Ard Niyetle ve Niyetliyle Başetmek

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Ultraviyole tarafından 9 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  1. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Şaşkınlığın ilk etkisi geçtikten sonra, üstümüze kızgın bir yel gibi gelen öfkeyi yatıştırmak, uzun zaman alır. Hele ki, tepkilerimizi kontrol edemezsek, bu süreç daha da uzar kuşkusuz. Bu dönemi geçiştirmeye çalışmanın bir yolu, özeleştirimizi yapmak olabilir mi acaba? “Bana yapılanları hak etmedim” düşüncesini, “Yapılan suçlamaları hak ettim mi?” sorusuna yönlendirdiğimizde, özeleştirimizi tarafsızca yapabilmek ilk başta bizi zorlasa da gereklidir.

    Çünkü bu soruya vereceğimiz yanıt, bizi yanılgıya düşmekten kurtarabilir. Sorduğumuz soruya, “olabilir” gibi bir yanıt veriyorsak, karşımızda duran ard niyet değildir. Yanlış anlaşılma durumu her zaman olasıdır ve bunu düzeltmek de kolaydır. Zor olan, bu soruya vereceğimiz ”hayır” yanıtıdır ki, bu bizim ard niyetin önüne düştüğümüze inanmamız demektir.

    İyi de ne yapacağız ard niyetin önüne düşünce? Sanırım, burada bir soru daha sormamız gerekiyor kendimize. Karşımızdaki insan, ard niyetini yok etmek için çabalamamıza değer mi? Bu sorunun yanıtı “hayır”sa, emeğimizi boşa harcamamız da gereksizdir. Yaşamın bilindik bir oyununa geldiğimizi ve bu yüzden öfkelenme ya da üzülmenin gereksiz olduğunu düşünüp, o kişiyi -kullanmadığımız eşyaları tavan arasına koyduğumuz gibi- bilincimizin altında bir yere atıveririz olur biter.

    Bu sorunun yanıtı, “evet”se, karşımızdaki insan, ard niyetini yok etmek için uğraşamaya karar vereceğimiz, başka bir deyişle, sevdiğimiz, önemsediğimiz ya da yaşamımızdan çıkaramayacağımız biridir. Ancak bunu bilmek, kendimizi daha kötü duyumsatmaktan başka bir işe yaramaz ilk başta. Sevdiğimiz ve onun da bizi sevdiğini varsaydığımız kişilerin ard niyeti bizi öylesine incitir ki, ilk aklımıza gelen, o insanı yaşamımızdan soyutlamak olur. Paylaştığımız onca şeyi -hiç yaşanmamışçasına- yok saymak isteriz. Öfkemiz bir arslan kükremesine dönüşsün de onu bir köşeye sıkıştırsın isteriz. Ve bir de bakarız ki; olan-olmayan (sap-saman) birbirine karışmış ve ard niyet bizi de tuzağına düşürmüş.

    Bu dönemeçte, yani, kınadığımız davranışları -istemeden olsa da- yapmaya başladığımızda, ard niyetin üstesinden gelemediğimiz gibi, giderek özsaygımızı da yitiririz. Bence, ard niyetin kişiliğimize yapacağı en etken zarar, koşullar gerektirirse, bizim de ard niyetli olmaya hakkımız olduğuna inanmamızdır ki, bu inanç, ard niyetli olmaya giden yolun başlangıcıdır.

    İşte tam bu noktada, sorun karşımızdakiyle olmaktan çıkıp kendi sorunumuz oluverir. Yaşamda karşılaşacağımız her itici davranışa aynı yolla tepki vermeye alışırsak, bildiğimiz doğrulardan sapıp, kimliğimizi yadsımaya başlarız. Bu bizim kendi gözümüzde değerimizi azaltmaktan başka hiç bir işe de yaramaz.

    İyi de öz değerlerimizi yok etmeden nasıl baş edeceğiz ard niyetle? Bu soru aklımı kurcalayıp duruyor günlerdir. Acaba karşımızdakini iyi niyetimize inandırmak için, öncelikle yüzleşmeyi mi denemeli?

    Ard niyet, iki ucu keskin bıçak gibidir. Kızgın ve kırgın bir dönemde yapılacak yüzleşme, büyük olasılıkla iki incinmiş insanın öfkesini çakıştırıp, çözümsüzlüğe dönüşecektir. Konuya bu yandan bakınca, ilkin karşımızdaki insanın yapısal özelliklerini çok iyi irdelememiz gerekir diye düşünüyorum. Ard niyetli olmanın temelinde, insanlara olan güvensizliğin (ki bu aslında özgüvensizliktir) yattığını düşündüğümüzde, “hoşgörülü olmak” bizi çok da zorlamayabilir. Hoşgörü, bizi “ılımlı” olmaya yönlendirebilirse, oluşmaya başlayan önyargımızı azaltacağından, “yapıcı” düşünce ve davranışlarımızı kolaylaştırabilir. Bu süreci yaşadıktan sonra yüzleşmeyi denemek belki de daha doğru olacaktır.

    Hoşgörülü, önyargısız ve yapıcı davranışlarımız sonucu ard niyetin üstesinden gelebildiysek, duyacağımız dinginlik, yaşadığımız bu kötü deneyi bize giderek unutturacaktır.

    Tüm uğraşlarımızın boşa gittiğini gördüğümüzdeyse yapacak tek iş kalır.


    Bir uçurtmayı –bilerek ve isteyerek- boşluğa bırakırcasına ipin ucunu salıvermek...


    ALINTIDIR
     
  2. 5 Kasım 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  3. olgu35

    olgu35 ölümden başkası yalan Pro Üye

    Katılım:
    11 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    3.424
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    148

    Konu içerik nedeniyle taşınmıştır.