annelik rolünün belirlenmesi ve ebebeynliğe uyum....

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve hxuxrrem 2000 tarafından 10 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    10 Şubat 2008
    Konu Sahibi : hxuxrrem 2000
  1. hxuxrrem 2000

    hxuxrrem 2000 SEN BU SEVGİYİ HAKETMEDİN Pro Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5.422
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    Gebelik ve ebeveynlik, kadının yaşamında bir rol geçişidir ve uyum sürecini gerektirir. Bu devrede ebeveynler birçok yoğun duygu, çelişki ve sorumluluğu deneyimlerler. Gebelik ve doğum ile birlikte kadın, kendi kendine yettiği ve özgür olduğu bir yaşamdan, kademeli olarak bir başka insana uzun süreyle bağlandığı bir yaşama geçecektir.

    Gebe kalma; sadece büyüyen bir fetüsün başlangıcı değil, aynı zamanda ailenin yeni eklenilen bir üye ile yeni şeklini alışının ve değişen ilişkilerin başlangıcıdır. Bu nedenle gebelik, tüm aile bireylerini etkileyen bir süreçtir. Ailedeki bireylerin tümü gebeliğe uyum sağlamalı ve gebeliğin anlamını kendi gereksinimlerinin ışığında yorumlamalıdır.

    Ailelerin gebeliğe uyum süreci, kültürel bir çevre içerisinde oluşur. Kadının içinde bulunduğu sosyal grup evliliği bekarlığa, bağımsızlığı birbirine bağımlı olmaya ya da anneliği işine tercih etmesinde etken olmaktadır.

    Günümüzde pek çok kadın evin dışında da çalışarak ülkenin ekonomik, politik ve sosyal yaşamında yer almaktadır. Bu değişimle birlikte kadının aile içerisindeki rolü ve sorumlulukları da değişmeye başlamıştır. Buna rağmen, ebeveynlik görevinin yerine getirilmesi hala anneye (kadına) ait bir sorumluluk olarak görülmektedir.

    Annelik rolüne uyumda ilk adım gebe kalma fikrinin kabul edilmesi ve gebeliğin kadının yaşam biçimiyle bağdaştırılmasıdır. Kadının gebe kalma isteği ve düşüncesi onun gebeliğe ve anneliğe hazır olması anlamına gelmez. Gebeliği kesişleşen kadın, büyük bir haz duyabildiği gibi inanmama ya da ümitsizlik gibi farklı duygusal tepkiler de verebilir.

    Gebelikten memnun olan kadınlar, genellikle gebeliği biyolojik bir olay ve yaşamlarının bir parçası olarak görürler. Gebeliğin başlangıcında annenin düşünceleri kendi etrafında var olan gebelik gerçeği üzerindedir. Gebelik ilerledikçe çocuğun ayrı bir varlık olduğunun farkına varılır.

    Gebelikte hızlı ruh hali değişiklikleri (öfke patlamaları, nedeni olmayan aşırı sevinç, neşe, gözyaşı vb.) ve duygusal kararsızlıklar sık olarak görülür. Ruh halindeki değişiklikler, anne adayının ve onun çevresinde bulunanların yaşam düzenini bozabilir. Bu davranışların nedeni, bebek ve gelecekle ilgili endişeler, doğum eyleminden korkmak, gebelikteki hormonal değişikler vb. olabilir. Doğmamış çocuk hakkında düşünmenin verdiği sevinç ve bebeğe duyulan yakınlık hissi bu sorunlarla baş etmede anneye yardımcı olan etkenlerdir.

    Gebeliğin fiziksel değişiklikleri, vücut hatlarında hızlı ve derin değişikliklere neden olur. İlk üç-dört ayda vücut şekli çok az değişir ancak daha sonra karındaki ve göğüslerdeki görünür büyüme gebeliği açığa çıkarır. Erkekler, eşlerinin değişen vücutlarına farklı tepkiler gösterirler. Bazıları eşlerinin hamileyken dünyanın en güzel kadını olduğunu söylerken bazıları ise alaylı şeyler söyleyebilirler. Çoğu kadın için gebelikte vücutlarından hoşlanmak ya da hoşlanmamak geçicidir ve bu kendilerini algılamada önemli değişikliklere neden olmaz.

    Gebe kadın için en önemli insan çocuğunun babasıdır. Gebelikleri sırasında eşleri tarafından desteklenen kadınların gebelik ve doğumla ilgili daha az şikayetleri olmakta ve daha kolay bir doğum sonrası dönem geçirmektedirler.

    Evlilik durağan olmayan, zamanla gelişen bir ilişkidir. Bir çocuğun gelmesi, bu ilişkinin doğasını sonsuza dek değiştirebilir. Eşler gebelik ve doğumla üstlendikleri yeni roller nedeniyle birbirlerinin farklı yönlerini keşfederler. Gebelikte ve doğum sürecinde eş (koca), denge unsuru olarak kabul edilir. Ayrıca korkuları ve şüpheleri dinleyen bir dinleyici, duygusal ve fiziksel güvenin sağlandığı bir kaynaktır.