Aşk bir yaşayıştır, var oluştur... Yeniden doğmak için....

Konusu 'Aşkla İligili Güzel Sözler' forumundadır ve BenBihter tarafından 27 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    27 Ocak 2008
    Konu Sahibi : BenBihter
  1. BenBihter

    BenBihter Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Ekim 2007
    Mesajlar:
    766
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    "Yüzyılların birikimiyle oluşan aşk kültürünü kavrayabilmek derinliği
    olmayanlardan aşk beklemek (!)
    gereksiz bir iyimserlikti belki, ama ben, her aşkta umudumla yine
    sevdim...

    Aşktı inandım, güvendim,, hatamı yaptım? Belki evet, belki hayır...
    Karşıma çıkan basit kişilerle diğerlerinin değerini anladım...
    Bu bir tecrübeydi belki de...

    Biliyordum, Yaşam, kimsenin anlayamayacağı dengesiyle her gün doğumunda
    sunduğu umudu,
    akşam çökünce durduk yerde alırdı gözlerimden...Çoğunlukla aynı
    başlardı
    masallar;

    Zamanın birinde bir kızla bir erkek varmış. Erkek sevdalıymış, kız onu
    bilmezmiş.
    Aşkını bilirmiş de onu bilmezmiş.
    Dilekler ise yüksek katlara bir türlü ulaşmazmış.

    Kız ay parçasıymış, dolunaydan güzel.
    Gözlerinin pırıltısını yıldızlar kıskanırmış, bakışlarını şirin.
    Ellerinin
    inceliğini
    Leyla kıskanırmış, belinin inceliğini Aslı...

    Kadifeden yumuşak sesliymiş, sözleri senfoni inceliğinde güzel.
    Konuştukça
    inciler üretirmiş dudaklarından da,
    sıraya giren kuyumcuların hiçbirinin gücü yetmezmiş satın almaya

    Saçlarını deniz kızları örermiş o uyuduğunda. Uykusunda terlediği zaman
    papatya kokarmış teni de,
    bütün gün etkisi gitmeyen
    bu kokuların nedenini kimsecikler bilmezmiş...

    Uyanınca yeryüzü anlam kazanırmış her gün doğumunda yeniden.
    Gelincikler güneşle barışır da, taç yaprakları kırmızıya boyanırmış
    kendiliğinden. Rengarenk kuşlar ötüşerek
    selamlarmış bu güzelliği, denizler çırpınarak. Rüzgar onun için esermiş
    saçlarını dağıtmaya.
    Saçları dağılıp çiçek yüzüne dolanınca, kelebekler raksedermiş
    çevresinde.

    Gülmesi bir ömre bedelmiş. Güldükçe, diğer çiçekler onun kendilerinden
    soylu
    olduğunu anladıkları
    için aralarında fısıldaşırlar, gizlice yaprak dökerlermiş.

    Gün gelmiş üzmüşler onu, ama dudaklarından dökülen inciler hiç
    azalmamış.
    Ağladığında bütün yıldızlar sönermiş.
    Ateş böcekleri böyle zamanlarda haber ulaştırırmış onu çok sevene
    (!)...
    Birlikte ağlarlarmış; gökyüzü
    aştan sona yağmur dökermiş gönüllerdeki ateşe.
    Aşık kimseyi ona benzetemediğinden, içine tek bir damla düşmemiş
    serinletmeye...

    Gün gelmiş, çiçek yüzlü sevgili hasta olmuş, aşık sağlığından utanmış.
    Ama
    bunu kimsecikler anlamazmış.

    Bekleyelim dermiş çiçek yüzlü sevgili. Başka bir söz demeyince, ne
    kadar
    sevse de aşığın elinden bir şey gelmezmiş.
    Çiçek yüzlü sevgilinin sesini duymadığı günü gün saymazmış.

    Burada anlatılır ki, bu aşk başlayalı beri, ateş böcekleri geceleri
    bilinirmiş yalnızca...

    Kalbimi kelimelerle doldurdum, mektuplarım onun için parmaklarını
    yakıyor...
    Dudaklarını da yakacak..
    Dudaklarını ve tüm varlığını... Kıskanıyorum kelimeleri birer kelebek
    gibi
    sana uçuyorlar.
    Kelimeler senin kokunla sarhoş. Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum.
    Kıskanıyorum.....

    Aşk bir yaşayıştır, var oluştur... Yeniden doğmak için bir uyanıştır.
    Aşkın
    bütün sırrı ise iki kelimede..

    "Seni Seviyorum"...:asigim:​