Atatürk(Emre Kongar)

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 26 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    26 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438

    Bir Batılı düşünür; “Başarı ve başarısızlıklar, tarih açısından, yalnızca dünya olaylarını doğrudan etkiledikleri için önemli değildirler. Asıl önemleri siyasal bakımdan bir simge oluşturmalarında yatar. İşte Kemalist deney bunun en güzel örneğidir” demiştir. (Wiatr, 1981:3)

    Yazar Emre Kongar’ın bu anlayışla kaleme aldığı “Devrim Tarihi ve Toplum Bilimi Açısından Atatürk”; üç kitaptan oluşmaktadır. Birinci kitapta yazar; bir devrimin nesnel koşullarını kavramlar ve modeller açısından irdeleyerek, önce terim ve kavramlar üzerinde durduktan sonra, gelişmiş ülkeler için geçerli iki model ile, gelişmekte olan ülkeler için geçerli bir modeli Türk Devrimi ile karşılaştırmalı olarak incelemiş; ikici kitapta bir devrimin öznel koşullarını, Türk devrimi açısıdan ele almış, Atatürk’ü liderlik, örgüt, ve ideoloji açısındanda incelemiş, üçüncü kitapta ise Türk Devrimine dayalı bir değerlendirme yapıştır.

    Birinci kitabın ilk bölümünde kavram ve termonoloji sorunu üzerinde duran yazar; ihtilal; inkilap ve devrim terimlerini açıklamış ve ihtilal sözcüğünün “ayaklanma”,”isyan”, “darbe” gibi terimleri akla getirdiğinden bahsetmiş, Türk toplumunun yaptığının bir ihtilal değil bir devrim olduğudan söz etmiştir. Türk Devrimini; Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapısında hızlı ve kapsamlı bir değişme yaratma olarakta görülmesi gerektiğini ve Atatürk’ün eylemini bu bağlam içinde inceleyip irdelemeye çalışılması gerektiğine olan inancını belirtmiştir.

    Birinci kitabın ilerleyen bölümlerinde ise yazar; Evrensel Modeller ve Türk devrimi üzerinde durmuş; ileri teknolojiye sahip ülkeler için geliştirilmiş modelleri incelemiş ; Endüstri devrimini yüzyılların birikimi ile çatırdayan ve çürüyüp giden feodal düzenin üzerine, yeni bir yapıyı, burjuvazi ve proleterya arasinda paylaşılan bir düzeni getirdiğini belirtmiş ve çağımızın devrim modellerine damgasını vuran temel olayında bu olduğunu, Avrupa’da endustri devrimi, bütün gücü ile sürüp gelişirken bir başka olayında Fransız devrimi olduğunu, bu devrimin teknolojik gelişmelerin karşı durulmaz dalgalarının, ideolojik kalıplar biçimine sokularak bir düzenin tüm temellerini sarstığını vurgulamıştır.
    Ayrıca Pozitivist kuramı inceleyen yazar pozivist kuramı çok kısaca bir düşünce devrimi olarak nitelendirmiştir. Yazara göre bu kuram “aklın hurafeye”, “bilimin dine” zaferi olarkta düşünülebilinir. Pozitivist kuramı Türk Devrimi açısındanda ele alan yazar Türk devrimini, pozitivist düşünceyi hemen hemen tümüyle uygulamaya aktarmış olduğunu ve Atatürk’ün bu kuramı cok işlevsel olarak kullandığını belirtmiştir. Niketim, pozitivizmin Mustafa Kemal’in elinde bu denli işlevsel olabilmesinin altında yatan gerçek, Osmanlı toplumunun hem siyasal otoritenin kaynağı bakımından, hemde toplum yapısı açısından dine dayalı bulunması gösterilmiştir.

    Birinci kitabın son bölümünde yazar, bir devrimin genel koşullarını incelemiş; devrimlerin ne zaman ortaya çıktığı; hangi koşulların bir devrim oluşması için uygun bir ortam yarattığı sorularına cevap aramıştır.
    Devrime yol açan nesnel koşullar olarak ilk olarak ekonomik koşullar olarak belirtilmiştir. Ulusal gelir dağıtımının adaletsiz olması, ekonomik kalkıma ve büyüme oranı ile toplumsal gelişme hızının yetersiz oluşu, toplusal üretiin arttırılasını engelleyen yapısal darboğazların varlığı, dağıtılacak ulusal gelirin doğrudan doğruya içteki emek sömürüsünün yüksek olmasına bağlı bulunması ve son olarakta sürekli dış ticaret açığı ve yüksek enflasyon gibi mevcut adaletsizlikleri pekiştirici ve düzeni yozlaştırıcı eğilimleri varlığı devrime yol açan ekonömik koşullar olarak sıralanmıştır.
    Devrime yol açan nesnel koşulların ikincisi toplumsal koşullardır; toplumdaki liderlerin güven kaybetmesi, düzensiz ve kuaralsız bir toplum olunduğuna inanılması, toplumun bütünleşmesine yardımcı olan ögelerin işlevlerini yitirmesi ki bunların başında da hukuk gelir, toplum yapısındaki tutarsızlıkların çok oluşu, toplumdaki çıkar çatışmalarının şiddeti, ve bunları kanalize edecek mekanizmaların yokluğu,toplumsal beklentilerin toplusal olanaklara oranının yüksek oluşu devrime yol açan toplumsal koşulları oluşturmaktadır.
    Devrime yol açan nesnel koşulların sonuncusu ise siyasal koşullardır; mevcut siyasal düzenin toplumdaki en güçlü varlığı iktidara getirmemesi, siyasal iktidarın nasıl değişeceğinin belirlenmemiş olması, siayasal iktidarın, toplumun tüm sınıf ve guruplarına açık olmaması, siyasal çatışmaların olması, mevcut siyasal düzenin, toplumun sorunlarına uzun dönemde yanıt verebilecek çözüleri oluşturamayacağına ilişkin inanç; devrime yol açan siyasal koşullar olarak gösterilmektedir.

    Bir devrim için gerkli olan öznel koşullar ise bu devrimi yapabilecek, toplumu kendisine inandırmış, toplumu peşinden sürükleyebilece bir lider, tüm bunları organize edebilecek bir örgüt ve toplumdaki muhalefeti tek hedefe kanalize edebilecek bir ideoloji.
    Yazar birinci kitabın son bölümüne son olarak nesnel koşullar açısından Türk devrimini incelemiş gerek ekonomik, gerek toplumsal, gerekse siyasal yapı ve koşulların tümüyle bir devrim için hazır olmuş olduğundan bahsetmiştir.

    Yazar ikinci kitapta bir devrimin öznel koşulları ve Türk devrimini ele almıştır. Bu koşullarıda üç ana bölümde incelemiştir. 1. Lidelik, 2. örgüt, 3. ideoloji. Bu bölümleride kendi aralarında ayrıca sınıflandırmıştır.

    Her toplumsal eylemde en önemli ögelerden biri liderliktir. Lidersiz bir devrim düşünülemez. Devrimci lider, kendini yaratan koşulları doğru değerlendirebilen ve onları yeniden biçimlendirebilen kişidir. Liderlik konusunda düşünürler kültürel değişmeler meşruluğunu kaybetmiş olan toplumsal yapıyı değiştiren kişiye karizmatik lider derler.
    Karizmatik lider olarak Mustafa kemal Atatürk’ün özellikleri incelendiğinde, hiç kimsede bulunmayan büyük bir irade gücüne sahip olduğu gerektiğinde kırksekiz saat hiç gözünü kırpmadan çalıştığı görülmüştür.
    Atatürk son derece cesur, çok iyi bir komutan, çok ileri görüşlüydü. İnsanları iyi tanır ve kimi nerede, nasıl, görevlendireceğini bilirdi. İlkeleri açısından sert, kişisel açıdan hoş görülü ve bağışlayıcıydı. Duruma göre esnek davranmasını bilirdi. Kişisel bakımdanda son derece dürüsttü. Atatürk’ün liderlik ile ilgili tutum ve davranışları yazar tarafından üç bölümde incelenmiştir. Birinci bölüm hazırlık aşaması, ikinci bölüm kendi bireysel niteliklerini nasıl değerlendirdiği, üçüncü bölüm ise karizmasını ulusal mal etmesidir. Örgütü ve ideolojiyi kendi karizması altında tutan ve yaratan Atatürk gerekli olan devrimi adım adım hazırlamış ve gerçekleştirmiştir.

    Yazar üçüncü ve son kitapta ise Türk Devriminin bir değerlendirmesini yapmış, Türk devrimini çeşitli devrim kuramlarına göre değerlendirmiştir. Bu bölümde yazar, Türkiye’nin kendine özgü koşulları olduğunu ve bu eylemin çok büyük ölçüde, teknolojik geriliğe karşı gelişen ideolojik bir başkaldırıdan olutuğunu belirtmiştir. Yazar son bölümde daha çok yoruma yer vermiş ve gerek kültürel, gerek teknolojik, gerek ekonomik yönden bir devrime ihtiyaç duyulduğunu, bu devrimin varolan bir düzene karşı değil, yıkılmakta olan ve hatta yıkılmış olan diyebilieceğimiz bir düzene karşı bir milleti kurtarmak için yapıldığını ifade etmiştir.


    Özetleyenin Yorumu:

    Profesör Doktor Emre Kongar bir çok üniversitede ve son olarakta Yıldız teknik Üniversitesinde kadrolu ve tam zamanlı, İstanbul Üniversitesinde saat başı ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde de fahri olarak hocalık yapmaktadır. Bu kitabında eğirmenlik kimliğinin etkisinde kalarak bir ders kitabı niteliğinde, devrimimizi ve Atatürk’ü incelemiştir.
    Önce terimleri açıklamış olan Kongar, terim karmaşasına gereğiden fazla saplanmış kanısındayım. Ancak devrimi ayrıntılı oarak incelemeye başladığı birinci kitabın ortalarında bize günümüzede çok fazla ışık tutacak bilgiler vermiş oluğunu gördüm. Özellikle bir devrimin iki ana sebeblerinden biri olan nesnel sebepler ne yazıkki günümüz Türkiyesinde toplumumuzun karşısında apaçık durmaktadır.

    Atatürk Devriminin evrenselliği yazar tarafından çok açık belirtilmiş ideolojilerin özü terimlerle açıklanmış ve laikliğin yeri ve önemi vurgulanmıştır. Türk devriminin bugünkü yerini anlamamızı sağlayan kitap toplumca daha çok çalışmamız gerektiğini bize açıkca belirtmektedir. Toplumu yöneten kişilerin bir karizması olması gereği ve toplumun onlara canı gönülden inanmış olması bir toplumun istediği hedeflere yürümesi açısıdan en önemli nitelikeri olduğunu anlamamızı sağlayan kitap geçmişle günümüze köprü kurarak nelr yaptığımızı ve neler yapmamız gerektiğini bize sorgulatıyor.