Aşk ve İlişkiler (astroloji )

Konusu 'Burçlar, Tarot ve Astroloji' forumundadır ve filiz80 tarafından 28 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    28 Eylül 2007
    Konu Sahibi : filiz80
  1. filiz80

    filiz80 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Haziran 2007
    Mesajlar:
    29
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Aşk ve ilişkiler, birçok insanın ilgilendiği ve merak ettiği konuların başında gelir. Bazı yalnız kişiler hayatlarında bir eş olmaksızın yaşamaktan oldukça hoşnutlardır, ancak çoğumuz birçok değişik nedenle hayatımızda yakın ilişkiler olsun isteriz. Sevgi dolu bir eş yalnızca yatağımızı ısıtmakla kalmaz, hayallerimizi destekleyip korkularımızı dinleyerek de içimizi ısıtır. Dünyanın çoğunluğunun tercih ettiği yakın ilişkiler modeli, modern toplumlar tarafından oldukça karmaşık bir hale getirilmiştir.
    Modern ilişkiye bir bakış
    Kadın ve erkek rollerinin eşit olmasa bile açıkça tanımlandığı geleneksel kültürlerde çiftler, toplum ve aile desteğini almaktaydı. Fakat günümüz dünyasında birçoğumuz ailevi bağlarımızdan uzaklaşmış bulunmaktayız. Ailelerimize yakın olsak dahi günümüzde geniş ailelere oldukça az rastlanmakta ve çiftler üzerinde toplumsal destek de görülmemektedir. Modern çiftlerin bir ilişkiden bekledikleri, sanayileşme öncesi toplumlardaki çiftlerin beklentilerine oranla hayli fazladır. Modern çiftler yalnızca sevgili ve ana-baba olmakla kalmamakta kimi durumlarda iş ortağı yada birbirlerinin en iyi arkadaşı konumundadırlar. Eşinizi sevmek ve günlük ev işlerini yapmak artık yeterli değildir; erkek ve kadının birbirine ait rolleri değiştirerek ve yeni yeni oluşan rollerini üstlenerek birbirlerini anlamaları gerekmektedir. Aynı cinsiyetteki çiftlerde de benzer konular görülmektedir; bireysellik cinsiyetten daha önemli bir konudur.

    Tek başına aşk yeterli değildir. Yakın bir ilişkide bir arada yaşamayı başarabilmek için yerine gelmesi gereken başka kriterler de vardır. Aslında aşk, kişiden kişiye farklılık gösteren bir olgudur. Ateşli aşk "seni düşündüğümde kendimi harika hissediyorum" cümlesi ile özetlenebilir. Bu, aşkın ihtişamının tadına vararak yaşayan ve egoyu gözler önüne seren Aslan tarzı bir yaklaşımdır. Aslında yukarıdaki cümle ile ifade edilen şey şudur: "Sana olan aşkım kalbimin derinlerinden geliyor, bu aşkı tetikleyen sen olabilirsin, ama aslına bakarsan bu tamamen benim yarattığım birşey." Bu tarz bir yaklaşımda "dinlemek" asla resmin bir parçası değildir. Su tarzı aşk ise daha çok Ay'ın etkisi altındadır: diğer kişinin ihtiyaçlarına cevap verebiliyor olmak önemlidir. Ateşli aşık, partnerinin ilişkiden tatmin olmadığını öğrendiği an şaşkınlık duyar. "Fakat ben seni seviyorum aşkım", "Seni düşündüğümde kalbimin kapıları açılıyor, içimden enerji fışkırıyor sanki". Ne var ki diğerinin beklediği bu değil, duyulmak, hissedilmek ve kabul görmektir; yani Ay tarzında sevilmek ister.

    Venüs - aşk gezegeni
    Astrologlar, Venüs 'ü aşk gezegeni olarak ele alırlar. Aslında bu bir bakıma yanıltıcıdır. Venüs, bireyin aşkı veya kabul görmeyi algılayış şeklini tanımlar. Doğum haritasındaki Venüs'ün bulunduğu burç, ev ve oluşturduğu açılar kişinin aile yapısı içerisinde edindiği konumu gösterir. Örneğin Venüs'ü Oğlak'ta olan bir kişinin disiplin duygusunun gelişmiş olduğu söylenebilirken, Venüs'ü Yengeç 'te olan bir kişinin hassas ve başkalarını düşünen bir yapıda olduğu görülür. O halde Venüs sosyal bir gezegendir, yani bizim derindeki ihtiyaçlarımızı değil öğrenilmiş değerlerimizi vurgular.

    Venüs, içtenliğe doğru atılan bir adım, bizi bir diğer kişiye ya da diğer kişiyi bize çeken tatlı bir etkidir. Çekim gücü ise içtenlik ya da aşkla ifade edilemeyen bir olgudur. Yine de şayet sonuçta anlamlı bir ilişkiye dönüşecekse çekim gücü de önemli bir etkiye sahiptir. Ne var ki Venüs etkisiyle kurulan ilişkiler ya uzun sürmez ya da derinleşemez. Venüs ufka paralel bir gezegendir. Diğer kişiye nasıl yaklaştığımız ya da bizi nelerin çektiğini gösterir. Derindeki ihtiyaçlarımızı yansıtmaz. Bu ihtiyaçlar ise Ay'ın alanına girer.

    İçtenliğin anahtarı: Ay
    Astrolojinin feminen arketipi Ay'dır. Anne ile olan ilişki gelecekteki diğer bütün ilişkiler için bir temel niteliğindedir. Bu ilişki tam bir bağımlılıktan ibarettir; fiziksel olarak gerekli tek ilişkidir. Annenin varlığı olmaksızın -en azından doğuma kadar- biz de var olamayız. Baba ise ana rahmine düşene kadar önemlidir, sonrasında opsiyoneldir, ancak varlığı tercih edilir. Dolayısıyla yakınlık duygusu Ay'dan gelir. En derin ihtiyaçlarımızı fark edip bunları sevdiğimiz insanla paylaşma riskini beraberinde getirir. Yakınlık ve içtenlik duygusunun en önemli yanı da bu tehlikeye açık olma durumudur. Partnerimizin buna dahil olmasına izin vermediğimiz takdirde yaşanılan şey hakiki bir yakınlık olmak yerine birbirine paralel hayatlar olarak karşımıza çıkar. Herkesin ihtiyaçları ise birbirinden farklıdır.

    Doğum haritasındaki Ay'ı Yengeç'te olan birisi ile Ay'ı Kova' da olan bir başka kişi arasında belirgin bir fark vardır. Her ikisinin de duyulması ve doyurulması gereken Lunar ihtiyaçları vardır, fakat bu ihtiyaçların türü farklılık gösterir. Yengeç'teki Ay, ait olmak ve aynı daire içinde aynı duyguların içerisinde olmak ihtiyacındadır. Oysa Kova'daki Ay özgürlük gereksinimindedir; bağları daha gevşek bir ilişkide de kendini güvende hissedebilir. Her iki durumda da Ay bizi derin bir duygusal seviyede etkiler.

    Venüs seviyesinden baktığımızda, beğenilme arzusu duyulma/anlaşılma arzusuna göre daha baskındır. Yakınlık sağlamak kabul görme seviyesinden öte ruha hitap eden bir süreçtir. Ancak en derin duygu, korku ve sırlarımızı paylaştığımızda kendimizi yeterince açmış oluruz. Haritalarında güçlü bir Ateş etkisi olan kişiler için bu biraz zordur. Almak da en az vermek kadar bir sanattır. Ay, değişimi ifade eder. Bizim burada bahsettiğimiz ideal ilişki için sabit bir model yaratmak değildir. Aradığımız şey değişen ve gelişen insanlar arasındaki yaşayan ilişkidir.

    Venüs nelerden hoşlandığımızı gösterir. Fakat tıpkı ağza alınan bir şeker parçası gibi Venüs'ün verdiği haz da bir süre sonra eriyip gider. Ay ise bizi doyuranın ne olduğunu gösterir. Bu nedenle doğum haritamızdaki Ay ve Venüs arasındaki ilişkiyi anlamak oldukça önemlidir. Eğer bu iki gezegenin göstergeleri arasında bir çelişki varsa, gıdasız kalmaktansa zevklerin bizi doyuruyor olmasına önem vermek gerekir. Örneğin; Venüs'ü Yengeç'te olan birisi bir aşk ilişkisinin rahat ve şefkatli tarafını göz önünde bulunduruyordur. Fakat Ay'ı Koç'ta olan kimse olayın kendiliğindenliğine daha fazla odaklanmış durumdadır. Bu kişi partnerinin ihtiyaçlarına çok çabuk cevap veren biri olmasına rağmen aniden kendini kişisel alanına geri çekebilir. Bu da her iki taraf için kargaşaya yol açacak bir tavırdır; birbirinden çok farklı iki ihtiyaca işaret eder. Asıl zorluğa yol açan, Venüs ve Ay'ın doğalarındaki benzerliğin yanlış anlamaya imkan veriyor olmasıdır. Oysaki hoşlanmak ve ihtiyaç duymak aynı şeyler değildir. Aşkın şekli (Venüs) ile duyguların nesnesi (Ay) kişiden kişiye aynı ya da farklı olabilir.

    Çelişkilerle baş etmek
    Tıpkı hayattaki gibi bir haritadaki çelişkiler de seçimlere bağlı değildir. Ay'ın içtenlik ihtiyacını Venüs'ün zevksel ihtiyaçlarına tercih ettiğimizde vahşi bir hayatta kalma dansında birbirine kenetlenmiş bir çift gibi kendimizi hiç de hoş olmayan durumlar içinde bulabiliriz. Venüs'ün daha yüzeysel açılarının haritaya hakim olduğu durumlarda zevk masasında karnımızı doyurabilir ancak yine de içimizde bir boşluk hissederiz. Asıl olması gereken şey çelişen ihtiyaçlarımızı farkedip bunları kabullenebilmektir. Neyin hangi zamanda gerekli ve önemli olduğunu bilip ona göre hareket etmek gerekir. Akrep'teki Ay'ın içtenlik ihtiyacını su üstüne çıkarmak çok da iyi bir fikir olmayabilir. Ya da partneriniz duygusal bir kriz yaşarken Koç'taki Venüs'ünüzün bağımsızlığını ortaya koyması zamansız bir davranış olabilir. Herşeyin olduğu gibi astrolojik çelişkilerin üstesinden gelebilmek için de doğru zamanda doğru adımı atabilmenin bir yeri ve zamanı vardır.

    Bir başka çelişki de Koç'taki Venüs ile Akrep'teki Ay arasında olduğu gibi zıt durumlardır. Kendimizi sık sık iki seçenek arasında sıkışmış halde buluruz. Oysa var olan her iki element arasında bir bağlantı vardır, çünkü genel anlamda hem evren bir bütündür hem de bizler birer bütünü oluşturmaktayız. Çelişen noktalar arasındaki ince ayrıntıları görebilmek kendi içimizdeki farklı kısımlarımız arasına köprü inşasına başlamayı ifade eder.

    Astroloji bizi gezegenler, burçlar ve evlere böler. Ancak asla unutmamak gerekir ki hiç bir parçayı birbirinden bağımsız düşünemeyiz. Herhangi bir açı oluşturmadan izole konumda olan bir gezegen bile aynı güneş sisteminin ve dolayısıyla kişinin haritasının bir parçasıdır. Görünen bağlantı eksikliği aslında çok da gerçekçi değildir. İzole durumda olan bir gezegeni ele alıp onun diğerleri ile konuştuğunu düşünelim. Ortak ilgi alanları nelerdir? Herhangi ortak bir nokta bulamazsanız astroloji bilgilerinizi yeniden gözden geçirmeniz gerekecektir, çünkü gezegenler ve burçlar arasındaki belirgin farkların altını çizmek her parçayı bir diğerine bağlayan birleştirici bir yöntemdir. Bütün bu noktaları önce birbirine karıştırıp daha sonra gerekli ayrıştırmayı yapmak içtenlik arayışında izlenebilecek gerekli yollardan biridir.

    Samimiyet korkusu
    İçten olmanın ne kadar ödüllendirici bir şey olmasının yanı sıra kimi insanlar için korku kaynağı olmasından da bahsetmek mümkündür. Çünkü içtenlik, birbirine iyice yaklaşmak, duyguların birbirine karışması bireyin kimliğini tehdit edici bir durumdur. Yakınlık kurmayı ne kadar istesek de buna bir o kadar da doğal bir direnç gösteririz. "Seni hayatımın merkezine koyarsam benim yerim neresi olur? Tanıyageldiğim "ben" neredeyim?" düşünceleri bu dirençten ileri gelir. Bilinçaltı, mutsuzlukla dolu dahi olsa statükoyu sağlamak için uğraşır. Birisini kaybetmenin korkusu da bizi içten olmaktan alıkoyan güçlü motivasyonlardan biridir. Oysa bu da aşk dansının bir parçasıdır.
    Yaşayan aşk sabit değildir. Birbirimiz hakkında her gün aynı şeyleri hissetmeyiz çünkü aslında kendimiz hakkındaki hislerimiz de her gün değişir. Burada bahsettiğim şey ani duygusal dalgalanmalar değildir; bu tamamen doğal bir cezir olayıdır ve insan olmanın getirdiği bir durumdur. Venüs'ün çekimi Mars'ın mücadelesi ile dengelenerek bireysellik sağlanır. İşte bu yüzden çiftlerin kendi bireyselliklerini kazanabilmeleri için kavga edip birbirlerini itiştirmeleri gerekir. Bilincinde olduğumuzda bu durum tarafların utanmayacağı normal bir durum olarak algılanarak dansın bir parçası haline gelir.

    Eşim ve ben birbirimize birer adım daha ilerleyip aramıza farklı maskeler koyduğumuzda bir süre sonra aramızda bir mesafe oluşturarak reaksiyon veriyoruz. Bunu ilişkimizi güçlendiren bir durum olarak görmemiz gerekir. Jeff'in eşimle arasındaki samimiyeti güçlendirmenin tam ortasında olduğundan emin olmaya ihtiyacım vardır. Bu gerçekleştiğinde duygular incinmez, kendi bireysel ihtiyaçlarımızı dramatize etmeden kendimizi, bizi birbirimize yaklaştıran bu akışın kollarına rahatlıkla bırakabiliriz.

    Yedinci ve sekizinci evler
    Venüs ve Ay'ın yanısıra 7. ve 8. evler de yakın ilişkilerle ilgilidir. 7.ev geleneksel anlamda evlilik ve birincil ilişkileri temsil eder. 8. ev ise 7. evde başlayan ilişkinin tamamlandığı ilişkinin ana yapısını teşkil eder. Bir eş 7.evin sembolizmine uyup 8.evin ifade ettiklerine uymuyorsa bu ilişkinin derinleşmeyeceği ortadadır. Dışarıdan iyi görünmesine rağmen ilişkinin içi doldurulamayabilir. 8. evdeki konumlar iyi ancak 7. evdekiler değilse bu durumda eşinizi bulamamanızdan da bahsetmek mümkündür.

    7. ve 8.evlerin başlangıç çizgileri diğer burçlar da olabilir; birbirine bitişik burçlar doğal müttefikler değildir ve yakın ilişkilerin kurulması için birçok özelliğin bir arada bulunması gerekir. Bu derinlerdeki buluşmayı sağlamak, anahtarı deliğine sokup çevirmek kadar kolay değildir. Kilidin açılması için birçok parçanın uygun yerlere yerleşmesi gerekir.

    7. ve 8. evlerin "diğerleri"ne işaret etmeleri bu evlerin projeksiyon yapmak (yansıtma) için olgunlaşmış olduğunu gösterir. Yani haritanın bu alanında kendimizi ifade etmektense bu özellikleri taşıyan eşler ararız. Haritanızın 7. evinde Mars varsa dinamik ve inisiyatif alabilen eşler ararsınız. Bu sizin durumunuz için geçerli olmadığı takdirde sizin dinamik, bağımsız ve inisiyatif alabilen bir yapıda olmadığınızdan söz edilebilir. Bu projeksiyon bize ait kimi tarafları başkalarına atfettiğimizi göstermektedir. Haritadaki bu konudaki diğer noktalarda olduğu gibi 7. ve 8. evler de tamamen sizin hakkınızda bilgiler verir. Her türlü ilişkide kendinizi ne şekilde ifade etme gereksiniminde olduğunuz bu evlerle açıklanır. İdealde eşinizin sizdeki bu nitelikleri destekliyor olması gerekir. Aksi takdirde ilişki genişleyecek alan bulamaz. 7.ve 8. evler size aittir; sakın ha kimseye vermeyin.

    Uyumluluğun doğası
    Uyumluluk nedir? Astrolojik geleneklere göre iki harita arasındaki uyumlu açılar olumlu bir ilişkinin göstergesi olarak algılanmaktadır. Elbette ki başarılı bir ilişki için bir dereceye kadar bu ahenk gereklidir. Ancak bakılması gereken diğer noktalar olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin, Venüs ve Mars cinsel uyumluluğun göstergesidir. Ortak üçgen ve altmış derecelik açılar enerji akışını kolaylaştırırken bir süre sonra sıkıcılığı da beraberinde getirebilir. Yine de meydan okuyucu bir açı ile karışık bir uyum cinselliği her iki taraf için de ilginç hale getirecek dinamizmi korumaya yardımcı olabilir. Örneğin; Venüs'ünüz partnerinizin Mars'ına otuz derecelik açı yapıyor ve partnerinizin Venüs'ü sizinki ile karşıt konumdaysa.

    Çiftler kendilerine ait küçük bir evren yaratma eğilimindedirler. Çifti oluşturan bireylerin ortak kabulüne giren herşey doğrudur. Bu, çiftlerin haritaları ya da haritalarının kimi kısımlarının benzerlik gösterdiği durumlarda bireylerin gelişimini engelleyici bir tutum olabilir. Uyumluluk denen şeyi nevroz paylaşımı olarak görebiliriz. Bu durum, çiftlerin haritasındaki gezegenlerin tamamı arasında herhangi bir uyum olmadığı takdirde yararlı olabilir. Biraz gerilim hem hayatı ilgi çekici hale getirir hem de ilişkiye bir perspektif kazandırır. Ezoterik yazar Dion Fortune, ideal ilişkinin yedi çakra arasında değişen benzerlik ve farklılıklar gösterdiğine inanmaktadır. Bu durum sayesinde eski ve yeninin doğru dengesini sağlayarak ile statik kalmak yerine ilişki daha da derinleştirilebilir.

    Bazı insanların geleneksel anlamda alışageldiğimiz uyumluluğu istemedikleri ya da buna gereksinim duymadıkları da doğrudur. Eğer Uranüs, haritanızda 7. yada 8. evdeyse ilişkiler yoluyla farklı deneyimler yaşamak ihtiyacında olan birisi olmanız muhtemeldir. Sizden tamamen farklı bir insana ilgi duymanız bir felaketle sonuçlanmak durumunda değildir. İlişkiyi sağlam tutmak için yapılacak birkaç önemli bağlantı sayesinde bu ilişki tam sizin ihtiyaç duyduğunuz ilişki tarzına dönüşebilir. Bu anahtar bağlantılar Ay, Güneş, 1.ev -7.ev ekseni ya da Ay Düğümleri gibi bağlantılardır. Bunlar, bir çifti farklılıklarına rağmen bir arada tutarak gelişen bir birliktelik oluşturmaya yarayan kritik noktalardır. Yukarıdaki kritik noktalar haritada bulunmadığı takdirde bazı haritalarda Venüs-Mars açılarının mükemmelliği ilişkinin sağlıklı olduğunu göstermeyebilir.

    Bir ilişkinin süresinin uzunluğu o ilişkinin başarısının ya da tarafların inadının göstergelerinden sadece bir tanesidir. Birşeyler öğrendiğimiz sürece başarılı kısa vadeli ilişkiler de kurabiliriz. Herbirimizin bu ölçümlemeyi yapmak için kullandığımız farklı değerler vardır; bir ilişki için harcanan zaman, enerji ya da duyguların bu ilişki için deyip değmediği gibi. Bize kendi içimizdeki kapıları açmamıza yardım edecek birisi ile tanışabiliriz.

    Uyumluluk analizi
    Doğum haritası, içtenliği anlamanın anahtarıdır. Bir insan kendisinde sevgiyi barındırmadıkça karşısındaki kişiden sevgi alması çok zordur. Çiftlere yönelik danışmanlık verirken dikkat edilmesi gereken ilk nokta, her bireyin öncelikle kendi ihtiyaçlarının farkında olmasını sağlamaktır.

    Bir kişinin kendisini algılaması sağlam ve incinmeyi göze alan bir yaklaşımda olduğunda içtenliğin kapıları açılır. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde iki sağlıklı birey vardır. Burada sözü edilen sağlık, mükemmelliyet değil tam bir açıklık ve ihmalin olmaması durumudur. Sağlık, kendimizi tanıyıp açmaya, bu konuda konuşmaya ve dinlemeye istekli olma halidir. Bu tarz bir dirilik ortaya çıktığında içtenlik de beraberinde gelir ve sürekli bakım ve sulama sayesinde uzun sure çiçek açmaya devam eder.
    _________________