ATATÜRK ve Ramazan Ayı....

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Eylul-son tarafından 29 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    29 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : Eylul-son
  1. Eylul-son

    Eylul-son Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    18 Mart 2007
    Mesajlar:
    341
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    108
    “Ramazan gelir gelmez ince saz heyeti Çankaya Köşkü’ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kur’an–ı Kerim’den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi.” Bu sözler Çankaya Köşkü’nde uzun yıllar Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün saz heyetinin başkanlığını yürüten Binbaşı Hafız Yaşar Okur’a ait.

    Ramazan’da Kur’an–ı Kerîm dinleyen Atatürk, kendi mak***** ait saz heyetini bir ay boyunca huzura kabul etmiyor ve ülke genelinde şehitler için mevlit okutuyordu. “Atatürk’ün İslam anlayışı Türk Müslümanlığına daha yakındır.” diyen Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu, şu yorumu yaptı: “Toplumumuzda Ramazan’ın gereklerini yerine getirenlere saygı duyulurdu. Atatürk öyle yapardı.” Cumhuriyetin ilk yıllarında Çankaya Köşkü İnce Saz Heyeti Şefliği görevini yürüten Binbaşı Hafız Yaşar Okur, hatıralarında, Atatürk için Ramazan’ın ifade ettiği değeri ayrıntılarıyla anlatıyor.

    Hafız Yaşar Okur, Atatürk’le On Beş Yıl Dini Hatıralar adlı eserinde Ramazanların Atatürk için önemini şöyle ifade ediyor: “Ben Kur’an–ı Kerim okurken ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı. Bayramın birinci günü akşamı Çankaya Köşkü’ne davet ediliriz, geç vakitlere kadar huzurlarından ayrılmazdık ve namütenahi iltifatlarına mazhar olurduk.”

    Hafız Yaşar, Atatürk’ün Ramazan ayında Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhuna hatm–i şerif okunmasını emrettiğini hatırlatarak, şunları kaydediyor: “O günlerde civar kasaba ve köylerden gelenlerle de cami hıncahınç dolardı. Atamın emirleriyle şehitlerimizin ruhuna hediye edilen bu hatm–i şerif kıraatlerinde ilahi nağmeler cami duvarlarında ihtizazlar yaparak dalga dalga yayılırdı. Bu sırada cemaat huşu içinde dinler, şehit kardeşlerinin, babalarının ve dedelerinin ruhlarının istirahatı için dua ederler, sıcak gözyaşları dökerlerdi.”

    Müzik Ansiklopedisi Yayınları arasında çıkan ve Halil Erdoğan Cengiz tarafından hazırlanan Riyaset–i Cumhur İnce Saz Hey’eti Şefi Binbaşı Hafız Yaşar Okur’un Anıları–(1924–1938) isimli kitapta da Atatürk’ün Ramazan ayına ait yaşantısından ilginç örnekler yer alıyor.

    Yaşar Okur’un, burada anlattığı bir hatırası Atatürk’ün Mevlid–i Şerif’i bölümlerine kadar bilecek kadar bilgiye sahip olduğunun göstergesi: “Bir gün beni huzuruna davet etti. Sure–i Yusuf’tan bir sahife okumaklığımı söyledi ve okudum. Atatürk derin bir müşahedeye vardı. Sessiz sedasız dalgın ve kendinden geçiyordu. Kıraatı (okumayı) müteakip pek sevdiği Süleyman Çelebi’nin Mevlit’inin Viladet bahrini (bölümünü) okumamı söyledi. Okudum. Çok mütehassis oldular. Ve Mevlid’i ne zamandan beri okuduğumu ve hafızlığımın tarihini sordu...”

    İbadethanelerin cahil görevlilerin elinden alınıp ehline verilmesini sık sık dile getiren Atatürk’ün camiler hakkındaki düşünceleri de camileri sadece ibadet için görenlerden farklı olduğunu gösteriyor. Hafız Yaşar bu konuda hatıralarında şöyle diyor: “O (Atatürk) camileri ibadet için olduğu kadar, düşünmek, meşveret etmek için de birer mukaddes yer olarak telakki ederdi. Peygamber Efendimiz’den de büyük bir takdirle bahsederdi. O devirler için hep ‘Hazret–i Peygamber’in zaman–ı saadetlerinde’ diye iyi devlet adamı, iyi bir başkumandan olduğunu da sık sık tekrarlardı.” Hafız Yaşar, Atatürk’ün Beylerbeyi Dergahı Şeyhi Seyyid Efendi’nin torunu ve Nesip Efendi’nin kızı Nebile’ye Kur’an okuttuğuna dikkat çekiyor: “Bayan Nebile’nin sesi gayet güzel ve muhrik idi. Küçüklüğünden beri tekkelerinde dinî musiki ile ülfet etmiş olduğundan o muhrik sesiyle bazı geceler Atatürk’ün huzurunda Yâsin Sûresi’ni okur, Atatürk’ün gözleri yaşarırdı ve çok mütehassis olurdu. Ve Bayan Nebile’yi çok severdi.”

    Atatürk’ün Türkiye’yi ziyaret eden İran Şehinşahı Pehlevi için kendisine Kerbela şehadetine ait mersiye okuttuğunu anımsatan Hafız Yazar, bu olayı şöyle anlatıyor: “Beylerbeyi Sarayı’nda Şehinşah Hazretleri’nin şerefine verilen ziyafette iki yüz kişi vardı. Atamın emirleriyle ben de bu ziyafette bulunmuştum. Riyaset–i Cumhur Orkestrası Heyeti marşlar terennüm ediyordu. Şehinşah Pehlevi Hazretleri, salonun ayrı yüksek bir locasında Atatürk’le beraber oturuyordu. Bir aralık Atatürk, seryaver bey vasıtasıyla beni huzurlarına çağırttı. Kemal–i tanzimle giderek Şehinşah Pehlevi Hazretleri’nin ellerini öptüğüm zaman Atatürk, ‘Bu benim hafızımdır.’ diyerek müsaadeleriyle yanına oturttu. Biraz istirahat ettikten sonra Atatürk, Kerbela şehadetine ait bir mersiye okumamı söyledi. Emirleri üzerine şu mersiyeyi okudum: Kurretü’l–ayn–ı Habib–i Kibriyasın ya Hüseyn/Nur–ı çeşm–i Şah–ı Merdan Murtazasın ya Hüseyn.”

    Atatürk’ün her yıl Çanakkale şehitleri için mevlit okutturduğuna dikkat çeken Hafız Yaşar, bunun için kendilerine Gülcemal vapurunun tahsis edildiğini yazıyor.


    Atatürk, dinî konularda İnönü’ye göre daha hassastı
    Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu, Atatürk’ün İnönü’ye göre dini konularda daha hassas olduğuna dikkat çekerek, bu hassasiyetin annesi Zübeyde Hanım’dan kaynaklandığına dikkat çekiyor. Atatürk’ün dinî yaşayanlara saygı gösterdiğini dile getiren Beyoğlu şu örneği veriyor: “Dinî konularda çok hassastı. Örneğin Mareşal Fevzi Çakmak geldiğinde Atatürk’ün sofrasında içki bulunuyorsa kaldırtırdı. Karşısındaki kişiye saygı gösterirdi.” Atatürk’ün dini yaşama noktasında daha rahat olduğu görüşüne katılan Prof. Dr. Beyoğlu, “Ramazan ayında Kur’an ve mevlit okuturdu. Bunu yaverinin yazmış olduğu günlükten veya başka eserlerden anlayabilirsiniz. Atatürk bu tür konularda İnönü’ye göre daha rahat davranırdı. Yaşadıklarını dışa yansıtırdı. İnönü ise hayatına din işlerini karıştırmamak isterdi. Bu tür konuların, yanında dahi konuşulmasına müsaade etmezdi. Bu tür ibadetler kapalı kapılar ardında yapılmalı, duyulmamalı şeklinde düşünürdü.” değerlendirmesini yapıyor. Bu farklılığın Atatürk ve İnönü’nün İslam’a bakış açılarının farklılığından kaynaklandığının altını çizen Beyoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: “Annesinin etkisiyle Atatürk Kur’an veya mevlit okutmaktan hoşlanırdı. Adeta zevk alırdı. İnönü’de ise bu tür bir olay söz konusu değil. İnönü’nün sadece hanımı dindar. Bunu torunlarının yazmış olduğu kitaplarda görebilirsiniz. Atatürk’ün İslam anlayışı Türk Müslümanlığına daha yakındır. Ramazan’ın gereklerini yerine getiremesen de yerine getirenlere saygı göster anlayışı söz konusu....

    alıntıdır..
     
  2. 29 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : Eylul-son
  3. water

    water Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    70
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Ah Atam ah neredesin? Başını kaldırda bir bak.