Aşklar Biterken

Konusu 'Ah Erkekler' forumundadır ve Mune tarafından 23 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    23 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  1. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.568
    Beğenildi:
    58.529
    Ödül Puanları:
    663
    Bu havalar; hep mi güvensiz olacaklar? Kararsız bir dönüşümdeler. Şöyle, gelmişken kış sözünü geçiremiyor ki sonbaharına. Oysa 'ben geldim' demeli. 'sen görünme artık' demeli. Ama öyle mi? Nasıl kandırdıysa yaz, sonbaharın aklını, girivermiş işte kışın henüz başlarındaki bir güne.

    İşte bu nedenle üzerindeki mont ağır geliyordu. Sıcaktan bunalmayayım diye çıkarsa, biliyordu ki, kolunda taşıyacağı yük daha da ağır gelecekti. Bıraktı üzerinde.

    Yalnızdı. İsteyerek yalnızdı.

    Evine, yürüyerek yaklaşık üç dakikalık bir mesafede binmişti dolmuşa. Arka koltukta, kapı tarafındaki köşeye oturmuştu. En sevdiği yer. Solunda oturan üç kişiyi saymazsa,içerideki herkese hakim bir koltuk. Ne işine yarayacaksa? Tabi bir de, kendi ücreti haricinde bir ücret uzatmayacak olmanın rahatlığı.

    Aşk üzerine söylenen saçma tanımları düşündü. İlkokul yıllarında tanıştığı bu cümleleri kim ne için uydurmuştu? Herşeyi olduğu gibi, aşkı da bu cümlelerin yardımıyla basitten anlatmaya başlıyorlardı. Çocuk, aşkın ne olduğunu anlamasa da var olduğunu öğreniyordu.

    Montu almakla hata etmişti. İyi de, onu çıkarmamakla yaptığı ikinci hata da niye bu kadar ısrar ediyordu, kendisi de şaştı.

    Bulvarın iki tarafında kümelenmiş kalabalığa doğru yürüdü. Kırmızı bir '23' yanıyordu. Kalabalığın en sağının yaklaşık iki metre daha sağına durdu. Böylelikle yeşil yandığında kalabalığın arasında kaybolmadan karşı tarafa geçecekti. Yeşil bir '60' yandığında hızlı adımlarla karşı tarafa yöneldi.

    Aşkın mecazi tarafını düşündü. Aynı anda, aynı ışığın iki farklı tarafında durmuş iki farklı insanın ışığın geçit vermesiyle yol üzerinde karşılaşmaları olabilir miydi? Farklı mekanlardan geliyordu bu iki insan ama bir ortak yerde buluşmuşlardı. Buluştuktan sonra aynı yöne yönelip yönelmeyecekleri verecekleri karara bağlıydı. Kendi kararını düşündü. Bugün niçin yalnızdı? Niçin yalnız kalmak istemişti?

    İşportacıların iki tarafını da kapladığı, motorlu trafiğe kapalı bir sokakta ilerliyordu. Bir tarafında bol boncuklu takılar satan bir grup vardı. Şimdiye kadar hiç durup bakmamıştı. Detaylı olarak bilmiyordu neler satıldığını. Edindiği tek bilgi , yürüyüş hızıyla gözüne takılanlardı. Bolca kahverengi ve mavi... hayalinde bunlar kalmıştı. Yine durmadı.

    Takıları satanları, büyük boy posterleri satanları anlayabiliyordu da şu fason kitap satanların rahatlığını bir türlü anlayamıyordu. Tamam, zaman zaman takılıyordu o tezgahlara ama bu resmen çalınan malların satışı değil miydi? Bu sefer oradan kitap almayacaktı.

    "Ne hasta bekler sabahı/Ne taze ölüyü mezar/Ne de şeytan bir günahı/Seni beklediğim kadar. "

    Üstadın bekleyişi gibi beklemişti onu. Şeytanın günahı bekleyişi ancak bu kadar ısrarlı olurdu. Fakat beklemenin güzelliği bulduğu zamana yansımamıştı.

    "Geçti istemem gelmeni/Yokluğunda buldum seni/Bırak vehmimde gölgeni/Gelme artık neye yarar."

    Sol elinde depoladığı dergilerden bir tanesini sağ eliyle havaya kaldırmış bir kız 'yazıyor. Yazıyor' demiyordu ama o dergide yazanları mümkün olduğu kadar yüksek bir sesle etrafına duyurmaya çalışıyordu. Bağırmanın bir bayana yakışmadığını düşündü. Hemen ilerisinde bu sefer bir erkek aynı şekilde dergileri satmaya çalışıyordu. Acaba tirajı ne kadardı?

    Her yalnızlığında yaptığı gibi yine kitabevine uğrayacaktı. Tek başına , kendi özgürlüğünde inceleyecekti kitapları. 'Yeni Çıkanlar' yazılı levhanın altındakileri inceledi. Çalınan kitaplardan birkaç tanesini gördü. Popüler olanların yani. Bir şiir mısrası gibi ismi olanı aldı ve fiyatına baktı. Fasonunun neredeyse beş katı bir fiyattaydı. Bıraktı yerine. Sonra başka bir kitap gözüne ilişti. İsmini daha önce duymuştu yazarın fakat hiçbir kitabını okumamıştı. 'İsimle Ateş Arasında'yı aldı. Sağ üst köşesinde 'roman' yazıyordu. Hemen solunda da Nazan Bekiroğlu...

    Her zaman yaptığı gibi önce arka kapağında yazılanları okudu. Bir merak uyanmıştı. Arka kapak yazılarının kitap alıcısına ne kadar büyük bir etki yaptığını bir kez daha anladı. Sayfaları karıştırmaya başladı. Bir romanın sayfalarını niçin karıştırırdı, bilmiyordu. Ne bulabilirdi ki rasgele seçilmiş sayfalardan? Yine de gözüne takılacak bir şeyler aradı.177. sayfada takıldı.

    " aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağınık olmasının mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek. Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp aşka tapmasın diye. Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye , aşkı bitimli kılmıştı. Bitmemesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O'ydu."

    Montunun iç cebinden kurşun kalemini çıkardı ve altını çizdi okuduklarının. Kitap artık onundu.

    Görevli, hafiften çalan müziği kapatti. İçerde oluşan sessizlik, dışarıda okunan ezanı içeriye taşıdı.

    Aşk bitiyordu bitmesine de,ama hep, geride bıraktığı birşeyler oluyordu.


    Alper Ağırman
     
  2. 23 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Mune
  3. emo

    emo Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    18
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    MUNEM SEVGILER CNM COK UZULDUM