Avrupada da kadın sorunu var

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve 1BukeT tarafından 11 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    11 Şubat 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Türkiye’de kadının durumu hakkında hazırladığı rapor Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen Türk kökenli milletvekili Emine Bozkurt’a göre, kadın hakları sadece Türkiye’de değil, gelişmiş Batı ülkelerinde de önemli bir problem. Emine Bozkurt, raporunun bu gerçeğe işaret eden bölümlerinin Hıristiyan Demokrat üyelerin önergeleriyle metinden çıkarılmasından yakınıyor.


    Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türk kökenli Hollandalı üyesi Emine Bozkurt’un hazırladığı, “Türkiye’de kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal etkinliklerdeki rolü” başlıklı rapor, 6 Temmuz’da genel kurul tarafından kabul edildi. Üyelerin neredeyse tamamından kabul oyu alan raporda, Türkiye’nin kadın hakları konusunda yaptığı yasal iyileştirmeler olumlu bulunurken, sıranın uygulama sürecinde olduğuna vurgu yapıldı. AP’nin Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi Raportörü olarak görev yapan Bozkurt, Hollanda’ya bundan 40 yıl önce işçi olarak gelen İstanbullu bir ailenin kızı. Amsterdam Üniversitesi’nde Avrupa Birliği üzerine eğitim aldı. Uzun zamandır idealize ettiği AP üyeliğine 2004’te seçildi. Hollanda Sosyal Demokrat Partisi’nden seçimlere katılan Türk kökenli parlamenter, ülkesinde kadınların siyasete girmesinin çok kolay olduğunu ancak yabancı kökenli biri için şartların oldukça zor olduğunu belirtiyor. Kendisi bu sıkıntıları fazlasıyla yaşamış bir isim. Raporun ilk taslak metinlerinde kadın haklarının sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da bir sorunu olduğunu belirtmiş; ancak bu bölüm Hıristiyan Demokrat vekillerin verdikleri önergelerle metinden çıkarılmış. Bu küçük örnek bile aslında yasal olmasa bile, zihnî olarak AB’nin yaşaması gereken dönüşümün bir göstergesi...

    -Türkiye’de kadınların durumu ile ilgili hazırladığınız rapor AP’de kabul edildi. Genel kanaatiniz nedir Türkiye’de kadının toplumsal ve siyasal konumuyla ilgili?

    Üç önemli başlık altında hazırlanan bir rapor oldu. Birincisi kadına karşı şiddet, ikincisi kadının istihdama, siyasete katılması, üçüncüsü de eğitim. Bence raporun en önemli sonucu, Türk hükümetinin birçok konuda yasal olarak çok şeyler değiştirmesi oldu. Kadın hakları yasal güvenceye alındı, şimdi sırada uygulama var. Henüz yasalardaki iyileştirmeler hayata yansımış değil. Raporu hazırlama sürecinde gerek Avrupa Parlamentosu’ndan gerekse Türkiye’deki kurumlardan çok büyük destek aldım. Rapor 6 Temmuz’da AP’de onaylandı. 573 kişi kabul etti, 19 kişi ret oyu verdi. Bütün siyasî gruplardan destek geldi. Hıristiyan Demokratlar’ın bazıları Türkiye’den hoşlanmıyor ama onlar bile grup olarak destekledi. Böylece onlar da Türkiye’nin yaptığı başarılı çalışmaları kabul etmiş oldu. Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in de söylediği gibi, kadın hakları, müzakere sürecinde çok önemli konu başlıklarından biri olacak.

    -Siz böyle bir rapor için gönüllü oldunuz bildiğim kadarıyla…

    Evet, ben özellikle gönüllü oldum. Kadın haklarını çok önemsiyorum ama madem Türkiye raporu çıkacak bari ben yapayım diye düşündüm. Çünkü, Türk kökenliyim ama Avrupa’da doğdum. İki tarafı da biliyorum. Raporda önyargılar ve klişe cümleler olmasın istedim. Daha objektif bir rapor olması için benim yapmam önemliydi. Başkaları ille de önyargılı yapar demiyorum ama benim konumum daha objektif olabilme adına önemliydi. Bunu kullanmak istedim. Çünkü Türkçe konuşuyorum ve insanlardan daha kolay bilgi alabiliyorum. İnsanlar bana daha fazla güveniyor Türkiye’de. Bu raporu Türkiye’yi karalamak için kullanmayacağımı da biliyorlar.

    -Kadın hakları neden insan haklarının kapsamında ele alınmıyor da ayrıca değerlendiriliyor?

    Bu soruya Türkiye özelinde cevap verebilirim. Türkiye nüfusunun yüzde 52’sini kadınlar oluşturuyor. 35 milyon kadın yaşıyor bu ülkede. O bakımdan daha detaylı ve özel bir rapor ihtiyacı hissettik.

    -Peki kadın hakları konusunda ilerlemek için yasal düzenlemeler yeterli mi? Toplumsal bir zihniyet değişimi gerekmiyor mu? Avrupa ülkeleri bu konudaki bütün sorunlarını çözmüş mü size göre?

    Hayır maalesef. Yasa değiştirmek bir adımdır, başlangıçtır. Ondan sonra sıra uygulamaya gelir. Bizim raporumuzda yasal olarak yapılması gerekenler yapıldı, sıra uygulamada mesajı verildi. Bazı şeyleri zaten kanun değiştirerek sağlayamazsınız. Mantalite değişimi gerekiyor. Bir erkek için kadını her gün dövmek normalse bunu yasa değiştirerek çözemezsiniz. Eğitim çok önemli, aile içinde çocuğun aldığı eğitim önemli. Sonuçta yarın çözülecek bir sorun değil kadın hakları.

    -Avrupa’daki tablo nedir? Eş dövme konusunda Avrupa ülkelerinin de sabıkalı olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya konuyor…

    Bu rapor Türkiye raporu, onların durumunu incelemedim ama Avrupa’da da şiddet var, üzücü durumlar yaşanıyor. İlk taslak metninde ben bundan bahsettim. Kadınlara şiddet sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın sorunudur dedim. Bunu Kofi Annan da söylüyor. Ama bizim Hıristiyan Demokrat arkadaşlar bu cümleleri çıkarmak istedi ve değişiklik önergeleri verdi. Sonuçta kadın hakları konusunun sadece Türkiye’nin sorunu olmadığı yolundaki tespitlerimiz metinden çıkarıldı. Ancak ben yorumunuza katılıyorum, Avrupa’da bu konuda bir şeyler yapma ihtiyacı var.

    -Türkiye’de yıllardır kadınların siyasete katılımı konusunda pozitif ayrımcılık ve kota uygulamaları öneriliyor. Kota uygulamasını destekliyor musunuz?

    Destekliyorum, seçim listelerinde kota uygulamasını savunuyorum. Çünkü şu andaki durum iyi değil. TBMM’de kadın vekil sayısı yüzde 4,4, yerel düzeyde ise yüzde 1’in de altında. Türkiye’deki 3 binden fazla belediye başkanından sadece 18’inin kadın olması bence komik bir durumdur. Avrupa’ya geldiklerinde Türkiye’deki bütün kadın başkanlar bir masanın etrafına sığıyor! Bu durumun değişmesi lazım.

    -Bu sorunu kota çözebilir mi?

    Öyle değil, kota sadece çözüme giden yollardan biri. Farklı yöntemler de var. Aslında partilerin kendilerinin bu sorumluluğu hissedip de çözüm bulmasını isterim. Ancak çok yavaş gidiyor. Türkiye’de yaşayan kız çocukları için iyi rol modelleri lazım. Televizyon iyi örnekler sunamıyor. Siyasette, sivil toplumda, iş dünyasında öne çıkan kadınlar olmalı ve bunlar genç kızlar için model olmalı. Peki bunu nasıl yapacağız? Seçimler yaklaşıyor ama hiçbir hareket yok. Görünen o ki değişen bir şey olmayacak. Şimdiden harekete geçilmesi lazım. Kota sürekli olmasa bile geçici olarak uygulanabilir.

    -Hükümet yetkilileri ile konuşuyor musunuz? Yasal düzenleme için bir hareketlilik var mı?

    Kota üzerinde konuşmadık ama rol model konusunu görüştük ve Bakan Nimet Çubukçu bize katılıyor. Türkiye’nin yararınadır bu mesele. Yasal düzenleme konusunda ise bir netlik yok, çok fazla umutlu değilim bu noktada.

    -Rol modeller çok önemli; ancak medyanın güncel rol modelleri uyuşturucudan ölen gençler oluyor…

    Ben Ata denilen çocuğu hiç duymamıştım ama Türkiye seyahatinde uçakta gazetelerde görünce bu kadar ünlü adam da kim diye merak ettim. Halbuki Ata’yı konuşacağımıza, siyasette, sivil toplumda, iş dünyasında bir yere gelmiş başarılı insanları konuşmak çok daha sağlıklı Türkiye için.

    -True Dergisi’ndeki bir yazınızda, “Avrupa’ya Türkiye’nin Ermeni sorunu, Kıbrıs ve Öcalan’dan daha fazlası olduğunu gösterin” diye bir çağrıda bulunuyorsunuz. Türkiye’nin kendini yeteri kadar ifade edememe sorunu mu var yoksa karşı taraf anlamak mı istemiyor?

    O yazıyı hatırlıyorum ama sadece Türkiye kendini böyle ifade ediyor diyemem. Avrupa da olayı sadece böyle anlıyor. Özellikle son zamanlarda bu tartışmalar çok olumsuza dönüştü. Devamlı Kıbrıs deniyor, Ermeni meselesi deniyor, PKK deniyor ama daha geçen yıl Türkiye üye olsun diye bir karar alındı. Türkiye’nin üyeliğinin getireceği avantajlardan bahsedildi. Ancak şimdi herkes bu avantajları unutmuş, önemli gelişmeleri görmezden gelme durumu var ve bunu çok üzücü buluyorum. Türkiye bu tartışmalara cevap versin ama öteki yönlerini de göstermeli. Yaşanan çok önemli gelişmeleri Avrupa bilmeli. Durum bu aralar çok gergin, hem Avrupa daha olumsuz Türkiye’ye karşı, hem Türkiye’de Avrupa desteği azalıyor. Yani sonuçta Türkiye hep savunma pozisyonunda kalmamalı. Bence daha proaktif olmalı, alınan mesafeyi göstermeli. Türkiye’nin gelişmesi, yaptıkları orada yeteri kadar bilinmiyor. Daha fazla lobi yapılmalı. AP’ye sürekli Ermenilerden sürekli mesajlar geliyor, insanlar gelip hikâyelerini anlatıyor; ama Türkler bunu yeteri kadar yapamıyor. Bu Türkiye için gerçekten çok gerekli. Niye Brüksel’de daha fazla etkin değilsiniz? Avrupa’daki insanlara bu ülkeyi anlatmak lazım. Daha fazla iletişim Türkiye için her zaman iyidir.

    -3 Ekim ve müzakere tarihi ile ilgili görüşleriniz nedir?

    Bu tartışmalar çok karışık gidiyor. Kıbrıs meselesinin gündeme geleceği zaten belliydi. Ancak bazı ülkeler 3 Ekim’den önce tanınsın diye çok saçma sapan bir görüş ileri attı. Bir gün zaten tanıyacak Türkiye Kıbrıs’ı, ama tabiî ki bunun şartları olacak. Kıbrıs’ın istediği gibi olmayacak bu. Türkiye’nin haklı olarak istediği sağlam ve iki tarafın kabul ettiği bir çözüm. Çünkü orada büyük bir Türk kitlesi var ve onların da yalnız bırakılmaması gerekiyor. Müzakereler başladı ama asıl zorlu süreç ondan sonrası için geçerli olacak. Müzakere dönemi çok çetin geçecektir.

    -Hollanda’da bir ara Müslümanlara karşı ciddi şekilde artan gerilim normale döndü mü?

    Oradaki Türklerin imajının kötü olmasında hep kötünün haber olmasının etkisi var. Başarılı ve uyumlu olanlar haber olmuyor. Gerilim şimdilerde biraz azaldı ama eski duruma da dönemedik. Yabancıların işi artık daha zor. Hükümet yabancılara karşı çok katı yasalar çıkardı. Mülteciler geri gönderiliyor. Bir Müslüman fobisi var ve oradaki insanımıza yazık oluyor. İnsanlar sebepsiz yere hapse atılıyor.