Atatürk Suikastinin Kilit İsmi

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve HanimKelesimiGetir tarafından 21 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    21 Şubat 2009
    Konu Sahibi : HanimKelesimiGetir
  1. HanimKelesimiGetir

    HanimKelesimiGetir TEK DİL TEK VATAN Pro Üye

    Katılım:
    20 Mart 2008
    Mesajlar:
    82.942
    Beğenildi:
    33.128
    Ödül Puanları:
    563


    --------------------------------------------------------------------------------
    Milli Mücadele'de kilit rollerden birini üstlenen ama her durumda muhalif zaman zaman Mustafa Kemal'in yanında yer alan ama suikastta adı geçen ittihatçı Kara Vasıf 1926'daki davada her suçu kendisiyle ilişkilendiren hakim Kel Ali'ye böyle isyan etmişti.

    Türkiye 83 yıl önce de yine önemli bir davayla çalkalanıyordu. Atatürk'e suikast girişiminde bulunma hazırlığındaki ittihatçılar yakalanmış ve mahkeme huzuruna çıkartılmışlardı. Ama davanın ilerleyen safhalarında kimin suikastın içinde olduğu kimin olmadığı karıştı. Ve giderek siyasallaştı.

    Atatürk'e karşı politik örgütlenme içerisinde olan eski ittihatçılarla hesaplaşmaya dönüştü.

    Milli Mücadele'nin iki büyük kahramanı Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy ünlü ittihatçı Dr. Nazım maliyeci Cavit İsmail Canpolat gibi şöhretli onlarca isim bu davanın sanıklarıydı. Ama aralarında biri vardı ki adını pek kimse bilmiyordu. Oysa o mahkeme başkanı Kel Ali'nin de dediği gibi bütün ilişkilerin kilit ismiydi: Kara Vasıf!

    Milli Mücadele'nin başlangıcında ilk direniş örgütünü kuran bu kahramanın ilginç yaşam öyküsüne bir uzanalım...

    30 Ekim 1918 günü Mondros Mütarekesi imzalandığında I. Dünya Savaşı'nı kaybetmiş Osmanlı İmparatorluğu'ndan geriye yıkık bir ülke askeri gücü çökmüş bir ordu ve parçalanmayı bekleyen bir Anadolu kalmıştı. Devasa bir örgüt olan İttihat Terakki resmi olarak olmasa da ruhunu ve fiili varlığını koruyordu. Örgütü emanet ettikleri birkaç kişi vardı. Bunlardan biri albaylıktan emekli Kara Vasıf'tı.

    Vasıf işgal İstanbul'unda inanılmaz işler yaptı. Önce İngilizlerin ardından Fransızların küstah tavırlarına karşı ilk milli direnişi örgütledi. Karakol Cemiyetini kurdu. Kimler vardı bu cemiyetin içinde; Baha Said Galatalı Şevket -ki Boğazlar Komutanı- Dayı Mesut kardeşi Fahreddin ve İttihat Terakki'nin ünlü fedaisi Yenibahçeli Şükrü. Kara Vasıf'ın bu kadro içerisinde belki komutanı pozisyonunda olan bir isim daha vardı o da Kara Kemal'di. Esnaf örgütlerine hakim eylemci bir Jöntürk'tü.

    Ancak Kara Kemal kısa süre sonra tutuklanıp Bekirağa bölüğüne konulunca İstanbul'da direnişi yönetmek Kara Vasıf'a kaldı. Vasıf'ın 1918 Kasım'ından 1919 Eylül'üne kadar İstanbul'da hangi icraatları yaptığını pek bilmiyoruz. Çünkü Vasıf'ın en önemli özelliği gizlilik. Asla örgüt disiplinin dışına çıkmıyor görevini ihmal etmiyor ve her ne olursa olsun ağzını hiç açmıyordu.

    İngiliz işbirlikçisi Kürt Sait Molla işi iyice azıtıyor mu? Hemen Vasıf'a haber uçuyor ertesi gün Molla'nın evi kundaklanmış bulunuyor. Bir azınlık Türk esnafa huzur mu vermiyor ertesi gün cesedi ortalık bir yerde serili görülüyor. Gizliden gizliye işgal İstanbul'unda bir direniş ruhu dolaşıyor. Kimseler adını Vasıf olarak Karakol Cemiyeti olarak bilmese de birilerinin derinden direndiği biliniyor.

    YA KEMAL'İ KONTROL EDEMEZSEK

    Vasıf'ın bir diğer çalışma arkadaşı da Rauf'tur o da Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçmesine muvafakat ediyor. Çünkü aralarında en az yıpranan ve İngilizler tarafından en az bilinen Mustafa Kemal'dir. Hem ittihatçıdır hem de askerlik dehası tartışılmazdır. Ama ittihatçıların içinde gizli bir korku vardır. Mustafa Kemal'i yarın öbür gün kontrol edemeyecekleri endişesini taşısalar da başka seçenekleri yoktur.

    Sivas Kongresi başlı başına bir iktidar savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa inisiyatifi Sivas'ta ele geçirmeye kararlıdır. Ancak Anadolu'yu baştan sona saran İttihat Terakki örgütünden nasıl sıyrılacaktır? Yani hem onlara muhtaç hem onlardan korunmak istemektedir. Çünkü çok iyi bilmektedir ki eğer idare yetkisini Karakolculara yani ittihatçılara verirse yine istedikleri zaman geri alabilirler. Bu yüzden Mustafa Kemal mührü Sivas'ta almaya kararlıdır ama İttihatçıları da fazla küstürmeden...

    Peki Vasıf ne yapıyordu bu arada dersiniz? Halil Paşa'yı cezaevinden kaçırıyor Milli Mücadele'nin dışına çıktı diye Yahya Kaptan'ı yok ettiriyor...

    Özbekler Tekkesi diye bilinen yerin mucidi Kara Vasıf'tır. Anadolu'ya gönderilecek bir subay için önce Genelkurmay'da görevli Karakolcular çoğunlukla da Galatalı Şevket resmi bir görev kağıdı hazırlıyor ardından Anadolu'da irtibat kuracağı isimleri ve adresleri veriyorlardı. Ancak ilk durak Özbekler Tekkesi'ydi. Buradaki parola ise 'Beni İsa gönderdi' idi. O zaman kapı açılıyordu. İsa Galatalı Şevket'in Karakol Cemiyeti'ndeki kod adıydı. Hıfzı Topuz kitaplarında 'İsa gönderdi' parolasını bir türlü çözememiş uhrevi bir anlam yüklemeye çalışmıştır.

    Bu arada bizim Vasıf'ın kod adını merak ettiniz değil mi? Hemen söyleyelim: Cengiz.

    SİVAS'TA ALİ GALİP'İ DURDURDU

    Sivas'ta iki kişiye gerek yoktur. Rauf İttihatçıların ekip lideri olarak Sivas'tadır. Mustafa Kemal'le didişmek görevi onundur. Hem Milli Mücadele için yetki alınacaktır hem de Mustafa Kemal kontrol altında tutulacaktır. Kongre 4 Eylül günü açılır. Mustafa Kemal'in niyeti reisliği almaktır. Delegelerin çoğunluk oylarıyla Mustafa Kemal kongreye reis seçilir.

    Ancak dedik ya Mustafa Kemal ne onlarla ne de onlarsız olabilir diye. Kongreyi Ali Galip'in basacağı haberi üzerine hemen İstanbul'dan acele olarak kim çağırılır dersiniz. Tabii ki Kara Vasıf!

    Vasıf sükuneti sağladıktan sonra İstanbul'a işlerinin başına döner. Padişah Anadolu hareketinden rahatsızdır. 6 kişinin idam fermanı imzalanır ve askerlik görevlerinden alındıkları ilan edilir. Bu 6 idamlığın ilk sırasında Mustafa Kemal vardır. Hadi ikincisi kimdir bilin bakalım: Kara Vasıf. Onun peşi sıra Adnan Adıvar ve Alfred Rüstem de bu altı 'tehlikeli adam' içindedir.

    Mustafa Kemal Sivas'ta Heyet-i Temsiliye Reisi seçilerek Ankara'ya doğru yola çıkar. Vasıf ise Batı Anadolu'ya açılır. Balıkesir Alaşehir kongrelerinde Heyet-i Temsiliye reisi seçilir. 1919'da Anadolu'da hangi taşı kaldırsanız altından Karakol ve Vasıf çıkmaktadır. Vasıf'ın dönemin birçok aydını gibi -Halide Edip bunların başındadır- mandacılığı savunduğunu ekleyelim.

    Ancak bunun sebeplerini bir başka yazıya bırakalım...

    Osmanlı Meclis-i Mebusan seçimlerinde Mustafa Kemal'in yanı sıra Rauf ve Kara Vasıf da mebusluğa seçilir. Kafanız karıştı değil mi? Hem idamlık olarak aranıyorlar hem de mebus seçiliyorlar. Ama günbegün siyaset değişiyor o zamanın İstanbul'unda.

    Mustafa Kemal İstanbul'a gitmez Vasıf ile Rauf Meclis'e başlar. 16 Mart 1920 günü İngilizler Meclisi kuşatır. Mustafa Kemal günlerce Vasıf'la Rauf'a 'Ankara'ya gelin' çağrısı yapmıştır. Ancak onlar dinlememiştir. Ankara'ya gittiklerinde Mustafa Kemal'in etkisi altına gireceklerini bilmektedirler. Rauf 'Teslim oluyoruz' der. Zor işiten kulağıyla konuşulanları anlamasa da Kara Vasıf da inanılmaz bir şekilde teslim olur. İngilizler hemen onu Malta'ya gönderir.

    MALTA'DAN MUSTAFA KEMAL KURTARDI

    Malta'da bir buçuk yıllık sürgün hayatının ardından Mustafa Kemal Ankara'da rehin tuttuğu İngilizlere karşılık Rauf Vasıf ve birkaç Malta sürgününün serbest bırakılmasını ister. İstanbul üzerinden Ankara'ya döndüklerinde Mustafa Kemal savaşı çoktan yarılamış liderliğini perçinlemiştir. O halde Kara Vasıf'a ne görev düşer. Tabii ki muhalefet. Hemen ilk Meclis'in muhalefet örgütü İkinci Gruba geçer.

    Mustafa Kemal'e muhalefet eder. Ara seçimlerle Sivas mebusu seçilir. İkinci Grup dağılınca Terakki Perver'in İstanbul şube sekreteri olur. Ancak o da Gazi Mustafa Kemal tarafından kapatılınca siyaseti bırakmaya karar verir.

    Pek konuşmayan buna karşın herkesle ilişki kurmayı beceren bu gizli kahraman ömrünün kalan günlerini ticaretle geçirir. (Afyonkarahisar'ın ünlü maden suları ve Madra zeytinyağı Kara Vasıf'ın kurduğu işletmelerdir. Maden sularını Kızılay'a bağışlar. Zeytinyağı fabrikası ise ortağı Sezai Ömer Madra tarafından elinden alınır. Sezai Ömer Madra radyocu Ömer Madra'nın dedesidir.)

    1926 Haziran'ında Rizeli Ziya Hurşit'in Mustafa Kemal'e karşı suikast girişiminde eylemin planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle gözaltına alınır. İzmir'e götürülür. Suikast mahkemesi orada kurulmuştur. Ali Fuad Paşa Kazım Karabekir Dr.Nazım Maliyeci Cavit gibi şöhretlerle beraber yargılanacak olan Vasıf'ın nezarette fotoğrafı çekilmek istenir kabul etmez. Mahkemede ise hakimin ısrarlı sorularına hep 'Vallahi billahi bilmiyorum' diye cevap verir. Kara Vasıf'ın ağzından laf almak mümkün değildir.

    Hakim Kel Ali Kara Vasıf'ın örgütçü şöhretini iyi bildiği için üsteler:

    - Yahu sen Kara Vasıf değil misin? Nasıl bilmezsin!

    - Kara Vasıf olduğuma bin kere pişmanım.

    BİR TEK O BERAAT ETTİ
    Suikastçılar İzmir'de asılır. Ama Gazi'nin ittihatçılarla siyasi hesaplaşması asıl Ankara'da olacaktır. Mahkemenin ikinci ayağı Ankara'da yapılır. Burada 4 idam kararı çıkar. Dr. Nazım ve Maliyeci Cavit suikastla hiçbir ilgileri olmadığı halde idam edilir. Ancak Vasıf için beraat kararı çıkar. Bu şaşırtıcıdır.

    Kara Vasıf'ın kader arkadaşı Kara Kemal ise yakalanacağını anladığı anda saklandığı evin kümesinde tabancasıyla intihar eder. İttihatçılar temizlenmiş Vasıf bir başına kalmıştır. İyice kabuğuna çekilir. 1931 yılının 9 Aralık günü ise Kızıltoprak istasyonunda bir trenin altında kalarak yaşamını kaybeder.