Annelik bambaşka-Ya Babalık

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve circassian tarafından 30 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    30 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : circassian
  1. circassian

    circassian Aktif Üye Üye

    Katılım:
    20 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    164
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    :1hug:Kalabalık konferans salonunda, mesleğinin doruğunda bir avukat,
    o gün mezun olacak hukuk öğrencilerine hitap etmek üzere kürsüye geliyor.
    Herkes meslekten söz edeceğini zannederken o, hayatı anlatıyor: "- Hepiniz
    kişisel yaşamınızı bir kenara koyup çok çalışabileceğinizi kanıtladınız"
    diyor bilge hukukçu " ... ama unutmayın ki, ölüm döşeğindeki birinin
    'Keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim' dediği duyulmamıştır.
    Çocuk sahibi olacak kadar şanslıysanız, onların göz açıp kapayana
    kadar büyüyeceklerini ana babalarınız size söyleyecektir. Çocuklarımıza
    hikaye okuma, yakalamaca oynama ve birlikte dans etme fırsatını Tanrı ancak
    belli bir ölçüde bahşeder bize. Bunlardan birini bile kaçırmamaya özen gösterin."

    Bu öyküyü Rob Parsons'un "60 Dakikalığına Baba" adlı kitabında okudum.

    Birkaç yıl önce parlak bir iş teklifi almıştım. Mesleki kariyerimin
    doruk noktası olabilirdi, lâkin her gün saat 20.00'de işten çıkabilecektim.
    Teklifi duyduğum anda o saatin, kızımın banyo saati olduğu geçti aklımdan.

    Hayatta başka hiç bir şeyin beni o banyo seansı kadar mutlu
    edemeyeceğini düşündüm ama bunu, teklifi yapanlara söyleyemedim.
    Bir bahaneyle reddettim. Yine de, geçen birkaç yıl içinde saat saat
    başkalarına dağıttığım zaman hazinesinden, kızıma pek az pay düştü.

    Yapılacak işlerim, yazılacak yazılarım, bakılacak telefonlarım vardı.
    Onunla bir cam bardağın pamuktan toprağına limon çekirdeği ekip,
    büyümesini izleyemedim. Yeni yeni, yarım yarım söylediği şarkılara
    eşlik edip, bu düeti bir kasete kaydetmeyi çok isterdim; olmadı...
    Bir cümle ben söyleyip, bir cümle ona söyleterek hiç yoktan
    bir masal yaratmayı ve düş güçlerimizi yarıştırmayı tasarlamıştım;
    hazırdan yemek daha kolay geldi.

    Hayat öyle ters bir denge kurmuş ki, onların en çok ilgi istedikleri dönem,
    onlarla en az ilgilenebileceğimiz dönem aynı zamanda. Bizim vaktimiz
    bollaştığında ise, onların bize ayıracak vakti kalmıyor.

    Ben aslında onun için çalışıyorum, sıkça sarıldığımız bir bahanedir
    ama ona hiç bir zaman "Daha çok parası olan bir baba mı istersin,
    daha çok seninle olan bir baba mı?" diye sormamışızdır.

    Sabahları yanağımda ıslak bir buse ve başucumda bir "Günaydın babacığım"
    sesi ile uyanmanın. "Hadi sarılıp yatalım babacığım" çağrısıyla
    başlayan gecelerde, o sihirli "Seni Seviyorum"u kulağıma fısıldadiktan sonra
    yanaklarımı avuç içlerinin parantezine alıp uykuya çekilince
    göz kapaklarına yerleşen huzuru izlemenin tadına vardım.

    Mavinin neden mavi olduğunu, kışın havaların neden soğuduğunu,
    kuşların nasıl uçtuğunu en baştan öğrenmenin...

    Rakiplerim sayılan Casper'dan, Power Rangers'tan, Ricky Martin'den
    daha ilginç olmaya çalışmanın... Ve konuşmaya başladığından beridir
    beni takip ederek, hatalarımı da sevaplarımı da aynen tekrarlayan
    bu sevimli papağana, duvara kazılı boy tablosundaki çizgiler yükseldikçe
    yükselen bir tutkuyla bağlanmanın tadını çıkardım.

    Annesiyle birlikte bezini değiştirmiş, mamasını yedirmiş,
    pişiklerini kremlemiş olmanın; bacakları ilk adımını attığında elini tutmanın,
    dilinden ilk sözcük döküldüğünde birlikte coşmanın heyecanını tattım.

    Sonunda beklenen gün geldi. Belki onun karaladığı bir resim,
    ilk hediyem olacak. Kitaptaki örnekle, bisikletinin selesine arkadan
    yapışacağım günler başlıyor şimdi... O, selenin emin ellerde oldugunu
    bilmenin güveniyle öğrenecek pedala basmayı. Bir süre sonra
    farkettirmeden çekeceğim ellerimi... Bisiklet, artık
    yetişemeyeceğim kadar hızlanacak ve o, uçup giderken,
    ben biçare; ardından bakakalacağım.

    70 yaşındaki babam geçen gün: "Torunumu ilkokula götürene kadar
    sıkacağım dişimi." dedi. İnsanın boğazını düğümleyecek kadar hazin ama
    gerçek... Torunla dede arasında bir tahteravalli gibi uzanıyor yaşam. Birini
    aşağı çekerken, diğerini yükseltiyor. Birinden eksilen öbürüne ekleniyor adeta.
    Bütün hüznüne rağmen yine de bir zafer coşkusu var bu devir teslim töreninde.

    O yüzden, bugün babanızı yanınıza, kızınızı kucağınıza alıp
    Freiligraht'ın "Devrim" şiirindeki dizesini gururla haykırabilirsiniz:

    "Vardım... Varım... Var...:1hug:
     
  2. 30 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : circassian
  3. lalsuu

    lalsuu lalsu Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2007
    Mesajlar:
    861
    Beğenildi:
    103
    Ödül Puanları:
    113
    çok anlamli bir yazı eline yüreğine sağlik..
     
  4. 30 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : circassian
  5. EU3

    EU3 Guest


    anne adayı olarak zaten duygusal bir dönemdeyim hepten sulu göz oldum yaw :)

     
  6. 7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : circassian
  7. -gxuxlse-

    -gxuxlse- Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Ocak 2008
    Mesajlar:
    798
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    harıka bı yazı okurken gözyaşlarımı tutamadım senağlama
    ömrumuz o kadar çabuk geçıyorkı bazen nelere kıymet vercegımızı bılmıyoruz koşuşturmaktan :1no2: