Atatürkün Devlet İdaresiyle İlgili Görüşleri

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Barcman tarafından 14 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    14 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Barcman
  1. Barcman

    Barcman PR UZMANI Pro Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    10.580
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    198
    İnsanlar daima yüksek, temiz ve mukaddes hedeflere yürümelidirler.
    Bu hareket şeklidir ki insan olanın vicdanını, dimağını
    ve bütün insanî kavramını tatmin eder. Bu şekilde yürüyenler,
    ne kadar büyük fedakârlık yaparlarsa, yükselirler ve bu
    hareket şekli mutlaka açık olur........... 1926



    Çünkü alnı açık, dimağı açık, kalb ve vicdanı açık insanlar
    tarafından idare olunabilen toplumlar ancak bu mânada hareketlerin
    izleyicisi olabilirler. Fikirlerini, duygularını ve teşebbüslerini
    gizli tutanlar, gizli vasıtalar uygulamaya girişenler mutlaka
    utanma ve sıkılmayı gerektiren, akıl ve mantığın haricinde
    hareket edenler olabilirler. Bu gibi işlere girişenlerin
    sonu ergeç acıdır. ..................1926


    Bizim yüzümüz, her zaman temiz ve pâk idi ve daima temiz
    ve pâk kalacaktır. Yüzü çirkin, vicdanı çirkinliklerle dolu
    olanlar, bizim vatansevercesine vicdanlıca ve namusluca
    hareketlerimizi küçük ve çirkin ihtirasları yüzünden, çirkin
    göstermeye kalkışanlardır.... 1927


    YEMİN MUKADDES BİR SÖZLEŞME DEMEKTİR.NAMUS SAHİBİ OLAN BİR KİMSE VERDİĞİ SÖZDEN DÖNMEZ........1919


    Asla hatırdan çıkarmamalısınız: Bizim en büyük kuvvetimizi,
    bugün de, yarın da dürüst, açık bir siyaset ve sözlerimize
    bağlılık teşkil edecektir. 1915



    Mesuliyet yükü herşeyden, ölümden de ağırdır....... 1915


    Hakikati konuşmaktan korkmayınız. ........1918


    Her an tarihe karşı, cihana karşı hareketimizin hesabını
    verebilecek bir vaziyette bulunmak lâzımdır. ........1930


    Yapmamıza imkân hasıl olan işleri yapmazsak, tarih bizi
    tenkit eder. 1928


    Millî egemenlik esası üzerinde idare edilen medeni devletlerde,
    kabul edilmiş ve fiilen geçerli bulunan esas; milletin genel
    isteklerini en çok temsil eden ve bu isteklerin bağlı olduğu
    menfaat ve gerekleri, en yüksek kudretle ve selâhiyetle
    yapabilecek siyasî grubun, devlet işlerinin idaresini üzerine
    alması ve bu mesuliyeti en yüksek liderinin omuzuna bırakması
    prensibinden ibarettir. ...1927


    Zaten bu şartları kazanamayan bir hükûmet vazife yapamaz.
    Hükûmetin, kuvvetli grup üyeleri arasından ve fakat birinci
    derecede olmayanlarından zayıf bir hükûmet yapmak ve onu
    partinin birinci liderlerini emir ve öğütleriyle yürütmeye
    kalkışmak fikri, elbette doğru değildir
    Bunun feci neticeleri
    bilhassa Osmanlı Devletinin son günlerinde görülmüştür.
    İttihat ve Terakki liderlerinin elinde oyuncak olan sadrazamlardan
    ve onların hükûmetlerinden, millete gelen zararlar sayılamayacak
    kadar çok değil midir? 1927



    Mecliste, hâkim olan partinin, hükûmet kurmayı, muhalif
    ve azınlıkta bulunan bir partiye terk etmesi ise asla sözkonusu
    olamaz. ................1927

    Kaideten ve usulen milletin ekseriyetini temsil eden ve
    özel amacı belli olan parti, hükûmeti kurma mesuliyetini
    üzerine alır ve kendi amaç ve prensiplerini memlekette uygular. ....1927


    BİZİM TELAKKİMİZE GÖRE,SİYASİ KUVVET,MİLLİ İRADE VE EGEMENLİK,MİLLETİN BÜTÜN HALİNDE MÜŞTEREK ŞAHSİYETİE AİTTİR,BİRDİR.TAKSİM EDİLEMEZ,AYRILAMAZ,BAŞKASINA BIRAKILAMAZ.. 1930



    İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri
    görülemez; millet ve devlet şeref ve bağımsızlığı temin
    edilemez. ...1927



    İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk
    milleti, Türkiye'nin gelecek çocukları, bunu, bir an hatırdan
    çıkarmamalıdırlar. .......1927


    BİR HÜKÜMET İYİ MİDİR,FENA MIDIR ? HANGİ HÜKÜMETİN İYİ VEYA OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN " HÜKÜMETTEN GAYE NEDİR " BUNU DÜŞÜNMEK LAZIMDIR.HÜKÜMETİN İKİ HEDEFİ VARDIR.BİRİ MİLLETİN KORUNMASI,İKİNCİSİ MİLLETİN REFAHINI TEMİN ETMEK.BU İKİ ŞEYİ TEMİN EDEN HÜKÜMET İYİ,EDEMEYEN FENADIR.... 1923



    Gerçi asıl olan millettir. Toplumdur. Onun da umumî iradesi,
    Mecliste belirir; bu her yerde böyledir. Fakat, fertler
    de vardır. Meclis, memleket ve devlet işlerini fertlerle,
    şahıslarla yapmaktadır. Her devletin işlerini yöneten şahıs
    ve şahıslar meydandadır. Hakikati, mânasız görüşlerle inkâra
    yer yoktur. 1922



    BENİM İSTEDİĞİM SADECE MEMLEKET İŞLERİNİN BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE AÇIKÇA MÜNAKAŞA EDİLMESİDİR.BÜYÜK MİLLET MECLİSİNDE TÜRK MİLLETİNİN GÖZÜ ÖNÜNDE AÇIKÇA KONUŞULAMAYACAK HİÇ BİR İŞ YOKTUR..1930

    MİLLETE EFENDİLİK YOKTUR.HİZMET ETME VARDIR.BU MİLLETE HİZMET EDEN ONUN EFENDİSİ OLUR. 1921

    YAPMAK İKTİDARINDA OLMADIĞIMIZ İŞLERİ,UYUŞTURUCU,OYALAYICI,SÖZLERLE YAPARIZ DİYEREK MİLLETE KARŞI GÜNDELİK SİYASET TAKİP ETMEK PRENSİBİMİZ DEĞİLDİR...1931

    MEMELEKET İŞLERİNDE ,MİLLET İŞLERİNDE,HAKİKİ İŞLERDE DUYGULARA,HATIRA,DOSTLUĞA BAKILMAZ ...1922


    MEMLEKET DAYANIŞMA İSTEYEN BİR BİRLİĞE MUHTAÇTIR.ALELADE POLİTİKACILIKLA MİLLETİ PARÇALAMAK,HIYANETTİR...1925


    Milleti idarede prensibimiz, milletin müşterek ve umumî
    fikir ve eğilimlerine uymaktır. Bu fikir ve eğilimlerin
    hakikî ve ciddi olabilmesi, milletin maddî ve manevî ihtiyaç
    kaynaklarından gelmesine bağlıdır. ..1925


    Milleti, aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kabiliyetini
    kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında kandırarak geçici
    teveccühler elde etmeye tenezzül etmeyiz. Millete, âdi politikacılar
    gibi yalancı vaadlerde bulunmaktan nefret ederiz.... 1925



    Millet tarafından, millet adına, devleti idareye yetkili
    kılınanlar için, gerektiği zaman, millete hesap vermek,
    mecburiyeti, lâubalilik ve keyfî hareketle uzlaşamaz. ....1930


    Ben düşündüklerimi önce milletimin arzusunda, ihtiyaç ve
    iradesinde görmeyi şart sayan ve bunu gördükten sonra ancak,
    uygulaması ile kendimi vazifeli bilen bir adamım. ..1923



    Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi idare etmek
    isteyenler memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar
    içinde yaşamalı ki ne yapmak lâzım geleceğini ciddi surette
    hissedebilsinler. ..1923



    Her ne suretle olsun, hizmet edenler milletten büyük mükâfatlar
    bekliyorlarsa katiyen doğru bir harekette bulunmuş olmazlar.
    Milletten çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler, namus vazifelerini
    yerine getirmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır. ..1923


    Cumhuriyetçi ve milliyetçi olmakla beraber partimiz programından
    başka bir programla ve partili olmanın tabiî kayıtları dışında
    serbest çalışacak samimî yurttaşların millet kürsüsünden
    yapacakları tenkitler ve söyleyecekleri düşüncelerle millî
    çalışmanın kuvvetleneceği kanaatinde bulunuyoruz....1935
    Büyük Millet Meclisinde ve millet karşısında millet işlerinin
    serbest münakaşası ve iyi niyet sahibi kişilerin ve partilerin
    özel görüşlerini ortaya koyarak milletin yüksek menfaatlerini
    aramaları benim gençliğimden beri âşık ve taraftar olduğum
    bir sistemdir.... 1930


    Memnuniyetle görüyorum ki, lâik cumhuriyet
    esasında beraberiz. Zaten benim siyasî hayatta bir taraflı
    olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur. Bundan
    ötürü Büyük Mecliste aynı temele dayanan yeni bir partinin
    faaliyete geçerek millet işlerini serbest münakaşa etmesini
    cumhuriyetinin esaslarından sayarım.... 1930


    Artık, bugün demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi
    andırmaktadır. Yirminci asır, birçok müstebit hükûmetlerin,
    bu denizde boğulduğunu görmüştür. ..1930