aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmaz..

Konusu 'Aşk Acısı Çekenler' forumundadır ve mnkks tarafından 24 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    24 Eylül 2010
    Konu Sahibi : mnkks
  1. mnkks

    mnkks Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2009
    Mesajlar:
    562
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Saat 12.13. Telefonuma bir mesaj düşüyor: “Sana bir mail yolladım.”

    Yazımı yazarken çalan telefon, gelen mesaj birkaç saat ilgimi çekmez ama bu mesaj öyle bir arkadaşımdan geliyor ki...
    Üstelik öyle mail’le filan uğraşmaz, patır patır söyleyiverir içinde biriktirdiği her şeyi.
    Beş yaşında bir kız çocuğunun neşesiyle altmışında bir yaşlı kadının görmüş geçirmişliği ile yaşar hep. Görmüş, geçirmiştir çünkü.
    Sürgünde bir babanın özlemi ve merakıyla büyümek ve daha on dokuz yaşındayken anneyi toprağa vermek kolay değildir zira...

    “Ben yıkılsaydım anneannem ölürdü” diyerek “hayattaki tek varlığım anneannem” diye dik durabilmek, “onun evladı gitti, benim annem” düşüncesiyle cesur kalmayı öğrenmek zor iş...

    Diyordu ki sevgili arkadaşım mektubunda...

    Sana bir şarkı söylemek isterdim, “şekeri seviyorum” yazılı bir tişört giyip...
    Oysa bu sabah bir anneye ihtiyacım var. Göğsümün ortasına kanlı bir dövme yaptım; “acıyı seviyorum” yazıyor...

    Dün gece ve bu sabah yürekleri hafiflesin diye insanların, gidiyorum sevdiğim adamın yüreğinden.
    Dizlerim titriyordu uzun zamandır. Kırdım ayak bileklerimi...
    Tanrı başka kadınlara ortalama sevdalar hediye etti. Bize bu ortalama sevdaların mutsuz erkeklerini sevmek düştü.

    Kara, mutsuz bir ağaç ne bilsin bahar olmayı, çaputlarla bezenmeyi...
    O ağacı sökmesinler diye kökünden, bulut olmaya karar verdim. Üstünde ağlayıp, yeşil dallar açtıracağım sandım.
    Oysa gücü yok sevdiğimin, çok korkuyor. Elleri terliyor...

    Kıyamadım anneciğim...
    Bu sabah seni düşünerek uyandım, bu sabah sen benim annem ol, olur mu?
    Koca gözlerim ağlıyor.

    Cemal Süreya’nın yürüdüğü bir Moda sokağında bir kız çocuğu ağıtlar yakıyor yani kendi dilinde...
    Ben acıyı sevmem biliyor musun? Mutlu olmayı çok isterdim... “Sinema, aşk ve sen” diye bitirdim son mesajı...
    Alınterimden ayırmak istemiyorum onu...
    “Bırak kanatların olayım” demiştim, yüksekten korkuyormuş, ne bileyim...
    Ben anladım ki gerçekten sevmişim anne. Ama şimdi gitme vakti...

    Annenin tahtı kızının bahtı olurmuş... Ben yine gidebilme ihtimali olan bir adamı sevdim...
    “Kelebek oldum ben” demiştim. Bu sabah öldü kelebekler... Kurutup papatyalarla beraber, kirpiklerimin ucuna astım kelebeklerimi...

    Bir oğlum olursa adı belli artık...
    Kanatları olan, özgür bir çocuk olacak.
    Güzel resimler bekliyor bizi, güzel hikâyeler... Canı sağolsun herkesin...

    Bir türkü diyorki:

    “Her akşam aynı hüzün/ yol gözler iki gözüm/dış kapıda beklerim/ avcum içinde yüzüm...
    Sen gelmezsin bir türlü/nice dertleri çektim/ bu başka türlü...
    Yar sevmedim üstüne/bilmedim bana kastın ne/bu hayat senin diye/ beni üzdün niye/ unutamam seni yar
    Bugünün yarını var/beraber mutlu geçen günlerimiz var...”

    Türküler söylendikçe, bir ana kızına sarıldıkça, yağmur yağdıkça Leyla olmaya gönüllüyüm.
    Bana bıraktığı kalbi avuç içlerimde. Allah’a avuç içimde bir kalp ile dua ediyorum artık...
    Bil ki bu kız çocuğu yürek yarası ile çok güzel yollara yürüyecek ve sen yanımda olacaksın hep...

    Günaydın bu sabahımın annesi...



    Bir yıl önce olsaydı; beş, hatta on yıl önce bambaşka şeyler düşündürürdü arkadaşımın iç kanaması bana...

    “Bırak gitsin, sevmek tek kişilik” derdim. “Aşk zaten hastalıklı bir hal” derdim. “Sen sevdikçe büyürsün, kadınlar hep daha cesur” derdim. “Kimi sevdiğin önemli değil, önemli olan sevme becerin” derdim.

    Ama artık biliyorum ki, artık öğretildim ki “kimi sevdiğin” önemliymiş.

    Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış bebeğim. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış...


    Sen de “bağışlama” artık, ne olur.

    Güzel midir bilmiyorum ama şu anda çekmekten mutlu olduğun o aşk acısı geçecek biliyorsun. Ve bu yaz biz seninle Boğaz’dan geçen gemilere bakarken “gidenleri” sayacağız birer birer... Hoş gör beni, mektubuna buradan yanıt verdim ama öyle aynı ki her şey...

    Ama gör şunu Allah aşkına; sen de sevilmek için geldin dünyaya, sevme hakkın buraya kadar, artık yeter!

    İclal AYDIN


    ...alıntıdır...
     
  2. 26 Eylül 2010
    Konu Sahibi : mnkks
  3. enfal86

    enfal86 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2010
    Mesajlar:
    247
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    çoookkk güzell...ne güzel anlatmış..

    "Ama gör şunu Allah aşkına; sen de sevilmek için geldin dünyaya, sevme hakkın buraya kadar, artık yeter!"

    sevme hakkımızı yeteri kadar kullandık...güzel günlere inşallah...
     
  4. 26 Eylül 2010
    Konu Sahibi : mnkks
  5. bebusum

    bebusum Artık Daha İyiyim... ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    4 Haziran 2009
    Mesajlar:
    548
    Beğenildi:
    135
    Ödül Puanları:
    113
    müthiş bir yazıydı paylaşımın için çok teşekkürler arkadaşım