Avuçlarımızdan sadece kayan zaman

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve duselal tarafından 16 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    16 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : duselal
  1. duselal

    duselal Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2008
    Mesajlar:
    204
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ][​IMG]



    AVUÇLARIMIZDAN SADECE KAYAN ZAMAN

    Zaman akıp geçiyor sağımdan ve solumdan.

    O kadar hızlı ki, yüzümde hissediyorum rüzgârını.

    Bazen üşütüyor, bazen dağıtıyor, bazen de topluyoriçimi.

    Kimi zaman sendeletiyor, kimi zaman da hiç farkında

    olmadan sürüklüyor beni faaliyetler içine.

    Yani öylece gelip geçmiyor buralardan.

    O kadar çok şeyi alıp götürüyor ki... Bu hıza inat

    durup bekliyorum hayatın içinde.

    Bu kadar koşanları görünce ve koşarken birçok şeyi

    erteleyenleri fark ettiğimden beri yapıyorum bunu.

    Oyun oynayamayan çocuklar, gülemeyen büyükler var bu

    koşuda. Ben sonuncu olmaya karar veriyorum.

    Dünyanın, etrafımda döndüğünü fark etmek istiyorum.

    Oturmuş bekliyorum bir köşede, sabırla.

    Duvar takvimimin sayfaları bitti. Yenisini taktım.

    Bu böyle sürüp gidecek; tekrar bitecek ve ben yine

    yenisini takacağım.

    Kendi ellerimle kopardığım takvim sayfalarına

    kızıyorum, “Koparmasaydım” diye. Sonra hâlime

    gülüyorum, sanki sayfaları koparmasam günler

    geçmeyecek. Ben her yıl günlerin bu kadar çabuk

    geçmesine üzüleceğim. Onlarsa, bana aldırmadan hep

    geçip gidecek.

    Bakıyorum da hiç kimse, hiçbir şey eski hâliyle yok

    yeni zamanda. Hayatı tutmak ne mümkün. Hani şair “Ne

    içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında” diyor ya...

    Köşe başlarında bekliyorum. Hangi işin elinden tutsam,

    ya o beni bırakıyor ilgilenmediğimden ya da ben

    bırakıyorum sıkıldığımdan.

    Ruhumdan habersiz bambaşka diyarlarda, bambaşka

    hayatları aynı fon müziği eşliğinde yaşıyorum.

    Öylece her şeyin ortasında kalakalıyorum. Bu hengâmede

    her yeni yılda sevinip havalara uçuyorum. Ertesi sabah

    kalkınca, her şey seyrinde devam ediyor. Bu defa

    şaşırıyorum.

    Ben neden bu kadar çok sevindim ki?

    “Yaşasınlar” eşliğinde ömrümden giden bir yılı

    devirirken, zamana olan hıncımdan mı “Olllllley” tarzı

    nidalar yükseliyor dilimden?

    Yeni bir yıl için yazılan yazıları okuyorum. Hepsi yeni

    bir hayat, iyi dilekler, mutluluklar ve en önemlisi

    yeni başlangıçlar temenni ediyor.

    Yeni yıl, yeni bir başlangıç olsun, diyorlar. Ama nafile, o da olmuyor.

    Zira saat gece 12 olunca, bir önceki yılda

    yaşadıklarımdan ders alıp, yeni yıla farklı bir şekilde

    tasarladığım hareketlerle başlamıyorum.

    O kadar iyi dilek havada kalıyor.
    ***
    Arada durmak lâzım, biraz soluklanmak…

    Yavaş yavaş hareket etmek...

    Yaşamak lazım. Yani yaşar gibi yapmamak.

    Eğer bu kadar hızlı eskiyorsa zaman ve biz. Her şeyi

    hızla tüketiyorsak, sevdiklerimiz hiç ummadığımız anda

    ve zamanda kayıp gidiyorsa avuçlarımızdan, öyleyse

    sevdiklerimiz için biz yavaşlayalım.


    Çünkü bir an geliyor, elimizi attığımız her cebimizden

    bir “keşke” çıkıyor. Geçmişin arkasından el sallamaksa

    kaderimiz, yeniye de yenice; ama farkında olarak

    başlamak gerek. “

    Bizden artık bir şey olmaz” diyenlerdenseniz,“

    İnsanlar ayaklarının altındaki hazineyi görmezler. Neden biliyor musun?

    Çünkü insanlar mucizeye inanmazlar” demek düşüyor.Alıntı.:a015:yerimseniben