Atrial Septal Defekt

Konusu 'Kardiyoloji - Kalp ve Dolaşım Sistemi Hastalıkları' forumundadır ve kate_34 tarafından 16 Aralık 2009 başlatılmıştır.

    16 Aralık 2009
    Konu Sahibi : kate_34
  1. kate_34

    kate_34 Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2009
    Mesajlar:
    4.878
    Beğenildi:
    891
    Ödül Puanları:
    238
    [​IMG]

    ASD Nedir?

    ASD’yi anlayabilmek için kalbin anatomisinin bazı noktalarını da bilmek gerekir.

    Kalbimiz sağ ve sol atrium(kulakçık) ile sağ ve sol ventrikül (karıncık) olmak üzere 4 bölümden oluşur.Sağ atrium ve sağ ventrikül sağ kalbi oluşturur ve sağ kalpte kirli kan bulunur.Sol atrium ve sol ventrikül sol kalbi oluşturur ve sol kalpte temiz kan bulunur.Sağ ve sol kalp birbirinden bir septum aracılığı ile ayrılmıştır.Sağ kalbe kirli kan gelir ve sağ kalpten akciğerlere temizlenmesi için pulmoner arterler(akciğer atar damarı)yolu ile yine kirli kan gönderilirSol kalp ise akciğerlerden gelen temiz kanı toplar ve bu temiz kanı pompalar.Normalde bir septum ile ayrılmış olan atriumlar arasında bir defekt(açıklık)olmasına atrial septal defekt denir.Atrial septal defekt en sık görülen konjenital (doğumsal ) defektlerden biridir ve erişkenlerde en sık görülen konjenital anomalidir.ASD kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görülür.



    ASD Kaça Ayrılır?

    Defektler yerleşim bölgelerine göre adlandırılırlar ve 3‘e ayrılırlar.

    · Sinüs Venozis Defekt

    · Sekundum Defekt

    · Primum Defekt



    Sinüs Venozis Defekti: Tüm ASD’lerin %10’nunu oluşturur. Sıklıkla vena cava superiorun sağ atriuma açıldığı bölgede oluşur.

    Sekundum Defekti: ASD’nin en sık görülen tipidir. Tüm ASD’lerin %50-70’ini oluşturur.

    Primum Defekti: İzole ASD’lerin %15’ini, tüm ASD’lerin %30’unu oluşturur.



    ASD Nelere Yol Açar?

    Sağ atrium basıncı (3mmHg) sol atrium basıncından(8mmHg) düşük olması nedeniyle kan basıncın büyük olduğu sol atriumdan sağ atriuma geçer.Geçen kan miktarı defektin büyüklüğüne ve ventriküllerin(karıncık) uyumuna bağlıdır.Defekt büyükse geçen kan miktarının fazlalığına bağlı olarak sağ atrium ve sağ ventrikül genişler.Pulmoner arter(akciğer atar damarı) kan akımı artar.Nadiren şiddetli pulmoner hipertansiyon gelişir.(%5).Temiz kan sağ kalbe geçtiği için oksijen satürasyonu(hemoglobinin oksijene doygunluğu)normalden daha yüksektir.



    ASD’nin Klinik Belirtileri Nelerdir?

    ASD’li hastaların çoğu erişkin yaşa kadar asemptomatiktir.(belirti göstermezler).Hastalardaki klinik belirtiler şunlardır:

    *Çabuk Yorulma

    *Egzersiz Dispnesi(Egzersiz sonrası zor ve derin nefes alıp verme)

    *Atrial Aritmiler (Atrial Fibrilasyon &#8230:KK66:

    *Paradoksal Emboliler

    *Tekrarlayan Akciğer Enfeksiyonları

    *Nadiren Konjestif Kalp Yetmezliği



    ASD Tanısı Nasıl Konur?

    Genellikle uzun yıllar hiç bir belirti vermez. Bu tip hastalarda, ancak tesadüfen başka bir nedenle doktora gidildiğinde, dikkatli bir muayene sırasında kalpte üfürümün ve bazı ek seslerin duyulması ile kuşkulanılır.

    Telekardiyografi:

    *Çoğunlukla kalp gölgesi büyümüştür.

    *Pulmoner Arter (akciğer atar damarı) genişlemiş görülür.

    *Sağ atrium ve sol atrium genişlemiştir.

    EKG:

    EKO: (ASD’nin yeri,büyüklüğü ve şant oranı ile ventriküllerin durumu)

    Kateterizasyon:Sağ atriumdan alınan kanın oksijen satürasyonunda superior ve inferior vena cava’ya (alt üst ana toplardamar) oranla artma olması ASD’den şüphelendirir.



    ASD Tedavisi Nasıldır?

    *Defekt çapı <3mm: %100 18aya kadar kapanır.

    *Defekt çapı 3-5mm:%80 12 ayda kapanır.

    *Defekt çapı 5-8mm:%80 15 ayda kapanır.

    Defekt çapı 8mm:Genellikle kapanmaz.

    Spontan kapanma olasılığı olduğundan 3-4 yaşına kadar beklenmelidir.



    İlaç Tedavisi:KK70:iüretikler,Asetilkolin esteraz(ACE) enzimi inhibitörleri ve aldakton kullanılır.İlaçla tedavinin defekt çapının küçülmesine herhangi bir etkisi yoktur.



    Şemsiye ile Tedavi:Son yıllarda cerrahi onarıma alternatif olarak perkütan yoldan(cilt üzerinden) girilerek açıklığı kapatan cihazlar çıkmıştır.Perkutan yoldan tedavi sekundum ASD defektlerinde mümkündür.

    Şemsiye kullanımının avantajları:

    · Açıklığı kapatmada başarı oranı cerrahi gibidir.

    · Komplikasyon (istenmeyen olay) oranı cerrahiye göre (%5) daha düşüktür (%2).

    · Hasta kısa zamanda hastaneden çıkar ve 2 gün içinde normal günlük yaşantısına döner. 3-4 hafta içinde de ağır eforları yapabilir.

    Şemsiye kullanımının dezavantajları:

    · Komplikasyon(ameliyat sonrası beklenmeyen başka bir hastalık) oranı %2'dir: Ölüm, felç, kanama, aritmi, cihazın yer değiştirmesi, açıklığın tam kapanmaması, infeksiyon.

    Şemsiye yöntemi ile tedavi tüm ASD hastalarında uygulanamamaktadır.

    · Eğer ASD cihazla kapatılamayacak kadar büyükse,

    · Hastadaki kalbin anatomik yapısı uygun değilse,

    · Hastanın damar yapısı cihazı taşıyan kateter sistemini taşıyamayacak kadar ince ise,

    · Vücudunun herhangi bir yerinde aktif infeksiyon varsa (infeksiyon tedavi edildikten sonra cihaz takılabilir.)

    · Kalp içi pıhtı varsa,

    · Ameliyat gerektiren başka kalp hastalığı varsa,

    · Aspirin almasına engel durumu veya kanama bozukluğu varsa



    Cerrahi Tedavi: Cerrahi tedavi için en uygun dönem okul öncesi dönemdir. Qp/Qs >1,5 (pulmoner şantın sistemik şanta oranı 1,5&#8217;dan büyük ise cerrahi tedavi uygulanmalıdır.24 yaşın altında uygulanan cerrahi tedavide başarı oranı çok yüksektir.40yaş üstü uygulanan cerrahi tedavi de semptomlar düzelir ancak bazı komplikasyonlar (ameliyat sonrası beklenmeyen hastalıklar)oluşabilir.

    Cerrahi avantajları:

    · Şemsiyenin kapatamayacağı veya başarılı olamayacağı ASD'leri başarı ile kapatır.

    Cerrahi dezavantajları:

    · %5 oranında komplikasyon görülür: Ölüm, felç, tekrar ameliyat, kanama, aritmi, sinir hasarı, kalp yetmezliği, infeksiyon

    · Ameliyat için hasta 5-7 gün hastanede kalır. Tam iyileşme 45 günde olur.







    İleriye dönük yapılması gerekenler?

    Şemsiye konulan hastalar 3-6 ay civarında aspirin ve plavix gibi kan sulandırıcı ilaç alırlar. 6 ay boyunca diş müdahalelerinden kaçınmak gerekir. 12 ay boyunca ise diş müdahalesi gerekirse antibiyotik verilmelidir.

    Hastaların beklenmedik komplikasyonlardan korunabilmeleri için yaklaşık 1 yıllık aralıklarla doktor kontrolünde olmaları gerekir. Bu ameliyat olmuş hastalar için de 3-4 yıl süreyle geçerlidir.

    Alıntı