Atatürk'e çek yırttıran adam....

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve daylight tarafından 28 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    28 Kasım 2008
    Konu Sahibi : daylight
  1. daylight

    daylight Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    2.435
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Atatürk bir gün yakın çalışma arkadaşlarıyla Beyoğlu’nda yeni açılan Turkuvaz isimli bir lokantaya gitti.

    Lokantanın sahibesi Atatürk’ü karşısında görünce hemen özel bir masa hazırlamaya girişti. Ama Atatürk onu engelledi bulduğu boş bir masaya ilişti. Modern görünümlü insanlar aaaif içinde yemek yiyor mekânın şıklığı dikkat çekiyordu.

    Burada gördükleri çok etkilemişti Atatürk’ü... Böyle bir lokantanın yaşaması gerektiğini düşünerek kadına “Sizin için ne yapabilirim?” diye sordu.

    Kadın da böyle bir lokali geliştirmek için çok para gerektiğini ama hiç parası kalmadığını anlattı.

    Bunun üzerine yaverinden çek karnesini istedi Mustafa Kemal ve o günler için hatırı sayılır miktarda bir para yazdı. Çeki kadına uzatacaktı ki tam bu sırada uzanan bir el onun elini tuttu.

    Bu elin sahibi genç bir doktor olan Reşid Galib’ti.

    Atatürk’ün kulağına eğildi Reşid Galib ve fısıldadı:

    - Bu parayı vermemelisiniz efendim!

    Şaşkınlıkla “Neden?” diye sordu Atatürk...

    - Çünkü bu para amaca uygun harcanmış olmaz!

    “Allah Allah...” diye söylendi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve çıkıştı:

    - Benim param değil mi nereye istersem oraya harcarım!

    Genç doktor kibarca direndi:

    - Hayır efendim sizin paranız değil. Milletin parası... Size sadece emanet o para!

    Atatürk genç doktorun gözlerinin içine bakarak önce çeki yırttı sonra da oturduğu yerden kalkarak mekândan ayrıldı Ankara’ya döndü.

    Birkaç gün sonra İstanbul’da kalan Reşid Galib’e bir telefon geldi. Karşıdaki ses “Maarif Vekilliği’ne atandığını” (Milli Eğitim Bakanı) müjdeliyordu.

    Bu anıyı Bütün Dünya Dergisi’nin son sayısında okudum. İlk olarak 1947’nin Kasım ayında Millet Dergisi’nde yayınlanmış.

    Daha önce hiç duymadığım bu öykü Atatürk’ün ne kadar önemli bir devlet adamı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Genç doktorun kendisine verdiği dersi unutamamış kızmak bir yana; onu Türk gençliğinin eğitiminden sorumlu bir makama atamış.

    __________________
     
  2. 28 Kasım 2008
    Konu Sahibi : daylight
  3. Barcman

    Barcman PR UZMANI Pro Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    10.580
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    198
    Atatürk'ün paraya düşkün olmadığını sadece yardım yapacağı zamanlarda kendine ait paradan yüksek miktarlar harcadığını biliyoruz onu hiç kimse parayla satın alamamıştır
    burada ise dürüst ve doğru insanları yararlı olacakları mevkilere getirme zekasına sahip bir lider görüyoruz

    SATIN ALINAMAYAN ADAM

    Atatürk geçen dünya harbi başladığı zaman Türk ordusunda Alman general ve subaylarına mühim mevkiler verilmesinin aleyhinde bulunmuştu. Alman mareşali Falkenhayn bu gibileri itirazdan vazgeçirmek için çeşitli çarelere başvuruyordu. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa’nın yedinci ordu kumandanlığına hareket edeceği günün gecesi, İstanbul’da Akaretler'de 74 numaralı eve Alman mareşalinin karargahında memur olan bir Türk kurmay subayı ile genç bir Alman subayı geldiler. Ufak sandıklar içinde bazı şeyler getirdiler. Mustafa Kemal sordu:
    - Bunlar nedir?

    Alman subay cevap verdi.

    - İstanbul'dan ayrılıyorsunuz; size Mareşal Falkenhayn bir miktar altın göndermiştir.

    - Bu paralar bana yanlış geldi. Ordunun levazım reisliğine gönderilmesi lazımdı.

    - Efendim, o da başka...

    Mustafa Kemal paranın ne kadar olduğunu anladıktan sonra, Alman subayının önünde, onları teslim aldığına dair senet imzaladı; fakat Alman subayı bunu kabul etmedi. O zaman Mustafa Kemal Türk subayına emretti:

    - Bu zabit bilmiyor, senedi alsın. Mareşale versin ve siz de paraları gelip alması için levazım reisliğine haber gönderiniz...

    Bir kaç ay sonra Atatürk yedinci ordu kumandanlığını, vekil olarak Ali Rıza Paşa'ya bırakmış, ayrılmıştı; altınları da ona teslim ederek makbuz almıştı. Bu makbuzu iki yaverine verdi ve emretti.

    - Mareşal Falkenhayn'e gidiniz; kendisini görünüz; bu makbuzu vererek benim imzamın bulunduğu kağıdı ondan alınız!

    Mareşal Falkenhayn yaverine:

    - Mustafa Kemal Paşa'ya böyle bir para verdiğimi hatırlamıyorum; bende imzalı senedinin bulunduğunu da bilmiyorum. Bunun için Ali Rıza imzalı kağıdı da kabul edemem! dedi. Mustafa Kemal Paşa şu haberi yolladı;

    - Verdiğiniz altınlar olduğu gibi duruyor; onlar için size senet verilmiştir. Sizde böyle bir senedin bulunmayışı altınları yok edemez. Vesikayı kaybetmiş olabilirsiniz; o halde verdiğiniz altınları size iade edeceğiz; aldığınıza dair siz bize makbuz veriniz! Ben altın için memleket menfaatleri hakkında müsamaha gösterecek insanlardan değilim. Paralarınız duruyor, fakat onlardan daha kıymetli olan Mustafa Kemal imzası sizde kalamaz!

    (Babanız Atatürk - Falih Rıfkı Atay)
     
  4. 10 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  5. xuxzgxuxnkxixz

    xuxzgxuxnkxixz bitanecik kızımmm Üye

    Katılım:
    3 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    635
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    Atatürkümmmm ah ah keşke senin gibi adamlar tekrar hayatta olsa...