Atatürk'ün Gözlerini Yaşartan Sahne

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve UzmaN tarafından 11 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    11 Şubat 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  1. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    ATATÜRK'ÜN GÖZLERİNİ YAŞARTAN SAHNE

    ATA'mızın İstanbul ikinci seyahati, biraz da zaruret icabı olmuştu. Felç hastalığına uğradı gibi söylentiler çıkarmışlar ve bu asılsız şayia memlekete yayılma istidadı göstermiş. Bu yüzden 1928 senesi yaz mevsimi ilerlemiş olmasına rağmen, acele İstanbul'a hareket ederek Dolmabahçe sarayına gelmiştik.

    İlk akşam sarayda, mutaddan çok davetli var. ATATÜRK bu gece, yine de neşeli. Mütemadiyen çalışıyoruz. Bir çok eserleri bizzat okuyor:

    Öyle bir âfet-i yektây-i emelsin meleğim
    Bakamam gözlerine çünki erir göz bebeğim
    Akıtam göz yaşımı pâyine bir secdeberim
    Bakamam gözlerine çünki erir göz bebeğim

    Şarkısını istediler.

    Nakarat kısmına gelince, işaret etti, durduk. Güfteyi tekrar ettirerek, bu şarkının nakaratı olar:

    "Bakamam gözlerine çünki erir göz bebeğim"

    sözü bu şekilde olmalıdır dedi:

    "Bakarım gözlerine sonra erir göz bebeğim"

    ve bir kere de böyle okumamızı istedi, okuduk.

    Boğazın Rumeli sahilini takibediyoruz. Yat sahile çok yakın seyrediyor. Arnavut köy önlerine geldik. Bir erkek ve genç bir kadın, rıhtımın parmaklığına dayanmışlar, boğazın güzelliklerini seyrediyor.

    Yatı görünce, kadın bir çığlık kopardı:

    - ATATÜRK... Allah'a şükür. ATA'mız sağ ve Aslan gibi.

    İki âşık genç avazları çıktığı kadar, büyük bir heyecan ve coşkunlukla bağırıyorlar.

    - Yaşa ATATÜRK, sen çok yaşa... Senin hakkında kötü şayia çıkaranların dilleri tutulsun...

    Bu candan tezâhürat karşısında ATA'nın gözleri yaşardı. Mendilini çıkarıp sallamaya başladı. ATA bu olaydan çok memnun olduğunu açıkça gösteriyordu.

    - İşte, içten gelen coşkunluk buna derler, çok isterdim bu gençleri tanımak.

    Büyük dereyi geçtik. Sarıyer'e doğru gidiyoruz. Küçük bir sandal çala kürek yata yaklaştı. İçinde eski Kastamonu mebuslarından Necmettin Molla bey var. Ayakta ATATÜRK'ü selâmlıyor. Yat derhal durdu. Necmettin Molla'yı yata aldılar. Molla ATA'ya, yalısına şeref vermelerini rica etti. ATA vakit geçtiğini, bir başka zaman geleceğini vadettiler.

    Üç gün sonra, bir akşamüzeri Necmettin Mollanın Sarıyer'deki çok büyük ve zevkle döşenmiş yalısına gidildi.

    Ev sahibi sıfatıyla, Necmettin Molla bey, bütün zenginliğiyle ATA'ya ikramda bulunuyordu. ATA, üst katdaki salonda, balkon kapısına yakın bir yerde oturuyor. Biz salonun karşı tarafında, köşede bir yerde oturuyoruz.

    (Kültür Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı Atatürk Dizisi yayınlarından Sn. Sadi Yaver ATAMAN tarafından hazırlanan "Atatürk ve Türk Musıkisi" adlı kitaptan faydalanılmıştır)