Aslı'nın başucu defterinden seçmeler..

Konusu 'Aşkla İligili Güzel Sözler' forumundadır ve avukat1988 tarafından 21 Nisan 2009 başlatılmıştır.

?

Paylaşımlarımı beğeniyor musunuz arkadaşlar?

  1. Evet çok beğeniyor ve devamını bekliyorum.

    78,8%
  2. Hayır hiç beğenmedim.

    9,1%
  3. Beğeniyorum ama daha iyisi olabilirdi.(önerilerinizi belirtin lütfen)

    1,5%
  4. İdare eder.

    10,6%
    21 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  1. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    AŞKIN İBADETİNİ BİLMEYENE BAYRAM BAĞIŞLANMAZMIŞ

    Saat 12:13 telefonuma bir mesaj düşüyor: “Sana bir mail yolladım.”

    Yazımı yazarken çalan telefon, gelen mesaj birkaç saat ilgimi çekmez ama bu mesaj öyle bir arkadaşımdan geliyor ki... Üstelik öyle mail’le filan uğraşmaz, patır patır söyleyiverir içinde biriktirdiği her şeyi.

    Beş yaşında bir kız çocuğunun neşesiyle altmışında bir yaşlı kadının görmüş geçirmişliği ile yaşar hep. Görmüş, geçirmiştir çünkü.

    Sürgünde bir babanın özlemi ve merakıyla büyümek ve daha on dokuz yaşındayken anneyi toprağa vermek kolay değildir zira.

    “Ben yıkılsaydım anneannem ölürdü” diyerek “hayattaki tek varlığım anneannem” diye dik durabilmek, “onun evladı gitti, benim annem” düşüncesiyle cesur kalmayı öğrenmek zor iş...

    Diyordu ki sevgili arkadaşım mektubunda...

    'Sana bir şarkı söylemek isterdim, “şekeri seviyorum” yazılı bir tişört giyip... Oysa bu sabah bir anneye ihtiyacım var. Göğsümün ortasına kanlı bir döğme yaptım; “acıyı seviyorum” yazıyor... Dün gece ve bu sabah yürekleri hafiflesin diye insanların, gidiyorum sevdiğim adamın yüreğinden. Dizlerim titriyordu uzun zamandır. Kırdım ayak bileklerimi... Tanrı başka kadınlara ortalama sevdalar hediye etti. Bize bu ortalama sevdaların mutsuz erkeklerini sevmek düştü.

    Kara, mutsuz bir ağaç ne bilsin bahar olmayı, çaputlarla bezenmeyi... O ağacı sökmesinler diye kökünden, bulut olmaya karar verdim. Üstünde ağlayıp, yeşil dallar açtıracağım sandım. Oysa gücü yok sevdiğimin, çok korkuyor. Elleri terliyor...

    Kıyamadım anneciğim... Bu sabah seni düşünerek uyandım, bu sabah sen benim annem ol, olur mu? Koca gözlerim ağlıyor. Cemal Süreya’nın yürüdüğü bir Moda sokağında bir kız çocuğu ağıtlar yakıyor yani kendi dilinde... Ben acıyı sevmem biliyor musun? Mutlu olmayı çok isterdim... “Sinema, aşk ve sen” diye bitirdim son mesajı... Alınterimden ayırmak istemiyorum onu... “Bırak kanatların olayım” demiştim, yüksekten korkuyormuş, ne bileyim... Ben anladım ki gerçekten sevmişim anne. Ama şimdi gitme vakti...

    Annenin tahtı kızının bahtı olurmuş... Ben yine gidebilme ihtimali olan bir adamı sevdim... “Kelebek oldum ben” demiştim. Bu sabah öldü kelebekler... Kurutup papatyalarla beraber, kirpiklerimin ucuna astım kelebeklerimi...

    Bir oğlum olursa adı belli artık... Kanatları olan, özgür bir çocuk olacak. Güzel resimler bekliyor bizi, güzel hikâyeler... Canı sağolsun herkesin...

    Bir türkü diyor ki:

    “Her akşam aynı hüzün/ yol gözler iki gözüm/dış kapıda beklerim/ avcum içinde yüzüm...
    Sen gelmezsin bir türlü/nice dertleri çektim/ bu başka türlü...
    Yar sevmedim üstüne/bilmedim bana kastın ne/bu hayat senin diye/ beni üzdün niye/ unutamam seni yar
    Bugünün yarını var/beraber mutlu geçen günlerimiz var...”

    Türküler söylendikçe, bir ana kızına sarıldıkça, yağmur yağdıkça Leyla olmaya gönüllüyüm. Bana bıraktığı kalbi avuç içlerimde. Allah’a avuç içimde bir kalp ile dua ediyorum artık... Bil ki bu kız çocuğu yürek yarası ile çok güzel yollara yürüyecek ve sen yanımda olacaksın hep...

    Günaydın bu sabahımın annesi...'

    Bir yıl önce olsaydı; beş, hatta on yıl önce bambaşka şeyler düşündürürdü arkadaşımın iç kanaması bana...

    “Bırak gitsin, sevmek tek kişilik” derdim. “Aşk zaten hastalıklı bir hal” derdim. “Sen sevdikçe büyürsün, kadınlar hep daha cesur” derdim. “Kimi sevdiğin önemli değil, önemli olan sevme becerin” derdim.

    Ama artık biliyorum ki, artık öğretildim ki “kimi sevdiğin” önemliymiş. Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış bebeğim. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış...

    Sen de “bağışlama” artık, ne olur. Güzel midir bilmiyorum ama şu anda çekmekten mutlu olduğun o aşk acısı geçecek biliyorsun. Ve bu yaz biz seninle Boğaz’dan geçen gemilere bakarken “gidenleri” sayacağız birer birer... Hoş gör beni, mektubuna buradan yanıt verdim ama öyle aynı ki her şey...

    Ama gör şunu Allah aşkına; sen de sevilmek için geldin dünyaya, sevme hakkın buraya kadar, artık yeter!

    _İclal AYDIN_
     
  2. 21 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  3. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    PıA'NIN PEŞıNDEN

    Pia"yı tanır mısınız?

    Pia, Atilla ılhan'ın şiirinde bir meçhulün adıdır.

    Şair bir şehire geldiği vakit , Pia başka bir şehre gider hep...

    O yüzden "Ne olur, kim olduğunu bilsem Pia'nın / ellerini bir tutsam, ölsem" der ılhan...

    Üstada Mag'da "içindeki kadınlar"ı soruyorlar; şöyle diyor:

    "Belki de o kadın aslında Pia... O hiç olmayan kadın... Aklımda
    kalanlar, imkansız aşkların kadınları... Yaşanmış aşklar kalmıyor.
    Bitiriyorsunuz karşılıklı... Hatırlanan askıda kalmış aşklar..."

    ***
    Gülay Göktürk de Hüriyet'te Ayşe Arman'a "aşk"ı, "karşındakini
    tanımlamaktan, bilmezlikten kaynaklanan birduygu" diye tanımlıyordu:

    "Aynı evde yaşayınca bilmeye, tanımaya başlıyorsun. Aşk da uçup
    gidiyor."

    Ne garip değil mi?

    Kadın ve erkek. Adem ile Havva'dan beridir o "yasak meyve"nin peşinde
    koşup durdular. Kim bilir kaç kuşaktır sabırla, özlemle, ümitle,
    ölesiye, birbirine ka! vuşacakları, bir yastığa baş koyacakları günü
    beklediler.

    "Aşk-ı Memnu", gözünü vuslata dikti asırlarca...

    Bu marazi tutku, şiirlerden, masallardan koca bir külliyat doğurdu.

    Sonra...

    Gün geldi; devir değişti. "Sevenleri ayıran zalimler" devrildi.

    Eros, tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi.

    Sevenler nihayet kavuştular.

    Ve buluştukları anda aşk, uçarken bahar kokuları saçarak rengarenk
    parıldayan narin bir sabun köpüğü gibi sönüp dağıldı avuçlarında...

    Anlaşıldı ki vuslat, aşkın miladı değil, celladıymış.

    ***
    Yüzünü bile görmediği sevdalısı için dağlar delen Ferhat, asrımızda
    nihayet vuslata erince Şirin'e dönüp bakmaz, internet başından
    kalkmaz oldu.

    Savdalısını bir kez görebilmek uğruna yıllarca pencerede bekleyen
    Leyla, evleneli beri, Mecnun'uı kafaya takmaz, merak edip cama çıkmaz
    oldu.

    O zaman analaşıldı ki, aşk güçünü kıstırılmışlığından alıyor,
    karşılıksızlığından, na! çarlığından besleniyor.

    Aşıklar yakınlaştıkça, aşk uzaklaşıyor.

    Nazım, "Sende ben uzaklığı, sende ben imkansızlığı seviyorum" diye
    yazmıştı sevdalısına... Çünkü Veysel'in dediği gibi, deryaya akan bir
    nehir, aslında deryaya değil, mütemadiyen ve hararetle ona doğru
    çağlamaya tutkundu.

    Cazip olan, maksut mahalden ziyada; seyahatti bizatihi.

    ***
    Aşk bir tahayyüldür.

    Ebediyen müptelası olacağımız bir serap...

    Dokununca dağılan bir kumdan kale...

    Ben bu sırra ilk kez Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"ında ermiştim.
    Duvarda fotoğrafını görüp vurulduğu kızın gerçeğiyle karşılaşınca
    dünyası yıkılan Boyacı Halil, sonunda kendi tahayyülünün hakikatin
    sıradanlığıyla aşınmasına izin vermemiş, kızı bırakıp sevdiği
    fotoğrafla göle açılmıştı.

    Zor olan da budur zaten:

    Aşkı her daim kendinde yaşatabilmek...

    Bu anlamda aşk tek kişiliktir.

    Bizim icadımızdır. Meçhule adanmışlığımız... gönüllü esar! etimiz...
    bir muammanın peşinde tarumar olmayı göze alışımız...

    ınsanoğlu birbirine varıp birbirini tükettiğinden beridir, ancak
    kafasındaki hayale tutunarak mutlu olabiliyor; her gördüğünde o
    hayalli arıyor, her sevdiğini o hayal sanıyor, her hayal kırıklığının
    kahredici keyfinden melankolik bir haz alıyor.

    Ve yeniden Mecnun'a dönüyor.

    Bugün "aşk devri"nden kalma bir sihirli lambayı umarsızca ovalayıp
    duruyorsak o yüzdendir...

    Belki Pia ansızın çıkıp gelir diye...
     
  4. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  5. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

    Dünyanın en güzel sesinden

    En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...

    Fakat artık ümit yetmiyor bana,

    Ben artık şarkı dinlemek değil,

    Şarkı söylemek istiyorum..Nazım Hikmet
     
  6. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  7. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    BıRıSı

    Bir şey var aramızda

    Senin bakışından belli

    Benim yanan yüzümden

    Dalıveriyoruz arada bir

    ıkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki

    Gülüşerek başlıyoruz söze

    Bir şey var aramızda

    Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek

    Fakat ne kadar saklasak nafile

    Bir şey var aramızda

    Senin gözlerinde ışıldıyor

    Benim dilimin ucunda

    NAHıT ULVı AKGÜN
     
  8. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  9. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

    Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
    Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi herkes gibisin

    Yolunu beklerken daha dün gece
    Kaçıyorum bugün senden gizlice
    Kalbime baktım da işte iyice
    Anladım ki sen de herkes gibisin

    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence sen de şimdi herkes gibisin

    nazım hikmet ran
     
  10. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  11. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Bil ki domuzların önüne inciler serilmez
    Mücevherden sarraflar anlar ancak,başkası bilmez.
    Ne fark eder ki kör insan için,elmas da bir cam da
    Sana bakan bir kör ise,sakın kendini camdan sanma...
    Mevlana
     
  12. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  13. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Bakışların gittiğin yerden uzak..Yoksa gelirdim..
     
  14. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  15. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Herkes poposundaki ayak izinin sahibini sever..
     
  16. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  17. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Ve ben ne zaman kiminle sevişsem hala seni aldatıyorum..Yılmaz ERDOĞAN(Pastırma Yazı'dan)
     
  18. 24 Nisan 2009
    Konu Sahibi : avukat1988
  19. avukat1988

    avukat1988 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Yalnızım çünkü sen varsın.. Kahraman Tazeoğlu