Atatürk'ten kadınlara sözler

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve atxixka81 tarafından 13 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  1. atxixka81

    atxixka81 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.670
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    ey kahraman türk kadını,sen yerde sürünmeye deyil,
    omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın .

    anaların evlatlarına vereceyi terbiye eski
    devirlerdeki gibi basit deyildir.bugünün
    anaları için gereklei vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek.
    evlatlarını bu günkü hayat için faal uzuv haline koymak pek çok
    yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır.onun için kadınlarımız,hatta
    erkeklerimizden çok aydın,daha çok feyizli,daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar;eyer hakikaten milletin anası olmayı istiyorlarsa.

    medeni olmayan insanlar ,medeni olanlarınayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

    türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük şler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
     
  2. 13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  3. sasugar

    sasugar Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    99
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    AYNI KONUYU İKİ KERE AÇMIŞSIN CANIM TŞK
     
  4. 13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  5. atxixka81

    atxixka81 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.670
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    nasıl oldu bende anlamadım yanlışlıkla oldu nasıl silineceyinide bilmiyorum
     
  6. 13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  7. sasugar

    sasugar Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    99
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    modaratörler siler merak etme ama daha dikkatli olmak lazım iki konu aynı olunca pek ilgi çekmiyor..........

    :1hug:a.s.
     
  8. 13 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  9. fely

    fely Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    10 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    779
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    güzelmiş eline sağlık Gazi ağzını hiç boşuna açmamış işte...
     
  10. 14 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  11. tatlicadiarzu

    tatlicadiarzu O Bir Dadas Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.107
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    106
    Türkçemiz de deyil diye bir kelime yok doğrusu değil olacaktır!!
    Biraz özen lütfen!!
     
  12. 14 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  13. atxixka81

    atxixka81 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.670
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Ne mutlu Türküm diyene

    1933


    Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından
    çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir
    facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.

    1920


    Bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki,
    bizimle işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet
    ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız.
    Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir
    milliyetçilik değildir.


    1920


    Bir milletin ruhu zaptolunmadıkça, bir milletin azim ve
    iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur.
    Halbuki asırların yarattığı millî bir ruha, kuvvetli ve
    daimi bir millî iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz.

    1.9.1924


    Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin
    hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin
    istikbaline, kendi benliğine, millî an'anelerine düşman
    olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.

    1922


    Milletin varlığını devam ettirmek için fertleri arasında
    düşündüğü müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini
    değiştirmiş, yani millet, dinî ve mezhebî bağlar yerine
    Türk milliyeti bağı ile fertlerini toplamıştır.

    Kasım 1925


    Bir fert için olduğu gibi, millet için de kudret ve kabiliyetini
    fiilî eseriyle gösterip ispat etmedikçe, itibar ve ehemmiyet
    beklemek beyhudedir. Kudret ve kabiliyetten mahrum olanlara
    iltifat olunmaz. İnsanlık, adalet, mürüvet icaplarını, bütün
    bu vasıfları haiz olduğunu gösterenler talep edebilir.


    Esas kıymeti kendine veren ve mensup olduğu millet ve memleketi
    ancak şahsiyeti ile kaim gören adamlar, milletlerinin saadetine
    hizmet etmiş sayılmazlar. Ancak kendilerinden sonrakileri
    düşünebilenler, milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkânlarına
    nail ederler. Kendi gidince ilerleme ve hareket durur zannetmek
    bir gaflettir.

    17 Mart 1937


    Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve
    tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür.

    Ekim 1933


    Başarılarda gururu yenmek, felâketlerde ümitsizliğe karşı
    gelmek lâzımdır.

    1930


    Türk... Öğün, çalış, güven.


    Tarihi, vukuat, hâdisat ve müşahadat hep insanlar ve milletler
    arasında, hep milletin hâkim olduğunu göstermiştir. Milliyet
    prensibi aleyhindeki büyük mikyasta fiilî tecrübelere rağmen,
    yine milliyet hissinin öldürülemediği ve gene kuvvetle yaşadığı
    görülmektedir. Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını
    hiçbir zaman inkâr edemez.

    Temmuz 1919


    (Türk) Tarih tezi olgunlaştı. Onun üzerinde yürümek, durmadan
    çalışmak lâzımdır. Bazı imansızlar olabilir. Bunlar yol
    kesenlere benzeyebilir, aldırmayınız.

    1938


    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak
    için kendinde kuvvet bulacaktır.


    1924


    Milletimiz, kuvvetli karakter, sarsılmaz sistem, ateşli
    milliyetçilik, iktisadî muvaffakiyetlerden doğup çoğalacak
    imkânlarla da kuvvetlendirilmelidir.

    1924


    Milletin toplumsal düzen ve sükûnu, hal ve istikbalde refahı,
    saadeti, selâmeti ve masumiyeti, medeniyette ilerleme ve
    yükselmesi için insanlardan, her hususta alâka, gayret,
    nefsin feragatini ve icabettiği zaman seve seve nefsinin
    fedasını talep eden, millî ahlâktır. Mükemmel bir millette,
    millî ahlâkiyet icapları, o millet fertleri tarafından âdeta
    muhakeme edilmeksizin vicdanî, hissî bir şevkle yapılır.
    En büyük millî heyecan işte budur.


    Millî ahlâkımız, medenî esaslarla ve hür fikirlerle beslenmeli
    ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir; bilhassa dikkatinizi
    çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlâk, bir fazilet olmadıktan
    başka itimada da lâyık değildir.


    1924


    Türk milleti kurtuluş savaşından beri, hattâ bu savaşa atılırken
    bile mahkûm milletlerin hürriyet ve bağımsızlık dâvalariyle
    ilgilenmeyi, o dâvalara yardım etmeyi benimsemiştir. Böyle
    olunca kendi soydaşlarının hürriyet ve bağımsızlıklarına
    kayıtsız davranması elbette uygun görülemez. Fakat milliyet
    dâvası şuursuz ve ölçüsüz bir dâva şeklinde mütalâa ve müdafaa
    edilmemelidir. Milliyet dâvası siyasî bir mücadele konusu
    olmadan önce şuurlu bir ülkü meselesidir. Şuurlu ülkü demek,
    müsbet ilme, ilmî usullere dayandırılmış bir hedef ve gaye
    demektir. O halde propagandalarda müsbet usullere müracaat
    etmek şarttır. Hareketlerin imkân sınırları ve sıraları
    mutlaka hesaba katılmalıdır. Türkiye dışında kalmış olan
    Türkler, ilkin kültür meseleleriyle ilgilenmelidirler. Nitekim
    biz Türklük dâvasını böyle bir müsbet ölçüde ele almış bulunuyoruz.
    Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine,
    eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut
    Türklerinin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz.

    Başa
    Dön



    Tarih




    Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana
    sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak
    bir mahiyet alır.

    1931


    İnsan tarihin mânasını ancak olgun bir yaşa eriştikten sonra
    anlıyor. Ve tarih ancak bu yaştan sonra yazılabilir. Çok
    arzu ederdim ki bir kaç arkadaşla beraber hayatımızdan geri
    kalan zamanı tarih yazmakla geçirelim!


    Tarihi yapan akıl, mantık, muhakeme değil, belki bunlardan
    ziyade duygulardır.

    1923


    Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar, özellikle ahlâkta gelişmemiş
    kavimler, en büyük kutsal kavramlar karşısında bile hasis
    duygulara tâbi olmaktan nefislerini men edemiyor. Tarihin
    sinesine geçen büyük hâdiselerde, bu hâdiseler içinde âmil
    ve fâil olanların hal, hareket ve muameleleri onların ahlâk
    seviyelerini ne açık gösterir.

    1915


    Tarihte şanlar, şöhretler kazanmış pek çok insanlar millî
    noktadan fazilete sahip değildir. Meselâ hakikaten askerî
    kudret sahibi olan, Moskova'ya kadar giden, yangınlar harabeler
    üstünden Fransız ordusunu sürükleyip eriten Napolyon'u düşünürüz.
    Onun hareketleri Fransız milletinin hakiki ve millî menfaatlerine
    değil, kendi cihangirane emellerini tatmin içindi. Bunu
    tatmin için Fransa'nın milyonlarca seçkin evlâdını eritti
    ve nihayet hepinizin bildiğiniz âkıbete uğradı. Bizim Osmanlı
    tarihindeki en büyük ve şanlı görülen hareketleri de aynı
    noktadan tetkik, aynı mahiyette mukayese etmek mümkündür.

    1923


    Ankara ve İstanbul şehirlerinden birine "Atatürk"adı
    verilmesi için bir kanun teklifinin hazırlığı üzerine verdiği
    cevap:

    Bir
    adın tarihte kalması ve ağızlarda söylenmesi için, şehirlerin
    temellerine sığınmak şart değildir. Tarih zorlanmayı sevmeyen
    nazlı bir peridir. Fikirleri tercih eder.


    Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere
    de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve
    cihana bildirmek bizler için bir borçtur.


    Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için
    kendinde kuvvet bulacaktır.


    Türkleri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan görüş
    bizim de içimize girmiştir. Dörtyüz çadırlık bedevî bir
    kabileden bir imparatorluk ve millet tarihini başlatmak
    suretiyle imparatorluk zamanında Türklerin görüşü de bu
    merkezdeydi. Evvelâ millete, tarihini, asîl bir millete
    mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri
    bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.

    1930


    Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.


    Türk çocuklarında kabiliyet her milletinkinden üstündür.
    Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana
    çıktıkça, büsbütün Türk çocukları kendileri için lâzım gelen
    hamle kaynağını o tarihte bulabileceklerdir. Bu tarihten
    Türk çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o büyük
    başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları öğrenecekler,
    kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu
    kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir.


    Biz Balkanları niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun tek
    bir sebebi vardır. Bu da İslâv araştırma cemiyetlerinin
    kurduğu Dil Kurumlarıdır, bizim içimizdeki insanların millî
    tarihlerini yazıp millî şuurlarını uyandırdığı zaman biz
    Balkanlarda Trakya hudutlarına çekildik.


    Bir Toplantı esnasında Türk Tarih Kurumu üyelerine söylenmiştir:

    Ben
    fani bir insanım, bir gün öleceğim, büyüklüğüne ve üstün
    kabiliyetlerine inandığım Türk Milleti'nin gerçek tarihinin
    yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda
    kendimden geçiyor, her şeyi unutuyor, sizi yoruyorum. Beni
    affedin.


    1933


    Alemdar Mustafa Paşa ile Mustafa Reşit Paşa'yı severim,
    fakat Alemdar'ın biraz kültürü olsa idi Cumhuriyet ilân
    ederdi. Mustafa Reşit Paşa'nın biraz kültürü, Alemdar'ın
    kudreti birleştirilseydi, ben tarihe başka bir vazife ile
    girerdim.

    Başa
    Dön



    Türk Kadını




    Büyük atalarımız ve onların anaları, tarihin, olayların
    tanıklığıyla sabittir ki, cidden yüksek faziletler göstermişlerdir.
    Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin
    en büyüğü ve en ehemmiyetlisi kıymetli evlâtlar yetiştirmeleriydi.
    Şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumî vazifelerde
    üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en ehemmiyetli,
    en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır.
    Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlât yetiştirmek,
    evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak,
    pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır.
    Bu sebeple kadınlarımız hattâ erkeklerden daha çok aydın,
    daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar.
    Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.

    1923


    Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde
    olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde
    yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.


    Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasının
    talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının
    beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek
    bu ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim
    ve bilgiyi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla
    donanmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi tetkik
    edilirse görülür ki, bugün kendimizi bir türlü kayıtlarla
    bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında
    kadınlar ilim ve bilgi yönünden ve diğer hususlarda erkeklerden
    asla geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.

    1923


    Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır
    kadını olmalıdır. Ağır siklette değil; ahlâkta, fazilette
    ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi,
    Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya
    gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal
    hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa vazifesini
    yapabilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır.

    1925


    Türkiye Cumhuriyetinin esas düşüncesi, kadınları değil,
    erkekleri dahi, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk
    Milleti'nin yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun,
    ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin
    bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır.
    Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı
    için lâzım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır
    ve yapagelmektedir ve yapar.


    Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza
    karşı gösterdiğimiz ilgisizlik kusurdan doğmaktadır. İnsanlar
    dünyaya alnında yazılı olduğu kadar yaşamak için gelmişlerdir.
    Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu sebeple bir toplumun
    bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse
    o toplum felcolmuştur. Bir toplumun hayat çalışması ve muvaffak
    olması için çalışmanın ve muvaffak olabilmenin bağlı olduğu
    bütün sebep ve şartları benimsemesi gerekir. Bundan ötürü
    bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları
    aynı derecede hem erkek, hem de kadınlarımızın edinmeleri
    lâzımdır. Malûmdur ki, her safhada olduğu gibi sosyal hayatta
    dahi iş bölümü vardır. Bu umumî iş bölümü arasında kadınlar
    kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi aynı zamanda
    sosyal topluluğun refahı, saadeti için gerekli gündelik
    çalışmaya dahil olacaklardır.

    1923


    Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen
    yerin, ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin ehemmiyeti
    lâyıkiyle anlaşılır. Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya
    karar vermiştir. Bugünün gereçlerinden biri de kadınlarımızın
    her hususta yükselmelerini temindir. Bu sebeple kadınlarımız
    da âlim ve teknik bilgi sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri
    bütün tahsil derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar
    sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı
    ve koruyucusu olacaklardır.

    1923


    Arkadaşlar, Türk milleti çok büyük vak'alarla ispat etti
    ki, yenilik sever ve inkılâpçı bir millettir. Son senelerden
    önce de milletimiz yenileşme yolları üzerinde yürümeğe,
    sosyal inkılâba teşebbüs etmemiş değildir. Fakat hakikî
    neticeler görülemedi. Bunun sebebini araştırdınız mı? Bence
    sebep işe esasından, temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu
    hususta açık söyleyeceğim: Bir toplum, bir millet, erkek
    ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Kaabil
    midir ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerine
    müsamaha edelim de kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin?
    Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle
    bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe
    yok yükselme adımları, dediğim gibi, iki cins tarafından
    beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında
    birlikte yol alınmak gerektir. Böyle olursa inkılâp muvaffak
    olur.

    1925


    Ey kahraman Türk kadını, sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye
    lâyıksın.


    Anaların bugünkü evlâtlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki
    gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları
    taşıyan evlât yetiştirmek, evlâtlarını bugünkü hayat için
    faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına
    bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden
    çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar;
    eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.


    İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan
    mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim,
    ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin.
    Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı
    kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?


    Dünyada hiçbir milletin kadını, "Ben Anadolu kadınından
    daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte
    Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim" diyemez.


    Kadınlarımız haddizatında içtimaî hayatta erkeklerimizle
    her vakit yanyana yaşadılar. Bugün değil, eskiden beri,
    uzun zamandan beri kadınlarımız erkeklerle başabaş mücadele
    hayatında, ziraat hayatında, geçim temininde erkeklerimizden
    yarım adım geri kalmayarak yürüdüler.


    Belki erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle,
    düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karışsında buldular.
    Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını
    kadınlarımız işletmiştir. Memleketin var olması imkânını
    hazırlayan kadınlarımız olmuştur ve kadınlarımız olmaktadır.


    Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde
    milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.


    Çift süren, tarlayı eken, ormandan odun ve keresteyi getiren,
    mahsulleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının
    dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber sırtıyla, kağnısı
    ile kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip cephenin mühimmatını
    taşıyan hep onlar, hep o ilâhi Anadolu kadınları olmuştur.

    Başa
    Dön


    Türk Milleti




    Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir
    şey değildir.

    1923


    Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve ebediyen Türk
    olarak yaşayacaktır.

    1923


    Türk! Öğün. Çalış. Güven.


    1925


    Bir Türk dünyaya bedeldir.

    1925


    İngiliz ateşemiliterinin sorduğu bir sorunun cevabıdır:


    Anasının
    ve babasının asilliğiyle iftihar eden Tedoz, İtalya yarımadasına
    inmek isteyen Türk Attillâ'ya, barış görüşmesinden önce
    sormuş:

    "Siz
    hangi asîl ailedensiniz?" Attillâ da ona cevap vermiş:
    "Ben asîl bir milletin evlâdıyım!" İşte benim
    cevabım da size budur!"


    Türk milleti büyük bir arslandır. Biz hepimiz onun tüyleri
    arasına sıkışmış ve sığınmış göz ile görülmez küçük varlıklarız.
    O arslanın büyük hareketleri ve hamleleri ise inkılâp hareketleri
    ve hamleleridir. Bu arslanı tahrik edebilmek... İşte bizim
    için iftihar edebilecek rol budur.

    1931


    Ben batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım.
    Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın
    milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harb sahalarında
    olmuştur, ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur.
    Yemin ederek size temin ederim ki, bizim milletimizin manevî
    kuvveti bütün milletlerin manevî kuvvetinin üstündedir.


    1920


    Türk milleti, güzel her şeyi, her medenî şeyi, her yüksek
    şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, herşeyin
    üstünde tapındığı bir şey varsa, o da kahramanlıktır. Bu
    sözlerim şüphesiz bugünkü uyanık Türk gençliğinin kulaklarında
    yüksek ve tesirli akisler yapacaktır. Yüksek huylarına ehemmiyetle
    baktığım Türk çocuklarından daha az şey istemem.


    Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz,
    zekiyiz, çalışkanız, yüksek maksatlar uğrunda ölmesini biliriz.


    Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet
    ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat'i olarak söyleyeyim
    ki bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir
    ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa, muvaffak olmaması
    mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz
    ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve
    her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra
    gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz.

    1919


    Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvelâ bizim
    kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren,
    fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim
    ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin
    avıdır.

    1923


    Felâketler, elemler, mağlûbiyetler milletler üzerinde bir
    takım etkenlerin vücut bulmasına sebebiyet verir. Bu etkenlerin
    başlıcası, öyle kara günlerinde sonra milletlerin uyanması
    vakalarını bulması ve kendi benliğini duymasıdır.


    Milletleri yükselten bu özelliklere bir etken daha ilâve
    edelim: İntikam hissi... Milletlerin kalbinde intikam hissi
    olmalı. Bu alelâde bir intikam değil, hayatına, ikbaline,
    refahına düşman olanların zararlarını yoketmeye yönelen
    bir intikamdır. Bütün dünya bilmeli ki, karşımızda böyle
    bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir.
    Düşmana merhamet acizlik ve zaaftır. Bu, insaniyet göstermek
    değil, insanlık özelliğinin yokoluşunu ilân etmektir.

    1923


    Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya
    bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini
    tanıtmağa kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için
    bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Haysiyetinin
    bir zerresine, vatanın bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün
    bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olacağını artık Türk
    milletinin farketmediğini sanmak hatadır.

    1924


    Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına
    kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: "Benim
    Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait
    ödevlerim bitmemişti, siz onları tamamlayacaksınız. Siz
    de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz."

    1935


    Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun
    ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere
    mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her
    Türk ferdinin son nefesi, Türk Milleti'nin nefesinin sönmiyeceğini
    onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk, senin için
    yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.


    1935


    Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü,
    temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye
    Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milleti'nin ve
    onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlı bir
    şekilde yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla
    kâfi görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak
    mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur
    ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Millî
    kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.


    Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda muvaffak
    olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk Milleti'nin karakteri
    yüksektir. Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.
    Çünkü Türk Milleti millî birlik ve beraberlikte güçlükleri
    yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk Milleti'nin yürümekte
    olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında
    tuttuğu meşale müspet ilimdir.


    Şunu da ehemmiyetle belirtmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyet
    olan Türk Milleti'nin tarihî vasfıda güzel sanatları sevmek
    ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek
    karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme
    bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu
    mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek
    inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.


    Türk Milleti,

    Ebediyete
    akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha
    büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı
    gönülden dilerim.


    Ne mutlu Türküm diyene!

    1933


    Memleket ve millet hizmetlerinde baş olmak isteyenlerin
    ilham kaynağı, milletin hakikî hisleri ve emelleridir. Bizim
    anılmağa değer bir hareketimiz varsa o da milletin duygu
    ve eğilimlerinde varlığına temas etmeğe çalışmaktan ibarettir.
    Her türlü muvaffakiyet sırrının, her nevi kuvvetin, kudretin
    hakikî kaynağının, milletin kendisi olduğuna kanaatimiz
    tamdır.

    1925


    Söz söyleyen arkadaşlarımızdan biri bana nereden ilham ve
    kuvvet aldığımı sordu. Arkadaşlarımızın sorduğu ilham ve
    kuvvet kaynağı, milletin kendisidir. Milletin müşterek eğilimi,
    umumî fikri olduğunu inkâr edenler de vardır. Bu gibileri,
    hepiniz çok işitmişsinizdir. Bu gibiler memleket ve milletle
    alâkasız, dalgın insanlardır. Memleketimizin ve milletimizin
    başına gelmiş olan bunca felâketler hiç şüphe etmemelidirki,
    bu dalgın insanların memleketin talihini ve iradesine ellerinde
    tutmuş olmalarından ileri gelmiştir.


    Bir topluluğun mutlaka ortaklaşa bir fikri vardır. Eğer
    bu her zaman dile getirilemiyor ve belirtilemiyorsa, onun
    yokluğuna karar verilmemelidir. O, yapılan işlerde mutlaka
    mevcuttur. Varlığımız, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler
    ve hareketler, milletin müşterek fikrinin, arzusunun, azminin
    yüksek belirtisinden başka bir şey değildir.

    1925


    Biz, ilhamlarımızı, gökten ve görünmez âlemlerden değil,
    doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu
    çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk
    Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap
    kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.

    1937


    Bu millet hakikî eğilimine zıt düşünceye sapanlara iltifat
    etmemektedir. Bununla bugün çok övünüyorum. Bundaki isabetin
    sırrını izah için derhal söylemeliyim ki bizim ilham kaynağımız
    doğrudan doğruya büyük Türk Milleti'nin vicdanı olmuştur
    ve daima olacaktır. Bütün hareketi, verimi, kuvveti millî
    vicdandan aldıkça, bütün teşebbüslerimizde milletin sağ
    duyusunu, rehber saydıkça şimdiye kadar olduğu gibi bundan
    sonra da milleti doğru hedeflere eriştireceğimize imanımız
    tamdır.

    1925


    Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyeti
    ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız
    olmuştur. Bu büyük millet, arzu ve istidadının yöneldiği
    istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima
    takdir ve himaye etmiştir.

    1926


    Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. İstiklâl harbinde
    benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur
    zannederim. Fakat, bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim.
    Yapılanın hepsi milletin eseridir, dedim; aranacak olursa,
    doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın
    ve milletin çocukları olduğumuzu isbat etmek için, yapmamız
    lâzımgelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz;
    bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz
    vardır. İlmî çalışmalarda bunlar arasındadır. Beni seven
    arkadaşlarıma tavsiyem şudur: şahsınız için değil, fakat
    mensup olduğunuz millet için elbirliği ile çalışalım; çalışmaların
    en yükseği budur.


    1923


    Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle
    aldatmamış olmakla övünç duyuyorum. "Yapacağım. Yapacağız.
    Yapabiliriz" dediğim zaman onların gerçekten yapabileceğime
    inanmıştır. Nitekim Sakarya Muharebesi başlamadan evvel
    "Düşmanı memleketimiz içinde boğacağız" demiştim.
    Bana bazı mühim sayılan yerlerden müracaatlar vâki olarak
    "milleti beyhude yere kırdırmayınız" demişler;
    Romenlerden, Bulgarlardan, Yunanlılardan bahsederek kurtuluşumuzu
    geleceğe bırakmanın uygun olacağını söylemişlerdi. Fakat
    milletin kabiliyetini, imanını gözönüne alarak onlara "Hayır,
    yapacağız!" demiştim. Şimdi de milleti refaha, ilerlemeye,
    memleketi mutluluğa sevketmek için mevcut kabiliyetimizi
    gözönünde alarak "Bunu da yapacağız!" diyorum.


    1923


    Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım.
    Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan
    bir şair gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki
    kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi.

    1923


    Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte
    de bütün milletlerden üstündür.


    Mühim bir vazifenin yapılışında benden evvel işe girişen,
    millet olmuştur. Benim şu veya bu sebeple tehir ettiğim
    mühim vazifeyi millet bana ihtar etmiş ve yaptırmıştır.
    Bunu milletin müşterek ruhundaki yükseklik ve erginliğe
    parlak bir misal olarak anmayalım.


    1925


    Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin
    sinesidir.

    1919


    Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma,
    canını vermeğe hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım.


    Ben binbir müşkül karşısında yılacak bir insan olsa idim
    büyük işlerin rehberliğinde, milletim beni yaya bırakırdı.
    Milletimin iyi niyetine daima minnettarım.


    Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine
    canımı vereceğim.

    Haziran
    1937


    Hayatımın bütün safhalarında olduğu gibi, son zamanların
    buhranları ve felaketleri arasında da, bir dakika geçmemiştir
    ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nev'i şahsi duygularımı,
    milletin selameti ve saadeti namına feda etmekten zevk duymayayım.

    1937


    Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat
    doğan yegâne millet Türklerdir.


    1937


    Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, hakikati kolay göremezler.
    O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine nazaran
    geri adamlardır.

    1925


    Millet, muasır medeniyetin bütün milletlere temin ettiği
    hayat ve vasıtaları, esasta ve şekilde aynen ve tamamen
    gerçekleştirmeye kati karar vermiştir. Millet, yenilik ve
    ıslahat sahasında gösterdiği gayretlerin asırlardan beri
    olduğu gibi, türlü yalan ve dolanla biran bile durmasına
    müsaade etmemek azmindedir.

    1925


    Millet, milletlerarası umumi mücadele sahasında hayat sebebi
    ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak muasır medeniyette
    bulunabileceğini, sabit olmuş bir hakikat diye benimsemiştir.

    1925


    Millet, saydığım değişiklikler ve inkılapların tabii ve
    zaruri icabı olarak umumi iradesinde ve bütün kanunlarında,
    ancak dünya ihtiyaçlarından mülhem ve ihtiyacın değişmesiyle
    değişip gelişmesi esas olan dünyevi bir idare zihniyetini
    hayat düsturu saymıştır.

    1925


    Bu büyük millet, arzu ve istihdadının yönelmiş olduğu istikametleri
    göstermeye çalışan ve görebilen evladını daima takdir ve
    himeya etmiştir.


    1926


    İki Mustafa Kemâl vardır. Biri, ben, fâni Mustafa Kemâl;
    diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemâller idealidir.
    Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike ânında ben
    ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Feyiz
    milletindir, benim değildir.

    1935


    Türk milletinin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda,
    durmadan, yılmadan ilerlemektedir.

    1924


    Türk milleti şuurla ve bunca bin senelerin açtığı devasız
    yaraları acele tedavi etmek ıstırabiyle, hakikat denilen
    cevheri bulmuş olduğuna inanarak, uzun adımlarla kurtuluş
    aramaya karar vermiştir. Bunun önüne sed çekmek isteyeceklerin
    âkıbeti Türkün kuvvetli ayakları altında ezilmektir.


    Silâhı ile olduğu gibi aklı ile de mücadele mecburiyetinde
    olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde
    de göstereceğine asla şüphem yoktur. Milletimizin sâf seciyesi
    istidat ile doludur.

    15 Temmuz 1921


    Samsun'a ayak bastıktan sonra derhal memleket ve milleti
    yokladım. Gördüm ki, memleketin ve milletin temayülü istiklâl
    müdafaasında tereddüt edenleri utanılır mevkiinde bırakabilecek
    mahiyettedir. Filhakika iki seneden beri bütün dünyanın
    şahit olduğu olaylar düşüncelerimde isabet ve milletin azim
    ve imânında hakikî salâbet olduğunu ispat etti.

    23 Nisan 1921


    Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha
    büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır.
    Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde
    kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer
    payidar olamaz. O boş bir gayrettir.


    Bizi diğer medeni milletler arasında geri bıraktıran adlî,
    siyasî, iktisadî, malî zincirler kırılmıştır. Parçalanmıştır...
    Bugüne kadar kazandığımız muvaffakıyet, bize ancak terakki
    ve medeniyete doğru bir yol açmıştır. Yoksa terakki medeniyeti
    henüz ulaşılmış değildir.


    Büyük davamız, en medenî ve müreffeh millet olarak varlığımızı
    yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde
    temelli bir inkılâp yapmış olan Büyük Türk Milletinin dinamik
    idealidir. Bu idealin en kısa bir zamanda kavramak için,
    fikir ve hareketi, beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu
    teşebbüste, başarı ancak, süreli bir planla ve rasyonel
    çalışmakla mümkün olabilir.


    Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan
    köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve
    servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür.

    1922
     
  14. 14 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  15. suavea

    suavea Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    sevgili atıka81 başlıkta Atatürk yazarken A büyük olmalı
    özel isimler büyük harfle başlamalı diğer türlüsü beni rahatsız ediyor konuyu okumak bile istemiyorum...
     
  16. 14 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : atxixka81
  17. atxixka81

    atxixka81 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.670
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    offffffffffffffffffffffffff arkadaşlar ben bilgisayarda yazmayı pek beceremiyorum kusura bakmayın çoğu şeyi oğlumdan öğreniyorum . ailemizde Atatürk sevgisiyle büyüdük saol bilgilendirdiğin için oğluma sordum gösterdi sevgilerle