Aspirin hakkında herşey iyi ve kötü etkileri

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve 1kumtanesi tarafından 14 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    14 Şubat 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  1. 1kumtanesi

    1kumtanesi Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    127
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    108
    ASPIRIN: HARIKA ILAÇ

    Dünyaca ünlü saglik dergisi Mens Health in, uzman görüslerine basvurarak
    yaptigi bir derlemede faydalari saymakla bitirilemeyen Aspirinin
    iyilestirici etki yaptigi belirlenen 12 yeni hastalik daha masaya
    yatirildi. Amerikan Kalp Vakfi nin sözcüsü olan ve Mayo Clinic te ilaç
    uzmani olarak görev yapan Dr. Gerald Fletcher, "Bu kadar farkli
    amaçlarla kullanilabilecek baska bir ilaç yok. Hala Aspirin in yeni
    faydalarini bulmaya devam ediyoruz" diyor. Iste mucize ilacin 12 yeni
    marifeti....

    *Kaşıntıyı kesiyor: Birkaç tablet Aspirin i ezip toz haline getirin. Elde
    ettiginiz tozu bir miktar nemlendiriciyle karistirip kasinan bölgeye
    sürün. Bu losyon Aspirinin cilde nüfuz etmesini saglayacak ve kasintiyi
    durduracaktir.
    *Tansiyonu düsürüyor: Ispanyol bilimadamlarinin yaptigi bir arastirma,
    Aspirin in yüksek tansiyona iyi geldigini ortaya koydu. Her gün alinan
    100 miligram aspirin büyük ve küçük tansiyonu belirgin oranda
    düsürüyor. Ancak uzmanlar uyariyor: Aspirini sabah degil, geceleri
    içmelisiniz.
    *Günes yanigina karsi: Yazin bir anda korunmasiz olarak günesin altinda
    kalmaktan kaynaklanan yaniklar bir hayli can yakicidir ve ardindan
    cildin kabarciklar seklinde su toplamasina neden olur. Ancak çok fazla
    günes altinda kaldiktan en az bir-iki saat sonra alinacak iki adet
    Aspirin hem yanmayi hem de cildin su toplanmasini azaltir.
    *Kalp dostu: Günde en az 75 miligram Aspirin almak kani inceltip damar
    iltihaplanmasini önleyerek kalp hastaliklari riskini yüzde 30 oraninda
    düsürebiliyor. Gögüs agrisi hissedildiginde bir Aspirin çignemek, olasi
    kalp krizini bastan önlemeye yardimci oluyor ve kriz geçirilmisse bile
    bunun yarattigi tahribati azaltiyor.
    *Nasira iyi geliyor: 5-6 adet Aspirin i toz haline getirip yarimsar çay
    kasigi su ve limon suyuyla karistirin. Nasirli bölgeye bu karisimi
    sürdükten sonra üzerini sicak ve nemli bir bezle 10 dakika örtün.
    Aspirin in içindeki asit nasiri yumusatacak ve süngertasiyla biraz
    ovduktan sonra nasiriniz düzelecektir.
    *Prostati önlüyor: Ünlü saglik merkezi Mayo Clinic in uzmanlari
    tarafindan 1400 erkek üzerinde 5.5 yil boyunca yapilan bir arastirma,
    prostat riskinin her gün Aspirin içen erkeklerde iki kat azaldigini
    gösterdi.
    *Kolon kanserini önlüyor: Aile bireylerinizden biri kolon kanseriyse her
    gün Aspirin içmenizde büyük fayda var. Zira arastirmalara göre günde 81
    miligram Aspirin alan erkeklerde kolon kanseri riski, almayanlara göre
    yüzde 50 oraninda düsebiliyor.
    *Uçuklari geçiriyor: Macar uzmanlar tarafindan yapilan bir arastirmaya
    göre, her gün alinacak 125 miligram Aspirin uçuklarin cilt üzerindeki
    ömrünü ortalama 8 günden 5 güne düsürerek, neredeyse yari yariya
    azaltabiliyor. Aspirin, uçuga neden olan iltihabi da azaltarak,
    etkilenmis bölgenin daha çabuk iyilesmesini sagliyor.
    *Alzheimer dan koruyor: Hollanda daki Erasmus Tip Merkezi nde görevli
    bilim adamlari tarafindan yapilan bir arastirmaya göre birkaç yil
    boyunca düzenli Aspirin kullananlarda Alzheimer hastaligina
    yakalanma riski, bu ilaci düzensiz kullananlara göre yaklasik yüzde 80
    oraninda daha az ortaya çikiyor.
    *Kadinda kisirliga iyi geliyor: Arjantinli uzmanlar, çocuk sahibi
    olamayan bir grup kadin üzerinde testler yapti. Kadinlardan bir bölümüne
    sadece kisirlik ilaci, diger gruba ise kisirlik ilaciyla birlikte 100
    miligram Aspirin verildi. Aspirin, yumurtalikta kan dolasimini artirdigi
    için, ilaci Aspirinle alanlarin hamile kalma sansi yüzde 40 artti.
    Sadece kisirlik ilaci alanlarda ise yüzde 20 artis görüldü.
    *Sigilleri söküp atiyor: Bir parça bant alin, ortasina yuvarlak bir delik
    açin ve bu delik tam sigilin üzerine gelecek sekilde banti cildinize
    yapistirin. Ucu banttan disari çakan sigilin üzerine, daha önce toz
    haline getirdiginiz Aspirin i sürün ancak cildinizin diger taraflarina
    bulastirmayin. Sonra bunun üzerini baska bir bantla kapatip ayni islemi
    üç gece üst üste uygulayin. Sigiliniz iyilesecektir.
    *Felçten koruyor: Felcin nedeni kan pihtilasmasi. Aspirin in en önemli
    özelligi de pihtilasmayi önlemesi. Her gün alinacak bir Aspirin in, felç
    geçirmis erkeklerde yeni bir felç riskini yüzde 25 oraninda önledigi
    biliniyordu. Bundan yola çikan uzmanlar, genel olarak felç riski
    tasiyanlarda da ayni oranda etkili olacagini düsünüyor. Hatta bazi
    arastirmalar bu oranin daha da yüksek olabilecegini gösteriyor. Bu yeni
    faydalariyla Aspirinin gerçekten mucize ilaç oldugu bir kez daha
    kanitlandi.
    *Ancak her ilaç gibi Aspirin in de zararli etkileri
    olabiliyor. Uzmanlar özellikle mide hastalarini uyariyor: Dikkat,
    Aspirin mideyi delebilir. Çünkü mide asit salgilayan bir organ. Aspirin
    veya romatizma ilaçlari midenin koruyucu örtüsünü ortadan kaldiriyor.
    Böylece iç örtü asitle dogrudan temasa geçiyor.
    KAYNAK:STED DERGISI
     
  2. 24 Şubat 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  3. BenAysegUl

    BenAysegUl Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Şubat 2007
    Mesajlar:
    124
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    aspirin bide kani dahada sivilastiriyor/ inceltiyor. yani bir yerinizi keserseniz kanamanin durmasi uzun sürryor.

    bi iyi tarafi daha var. bunu jennifer lopez üyguluyormus (ben daha denemedim) : eger bi sivilceniz varsa bi aspirini ezip az su ekleyipde sivilcenin üzerine sürüyormus. aksama kadar o sivilceden hic bi iz kalmiyormus. :KK66:)))))
     
  4. 13 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  5. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Aspirin Kalp Krizini Önler mi?
    Doç.Dr. C. Kemal SÜMBÜL
    Bir söğüt ağacının insanlık için bu kadar önemli olabileceğini atalarımız herhalde hiç düşünmemişlerdi. "Aspirin gibi, her derde deva" şeklinde darb-ı mesel konusu olan bir ilâcın bu kadar yaygılaşması ve herkesin cebine girmesi, oldukça dikkat çekici dir. Aspirin çağımızın en çok ve en yaygın şekilde kullanılan ilâçlarından birisidir. Dünyada yaklaşık olarak yılda 35.000 ton aspirin üretilip, tüketilmektedir. Bu da 3,1 trilyon tablet demektir. Hemen herkes bu ilâcı, elinin altında bulundurmaktadır. Uzun bir geçmişe sahip olan ve büyüleyici bir geleceğe sahip olacağı düşünülen bu ilâcın tarihi, MÖ 5. yy'a dayanır. Hipokrat, söğüt ağacının kabuklarından elde ettiği bu acı tozu, ateş düşürücü ve ağrı giderici olarak kullandığında müessir maddesinin ne olduğu bilinmiyordu. Söğüt ağacının kabuklarındaki tozda "salisilat" olarak adlandırılan bu ilâçta, aspirin adıyla bilinen "salicin"'in etkili olduğu yıllar sonra anlaşıldı. İnsanı yaratan ve onun her ihtiyacını bilen Rabbimiz ise; sadece söğüt ağacını değil, daha binlerce çeşit bitkiyi, bu amaçla ezelî ve ebedî ilmiyle insanın istifadesine sunuyor.
    Eski Yunanlılardan beri insanlar, kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayan bu maddenin üzerinde yıllar süren çalışmalar yapmış ve hâlâ da yapıyorlar. Sadece Amerika'da yılda 80 milyar tabletin tüketildiği bu ilâçla ilgili dünyada birçok rapor yayınlanmakta ve medyada da spekülatif yazılar yazılmaktadır. Amerikan Millî Tıp Kütüphanesi'nin ana bilgisayarındaki katalog, aspirinle ilgili 2.700'den fazla ilmî makaleyi ihtiva etmektedir. Üstelik bu kadar makale sadece son beş yıla ait makalelerdir.

    Bir asır kadar önce Alman kimyageri Felix Hoffman, babasının arthritlerinden (eklem iltihabı) ileri gelen ağrılarını azaltmak için bir ilâç buldu. Ancak sodyum salisilat ihtiva eden bu ilâç şiddetli mide yanmasına sebep oluyordu. Bununla beraber yine de standart bir antiarthrit ilâcı olmuştu. Çok geniş hasta kitlesi tarafından kullanılan bu ilâç, hastalar tarafından kolay tolere edilemedi. Salisilatların asitliği mide için problem oluyordu. Hoffman daha az asitliğe sahip formülasyonlar üzerinde çalıştı ve "asetilsalisilik asit"i sentezlemeye muvaffak oldu. Bu madde diğer salisilatların tedavi edici hususiyetlerini taşıyor ve daha az mide tahrişine yol açıyordu. Asetilsalisilik asit ateşi düşürüyor, orta şiddetteki ağrıları gideriyordu. Daha yüksek dozlarda alındığında romatizma ve eklem iltihaplarına ait ağrıları gideriyordu. Hoffman bu maddenin kullanılmakta olan diğer salisilatlardan daha tesirli olduğunu ispatlayacağından emindi. Ancak hocaları aynı düşüncede değillerdi. Yüksek dozlarda nefes darlığına ve kalb atışlarında artışa sebep olduğundan ona pek şans tanımıyorlardı. Hoffman'ın patronu Friedrich Bayer & Company; asetilsalisilik asit maddesine aspirin (bugünkü adı) ismini verdi. 1897'de aspirin imaline başlayan Bayer, ilâcın geleceğinden habersizdi. Çünkü keşfedildikten bir asır sonra aspirinle ilgili lâboratuar çalışmalarının yoğunlaşacağı, kalb-damar hastalıklarından kansere, migren ağrılarına ve hamilelikte yüksek tansiyona kadar geniş bir yelpazede klinik araştırmalarda popüler bir ilâç hâline geleceği hiç kimse tarafından tahmin edilemezdi.

    Asetilsalisilik asit düşük dozlarda alındığında kanın pıhtılaşmasını azaltıyor, biraz yüksek dozlarda ateşi düşürerek romatizmal arthritlerin ağrısını ve şişliğini gideriyordu. Aspirine ait bu sırlar halen anlaşılabilmiş değil... Ancak otoritelerin çoğu aspirinin tesirlerinden birinin, prostoglandin üretimini yavaşlatmasından kaynaklandığını kabul etmektedir.

    Prostoglandinler, hormon benzeri maddeler olup; kanın damarlardaki akışkanlığına tesir eder, rahim kasılmalarını kontrol eder ve kanın akmasını durduran pıhtılaşmayı oluşturur. Ayrıca vücudun çeşitli aktivitelerinde düzenleyici rolleri vardır.

    1970'li yıllarda İngiliz Farmakolog John Vayne (Ph.D.), doku yaralanmaları neticesinde hemen prostoglandin maddesinin salgılandığını ifade ederek, prostoglandinlerin kızarıklığa ve ateşe sebebiyet verdiğini, eğer prostoglandin sentezi durdurulursa kan plâtletlerinin (pıhtılaşmayı sağlayan kan pulcukları) topaklamasından kaynaklanan kan pıhtısının oluşması önlenebilecekti. Bu da aspirinle sağlanıyordu.

    Aspirin hormonsuz iltihap giderici ilâçların ilkiydi. Aspirin ve benzeri diğer ilâçlarla, prostoglantinler arasındaki münasebet üzerine çok çalışmalar yapıldı. Özellikle aspirinin kalb krizlerine yol açan kan pıhtısını önleyip önlemediği konusunda ilgi bir hayli arttı. Çünkü kalb krizinden birçok insan hayatını kaybediyordu. Kalb krizi veya miyokardiyal enfarktüs olayı; sadece kalbin içinden kan akışının durmasıyla değil, aynı zamanda kalb kaslarının belli bölgelerine kanın gitmemesiyle ve dolayısıyla da beslenememesinden meydana gelmektedir. Yeterli kanın ulaşmadığı kaslarda ölü sahalar oluşur ve kalbin pompalama gücü zayıflar veya tamamen durur. Miyokardiyal enfarktüse yol açan en yaygın durum coroner damarlarda tedrici olarak plâkların oluşmasıyla (artheriosclerosis) başlar. Daralan damarlarda kan akımı zorlanır ve sınırlı bir dolaşım vardır. Bu durumda sık sık göğüs ağrıları meydana gelir. Akut bir kalb krizinin bu daralan damarlarda küçük bir pıhtının oluşmasıyla meydana geldiğine inanılır. Amerika'da her yıl yaklaşık 1.250.000 kişinin kalp krizi geçirdiği ve bunlardan 500.000'inin ölümle sonuçlandığı kaydedilmektedir. İlk kalp krizi sonucu sağ kalanlar, ikinci bir kriz için büyük bir risk taşırlar.

    Aspirin kalb krizini önler mi?
    İnsanın hayatını sonlandıran bir olayı önleyecek ilâcın önemini ve popülaritesini siz düşünün. Aspirin'in kalb krizlerini önleyici tesirinin pıhtı oluşmasını engelleme özelliğinden kaynaklanabileceği üzerine düşünülmüş ve bilim adamları kalb ve dolaşım sistemi hastalıklarının tedavisinde veya önlenmesinde klinik araştırmalar yaparak konuyu aydınlatmaya çalışmışlardır. Bu deneylerde üç tip insan üzerinde çalışılmıştır. Birinci grup; geçmişinde kalb damarları veya beyin dolaşımı rahatsızlıkları olan kişiler, ikinci grup; acil durumlarda olan, yani akut kalb krizi geçirme safhasında olan kişiler, üçüncü grupda ise; ne öncesinde ne de mevcut halinde herhangi bir kalb-damar hastalığı olmayan sağlıklı kişiler... Kalp krizini önleme ve kalb-damar hastalıklarının tedavisinde aspirinin büyük bir önemi olduğu görülmüştür. Miyokardiyal enfraktüs geçirenlerde aspirinin ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı, sağlıklı kişiler üzerinde düzenli aspirin kullanmanın ilk kalb krizini önlemede müessir olup olmadığı hususu muğlaktır. Beyin damarlarında da tıpkı kalbde olduğu gibi damarlar daralır ve beyin yeterince beslenemezse, beyin enfarktüsü ve buna bağlı felçler ve organ iptalleri ortaya çıkar.

    Aspirinin hikâyesi bu kadarla bitmemektedir. Yapılan araştırmalara göre, muhtemel kullanım alanlarından birisi de kanser konusundadır. Geçen on yılda yapılan çalışmalarda aspirinin ve onun benzerlerinin birçok tümör çeşidinin büyümesini yavaşlattığı tespit edilmiştir. Özellikle colorectal (kalın bağırsağın anüse yakın olan kısmı) kanserinde etkili olduğu -ki bu kanser çeşidinin Amerika Birleşik Devletleri'nde kanser ölümlerinde üçüncü sırada yer aldığı rapor edilmiştir. - tespit edilmiştir.

    Bazı durumlarda bağırsaklarda çok sayıda poliplerin gelişmesiyle onları önleyebilir veya onların habis tümör haline gelmesini önleyebilir. Kolon kanserinin bağırsak duvarlarında yüksek miktarda prostoglandinlerin bulunmasıyle bağlantılı olduğu, aspirinin onları azaltabileceği düşünülmekte ve araştırmalar davam etmektedir. Ayrıca aspirinin serbest radikalleri tuttuğu, serbest radikalllerin metabolizmanın artık ürünleri olup, bunların kanser gelişimiyle alâkalı olduğu belirlenmiştir. Kolon kanseri için en kuvvetli risk faktörünün yaş olduğu, yaşlandıkça yakalanma riskinin arttığı, 40-45 yaşlarında kolon kanserine yakalanma oranının yüzbinde 10, 75-80 yaşları arasında bu oranın yüzbinde 300 olduğu bildirilmektedir. Sigara, şişmanlık, içki, az posalı diyet ve spor yapmama diğer risk faktörleridir. Kolon kanserinin bağırsak duvarlarında kronik iltihaplanma (kızarma ve şişme) başladığı ve bu durumlarda tabiî maddelerde yani prostoglandinlerde bir artma olduğu tespit edilmiştir. Aspirin ve benzer ilâçlar prostoglandin sentezini yavaşlatmak suretiyle kızarıklığı ve şişmeyi tedavi eder. Başka bir araştırmada; 1980'li yıllarda artrit hastalarında kolon kanserinin nispetinin az olduğu ve bunun sebebinin; hastaların ağrılarını gidermek için aspirin ve benzer ilâçları düzenli olarak her gün kullanması gösterilmiştir. Bu çalışmalar 1970'li yıllara kadar devam etmiş, aspirinin ve benzer ilâçların bu tür rahatsızlıklarda kullanımları ile meydana gelen yan tesirlere dikkat çekilmiştir. Bilhassa midebağırsak sıkıntılarına sebep olduğu, mide kanamalarına ve sindirim sisteminde yaralanmalara yol açtığı belirtilmiştir. Bu yan tesirler aspirin ve benzeri diğer hormon olmayan iltihap gidericilerin; kronik ağrıların kontrolünde ve artritlerin tedavisinde kullanımını sınırlayıcı bir faktördür. Aspirinin prostoglandin sentezini yavaşlatmasının enzim sistemiyle alâkalı olduğu tahmin edilmektedir. Kısaca COX olarak ifade edilen bu enzimlerin iki şekli olduğu (COX1 ve COX2) ve bunların arachidonik asidi prostoglandinlere dönüştürdüğü belirtilmektedir. COX2'nin oldukça yüksek prostoglandin üretimine cevap verdiği ve bunun kolon (kalın bağırsak) kanserine yol açtığı belirtilen araştırmalarda siklooxigenaz2 (COX2)'ye seçici olan durdurucular üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bunlar celecoxib ve rufecoxib olarak bildirilmekte, reçetelerde ise Celebrex ve Vioxx isimleriyle yazılmaktadır. İnsanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda altı ay boyunca hergün seçici COX2 durdurucusu Celecoxib kullanarak hastalardaki poliplerin % 28 civarında azaldığı (ki bunlar colon kanserinin ön maddeleridir) kaydedilmiştir. Siklooxigenazlara bu tip ilâçların etki etmediğini söyleyen bilim adamları da bulunmaktadır.

    Aspirini veya diğer hormon olmayan iltihap giderici ilâçları, kanseri önlemek için tavsiye etmenin erken olduğu, kanserin hangi çeşidine ve hangi dozda tesir ettiği konusunda yeterli bilgi olmadığının, bunun aydınlatılması gerektiği bilim adamları tarafından belirtilmektedir.

    Soğuk algınlığından kansere kadar birçok hastalığa karşı kullanılan aspirinin, yeni kullanım alanları ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. Etki mekânizması konusunda ise çok detaylı açıklamalar olmamakla beraber, prostoglandin sentezini yavaşlatması konusu üzerinde bir yoğunluk bulunmaktadır. Diğer taraftan, coroner damarlardaki daralmalar sonucunda yüksek kan basıncını azaltıcı tesir yaptığı, ancak bu etki mekânizmasının pıhtılaştırmayı önleyici etki olarak belirtildiği, halk arasında ise kanı sulandırdığı şeklinde bilinmektedir. Buna benzer bir tesiri hamilelerde plâcentanın spiral arterlerinde (göbek kordonunda) meydana gelen daralmayı önleyerek cenine giden kan akışını düzenlediği, böylece besin ve oksijen taşınmasını sağladığı şeklinde açıklama getirilerek, hamilelikte de kullanılabileceği belirtilmektedir. İnsan vücudu çok karmaşık ve kompleks bir yapıya sahip olduğundan, vücut makinesinde meydana gelen bütün olayları aydınlatmak da o derece zor görülmektedir. Vücudun herhangi bir organı diğerlerinden tecrit edilemediği için bütün olaylar aynı anda bütün vücudun her hücresiyle irtibatlıdır. Biri diğerinden etkilenmektedir. Onun için bir olayın mekânizmasını açıklama konusunda bilim adamları çoğu zaman "olayın mekânizması tam olarak bilinmemektedir" ifadesini kullanmaktadırlar. Bu da insanın ne kadar mükemmel ve kompleks bir şekilde yaratıldığı hususunu bize hatırlatmaktadır.

    Hangi sebeple kullanılırsa kullanılsın, biz yine de aspirin almadan önce bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatalım. Bilim adamları tarafından da ikaz niteliğinde belirtilen bazı hususlar:
    1. Aç karnına aspirin almayınız.
    2. Birkaç günden fazla aspirin alacağınız zaman doktorunuza danışınız.
    3. Mide ülseriniz varsa veya daha önce ülser geçirmişseniz doktorunuza sormadan sık sık aspirin kullanmayınız
    4. Doktorunuz tavsiye etmedikçe kesinlikle günde dört g'dan fazla aspirin kullanmayınız.
    5. Diğer bütün ilâçlarda olduğu gibi alkolle aspirin almayınız.
    6. Bazı ülkelerde 12 yaşın altındaki çocuklara doktor tavsiyesi olmadan aspirin alınmasının tavsiye edilmediğini biliniz.
     
  6. 24 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  7. melis

    melis Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Mart 2007
    Mesajlar:
    30
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    John Hopkins Üniversitesi ve Bloomberg Halk Sağlığı Okulu araştırmacıları, günde iki çorba kaşığı siyah çikolata yemenin, kandaki pıhtılaşmanın önüne geçilmesine yardımcı olabileceği sonucuna ulaştılar. Bilim adamlarının, aspirinin kandaki pıhtılaşmaya etkisi üzerine yapılan daha büyük bir araştırma sırasında çıkarttıkları sonuca göre, çikolata, aspirinle benzeri bir biyokimyasal etki yaratıyor ve kandaki pıhtılaşmayı azaltıyor.

    Profesör Diane Becker, araştırma sonucunda, kakao çekirdeğindeki kimyasalın, kandaki pıhtı hücrelerinin azaltılmasında, aspirinle aynı biyokimyasal etkiyi yarattığını öğrendiklerini söyledi.

    Siyah çikolatanın, tansiyonu düşürebildiği ve kan dolaşımına farklı faydaları olduğu bilim adamlarınca yaklaşık 20 yıldır biliniyor. American Heart Association'ın yıllık bilim toplantısında duyurulması planlanan son araştırma, gıda tüketiminde normalin dışına çıkılmamasını öğütlüyor ve düzenli diyetin bir parçası olarak yenecek bir parça çikolatanın veya içilecek sıcak çikolatanın insan sağlığı için iyi olduğu sonucuna ulaşıyor.
     
  8. 24 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  9. melis

    melis Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Mart 2007
    Mesajlar:
    30
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    kirazcıım muhakkak ki vitamin sorunudur ama uzman değilim maalesef keşke olsaydım ama yardımcı olacak bilgiler gönderebilirim..umarım işine yarıyacak bişeyler bulursun canm..

    saç dökülmesi:

    Tüm toplumlarda saç ve saç şekillerinin sosyal ve kültürel bir önemi vardır. Saç dökülmesi ile karşılaşan bir insan kendisini fiziksel ve ruhsal olarak zayıf görmeye başlayarak bu durumdan kurtulabilmek için değişik yöntemlere başvurabilir. Ancak saç dökülmesine neden olan sebep bulunmadan doğru bir tedavi şekli uygulanamaz. Bu nedenle , aşırı saç dökülmesi, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme şikayetleri başlayan insanların Deri Hastalıkları Uzman hekimlerine başvurmaları gerekmektedir.

    Nomal Saç Büyümesi:

    Sağlıklı bir insansanda saçların yaklaşık %90'ı sürekli uzama halindedir. Bu büyüme evresi 2-6 yıl kadar sürebilir.Geriye kalan %10'luk kısım ise 2-3 ay kadar süren dinlenme evresinde bekler.Bu dinlenme evresi sonucunda saçlar dökülür., dökülen saç köklerinden yeni saçlar büyümeye başlar ve döngü bu şekilde devam eder. Saç telleri ayda ortalama 1-1.5 cm kadar uzar. İnsanlar yaşlandıkça saç uzama hızları yavaşlar. Doğal sarışınlar(140.000), esmer(105.000) ve kızıllardan(90.000) daha çok saç teline sahiptirler. Saç dökülmelerinin çoğunun sebebi normal saç büyüme döngüsünden kaynaklanır. Günde 50-100 adet saç telinin dökülmesi normal sınırlar içerisinde kabul edilir.Eğer aşırı miktarda saç kaybı,saçlarda gözle görülen incelme oluşursa en kısa zamanda doktora baş vurulmalıdır.

    Saç dökülmesinin başlıca nedenleri:

    Uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımı: Saça uygulanan her türlü boya, renk açma, saçı düzleştirme veya perma gibi yöntemler uygun koşullarda yapılmazsa saça zarar verebilir.Bu yöntemlerin sık sık veya aynı anda uygulanması da saçı zayıflatıp kırılmasına neden olabilir. Saçı çeken saç şekillerinin de (atkuyruğu, örgü, saçı sıkı lastiklerle toplama gibi) sıklıkla uygulanmaması gerekir çünkü saç diplerine etki eden sabit çekme kuvveti saç kaybına neden olabilir. Saçı sık sık yıkamak, taramak ve fırçalamak da saçı kırabilir.Saçı sampuanladıktan sonra saç kremi kullanmak saç taranmasını kolaylaştırır. Saç ıslakken daha kırılgandır bu nedenle havlu ile saçı ovalayarak kurutmaya çalışmak, taramak ve fırçalamaktan kaçınılmalıdır.Geniş ağızlı ve düz uçlu taraklar tercih edilmelidir.

    Ailesel saç kaybı : Saç dökülmelerinin en sık sebebi kalıtsal özelliktir. Bu kalıtıma sahip olan kadınlarda da saçlarda azalma görülür ancak kellik oluşmaz. Bu duruma ' Erkek Tipi Kellik' denir, 10-20-30'lu yaşlarda başlayabilir. Son zamanlarda yeni tıbbi tedavi seçenekleri sunulmasına rağmen kalıcı bir düzelme sağlamak saç transplantasyonu dışında henüz mümkün değildir. Hasta için uygun olacak yöntem doktor tarafından seçilmelidir.

    Alopesi areata: Bu tip saç kayıplarında düzgün yüzeyli, para büyüklüğünde veya daha geniş yuvarlak yama tarzı alanlar oluşur. Nadiren tüm saç ve vücut kıllarında kayıp oluşabilir. Çocuk ve erişkin her yaşta gözlenebilir. Saç dökülmesini yapan neden bilinmemektedir.Bir çok hastada saçlar kendiliğinden büyür. Şiddetli ve uzun süren durumlarda sürme veya ağızdan tedaviler uygulanabilir.

    Doğum sonrası: Gebe bayanlarda saçlarının büyük bir kısmı büyüme halindedir. Doğum sonrası saçlar saç büyüme döngüsünün dinlenme fazına geçerler. 2-3 ay içerisinde saçların aşırı miktarda döküldüğü fark edilebilir, bu süreç 1-6 ay kadar sürebilir ve çoğunlukla saçlar büyüyerek eski miktarlarına ulaşırlar.

    Yüksek ateş, ağır enfeksiyon ve soğuk algınlığı: Hastalıklar saçların dinlenme evresine girmesine neden olabilir. Yüksek ateş ve ağır bir hastalıktan 4 hafta ile 3 ay sonra yoğun bir saç kaybı gelişebilir.Zaman içerisinde saçlar tekrar eski halini alır.

    Tiroid hastalıkları: Fazla ve az çalışan tiroid bezi saç kaybına neden olabilir.Tiroid hastalıkları laboratuar testleri ile araştırılabilir. Tiroid hastalığının tedavisi ile saç kayıpları da düzelir.

    Eksik protein içerikli beslenme: Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme alışkanlığına sahip kimselerde protein eksikliği oluşur ve vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokar.2-3 ay sonra yoğun bir saç kaybı oluşur. Saç kökleri zayıflar. Bu durum diet ile yeterli miktarda protein alınımı ile düzelebilir.

    İlaçlar: Bazı ilaçlar geçiçi bir süre saç dökülmesine neden olabilir. Romatizmal, gut, depresyon, kalp hastalığı, yüksek tansiyon için reçete edilen ilaçlar ve yüksek doz A vitamini saç dökülmesi yapabilir.

    Kanser tedavileri: Bazı kanser tedavileri saç hücrelerinin bölünmesini durdurabilir. Saçlar deriden çıkınca zayıflar ve kırılır. Bu durum terapiden 1-3 hafta sonra gerçekleşir ve hastalar saçlarının %90 'ını kaybeder , terapi sona erdikten sonra saçlar tekrar büyüme gösterir ve eski haline döner.

    Doğum kontrol hapları: Doğum kontrol hapı kullanan bir bayanda saç dökülmesi sıklıkla kalıtsal bir yatkınlıkla oluşabilir. Saç dökülmesi gelişirse haplar Kadın-doğum doktorları tarafından değiştirilmelidir. Hap kullanımını kesen bir bayanda 2-3 ay sonra saç dökülmesi başlayabilir ve 6 ay kadar sürebilir. Bu durum doğum sonrası gözlenen saç dökülmesi mekanizması ile benzerdir.

    Düşük serum demir düzeyi: Demir eksikliği saç dökülmesine neden olur.Bazı insanlar demiri besinsel olarak eksik alırken bazılarında ise demirin bağırsaklardan emilimi yetersizdir. Bayanlarda adet kanamaları nedeni ile demir eksikliği daha sık görülür. Demir eksikliği laboratuar testleri ile araştırılıp , demir hapları ile tedavi edilmelidir.

    Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar: Büyük cerrahi operasyon geçiren hastalar 1-3 ay içinde aşırı bir saç dökülmesi fark edebilirler. Bu durum birkaç ay içinde geçer. Ağır kronik hastalığı olan hastalığı olan kişilerde saç kaybı ömür boyu devam eder.

    Mantar hastalıkları: Küçük yamalar halinde kabuklanmalar ile başlayıp yayılabilir, saçlarda kırılma saçlı deride kızarıklık şişlik ve hatta sızıntıya neden olabilir. Bu bulaşıcı hastalık çocuklarda daha sık görülür ve ilaç ile tedavi edilmelidir.

    Trikotilomani(Saç koparma hastalığı): Çocuklar ve bazen erişkinler saç, kaş veya kirpiklerini koparıncaya kadar çekebilirler ve bunu bir alışkanlık haline getirirler. Böyle durumlarda psikoloji danışmanlarına başvurulması uygundur.
     
  10. 3 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  11. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Aspirin'in kanı sulandırıp damar tıkanıklığını ortadan kaldırarak felç riskini azalttığı görüşünü çürüten Harvard Üniversitesi’nin araştırmasından sonra dünyanın en eski ilacı bir darbe de Oxford Üniversitesi’nden yedi.
    Üniversitenin uzmanları, düzenli Aspirin kullanımının damarları genişletip patlamasına yol açtığı ve felç riskini artırdığını ortaya çıkardı. Felç, iki şekilde oluşuyor.

    1’incisi beyne giden damarların tıkanması, 2’ncisi damarların patlayarak beyin kanamasına yol açması. Belli bir dozda Aspirin damarları genişleterek ilk riski azaltıyor. Fazla alındığında da damarları patlatıp felce neden oluyor.

    1000 vakayı inceleyen uzmanlar bu riskin önünü almak için düzenli Aspirin içen 75 yaş üzeri kişilerde kanamayla gelen felcin son 25 yılda 10 kat arttığını tespit etti.
     
  12. 26 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  13. angelike

    angelike Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    172
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    İngiliz bilim adamları, uzun süreli aspirin kullanımının bağırsak kanserini önleyebildiğini tespit etti.



    Oxford üniversitesi bilim adamları, sonuçlarını tıp dergisi The Lancet’de yayımladıkları araştırmalarında, beş yıl süreyle günde 300 miligramlık doz aspirin kullanımının, bu süreyi takip eden 15 yılda bağırsak kanserine yakalanma ihtimalini yüzde 74 oranında azalttığını gördü.

    Mide rahatsızlıkları ve hatta mide kanamasına kadar varan yan etkilerinden dolayı uzun süreli aspirin kullanımının ancak bağırsak kanserine yakalanma riski yüksek olan kişilere tavsiye edilebileceğini belirten bilim adamları, araştırmalarını 7500 kişi üzerinde yaptı.

    1970’li ve 80’li yıllarda başlayan araştırmaya katılanlara, günlük 300, 500, 1200 miligramlık doz olarak aspirin ve bir gruba placebo verildi. Araştırmaya katılanlara aspirin beş ve yedi yıl süreyle kullandırıldı. Daha sonra katılımcıların sağlık durumu 20 yıl süreyle izlendi.
     
  14. 28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  15. angelike

    angelike Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    172
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    100 yıldır en fazla kullanılan ilaçlardan Aspirin, mucizevi bir ilaç mı, yoksa tehlikeli bir hap mı? Beyin cerrahı Prof. Dr. Orhan Barlas ve kardiyolog Prof. Dr. Vedat Sansoy tartıştı..




    Prof. Dr. Orhan Barlas:
    Aspirin "Yaşım geldi," diye kullanılacak bir ilaç değildir. Aspirin içtikten sonra küçük bir kaza, beyin kanamasına yol açabilir.



    Günde bir aspirin almak sağlık için yararlı mı?


    "40 yaşına geldim, en iyisi artık günde bir Aspirin alayım," diye bir alışkanlık başladı. Bu çok yanlış. Doktor tavsiye etmedikçe ya da damar tıkanıklığı nedeniyle kullanılması gerekmiyorsa, aspirin öyle alınacak bir ilaç değildir.

    Aspirin, hiç yan etkisi olmadan, en kolay kullanılan ağrı kesici mi?


    Ağrıyı kesmek için aspirinden çok daha az yan etkisi olan ilaçlar var. Ağrıyı kesmek için ilk akla gelen ilaç, artık aspirin olmamalı.


    Doktora sormaya gerek var mı?


    Aspirin çok masum bir ilaç değildir. Gerekli değilse kullanmamak lazım. Aspirin'in kanamalara yol açmak gibi çok ciddi yan etkileri olabilir. Doktora sormadan Aspirin almak, cesaret ister.

    Aspirin kullanımı sonucu karşılaşabileceğiniz en büyük zarar nedir?


    Aspirin aldıktan sonra diyelim ki trafik kazası geçirip kafanızı bir yere çarptınız, beyin kanaması riskiniz çok daha fazla olur. Küçük bir çarpmayla daha büyük bir kanama ortaya çıkabilir. Yani Aspirin'i durup dururken almamak gerekir.


    Aspirinn'in hayat kurtarıcı etkisi olabilir mi?


    Aspirin, felç olma riskini azaltır. Damar tıkanıklığı olan hastaların da felç riski vardır. Bu çeşit hastalarda, felci önlemek ya da küçük bir felç geçiren hastaların daha büyük felçle karşılaşmaması için günde bir küçük Aspirin almalarını öneririm.


    Prof. Dr. Vedat Sansoy:
    Aspirin, en masum ağrı kesicilerden biridir. Kalp krizi geçirirken iki aspirin çiğnerseniz, hayatınız kurtulabilir.




    Günde bir aspirin almak sağlık için yararlı mı?


    Doktor tarafından önerilen kişiler için günde bir aspirin almak yararlıdır. Sigara içen, kolesterolü ve tansiyonu yüksek, ailesinde kalp hastalığı bulunan, şeker hastalığı olan kişiler için düzenli aspirin kullanımı çok yararlıdır.


    Aspirin, hiç yan etkisi olmadan, en kolay kullanılan ağrı kesici mi?


    Ağrı kesici olarak son derece masum bir ilaçtır. Günlük dozlarda 1.5 grama kadar ağrı kesici olarak alınabilir. Ağrı kesici amaçla düzenli kullanmanız gerekmez. En fazla bir ya da iki tane alırsınız. O zaman kanama yapma gibi riski olmaz.
    Doktora sormaya gerek var mı?
    Aspirin kullanmak için mutlaka doktora sormaya gerek vardır. Hatta bence Aspirin reçeteye de yazılmalıdır.


    Aspirin kullanımı sonucu karşılaşabileceğiniz en büyük zarar nedir?


    Eğer kalp damar hastalığı riskiniz çok düşükse, aspirinin zararları, yararlarından fazla olabilir. Beyin ve mide kanaması riski vardır. Çocukların ateşini düşürmek için Aspirin kullanılmaz. Karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden Reye Sendromu'na neden olabilir.

    Aspirinn'in hayat kurtarıcı etkisi olabilir mi?


    Özellikle diğer risk faktörleriniz varsa, kalp hastalığı riskiniz yüksekse, Aspirin alarak hayatın kurtulması mümkündür. Kalp krizi geçiren kişinin hastaneye giderken iki tane Aspirin çiğnemesi durumunda krizin vereceği hasar azalır.
     
  16. 9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  17. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    Aspirin'in kanı sulandırıp damar tıkanıklığını ortadan kaldırarak felç riskini azalttığı görüşünü çürüten Harvard Üniversitesi’nin araştırmasından sonra dünyanın en eski ilacı bir darbe de Oxford Üniversitesi’nden yedi.

    Üniversitenin uzmanları, düzenli Aspirin kullanımının damarları genişletip patlamasına yol açtığı ve felç riskini artırdığını ortaya çıkardı. Felç, iki şekilde oluşuyor.

    1’incisi beyne giden damarların tıkanması, 2’ncisi damarların patlayarak beyin kanamasına yol açması. Belli bir dozda Aspirin damarları genişleterek ilk riski azaltıyor. Fazla alındığında da damarları patlatıp felce neden oluyor.

    1000 vakayı inceleyen uzmanlar bu riskin önünü almak için düzenli Aspirin içen 75 yaş üzeri kişilerde kanamayla gelen felcin son 25 yılda 10 kat arttığını tespit etti.
     
  18. 29 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : 1kumtanesi
  19. Anuska

    Anuska Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2007
    Mesajlar:
    7.215
    Beğenildi:
    62
    Ödül Puanları:
    148
    Paylaşım için teşekkürler canım. Ben de bir ekleme yapayım izninle...

    100 yıldır en fazla kullanılan ilaçlardan Aspirin, mucizevi bir ilaç mı, yoksa tehlikeli bir hap mı? Beyin cerrahı Prof. Dr. Orhan Barlas ve kardiyolog Prof. Dr. Vedat Sansoy tartıştı..

    Prof. Dr. Orhan Barlas:
    Aspirin "Yaşım geldi," diye kullanılacak bir ilaç değildir. Aspirin içtikten sonra küçük bir kaza, beyin kanamasına yol açabilir.

    Günde bir aspirin almak sağlık için yararlı mı?
    "40 yaşına geldim, en iyisi artık günde bir Aspirin alayım," diye bir alışkanlık başladı. Bu çok yanlış. Doktor tavsiye etmedikçe ya da damar tıkanıklığı nedeniyle kullanılması gerekmiyorsa, aspirin öyle alınacak bir ilaç değildir.

    Aspirin, hiç yan etkisi olmadan, en kolay kullanılan ağrı kesici mi?
    Ağrıyı kesmek için aspirinden çok daha az yan etkisi olan ilaçlar var. Ağrıyı kesmek için ilk akla gelen ilaç, artık aspirin olmamalı.

    Doktora sormaya gerek var mı?
    Aspirin çok masum bir ilaç değildir. Gerekli değilse kullanmamak lazım. Aspirin'in kanamalara yol açmak gibi çok ciddi yan etkileri olabilir. Doktora sormadan Aspirin almak, cesaret ister.

    Aspirin kullanımı sonucu karşılaşabileceğiniz en büyük zarar nedir?
    Aspirin aldıktan sonra diyelim ki trafik kazası geçirip kafanızı bir yere çarptınız, beyin kanaması riskiniz çok daha fazla olur. Küçük bir çarpmayla daha büyük bir kanama ortaya çıkabilir. Yani Aspirin'i durup dururken almamak gerekir.

    Aspirinn'in hayat kurtarıcı etkisi olabilir mi?
    Aspirin, felç olma riskini azaltır. Damar tıkanıklığı olan hastaların da felç riski vardır. Bu çeşit hastalarda, felci önlemek ya da küçük bir felç geçiren hastaların daha büyük felçle karşılaşmaması için günde bir küçük Aspirin almalarını öneririm.

    Prof. Dr. Vedat Sansoy:
    Aspirin, en masum ağrı kesicilerden biridir. Kalp krizi geçirirken iki aspirin çiğnerseniz, hayatınız kurtulabilir.

    Günde bir aspirin almak sağlık için yararlı mı?
    Doktor tarafından önerilen kişiler için günde bir aspirin almak yararlıdır. Sigara içen, kolesterolü ve tansiyonu yüksek, ailesinde kalp hastalığı bulunan, şeker hastalığı olan kişiler için düzenli aspirin kullanımı çok yararlıdır.

    Aspirin, hiç yan etkisi olmadan, en kolay kullanılan ağrı kesici mi?
    Ağrı kesici olarak son derece masum bir ilaçtır. Günlük dozlarda 1.5 grama kadar ağrı kesici olarak alınabilir. Ağrı kesici amaçla düzenli kullanmanız gerekmez. En fazla bir ya da iki tane alırsınız. O zaman kanama yapma gibi riski olmaz.
    Doktora sormaya gerek var mı?
    Aspirin kullanmak için mutlaka doktora sormaya gerek vardır. Hatta bence Aspirin reçeteye de yazılmalıdır.

    Aspirin kullanımı sonucu karşılaşabileceğiniz en büyük zarar nedir?
    Eğer kalp damar hastalığı riskiniz çok düşükse, aspirinin zararları, yararlarından fazla olabilir. Beyin ve mide kanaması riski vardır. Çocukların ateşini düşürmek için Aspirin kullanılmaz. Karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden Reye Sendromu'na neden olabilir.

    Aspirinn'in hayat kurtarıcı etkisi olabilir mi?
    Özellikle diğer risk faktörleriniz varsa, kalp hastalığı riskiniz yüksekse, Aspirin alarak hayatın kurtulması mümkündür. Kalp krizi geçiren kişinin hastaneye giderken iki tane Aspirin çiğnemesi durumunda krizin vereceği hasar azalır.


    Haber 7