkün olmuyor...Anne, yazılarımıza girince, şiirlerin mısraları olunca; paylaşımın kapıları da aralanıyor...Paylaşmak istedim...Cana can olmuş insanı; annemi anlatmak hiç kolay görünmüyor...Annelerimizi anlatmak, hangi satırlara,hangi dizelere sığabilir ki...

    Anne...Annem... Canım... Canımın içi...Şu an ellerim titriyor...Yüreğim yine yangın yerine döndü....Bir minicik kuşun yürek çırpıntıları var içimde...Ne çok yazmak istedim sana...Ne çok...Hislerimi anlatamamaktan korktum... Ya da seni eksik anlatmaktan...Yüreklerin çırpınışlarına sözcükler yetmez ya bazan...Yetemeyeceğinden korktum...Eksik kalacak her şey biliyorum...Yıllar önce sessizce aramızdan ayrıldığın günden beri, sözcükleri içime gömdüm... Artık parmaklarıma söz geçiremiyorum anne...Yüreğim, parmaklarım oldu ...
    Hangi sözcük anne gibi sıcak kokar...Sen, sıcak kokuyorsun anne...İlk yağmurlar toprağa düşünce ve güneş açınca peşi sıra...Ve toprak doyumsuz kokulara yatar ya anne...Kokular toprak olur ya bazan...İşte öyle kokuyorsun... Tandırdan yeni çıkmış ekmek gibi ...Ekmek nimettir...Ve toprak berekettir....Bir senin,ekmeğin,yarin ve çocuklarımın kokusunu çok sevdim anne...Tüm kokular, anne sıcaklığından mı doğdu ...Tüm kokular dost olmalı anne kokusuna...Cennet; anne kokuyor olmalı...

    Sana ait bir tek resmin kalmış geriye...Bir de kokun...O da siyah beyaz...Evimin en güzel köşesine asmışım onu...Gülümsemelerin yıllar olmuş; yıllar gülümsemelerinle akmış...Ve yıllar acımasız olmuş anne...Öğütmüş dişlerinin arasında sana dair bir çok şeyi...Her şey grileşiyor zamanla...Gözlerin,ellerin,saçların zamana yenik düşüyor...Silikleşiyor zamanla her şey...Ama; kokularına yenik düşüyor zaman...Hayatın en şiddetli kasırgalarına,fırtınalarına direniyor kokun...Yaşadıklarımız hayale dönerken zamanla,belli belirsiz oluyorsa da yüzün...Bir görünüp, bir yok oluyorsa da gülümsemelerin... kokun içimde,ellerimde,yüreğimde...Kokun benim; bak ben yaşıyorum anne...

    Ne çok yokluklar gördün...Ne çok yokluklar çektik...Kışın üşüdük dondurucu soğuklarda; nefesinle ısındık...Ekmeğimiz oldu ama, katıksız kaldık çok zaman...Sevgimizi katık yaptık anne...Küsmedik,gücenmedik hayata...Sarılmaları umut yaptık...Bir döşeğe sığdırdık sarılmalarımızı...Sabrı öğrendik birlikte...Azlıktan,çokluk olduk anne...

    Bundan tam yirmi beş yıl önceydi...Sessizce vedalaşırken bizimle...Hoşça kalın kuzularım derken...Gideceğini biliyordun... Gidip de dönmeyeceğini...Ölümüm yük olmasın yavrularıma demişsin, bizden habersiz dostlara...Hiç, ölüm yük olur mu çocuklara anne...
    Son anlarında yanında olamadım ...Vedalaşamadık birbirimize...Soğuk bedenine dokunamadım...Ellerimle kazamadım toprağını...Bekletmediler seni,beklemediler beni anne...Ölen toprağa kavuşmak istermiş bir an önce...Oysa; sen toprak; toprak sen değimliydin anne...Kucağıma alıp ebedi yerine koyamadım ...Son bir kez yüzünü göremedim...Saçlarına dokunamadım...Ellerini tutamadım...Ölümün hep yalan geldi be anne...Hep giderkenki bakışların kaldı geriye...Bir de yavrularım deyişin...

    İnsanın çocukken hayalleri vardır hani...Sözleri vardır çocuksu...''Büyüyüp seni saraylarda yaşatacağım'' deriz ya annelerimize...Kim bilir kaç insan söylemiştir bu sözleri... Şimdi saraylar eksik kaldı anne...

    Çok hastaydın anne...Çok ızdıraplar çektin...Hastalıklarla boğuşurken sabahlara kadar, için için inlerken acıdan... Oğlum uyanır korkusundan, iki büklüm yastıklara tutunurken...Sessizce seni izlerdim anne...Uyuyor görünürdüm seni mutlu etmek için...Sözler verirdim kendime...Seni saraylarda yaşatacağım anne derdim...Acılar nasıl içe gömülür,senden öğrendim anne...

    Kısa cümlelerle nasıl dersler verirdin bizlere...Yürüyen atasözleriydin ...Sayfalarca kitapları omuzlardı sözlerin...Sözlerin, tam da yerine otururdu anne...Gönül kırmazdın hiç...Gönül dostuydun hep...Haksızlıklar karşısında şahin olurdun...Cehalet senden utanırdı anne...Hayat mektebinin en yükseklerini bitirdin...Temizdin...O yıkık dökük evlerimiz, nasılda da güzelleşirdi ellerinden...O bulgurun içine ne katardın be anne... Yufka ekmeğin içine döküp de yediğimiz pilavın tadını hiç bulamadım senden sonra... Bir de yanına kestiğimiz soğanın...Hiçbir yemek ellerinin kokusunu veremedi anne...Demek; tuzu sendin ...

    Yaşıyorsa anneniz, hadi gidin annelerinizin yanına...Koklayın onu...Öpün... Uzaklardaysa sesini duyun...Sevginizi bir kez daha söyleyin...Annem için,anneler için...Öldüyse mezarına kokunuzu götürün...Bir demet papatya bırakın toprağına...Yarin çok geç olabilir...Saygılarımla...Eslim Balcıdan alıntı


    canım annecim seni ne çok seviyorumsenağlama
     
  8. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  9. kuzularinannesi

    kuzularinannesi A new day, A new start... Pro Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2008
    Mesajlar:
    42.240
    Beğenildi:
    9.312
    Ödül Puanları:
    238
    Ben de şaşırıyorum ama gerçek.
    Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorum
    artik!...


    bende bazen şaşıyorum kendime ama gitgide anneme benziyorum
    onun yapmasına kızdığım ne kadar huyu varsa yapıyorum artık
    çamaşırları belli düzende asmasına, ev temiz olsa bile kirli zannetmesine, her misafire 40 çeşit yemek çıkarmasına ve daha nelerine kızmıyodum ki
    şimdi ben aynı oldum, anneme benziyorum gittikçe
    onu daha iyi anlıyorum artık
    ana gibi yar olmaz diye boşuna dememişler
    hiçkimse anne gibi davranamaz, anne gibi olamaz

    bütün annelerin anneler günü kutlu olsun
     
  10. 8 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  11. ARKADAXSXXSXXSX

    ARKADAXSXXSXXSX kocasının bebeği Üye

    Katılım:
    3 Ocak 2008
    Mesajlar:
    682
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bende sasırıyorum kendime çünkü neye kızdıyam evlendim aynısının tıpkısını yapıyorum;

    sabahları erkan kalkıp temizlik yapıyorum temiz olsun diye cok sık camasır yıkıyorum hastalık derecesinde beyaz camasır yıkarken daha cok beyazlasın diye yıkayıp ütülediğim beyaz gömlekleri terkrar yıkıyorum 15 günde bir tül yıkıyorum v.s

    geçen dedimki annemin kızı oldummm galiba bana da günün birinde evladım olursa oda cok kızacak gibime geliyor
     
  12. 8 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : CELIKKOLS
  13. HeartLess

    HeartLess HUZUR MELEĞİMSİN SEN.. Pro Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2007
    Mesajlar:
    12.846
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    198
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.