Ay Ay Bebeklerde Sosyal, Fiziksel, Zihinsel Gelişim ve Önemli Dönüm Noktaları

Konusu 'Bebek Bakımı ve Beslenmesi' forumundadır ve iLkNuRRRR tarafından 1 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  1. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Yeryüzünün en şirin varlıklarıdır bebekler. Sadece şirinlikleriyle değil her yönleriyle hayatımızda çok önemli yer tutarlar. Geleceğimiz, bazen hayata tutunma sebebimiz, bazen mutlu olmamızın nedenleridir onlar. Vatanımızın, ailemizin geleceği de sosyal, fiziksel, zihinsel yönden tam olarak gelişmiş bireylere bağlıdır. Bir bireyin tam olarak ruhen, fiziken sağlıklıklı olabilmesi içinde bebeklik dönemindeki kritik aşamaları başarı ile tamamlamasına bağlıdır. Bizde bu yazımızda çocuk gelişimi konusunda çalışan bilimadamlarının özellikle üstünde durduğu ilk altı ayında dahil olduğu 0-12 ay arasındaki gelişim basamaklarına ve başarmaları gereken rollere değineceğiz. Anne ve babalara bu uzun yazımızı sabırla okumasını önerir ve faydalı olmasını uzmanportal.com olarak dileriz.

    Yazımıza bir bebeğin ilk haftaki durumundan başlayalım isterseniz. İlk haftayı anlattıktan sonra gelişim dönemlerini ay ay inceleyeceğiz:



    Bebeklerde İlk Hafta Gelişimi
    Bebek doğumdan önce, yani fetus halindeyken bile ışık, ses ve ısı değişimlerine karşı duyarlıdır ve hamileliğin son haftalarında parmağını emmektedir. Sinir sistemi henüz bütünüyle tamamlanmamış olsa da, doğduğunda tüm ana organları faaliyettedir. Beynin ilk gelişimi konusunda yapılan son araştırmalar, bebek beyninin hem ana rahminde, hem de doğumdan sonraki birkaç yıl boyunca hızla geliştiğini göstermektedir.

    Bebeğiniz ilk bakışta gözünüze çok güzel görünmeyebilir. Yüzü tuhaf renkte ve dolguncadır, gözlerinin altı şiştir ve vücudu daha sonra kaybolan ve “lanugo” dediğimiz tüylerle doludur. Cildi ise çoğunlukla beyaz, ağdalı bir madde olan ve bebeğin doğum kanalından geçmesini kolaylaştıran “verniks” ile kaplıdır, ancak doğum sonrası yapılan ilk banyo ile verniks kısmen vücuttan atılır. Kalanı ise sonraki 24 saat içinde bebeğin cildi tarafından emilir.

    1 HAFTA SONRA BEBEĞİNİZ İLK GÜNLERDE KAYBETTİĞİ AĞIRLIĞIN BİR KISMINI GERİ ALACAKTIR.

    Bebeğinizin görünümü karşısında şaşkınlık ve hayal kırıklığına uğramış olabilirsiniz ancak unutmayın ki bu görüntüsü tamamen geçicidir ve hem bunca zaman içinde kaldığı ana rahminin koşulları, hem de doğum sırasında yaşadığı sıkıntı göz önüne alındığında çok da kötü sayılmaz.

    Doğum sonrasında bebeğin ağırlığı genellikle 2.8 ila 4.5 kg arasındadır. Bu değerlerin biraz altında ya da üstünde olması da normaldir. Boyu ise 46 ila 52 cm. arasındadır. Dakikadaki nefes alış ve kalp atış sayısı bir yetişkinin hemen hemen iki katı kadardır. Ancak bu da bebeğin yapısına, hareket ve heyecanına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

    Yeni doğan bir bebeğin kafası vücuduna oranla epey büyüktür ve vücudunun neredeyse dörtte birini oluşturur; bu büyüklük bebeğin annenin doğum kanalından geçmesini zorlaştırır. Doğa, bebeğin kafasının doğuma adapte olmasını sağlamıştır; doğum sırasında bebeğin kafası kanaldan geçebilecek şekle girer. Bu şekillenme sırasında bazen bebeğin kafası külahı andıran bir biçim alabilir. Birkaç gün İçinde kafa normal şeklini alacaktır. Bütün bebeklerin kafalarının tepesinde yumuşak noktalar vardır. Bu noktalar kemiklerin büyüme yerleridir. Bu noktalara dokunmaktan korkmayın, bunlar kafayı ve beyni koruyan kalın bir dokuyla kaplıdır.

    Yeni doğmuş bir bebeğin cildi genellikle buruşuk ve sarkıktır ancak birkaç gün içinde özellikle el ve ayakların üzerindeki deri kuruyup pul pul dökülür.

    Yeni doğan bebeğiniz cildi mavimsi bir renge sahip olabilir, bu duruma tıp dilinde siyanosis (cyanosis) denir. Bunun nedeni solunum yolları ve akciğerlerinin hala sıvı ve çeşitli salgılarla dolu olmasıdır. Bebek, anne kamında su içinde olduğundan ve sürekli nefes alıp verdiğinden tüm solunum yolu bu sıvıyla doludur. Bebek doğum kanalından geçerken bu sıvının büyük bir kısmı ağız ve burun yoluyla atılır. Yine de doğumdan sonra akciğerde hala atılamamış bir miktar salgı ve sıvı kalabilir. Ancak burada bilmeniz gereken bebeğinizin oldukça gelişmiş bir hapşırma ve öksürme refleksi olduğudur. Bu refleks, bebeğin solunum yolunu temizleyerek açık tutar ve tıkanmasını önler. Her ne kadar öksürme ve hapşırma sırasında nefes alması durur gibi gözükse de nefes alamama gibi bir tehlike yoktur.

    Sarılık, yeni doğan bebeklerde çok sık görülen bir durumdur ve sağlıklı doğan bebeklerin yüzde 25′inden fazlasında görülür. Bu duruma bilirubin denilen, kanla taşınan ve deride, dudak ve ağız içinde ve gözlerin beyaz yerlerinde yer alan sarı bir pigment neden olur. Sonuç olarak vücudun bu kesimleri sarı renkli görünür. Kanda bilirubin miktannı artıran herhangi bir şey sarılığa neden olabilir.

    Yeni doğanlarda sarılık iki şekilde görülür: fizyolojik sarılık veya kan grubu uyumsuzluğunun neden olduğu hemolotik sarılık. Fizyolojik sarılık bebeğin derisinin ve göz akının doğumun üçüncü gününden itibaren sararmasıyla ortaya çıkar. Bu zararsız durum sekiz ila on gün arasında yavaş yavaş kaybolur ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu durum bebeğin karaciğerinin biluribini vücuttan atabilecek kadar olgunlaşmamış olmasından kaynaklanır.

    Hemolitik sarılık ise anne ile bebeğin kan gruplarının uyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkar. Yaygın tedavi şekli bebeği bir iki gün kadar Horasan tarzı ışınlara tutarak fazla biliribunin yok edilmesidir. Böylelikle karaciğere daha az yük binmesi sağlanır.
     
  2. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  3. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Her ne kadar dünyanın en güzel bebeğini doğurduğunuza inansanız da, etrafınızda, size çocuğun farklı bir tarafını gösterenler çıkacaktır. Kimi bebeğin göğüslerinin tuhaf şekilde büyük olduğunu (bu anne hormonlarının bebeğe geçmesi sonucu oluşur ve birkaç ay içinde kaybolur), kimi de erkek bebeğin devamlı ereksiyon olduğunu ima edebilir. Bu çok sık rastlanan durum genelde uyku halinde veya uyanıkken olabilir ve genelde dışkı veya safra kesesinin baskı yapmasından kaynaklanır.

    Bebeğin tuhaf hareketleri – kimi zaman da hareketsizliği- kuşku uyandırabilir. Örneğin ani irkilme refleksleri kimi zaman endişe yaratır. ırkilmeler yaklaşık her iki üç dakikada bir, özellikle “derin uyku” anlarında oluşur.

    Diğer sık gözlemlenen hareket ise Moro Refleksi’dir. Yeni doğan bebek bazen ellerini aniden dışarı doğru savurur ve sonra tekrar omuzlarına doğru geri çeker. Bu ve buna benzer ani hareketler genelde ilk iki ay içinde kaybolur. Moro Refleksi uyku sırasında ya da uyanıkken gözlenebilir. Ancak ilk zamanlarda değişken olan sinir sistemi bir kısır döngü yaratabilir: ağlamak bebeğin irkilmesine neden olur; irkilmek de daha çok ağlamasına. Bu zinciri kırmak için en sık kullanılan yöntem bebeğin kol veya bacağı gibi bir uzvunu sıkıca tutmak, bebeği kundaklamak veya sıkıca sarmaktır.

    Arama ve emme refleksleri bebek için yaşamsal önem taşır. Bu refleksler olmadan bebek beslenemez. Bazen emme refleksini harekete geçirmek için ağzının üstüne veya yanağına hafifçe dokunmanız gerekebilir. Bebeğin koku alma duyusu ise annesini 24 saatin sonunda hissedebilecek ve yemeğin kaynağını algılayacak kadar gelişmiştir.

    Emziren annenin sütü, ilk günlerde onu her türlü enfeksiyondan koruyacak protein ve antikorlardan oluşan sarımsı bir sıvı şeklindedir (kolastium). Bu şekilde, anne sütü artana kadar, doğa, bebeğin açlık duygusuyla başedebilmesini sağlar ve onu enfeksiyonlara karşı korumuş olur. Bebeklerin çoğu yaşamlarını devam ettirecek yeterlilikte yağ, şeker ve sıvı deposuyla doğarlar.

    Yeni doğmuş bebeklerde ilk birkaç gün beslenme konusunda isteksizlik görülebilir. Bebek beslenme esnasında sık sık boğazına takılan “mukus” dediğimiz salgılar yüzünden kusacaktır. Emme içgüdüsü derhal devreye girdiği halde bebek bazen yutma güçlüğü çekebilir, bu da anne ve babayı endişelendirir. Unutmayın ki yaşamın ilk dört ayında, bebeğiniz için en mükemmel ürün anne sütüdür. Sütü çabuk getirebilmek için bebek ilk saatten itibaren sık sık emzirilmelidir.

    Ağlama tarzı da, diğer birçok şey gibi her bebekte farklılık gösterir. Bazısı uzun, hırslı çığlıklar atar; bazısı ise sık ancak sessiz ağlar. Her ne kadar başlangıç ve bitişler birbirine benzese de, ağlamaların genel bir süresi yoktur.

    1.HAFTA DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Heyecanını belli eder.

    • Sakin bir sese olumlu tepkiler vermeye başlar.

    • Bir yüze veya sese odaklanır ve ona tepki verir.

    • Sesleri ayırt eder, yüksek sesleri tercih eder.

    • Tüm vücudu ani değişimlere tepki verir.

    • Refleksleri kol, bacak ve el hareketlerini ve yutmayı kontrol eder.

    • Yakalama refleksi çoğu zaman ellerini yumruk yapmasına neden olur.

    • Belli aralıklarla uyur ve uyanır.

    • Günün %80 ini uyuyarak geçirir bu da yaklaşık günde 8 uyku seansı demektir.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafası öne ve arkaya düşer.

    • Sık sık kaka yapar.

    • Günde 7-8 kez beslenir.

    • Parlak ışığa karşı gözünü kırpar,

    • Gözleri dışa doğru dönüktür.

    • Işığın yönüne karşı duyarlıdır.

    • Kucağa alındığında susar.

    • Bir şeye bakarken emmeyi bırakır.
     
  4. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  5. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bebeklerde 1.Ay Gelişimi
    ışte bebeğiniz nihayet evde! ılk işiniz onu yeni yerine yerleştirmek olacaktır şüphesiz. Yeni doğum yapan kadınlar genelde iki durumla karşı karşıyadır: ya akrabalardan gereğinden fazla(!) yardım teklifi gelir veya yeterli yardım alınamaz. Doğrusu ise sadece bir kişinin sizinle kalıp yardım etmesi (yardımcınız, ya da ailenizden birisi) ve diğerlerinin bebeği sadece görmek için gelmesidir.

    Gelen misafirlerin öneri ve tavsiyelerini gülümseyerek ve teşekkürle cevaplamalısınız ancak size verilen her tavsiyeyi uygulayabilmeniz mümkün değildir. Her ne kadar sizi düşünüyor olsalar da siz doğru hissettiğiniz şeyleri yapmalısınız. Eğer endişeleriniz varsa, bunları doktorla veya çok güvendiğiniz biriyle paylaşın. Ailenizin normal karşılayacağı, fakat sizi endişelendiren bazı aksilikler yaşayabilirsiniz. Ancak unutmayın ki “standart bebek” diye bir şey yoktur. Bebeğinizin beslenme, uyuma veya ağlama alışkanlıkları arkadaşlarınızın bebeklerinden çok farklı olabilir.

    Sonraki üç hafta boyunca, bebeğinizin görünüşü değişmeye devam edecektir. Doğduğunda, örneğin, gözleri muhtemelen birbirine yakındır ve şaşı bakmaktadır. Bebek kısa bir sürede 12 adet olan göz kaslarını kontrol etmeye başlayarak, bakışlarını istediği gibi odaklamayı öğrenir. Ve bu arada bebeğinizin ileride göreceğiniz kişilik özellikleri de ilk sinyallerini verir: sessiz veya gürültülü; ya da hareketli veya sakin.

    Ayın ortalarına doğru bebeğiniz artık muhtemelen beslenme zamanlarını bir düzene koymuş olacaktır. Eğer şanslıysanız, ay sonuna doğru bebeğiniz geceleri aralıksız 6 saat uyur. Ancak bu dönemdeki bebeklerin çoğu, gece-gündüz, her iki üç saatte bir emzirilmek ister; bu yüzden rahat bir uyku çekememek sizi korkutmasın. Yakında uyuyabileceksiniz! Uzmanlar bu dönemdeki bebeklerin, uygun zamanlarda beslenmek yerine aç olduklarında beslenmeleri konusunda hemfikirdirler; bu yüzden bebeğiniz eğer sabahın üçünde beslenmek istiyorsa, bu ihtiyacını karşılamanız gerekmektedir.

    Bebekler bu ilk dönemlerde fazla hissedilmeyen bazı hafif uyarılara odaklanırlar ve yüksek sesler, karmaşık görüntüler ve buna benzer dış olaylara karşı algılarını kapatırlar. Bu yüzden bu dönemde bebek uyurken evi sessiz tutmaya çalışmak yersiz bir çabadır. Bunu yapmak onun şimdiden sessiz bir ortam aramasına ve hayatının sonraki bölümlerinde sesli ortamlarda uyumakta zorlanmasına neden olur.

    Yeni doğan bebekte farklı refleksler gözlemlenebilir. Bunların en ilginçlerinden biri “eskrimci pozisyonu”dur. 12 haftadan küçük bir bebek sırtüstü yatırıldığında bir kolunu kafasını çevirdiği yöne doğru uzatır ve diğer kolunu da kafasına veya omzuna yakın olacak şekilde kıvırır; tıpkı bir eskrimci gibi.

    Her ne kadar bebek hareket eden bir nesneyi seyredecek kadar kafasını çevirebilse de, bunu yapmayı henüz akıl edemez – eğer nesne göz hizasının dışına çıkmışsa, o artık bebek için “yok olmuş” demektir. Bunun yerine bir desen veya hareketsiz bir nesneye uzun süre bakmayı tercih eder. Siyah-beyaz renklerden oluşan nesneleri uzun süre izler çünkü kontrast renkler ilgisini çekmektedir. (Bebekler doğduklarından itibaren birkaç hafta benzer renkleri ayırt edemezler). Bebek yakını en iyi görür, bu yüzden oyuncaklar 50 cm’den uzakta olmamalıdır. Kafası genelde yana dönük durduğundan oyuncakların tepeden değil, yatağının kenarından sarkması daha uygun olacaktır.

    Bebek özellikle de anne ve babasının yüzlerini incelemekten çok hoşlanır. Her ne kadar tüm yüzü anlamaya çalışacaksa da saç ve yüz kontrast renklerde olduğundan genelde saçlara odaklanır. Artık ufak ufak oyunlara başlayabilirsiniz. Ona hafifçe şarkı söyleyin veya konuşun; size cevap veremeyecektir ancak dinlemek çok hoşuna gider. Ağzınızın hareketlerini seyretmek, yine ağzınızla yüzünüzün diğer uzuvları arasında renk farkı olduğundan, onu keyiflendirecektir.

    Bazen, bebeğin ağzının köşelerinin sanki gülermiş gibi yukarı kalktığını göreceksiniz. Genelde bu hareketler bebek uyurken veya uykuluyken olur ve göz kırpmalarıyla devam eder. Kaslar henüz kontrol altında değildir ve bu yarım gülüşler, çok sevimli olsa da henüz sadece birer reflekstir.

    Yeni anne-babalar kendilerine endişelenecek pek çok neden bulurlar. Burada sadece birkaçını ele alacağız ancak bundan önce ufak bir uyarı yapmakta yarar görüyoruz: eğer bebeğinizin sağlığı ile ilgili endişeleriniz varsa, hemen doktorunuzu arayın. Sorularınızın saçma bulunacağı korkusuna kapılmamalısınız..

    Hastanedeki hemşire veya doktor size göbek bağı ve, eğer erkek çocuğunuzu sünnet ettirdiyseniz, penisinin bakımı ile ilgili bilgi vermiştir. Göbek bağı genelde ikinci haftada düşer; çok ender de olsa, 3. haftada düştüğü de olur. Göbek bağı tamamen düşmeden bebeği küvette yıkamaya başlamayın çünkü o bölgenin kuru kalması yaranın daha çabuk iyileşmesini sağlayacaktır. Sünnet edilen bölgeye vazelin veya yağlı bir krem sürüp üzerini pamuk ya da gazlı bezle kapatarak alt bezinin sünnetli bölgeye yapışmasını önleyebilirsiniz.
     
  6. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  7. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Şiş göğüsler ve göğüslerden hafif süt akması hem kız,hem de erkek bebekte görülebilir. Bazı kız bebeklerin vajinal bölgelerinde hafif bir kanama olabilir. Bunların tümü, anneden geçen hormonların bebeğin vücudundan atılmasıyla kaybolacaktır.

    Bebeğinizin yüzünde veya diğer bölgelerinde ufak sıyrıklar, tırmık izleri farkedebilirsiniz. Bu, artık tırnak kesme zamanının geldiğini göstermektedir. Tırnakları bebek uykudayken kesmek işinizi kolaylaştırır.

    Bebeğinizin alnında, göz kapaklarında veya boynunun arkasında rastladığınız kızarıklıkların çoğu kalıcı değildir. Genelde doğumda görülmekle beraber, ilk ay içinde de oluşabilir. Bu kızarıklıklara bebeğin neredeyse şeffaf olan cildinde, yüzeye yakın duran kılcal damarlar neden olur ve genelde bebek ağlarken kızarıklıklar daha da belirginleşir. Bebeğiniz 3-4 yaşına geldiğinde bu izler tamamen kaybolacaktır.

    Bebeğinizin ‘bıngıldak’ dediğimiz, kafasının üstündeki yumuşak bölge hakkında gerekli bilgileri doktorunuzdan almış olmalısınız. Bu yumuşak doku bebeğin hızla büyüyen beyninin yeterince genişlemesine olanak tanımaktadır. Bir tanesi alnının üzerinde, diğeri ise kafatasının daha arkasında bulunur. Alnın üzerindeki 18 ay içerisinde, daha tepede ve arkada olanı ise ilk 3 ay içerisinde, yani beynin gelişiminin çoğu tamamlandığı zaman kapanır. Vücudunun diğer bütün kısımlarını yıkadığınız gibi bu bölgeyi de yıkamanızda hiçbir sakınca yoktur.

    Bu yaştaki bebeklerin dışkılarının rengi ve düzensizliği birçok ebeveyni endişelendirir. Doğum sonrası ilk iki hafta içinde bebeğin dışkısı ana karnındayken bağırsaklarına dolan ve mekonium denilen yeşilimsi yapışkan bir sıvıdan oluşur. Bağırsak normal çalışmaya başladıkça dışkının rengi açılır ve görünümü değişmeye başlar.

    Dışkının rengi her bebekte farklılık gösterir ve özellikle anne sütü ya da mama ile beslenmesi dışkının rengini etkiler. Anne sütü emen bebek açık sarı ile sarımtrak turuncu bir dışkıya sahipken, mama alan bebek kahverengimsi veya gri renkli dışkı çıkarır. Hemen tüm bebeklerin, salgıladıkları günlük safra miktarına bağlı olarak dışkılarında yeşillik ya da hazmedilmemiş sütün neden olduğu beyazlık görülür. Dışkının kıvamı yumuşaktan, sulu dışkıya kadar çeşitlilik gösterebilir. ılk ayın sonunda bebeğiniz için hangi durumun normal olup olmadığını anlayabileceksiniz.

    Hemen hemen tüm bebekler beslenmeden sonra kusabilirler ancak bazısı her beslenmeden sonra fazla miktarda kusar. Bu durum genelde ebeveynlerde endişe yaratır. Fakat bu noktada önemli olan bebeğin yeterli derecede kilo alıp almadığıdır. Eğer kilo alıyorsa, bu bebeğinizin yeterli besini bünyesinde tuttuğunu gösterir. Bu gibi durumlarda her beslenmeden sonra bebeği yarı oturur pozisyonda, yani 45 derece dik tutmak kusmasını engellemeye yardımcı olabilir. Bunun dışında, örneğin ufak delikli biberonlar kullanarak bebeğinizi daha yavaş beslenmeye teşvik edebilirsiniz. Eğer bunu kabul ederse (ki bazı bebekler etmez) her beslenmeden sonra 3-4 defa gaz çıkarmasına yardımcı olmalısınız.

    Kendinizi inandırmanız ve rahat olmanız gereken bir nokta daha var: bütün bebekler ağlar. Konuşana kadar bebek, dönem dönem sıkıntılar yaşar ve bunların bir kısmının nedeni anlaşılamaz. Ayın ikinci yarısında sık sık sizi ürküten ağlama krizlerine yakalanabilir; bunlar genelde ev içi gerilimin en yüksek olduğu akşam saatlerine denk gelir. Bu ağlamalar moral bozucudur, ancak normaldir.

    Ağladığında bebeği ağlatmak yerine onu kucaklayın. Omzunuza yatırmak, kollarınızı onun beline dayayarak aşağı sarkıtmak (uçak pozisyonu da denir) ya da bebek arabasında sallamak gibi değişik pozisyonlar deneyerek hangisinin onu daha çok rahatlattığını keşfedin. Eğer kucağa almak işe yaramıyorsa; bebek yemeğini yemiş, gazını çıkarmışsa, altı temizse ve üşümüş veya terlemiş durmuyorsa onu kısa bir süre için yatağında bırakmanızda hiçbir sakınca yoktur. Özellikle kendinizi yorgun ve bitkin hissettiğiniz zamanlarda, bu ufak mola her ikinize de iyi gelebilir.

    Eğer çok karşı değilseniz, emzik iyi bir yatıştırma aracı olabilir. Yeni doğmuş bebekler için parmak emmekten daha iyi bir yatıştırıcı görevi görür. Bebeklerin çoğu, beslenme dışında da emme ihtiyacı duyarlar ve bu bebek için rahatlamanın en klasik yoludur.
     
  8. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  9. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    1.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Bebeğin görüş mesafesi sınırlı olduğundan, ebeveynin yüzü kendine 50cm’den yakınsa gözleri ebeveynin yüzüne odaklanır.

    • Göz teması başlar.

    • Karşısındaki yüzü

    incelerken sessizleşir.

    • Birini sıkıca tutabilir.

    • ınsan sesi duyduğunda tepki verir.

    • Kol, bacak ve el hareketleri hala reflekslerden oluşur.

    • Aniden irkilir (Moro Refleksi).

    • Anne sütü alsa da almasa da göğüse yaslanmaktan hoşlanır ki bu da başka bir reflekstir.

    • Genelde elleri yumruk şeklindedir.

    • Yüzüstü yatarken başını hafifçe yana doğru çevirir.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını belkemiğinden üste doğru tutar.

    • Bir şeye bakar ancak ona uzanmaz.

    • Bir nesneyi görmek için gözlerini yanlara doğru kaydırabilir.

    • Parmakları açıkken bir oyuncak veya çıngırağı kavrayabilir, ancak çabucak düşürür.

    • Uyanık olduğu 10 saatlik süre içinde bazı anlar algılaması daha açıktır.

    • Uyanık olduğu zamanın çoğunda sakin ve tepkisiz görünür.

    • Birkaç dakika aralıkla gördüğü bir nesneyi hatırlayabilir.

    • Doğumdan önce bildiği anne sesini ve kokusunu tanır.

    • Yardım istemek için ağlar.



    Bebeklerde 2.Ay Gelişimi
    ıkinci ayına girdiğinde bebeğiniz yeni çevresine artık iyice alışmış olacaktır. Buna karşılık siz de ailenizin bu yeni üyesini daha iyi tanımış ve ruh halini öğrenmiş olacaksınız. Sekiz haftanın sonunda, bebeğinizin doğumundan beri bir hayli değişim geçirdiğini fark edeceksiniz.

    Örneğin artık beslenme ve uyku zamanları, arada bir bozulsa da daha düzenli olmaya başlamıştır. Uyanık olduğu zamanlar daha belirgin ve daha uzundur. Bu arada beslenme düzeni ve şekli de, gaz çıkarmalar ve beslenme sırasındaki uzun ya da kısa molalarla oluşmaya başlar. ışte bu dönemde annenin bilmesi gereken çok önemli bir şey var: Daha önce sadece rahatsızlığını belli eden bebek bu ay memnuniyetini de gösterecektir. Evet, yanlış okumadınız; bebeğiniz bu ay içinde size kocaman mutlu bir gülücük hediye edecektir.

    Bu ay içinde sinir sistemi geliştikçe, bebeğiniz hareketlerini de daha iyi kontrol etmeye başlayacaktır. ılk günlerdeki kontrolsüz bebek refleksleri yerini kontrollü hareketlere bırakacaktır. Tüm el ve ayak vurmaları size hala anlamsız gelebilir. Oysa bunlar bebeğin kaslarını çalıştırma egzersizleridir.

    ıki aylık bebek, henüz başını tam olarak dik tutamasa da, boyun kaslarını yavaş yavaş kontrol etmeye başlar. ıkinci ayın sonuna doğru, bebeğiniz muhtemelen karnının üstüne yatarken kafasını kaldırabiliyor olacaktır bunu yapmak aslında hiç de kolay değildir, çünkü kafası hala vücudunun en büyük uzvu durumundadır ve ona göre oldukça ağırdır. Hareketli bir bebek karnının üstünde dururken emekleme hareketleri yapabilir; hatta bazı bebekler yatağın içinde yer bile değiştirebilir.

    Artık daha hareketli olduğundan bebeğinizin düşmemesi için dikkatli olmanız gerekmektedir. Hiç tahmin etmediğiniz anda beklemediğiniz bir hareket yapabilir; bu yüzden bebeğinizi dikkatle izlemelisiniz. Örneğin altını değiştirirken, arkanızı döndüğünüz bir anda ani bir refleksle hareket edip kendini yere atabilir. Veya içinde olduğu ana kucağı uzanabileceği bir yere yakın duruyorsa, gözüne kestirdiği nesneyi tutup kendini çekebilir ve ana kucağıyla birlikte yere yuvarlanabilir.

    Eğer bebeğiniz bir şekilde düşerse, sakin olmaya çalışın. Düşme hemen bütün bebeklerin başına en az bir kez gelir. Yapacağınız ilk iş hemen çocuk doktorunuzu aramak olmalıdır. Büyük bir olasılıkla ilk korkusu geçtiğinde bir şeyi olmadığını göreceksiniz, ancak nadiren de olsa, iç kanama gibi komplikasyonlar çıkabilir. Doktorunuz sonraki 24 saat içinde nelere dikkat etmeniz gerektiğini size anlatacaktır.

    Bu ay uyku konusunda da gelişmeler fark edeceksiniz. Siz tam bir ‘zombi’ye dönüştüğünüze inanmışken, bir de bakacaksınız ki bebeğiniz tüm gece uyumaya başlamış. Sağlıklı ve zamanında doğmuş bebekler genelde 5. haftadan itibaren 7 saat kadar uyuyabilir.

    Bazı bebekler gece ile gündüzü karıştırabilir ve gece uykularını hava aydınlıkken yaparlar. Bunu değiştirmenin yolu 3 en fazla 4 saatlik uykudan sonra bebeği uyandırmaktır. Bebeğiniz zamanla uyku düzenini, evdekilerin düzenine göre yeniden belirleyecektir.

    Bebeğinizde doğumdan bu yana gözlemlediğiniz reflekslerin çoğu artık kaybolmuş olsa da, bir süre daha “eskrimci pozisyonunda” uyumaya devam edecektir. Kafasını yanda tutmayı tercih etmekle beraber, uyurken daha farklı pozisyonlar da deneyecektir. Ancak unutmamanız gerekir ki, bebeğiniz uyurken ya sırtüstü yatmalı ya da kafası hep bir yana dönük olmalıdır. Sırtüstü pozisyonun ani beşik ölümü riskini azalttığı bilinmektedir.

    Sürekli aynı pozisyonda uyumak da bebeğin kafa yapısını bozabilir. Bu fazla ciddi bir sorun olmasa da, göze hoş görünmez. Eğer bebeğinizin kafasının farklı şekillendiğini düşünüyorsanız, bunu doktoruyla konuşun. Genelde sallanan cisimlere bakması ve takip etmesi ya da kafasını daha az çevirdiği tarafa renkli objeler asarak dikkatinin o yöne çekilmesi, yeni yatma pozisyonları denemesini kolaylaştıracaktır.

    ıkinci ayda, bebeğin işitsel ve görsel duyuları birbiri ile uyumlu hale gelir. Örneğin değişik bir sese doğru bakabilir ve gözleriyle sesin kaynağını arayabilir. (Ancak sesin geldiği yöne başını çevirmesi 3. ayı bulabilir). Ayrıca duyduğu seslerin taklitlerini çıkartabilir. Gözleri artık kolayca bir objeyi iki yana veya yukarıdan aşağı ve daha sonra dairesel olarak takip edebilir. Gözlerini odaklandığı yerden ayırabilir ve 50cm. ötesine kadar görebilir. Parlak renkler, hareket eden nesneler veya üç boyutlu objelere bakmaktan hoşlanır ve bunu belli eder.

    Emmek, onu hala çok mutlu eder ve artık elini ağzına daha rahat götürebilir. Emme içgüdüsü hala çok kuvvetlidir ve uzun bir süre daha bunu engellemeye gerek yoktur. Bazı anneler “doğal” olduğu düşüncesiyle bebeklerinin parmaklarını emmelerine, kimileri de ileride ellerinden daha rahat alınabileceği için emzik kullanmasına izin verir.

    Emme içgüdüsüne ek olarak, bebek oyuncaklar dahil, eline geçen her şeyi ağzına götürmeye başlayacaktır. Bu denemeler, kendi bedeninin bittiği ve dış dünyanın başladığı sınırları kavramasına yardımcı olur. Şimdilik farklı şekil, kıvam ve dokuları da aynı yöntemle keşfedecektir. Bu dönemde ayrıca oyuncaklara vurmaya başladığını ve çıkardıkları sesten pek keyif aldığını da göreceksiniz.

    Duyusal uyarılar bebek için önemli olmakla beraber, insanla kurduğu iletişimin yerini tutamaz. En güzel oyuncaklarla donanmış bir karyola bile bebeği, uyanık olduğu zamanlarda oyalamaya yetmez. Evinde neler olup bittiğini öğrenmesi gerekmektedir ve tüm yetişkinler gibi o da yanında bir insan ister. Uyanık olduğu saatlerde bebeğinizi ana kucağına yerleştirin, ev içinde yanınızda tutmaya çalışın.

    Bu dönemdeki bebekler insan sesine bayılırlar. Bebeğiniz beslenirken, normalde seslere karşı ilgisizdir, ancak konuşan ya da şarkı söyleyen insan sesini duyduğunda emmeyi bırakıp sesi dinlemeyi tercih edebilir.

    Belki fark etmişsinizdir; babalar, annelerden farklı olarak bebeğe genelde oyun dürtüleri kazandırmada ustadırlar. Ancak unutmamalısınız ki babaların bebekle iletişim kurma yöntemi farklı olsa da, bu hem bebek hem de baba için çok değerli bir çabadır. Bebeğin, her iki ebeveyni ile bir bağ kurabilmesi için bu etkileşimler çok önemlidir. Bazen anne, babadan bebeğin bakımı ile daha çok ilgilenmesini ister – ancak baba çoğu zaman bu kadar küçük bir bebek karşısında kendini yetersiz hissedebilir.

    Henüz iki aylık olan bebeğiniz, bakıcısıyla veya bir başkasıyla beraberken rahatsız olabilir. Bu, mutlaka ortada bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bebeğin rahatsızlığının asıl nedeni, anne ve babasından aldığı tepkiyi diğer yetişkinlerden de almak istemesidir. Bebek evdeki diğer insanları tanıdıkça rahatlayacaktır.

    ıkinci ayın başlarında bebeğinizin yüzünde ve boynunda lekeler oluşabilir; bu lekeler 4- 6 hafta içinde kaybolur. Bunun nedeni, anne hormonlarının bebeğin vücudundan atılması ya da bebeğin yağ ve ter bezlerinin çalışmaya başlaması olabilir. Her iki durumda da herhangi bir müdaheye gerek yoktur, lekeler genelde kendiliğinden kaybolur.

    Altıncı haftanın ortasında kafasının üstünde “konak” denilen bir takım kabuklar oluşabilir. Bunun bir nedeni ebeveynin bu alanları iyice yıkamaktan çekinmesi olabilir. (Yıkamak bebeğe zarar vermez. Kafadaki yumuşak noktalar hassas görünse de kalın bir dokuyla kaplanmıştır ve dokunmaktan çekinmenize gerek yoktur). Konak acıtmaz veya kaşınmaz. Doktorunuz bunların kaybolması için gerekli bilgileri size verecektir.

    Endişe gerektirmeyen ama yine de anneleri endişelendiren birkaç konunun daha üzerinde durmakta yarar var. Bunlardan bir tanesi, forseps doğumu sonrasında bebeğin yüzünde oluşabilecek yara izleridir. Zamanla kaybolurlar. Bebeğinizin bacakları rahimdeki pozisyonlarından dolayı eğridir. Eğer bebek yeterli besin ve vitamini alıyorsa birinci senesinde bacakları düzleşecek, yürümeye başladığında normal görünüme kavuşacaktır.

    Bazı ebeveynler bebeğin gözlerinin farklı boyutlarda olduğunu fark ederler. Bebeğin görüş yeteneği geliştikçe gözlerin boyutu da eşlenir. Kuru cilt, ebeveynlerde endişe yaratan diğer bir durumdur. Doğumdan bir süre sonra özellikle ayak gibi kıvrımlı bölgelerde bebeklerin cildi kurur ve dökülür. Daha az banyo ve yumuşak bir nemlendirici losyon yardımcı olacaktır, ancak bez kullandığınız bölgenin her gün temizlenmesi gerekir.

    Son olarak, kendinizle ilgili bazı endişeleriniz de olabilir. Bazı geceler, gün boyu hiçbir şey yapmadığınızı, ancak yine de çok yorgun olduğunuzu düşüneceksiniz. Ve bebeğiniz size istediğiniz tepkileri göstermediğinden, her yeni anne gibi siz de bunca emeğe değip değmediğini sorgulayacaksınız.

    Buna cevabımız içtenlikle EVET dir. Bundan birkaç ay sonrasıyla kıyasladığınızda bebeğinizin şu anda size tepki vermediğini düşünmek doğru olabilir. Ancak yaptıklarınız için size henüz teşekkür edemez. Uyanık olduğu her anı görerek, dinleyerek ve öğrenerek geçirecektir. Ve unutmayınız: Ona sarıldığınızda ve onun karnını doyurduğunuzda onun gelecekteki psikolojik yapısını etkileyecek kadar ona yardım etmektesiniz.
     
  10. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  11. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    BU AY BEBEĞıNıZ YÜZÜNÜZÜ TANIYACAK VE SıZE ıLK KEZ GÜLÜMSEYECEK…

    2.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Emerek kendini rahatlatır.

    • Bir insanın varlığından mutlu olur ve bunu gösterir.

    • Kucağa alındığında veya birinin sesini duyduğunda susar.

    • ınsanlarla etkileşim halinde olursa, daha uzun süre uyanık kalır.

    • Hareketleri daha düzenli ve istemli olur ve reflekslerin bir kısmı kaybolur.

    • Kafasını birkaç saniye için dik tutabilir.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını dik tutsa dahi, tam olarak kontrol edemez.

    • Bir objeyi birkaç saniye ya da belki biraz daha uzunca süre elinde tutabilir.

    • Kasları gelişir.

    • Etrafına bakar.

    • Bir nesneyi seyrederken gözlerini bir daire içinde, ikisini aynı anda ve aynı

    yönde olmak üzere çevirebilir.

    • Bir nesneyi gözünün bir ucundan diğerine kadar takip edebilir.

    • Sesleri, dışarıdan duyduğu şeylere tepki olarak değil, kendi içinden gelenlere tepki olarak çıkarmaktadır.

    • El ve kollarını daha çok hareket ettirir.

    • Nesnelere vurabilir.

    • Nesnelere karşı heyecan duyabilir.

    • Sesler, insanlar ve tatlar arasındaki farkı anlar ve belli eder.

    • Kendi el hareketlerini inceler.

    • Duyuları birbirini yönlendirir; seslerin kaynağına bakar, memeye doğru emme hareketi yapar.



    Bebeklerde 3.Ay Gelişimi
    Bugünlerde bebeğiniz belirgin ihtiyaçlarını ve önceliklerini belli etmeye başlar. Çevresi ve kalıtımsal özellikleri kişiliğini oluşturur. Daha da önemlisi, artık sadece fiziksel ihtiyaçlarının etkisiyle hareket etmez, etrafında olup bitenden de keyif almaya başlar.

    Örneğin bir sese doğru daha emin olarak döner ve hareket etmekte olan bir insanı gözleriyle takip edebilir. (Bebeğin yüzünün çoğunlukla bir yöne dönük olmasını sağlayan eskrim pozisyonu nihayet kaybolmuştur.) Yüzleri incelemek çok hoşuna gider; saç ve yüz arasındaki renk kontrastı ilgisini çeker.

    Duyusal uyarılar bebeğiniz için artık çok daha önemlidir, çünkü etrafındaki dünyayı duyuları sayesinde öğrenecek ve tanıyacaktır. Artık uyanık olduğu anlarda kucağa alınıp sallanmaktan eskisi kadar hoşlanmaz. Onunla konuşmanızı, oynamanızı ve ona yeni şeyler göstermenizi ister. Uzun süre yalnız kalmak asla hoşuna gitmeyecek ve bunu da hemen belli edecektir.

    Bebeğiniz ona verdiğiniz hemen her şeyi elleriyle tutacak ve her seferinde daha önce bilmediği yeni bir objeyi tercih edecektir. Artık nesnelerin sadece görünüşü ile değil, dokusu ve tadı(!) ile de ilgilenmektedir. Kadife kumaşlar, tüylü oyuncaklar, yastıklar gibi değişik dokuları tanımak hoşuna gidecektir. Bu dönemde bebek sıcak ve soğuğun değişik dereceleri olduğunu da keşfedecek, bazen bir objeyle oynarken o objenin şekil değiştireceğini öğrenecektir. Bıraktığında bazı nesneler yeni bir şekil alır; bazıları ise eski şekline döner. Bebek bunları oyunları sırasında tekrar tekrar deneyerek öğrenir.

    Renk, bebeğinizin görme yetisini geliştiren önemli bir unsurdur. Siyah-beyaz oyuncaklara karşı ilgisini artık kaybetmekte ve ana renklere karşı ilgisi artmaktadır. Pastel renkler ona henüz çamur gibi kirli görünmektedir. Ona parlak kırmızı, mavi ve yeşil gibi ana renklerden oluşan oyuncaklar; değişik şekil ve desenlerde kumaşlar gösterip tepkilerini izleyebilirsiniz.

    Üçüncü aya girdiğinde bebeğiniz kafasını daha iyi tutabilecek ve biraz yardımla yarı oturur bir duruma geçebilecektir. Karnının üzerine yattığında kafasını biraz kaldırabilir. Ayağa kaldırdığınızda bacakları kıvrılır, ancak kafasını kısa bir süre için de olsa dik tutabilir; ayrıca ayaklarını zıplayacakmış gibi dışarı doğru itebilir.

    Bebek kollarını yanlardan havaya kaldırabilir ve her iki elini de havada vücudunun ortasında birleştirir. Birçok ebeveyn, bebeğinin kirli nesneleri ağzına sokmasından korkar ve gereksiz yere endişeye kapılır. Sabun, deterjan gibi temizlik maddeleri, yutup boğulmasına neden olacak ufak şeyler ve bazı zehirli bitkiler dışında endişelenmenize gerek yoktur. Unutmayın ki ona tamamen steril bir dünya yaratamazsınız.

    Bebeğiniz iyice hareketlenmeden evi bebeğe göre yeniden düzenlemeniz doğru bir karar olacaktır. Bebek bakımı ile ilgili her durumda olduğu gibi, evi düzenleme konusunda da iki farklı görüş vardır. Birinci görüş “evi yeniden düzenlemeye, hi bir şeyi kaldırmaya gerek yoktur” der. Böylece bebeğin neyin ellenilebilir ve neyin ellenemez olduğunu daha çabuk kavrayacağına inanılır. Diğer görüş ise, bebeği daha hayatının başında “hayır” kelimesini duymaya alıştırmamak için evde yeni bir düzenleme yapmak gerektiğini savunur.

    Ancak belki de en iyi yol ikisinin ortasını bulmaktır. ıyice boşaltılmış ortamlarda yaşamak hem sizin için hem de bebek için epey sıkıcı olacaktır. Ancak geçici bir süre için en azından değerli eşyalarınızı ortadan kaldırabilirsiniz. Güvenli, kırılmayacak ya da yerine rahatlıkla yenisi alınabilecek eşyaların ortada kalmasında sakınca yoktur.

    3. ayın sonuna geldiğinizde, bebeğiniz, ara ara uyansa bile geceleri 10 saat kadar uyuyabilmelidir. Uyandığında ağlayabilir veya sadece emziğiyle oyalanabilir. Bu yarı-uyanık dönemi uyku saati boyunca yaşayacaktır. Yetişkinler de uykularında aynı dönemi yaşarlar ancak onlar tamamen uyanmamaya programlıdır, yatakta bir iki kez dönüp yeniden uykuya dalabilirler. Bebeğiniz de, uyanır uyanmaz yanına koşmadığınız sürece, aynı düzeni kendi kendine bulacaktır. Uyandığı anda yanına gitmeniz onu yanında annesi olmadan tekrar uyuyamayacağına inandırır.

    Bu yaştaki bebeklerin uyuyana kadar ağlaması çok sık görülen bir durumdur. Ağlamanın, onu bir şekilde rahatlattığı gözlenmiştir. Ancak bebeğiniz, yatağına yattığı anda ağlamaya başlıyorsa, gün boyunca yeteri kadar uyanık kalmadığı sonucunu çıkarabilirsiniz. Bu nedenle, eğer uykusu yoksa ya da uyumuyorsa bebeği yatağında tutmayın. Bebek uyku ile yatağı bir tutmalıdır. Diğer yandan, özellikle uykudan önce uyarılmışsa, uyumakta güçlük çekebilir. Böyle zamanlarda bebeği sakinleştirmek için biraz emzirmeyi veya mama vermeyi (böylelikle bebeğinizin karnı hemen acıkmayacaktır), bezini değiştirmeyi ve biraz sallamayı deneyin.

    Bebeğinizin sabah uyanma saati en son beslendiği saat ile doğru orantılı olabilir, ancak bu şart da değildir; bazı bebekler ne zaman beslenirse beslensinler, kurulmuş saat gibi sabah 6.00’da, hatta daha erken uyanabilirler. Bebeğin günlük uykusunu bir düzene sokmaya çalışmak bazen boş bir çaba olabilir. Bazen oyun zamanını kısa tutup öğleden sonra erken bir saatte yatmasını isteyebilirsiniz ama o bunu reddeder. Başka bir gün ise onu görmeye gelen misafirlerinizle oynasın, maskaralık yapsın istersiniz ancak o uyumayı tercih eder.

    Üç aylık bebek konuşma amaçlı sesler de çıkarmaya başlar. Müzik veya konuşma sesleri, bebek sinirli iken onu sadece rahatlatmakla kalmayacak, küçüğünüzün birtakım sesler çıkararak bu seslere tepki vermesini de sağlayacaktır. Eğer böyle sesler çıkarıyorsa, keyfi yerinde demektir. Ayrıca bu dönemde yeni bir numara daha dener: tükürükle balon yapmak!

    Bebeğiniz, ona sorulan sorulara ahenkli sesler çıkararak cevap verir ve karşısındakinden de aynı şeyi bekler. Ay sonunda aranızda, 15-20 dakikalık bir “ohh’lar ve ahh’lar” diyaloğu geçebilir. Ara sıra bebekle beraber derin bir nefes alıp aynı sesi çıkarabilirsiniz.

    Bebek uyanıkken zamanının çoğunu ellerine bakarak ve onlarla oynayarak geçirir. Şimdiye kadar bebeğiniz ellerini yumruk şeklinde tutuyordu. Üçüncü ayda ellerini daha serbest hareket ettirecek ve sonunda tamamen açık bırakacaktır. Böylece yeni oyuncaklar ortaya çıkacaktır: tam on minik parmak. Üçüncü ay onlara bakmak ve parmakların hareketlerini gözlemlemekle geçer. Ellerini her gördüğünde şaşıracak ve yeniden bulduğuna sevinecektir.

    Üç aylık bebeğinizi yıkarken veya üstünü değiştirirken ona vücudunu anlatın, uzuvlarını tanıtın. Böylece konuşmaya başlamadan çok önce, sorulduğunda ayaklarını veya kulaklarını gösterebilir. Kısa ninniler veya yumuşak tonda anlatılan masallar ve şarkılı oyunlardan çok hoşlanır ve bunu çıkardığı seslerle belli eder. Elinizi çırpmanız, kafanızı sallamanız ya da dil çıkarmanız onu çok etkileyecektir.

    BU AYIN EN ÖNEMLı AŞAMASI: BEBEĞıNıZ KARIN ÜSTÜ YATARKEN KOLLARIYLA ıTEREK GÖĞSÜNÜ HAVAYA KALDIRABıLıR.
     
  12. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  13. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    3.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Yakınlarını tanımaya ve ayırt etmeye başlar.

    • Kolayca güler.

    • Ağlamalar azalır.

    • Seslere ses çıkartarak karşılık verir.

    • Anne ve babasına farklı davranır: yanındayken onların dikkatini çekmeye çalışır

    • Karın üstü yatarken kol ve dirseklerinin üzerinde vücudunu kaldırır ve bu şekilde 5-10 saniye kadar durur.

    • Destekle kucakta oturabilir.

    • Yüz ifadesi ve çıkardığı sesler güçlenir.

    • Kucağa alınırken tüm vücudunu toplar.

    • Yakalama refleksi kaybolur; elleri genelde açık durur.

    • Elleriyle yüzünü, gözlerini ve ağzını keşfetmeye çalışır.

    • Bir oyuncağı tutmak ve sallamak ister.

    • Bir nesneyi gözünün bir ucundan diğerine kadar takip edebilir.

    • Sesleri, dışarıdan duyduğu şeylere tepki olarak değil, kendi içinden gelenlere tepki olarak çıkarmaktadır.

    • El ve kollarını daha çok hareket ettirir.

    • Nesnelere vurabilir.

    • Yaptığı hareketlerden ödül bekleyerek hafızasını kullanmaya başladığını gösterir.

    • Başını ve boynunu çevirerek sesin kaynağını arar.

    • Dinlemek için emmeyi bırakır.

    • Konuşma seslerini diğer seslerden ayırt eder.
     
  14. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  15. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bebeklerde 4.Ay Gelişimi
    Her gün biraz daha büyüyen bebeğiniz artık “yeni doğan” sınıfını geçmiş sayılır. Fiziksel gelişimi de hızla devam etmektedir. Kafasının arkasındaki yumuşak nokta kaybolmuştur, ön taraftakinin tamamen kaybolması ise bazı durumlarda 18 ayı bulabilir. Saç rengi ve şekli de muhtemelen değişmeye başlamıştır. Siz belki fark etmeseniz de geçen birkaç hafta boyunca bebeğin doğumdaki saçları dökülmeye ve yerine yeni ve kalıcı saçlar çıkmaya başlamıştır. Bu süreç birkaç ay daha devam eder.

    Bebeğinizin göz rengi de bu dönemde değişebilir. Çoğu bebeğin doğum sonrası mavimsi olan göz rengi koyulaşmaya başlar. Eğer 6. ayda bebeğiniz hala mavi gözlü ise, gözlerinin renkli kalacağından emin olabilirsiniz.

    Bebeğinizin fiziksel yeteneklerinde de kelimenin tam anlamı ile “tepeden tırnağa” gelişmeler gözleyeceksiniz. Bu ayın sonunda bebek kafasını tamamen dik tutabilir ve karnının üstünde yatarken 90 derecelik açıyla kafasını yerden kaldırabilir. Ayrıca kafasını her yöne çevirebilir ve sırtüstü yatarken kaldırabilir. Çenesini omuzlarına dayayarak ayaklarına bakabilir.

    Kasları gelişip güçlendikçe, bebeğin vücudu da toparlanmaya başlar. Karnı üzerinde yatarken, tek kolunun üzerinde başını kaldırabilir. Bu ve bundan sonraki iki ay boyunca beden kısmındaki kaslar daha da güçlenecektir. Tam olarak ters dönemese de, bebek bu ay en azından bir yana doğru dönebilecektir; diğer tarafa dönmek içinse biraz daha gelişmesi gerekmektedir. Birçok bebek bu gelişmeden sonra, tam olarak dönmeye başlar.

    Artık sırtüstü yatarken parmağınızı tuttuğunda kafasını ve bacaklarını kaldırıp oturmaya çalışır. Şimdilik oturma mutluluğuna tek başına erişmese de ufak bir yardımla bunu becerir ve buna bayılır! Yine de, hala sırtından destek vermeniz gerekir, çünkü şu an ancak kafasını dik tutabilmektedir. Ay sonunda, gövde kasları sayesinde ufak bir destekle kucağınızda dimdik oturabilecektir. Oysa daha önceleri kucağınızdayken, bedeni bir kalıba girmiş gibi sizin oturuşunuza göre şekillenmekteydi. Şimdi ise oturuşunu kendi kontrol edebilmektedir: sizin fiziksel olarak farklı bir insan olduğunuzu artık anlamaya başlamıştır.

    Bebeğiniz tekme atmaktan çok hoşlanır; bacaklarını elleri ile ayaklarına veya dizlerine dokunabilecek kadar havaya kaldırabilir. Daha sonraki aylarda ise bu bacaklar tüm ağırlığını kaldırabilecek güce erişir. Onu ayakları yere basacak şekilde dik tutarsanız, belki ayakta bile durabilir. Bu ay bazı bebekler emeklemenin başlangıcı sayılan “yüzme” hareketini de geliştirir.

    Bebek giderek daha istemli hareket etmeye başlar, “yeni doğan refleksleri”nin çoğu artık kaybolur. Arama refleksi de bunlara dahildir, çünkü bebek artık neye baktığının ve ne gördüğünün tam olarak bilincindedir. Yorgun olduğu zamanlar hariç, pek çok hareketi daha akıcı ve daha kontrollüdür.

    Bu ay içinde doktorunuz katı gıdalara (yoğurt, kaşık maması, meyva püresi) geçmenizi önerebilir. Bu konuda onun tavsiyelerini doğru takip etmeniz önemlidir. Bir öğünde sadece bir yeni gıdayla başlayın ve bunu da yavaş yavaş yapmaya dikkat edin, başka bir yeni gıdaya hemen geçmeyin. Böylelikle hem bebeğinize yeni tatlara alışması için zaman tanımış olur hem de herhangi bir gıdaya alerjisi olup olmadığını doktoru ile birlikte daha rahat gözlersiniz.

    Bazı bebekler yeni tatlar konusunda hevesliyken, bazıları bu konuda daha gönülsüz olurlar. Eğer bebeğiniz bu yeni gıdaları istemiyorsa endişelenmeyin ve yemesi için zorlamayın. Amacınız, sadece katı gıdalara alışmasını sağlamaktır, bu yüzden az miktarda vermeye devam edin. Eğer katı gıdaları reddetmekte ısrarlıysa, doktorunuza danışarak aynı yemekleri 1-2 hafta sonra tekrar deneyin. Bir süre sonra alışacaktır.

    Yeni gıdalar artık beslenme düzeninin bir parçası olduğunda, bebek anne sütünü veya formül sütü giderek daha az miktarda alacaktır. Bu dönemde, katı gıdaları, sütten önce vermeye gayret edin; çünkü süt ve sıvı mamalar oldukça doyurucudur ve bebek önce bunları alırsa, sıra katı gıdaya geldiğinde karnı doymuş olacaktır. Ancak bazen yemeğe katı gıda ile başlamak da bebeği sinirlendirebilir, özellikle sabah uyanır uyanmaz pek hoşuna gitmeyebilir. Eğer yeni mamaya tepki gösterirse önce emzirin, ardından yeni mamasını verin, yine istemez ise emzirmeye devam edin.

    Zaman içinde bebeğinizin öğün sayısı, günde dört defaya inecektir. Buna ek olarak, yatmadan önce de sütünü ister. Eğer bebeğiniz daha sık acıkıyorsa süt ve katı gıda arasında yarım saat kadar bekleyin.

    Bu ay bebeğin tükürükleri akmaya başlayabilir. Cildinde buna bağlı kızarmalar oluşuyorsa yüzüne biraz vazelin, boyun çizgilerine de mısır nişastası sürebilirsiniz. Eğer lekeler artıyorsa, mutlaka doktorunuza danışın.

    Tükürük akmasının genelde diş çıkarmayla bağlantılı olduğu düşünülür. Ancak bu çok kesin bir bağlantı sayılmaz. Bazı bebeklerin bu ay bir dişi patlayabilir, ancak genelde ilk diş 6. aydan önce çıkmaz.

    Eğer bebeğiniz gerçekten diş çıkartıyorsa, ellerini sık sık kulağına ve çenesine götürür. Her iki bölgeyi de aynı kaslar idare ettiğinden, bebeğin kulağı mı ağrıyor, yoksa dişi mi çıkıyor, belli olmayabilir. Bunu anlayabilmek için diş etlerini hafifçe ovmanız yeterlidir. Bebeğiniz hemen bağırmaya başlıyorsa, diş çıkarıyor demektir.

    Bazı bebekler fazla diş ağrısı çekmez, bazısı ise tüm diş çıkarma süresince acı ve sıkıntı yaşar. Eğer diş çıkardığı için huzursuzsa, bir diş kaşıma oyuncağı edinin ve buzdolabında saklayın. Oyuncağın serinliği diş etlerini rahatlatacaktır. Eğer bu da işe yaramazsa, doktorunuz reçeteli ya da reçetesiz bir tedavi tavsiye edebilir.

    Bu ay sizi mutlu edecek bir başka gelişme de bebeğin nihayet gece boyunca uyumaya başlamasıdır: gece uykuları 10-11 saate çıkacak, gün içinde de iki-üç saat uyuyacaktır. Bebeğinizin uykuya daha kolay dalabilmesi için, yorgunluk belirtisi göstermeye başlayınca yatağına yatırın.

    Peki, bebeğinizin yorgun olduğunu nasıl anlarsınız? Mutlaka kendine özgü birtakım mesajlar verecektir, ancak bebeklerin hemen hepsinin bazı ortak ve belirgin işaretleri vardır. Gözlerini ovuşturmak ve oyuna karşı isteksiz tavırlar bunların başında gelir. Yalnız, yorgunluk bazı bebekleri daha hareketli ve heyecanlı yapabilir. Uykusu olan bebekte doğum sonrasına benzer bazı refleks ve hareketler görmeye başlarsınız. Hareketleri daha ritmik olur- örneğin kafasını sallar. Parmak emme, sinirli tavırlar, genel huzursuzluk uykulu bebekte hemen farkedilir. Bebeğinizin “uykum var” mesajını anlamanız çok da zor olmayacaktır.

    Bebeğin duyuları da düzenli olarak gelişmektedir. Ay sonunda artık her şeyi renkli görmeye başlar. Bakışlarını kolayca odaklayabilir ve 3 metrelik görüş alanı içindeki her şeyi görebilir, ancak yine de 50 cm önüne bakmayı tercih eder. Bakışlarındaki şaşılık azalmıştır ve hareket halindeki bir nesne veya insanı çok rahat takip edebilir.

    Bebeğinizin el-göz koordinasyonu da gelişmektedir. Bir nesneye bakarken ellerini ona doğru uzatır ve parmaklarını olabildiğince açar. Tutma isteği son derece güçlüdür ve eline geçirdiği her nesneyi daha ustalıkla tutabilir. Bu yüzden artık rahatça gözlüğünüzü tutup çıkarabilir veya babasının sakallarını çekebilir.

    Kulağı ise artık neredeyse bir yetişkin kadar net duyar. Zayıf ses ile güçlü olanı ayırt eder ve müzik sesine cevap verir. Ayrıca artık ses çıkarmaya da isteklidir. Bazı sesleri sanki unutmamaya çalışırmış gibi tekrar eder. Bunların çoğu tek sesli hecelerdir ve aylar sonra bu sesler birer kelimeye, gurultular ise, kıkırdamaya, gülücüğe ve çığlıklara dönüşür. Ayrıca gıdıklandığında yüksek sesle gülecektir. Bu ‘gıdıklanma tepkisi’ daha önceki dönemde görülmez, bu yüzden bazı uzmanlar bunu sosyal bir gelişim olarak kabul eder.

    Bebekler bu dönemde her türlü uyarıya açıktır, bu yüzden bulunduğu çevreyi zenginleştirin. Koku duyusu onlar için oldukça önem taşır. Evinizde bulunan çiçek, sabun, meyve vs gibi şeyleri kokladığında vereceği tepkileri izlemek de oldukça keyifli olacaktır.

    Bebeğinizin gülüşü de geçen aydan beri gelişmiştir. Artık aile bireylerini veya diğer tanıdığı yüzleri gördüğünde sevinç gösterileri yapar. Sizinle veya tanıdığı diğer kişilerle “konuşmak” en sevdiği şeylerden biridir. Yaptığı her yeni numarayı onaylamanız çok hoşuna gidecektir.

    Bebeğiniz sizin farklı bir birey olduğunuzu anladıkça ilişkiniz de yavaş yavaş yeniden biçimlenecektir. Artık her istediğinin yerine getirilemeyeceğini öğrenmektedir.

    Buna rağmen bebeğiniz dış dünya ile olan ilişkisini tam olarak anlayabilmiş değildir. Örneğin oyuncağına her vurduğunda ses çıkardığını keşfetmiştir. Ancak aynı anda tesadüfen rüzgar da perdeyi havalandırmışsa, oyuncağa her vuruşunda perdenin havalanmasını bekler. Bu yüzden perdenin hareket etmesini sağlamak için bir süre daha sinirli bir şekilde oyuncağa vurmaya devam eder. Bunun gerçekleşmemesi ise kısa bir süre için sinirlenmesine, hatta ağlamasına neden olabilir.

    Bebeğiniz kendisini ve çevresindeki dünyayı keşfederken, onun bu yeni çabalarını sabırla izleyin ve bu güzel dönemin tadını çıkarın. Onunla oynayın, şefkat gösterin. Siz ve sizin gibi bebeğe yakın olan herkes bebeğin ruhsal gelişiminde önemli bir yer tutar. Oyuncakla oynamak ne kadar hoşuna giderse gitsin oyuncak hep aynı tepkiyi verir. Oysa insanlar değişkendir ve o bundan çok şey öğrenir!

    4.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Sosyalleştiğinde güler; oyunu bölündüğünde ağlar.

    • Aynadaki yansıması hoşuna gider, hatta ona gülümser.

    • Kendini rahatlatmaya çalışır.

    • Etrafındakilerle ilişki kurmak için sesler çıkartır.

    • Gıdıklandığında güler.

    • ınsanlara cevap vermeye çalışır.

    • Müzikle sakinleşir.

    • Yüzükoyun durumundayken sırtüstü, sırtüstünden yüzükoyun dönebilir.

    • Kafasını daha uzunca bir süre dik tutar.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde veya yatarken kafasını istediği yöne döndürebilir.

    • Yüzme hareketi yapabilir ve yatağında dönebilir.

    • Bakışlarını farklı uzaklıklara odaklayabilir.

    • Sallanan bir nesneyi kendine çekip ağzına götürebilir.

    • Bir nesnenin düştüğü yere bakar.

    • Banyoda ayak ve ellerini çırpar.

    • Diş çıkarmaya başlayabilir.

    • Katı gıdalara geçmeye hazır olabilir.

    • Kokuları birbirinden ayırabilir.

    • Bir saatten daha uzun süre karşısındakine tepki verir.

    • 5-7 saniye öncesini hatırlar.

    • Görüntü ile gerçek yüzü ayırt eder.

    • Yeni sesler çıkarmayı sever ve bazılarını taklit eder.
     
  16. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  17. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bebeklerde 5.Ay Gelişimi
    Bu ay sonunda bebeğiniz doğumdaki kilosunun yaklaşık iki katına ulaşacaktır. Bu aydan itibaren, birinci yaşının sonuna kadar her ay yaklaşık 500gr. almalıdır. Ancak kilosu her zaman aynı ölçüde artmayabilir.

    Kilo aldıkça bebeğinizin kendi fiziksel sınırlarını keşfetme konusundaki ilgisi de artacaktır. “Uçak” hareketini sıkça denediğini göreceksiniz; karnının üzerinde kollarını ve bacaklarını iki yana açar ve kafasını yukarı kaldırır. Bu, sırt ve boyun kaslarını geliştirmek için mükemmel bir harekettir. Gelişimi normal devam eden bir bebek bu ay sonunda bir ayağını göbeğine kadar kaldırabilir; hareketli bir bebek ise karnının üzerindeyken her iki ayağını da iterek yatakta ilerleyebilir.

    Beş aylık bebeğiniz muhtemelen artık kolayca yatağında sırtüstünden yüzükoyun, yüzükoyun durumdayken sırtüstü dönebiliyordur; her iki tarafa da dönmeyi ise önümüzdeki birkaç hafta içinde tamamlayacaktır. Dönüşleri öğrenmesi için biraz yardım edebilirsiniz.

    Bebeğiniz artık zamanının büyük bir kısmını en son geliştirdiği motor becerilerini denemekle geçirecektir; yani “konuşma”, “dinleme” ve uzanabileceği her şeyi “keşfetme”. Sabahları, adeta sabırsızca, çabucak ve tamamen uyanır. Her zaman değilse de, bebeklerin çoğu genelde ailenin diğer bireylerinden önce uyanır. Eğer uyandığında bir süre kendi kendine oyalanıyorsa, sizin biraz daha uyuma şansınız var demektir; bunun için akşam yatarken yatağına sevdiği birkaç oyuncağı koymanız yararlı olur.

    Bebeğiniz bazen, gün içinde sadece bir uykuyla yetinebilir. Uyumaya niyetli görünmese bile, bir süre dinlenmesi ve rahatlaması için onu yatağına koyabilirsiniz.

    Bebeğiniz artık oturabildiği için pusetiyle dolaşmak ona keyif vermeye başlar. Etrafında görecek, koklayacak ve duyacak öylesine çok şey vardır ki… Eğer henüz oynayacağı bir aynası yoksa, bir tane edinmenin zamanı gelmiştir. Tabii, kırılmayan bir ayna olmasına dikkat etmelisiniz. Bir boy aynasında sizi ve kendisini birlikte seyretmekten de hoşlanacaktır.

    Bebek şimdi her zamankinden daha hareketli olduğu için, özellikle sıcak havalarda, vücudunun kıvrımlı bölgelerinde isilik dediğimiz, sivilce gibi görünen, kırmızılıklar oluşabilir. Böyle durumlarda, onu mümkün olduğunca hafif giydirin, sık sık yıkayın ve bu bölgelere biraz bebe pudrası koyun. (Pudrayı direkt bebeğin cildine değil, önce kendi elinize döküp sonra bebeğe sürün).

    Bebeğiniz artık ana kucağında da rahatlıkla hareket edebilmektedir ve mama sandalyesinde de oturabilir. Artık ona bir yaylı salıncak ya da benzer bir oyun sandalyesi alabilirsiniz. Bebek yardımsız ve tam olarak oturana kadar yemeklerini ana kucağında vermeye devam edebilirsiniz.

    Bazı doktorlar, katı gıdalara geçmek için bu ayı bekler. Bebeğiniz yeni tatlara alıştıkça daha çok sevecektir. Çocuk doktorunuz katı gıdalara rahat geçebilmenin bazı ipuçlarını size vermiş olabilir: örneğin sevdiği mamaya, yeni deneyeceğiniz yemekten çok az miktarda karıştırıp zamanla bu miktarı artırabilirsiniz. Böylece, o yeni tatlara yavaş yavaş alışırken, siz de fazla ileri gitmeden, verdiğiniz gıdaya alerjisi olup olmadığını anlayabilirsiniz.

    Ancak ne yaparsanız yapın, bebeğinizin ilk denemede kesinlikle beğenmeyeceği yemekler olacaktır. Birkaç hafta bekleyin, sonra tekrar deneyin. Fikrini değiştirebilir. Bunun dışında, eğer çok güzel yediği bir yemeği reddetmeye başlamışsa, hiç telaşlanmayın, nasıl olsa bir süre sonra tekrar yemeye başlayacaktır.

    Bebek her kaşıktan sonra oyun oynamakta ısrar ettikçe öğün uzar. Ayrıca bu dönemde en sevdiği oyunlardan biri de ağızdaki yemeği dışarı atmaktır.

    Bu yaştaki bebekler doğum öncesinde anneden aldıkları demir stoğunu tüketmiş olurlar, bu yüzden başka kaynaklardan mineraller almaları gerekir. Hazır mama (formül süt) alan bebekler için, demir katkılı olanları tercih edilmeli, anne sütü alanlar içinse demir damlaları tercih edilebilir. Bu konuda çocuk doktorunuza danışmalısınız.

    Bu ay bebeğinizin daha çok emme isteği duyduğunu göreceksiniz, bunun bir nedeni katı gıdalar başladığı için biberon ve memeyi daha az emiyor olmasıdır. Ayrıca dönme ve emekleme gibi çeşitli hareketleri öğrenirken heyecanlanıp yorulduğu için kendini rahatlatma ihtiyacı da duyar. Bazı bebekler bu dönemde el parmakları gibi ayak parmaklarını da emerler.

    Bebeğiniz huzursuzken kendi kendisine vurabilir veya kendini tırmalayabilir. Bunun bilimsel açıklamasını yapmak çok zordur, ama bununla birlikte, yetişkinlerin bile kontrol edilemez durumlarda acıya dayanabilmeyi kolaylaştırmak için kendilerini bir şekilde yaraladıklarını biliyoruz.

    Bebeğinizin uzanma ve ulaşma isteği de gelişmektedir. Bu dürtü, emeklemenin temelini oluşturur. Her ne kadar bebeğiniz uzağa ulaşamasa da gözleri ellerine rehberlik eder. Bir elindeki nesneyi diğerine rahatlıkla geçirebilir veya iki eliyle birden kavrayabilir. Bu keşiflerinin bir parçası olarak nesneleri ağzına götürmesi kaçınılmazdır, ancak şimdi durum biraz daha farklıdır: ağzına götürdüğü her şeyi çiğner.

    Bebeğiniz artık farklı eylemlerden farklı sonuçlar çıktığını öğrenmeye başlamıştır: biberonu tutuşundan veya bir oyuncağı kavramasından bunu anlarsınız. Düşen bir nesneyi gözleri ile arar, fakat bir nesneyi sakladığınızı görse bile isterse onu bulabileceğini düşünemez. Ancak elleri göz hizasından kaybolsa bile onların nerede olduğunu biliyordur.

    Bebeğiniz cinsel organını da keşfetmeye başlamıştır. Bir çok ebeveyn bu yeni gelişmeden fazla memnun olmaz. Ancak bebek, tıpkı parmaklarını ve ayaklarını keşfettiği gibi cinsel organını da hissederek ve kurcalayarak keşfedecektir. Bu bölgeyle özel olarak ilgilenmelerinin tek sebebi, bu alanın vücudundaki diğer bölgelerin aksine genelde kapalı olması ve her istediğinde ulaşamamasıdır. Bebeğinize yaptığının “kötü” veya “kaka” olduğunu anlatmaya çalışmayın. Bırakın tanısın. Tıpkı parmaklarda yaptığınız gibi, bebeğinize bu organlarının da isimlerini söyleyin.

    Sosyalleşme bebek ve bebeğin yanındakiler için giderek daha eğlenceli bir hal alır. Artık dudaklarını büzer, tükürür, agu’lar yapar ve hatta dilini çıkartır. Daha birçok hareketi taklit etmeye çalışır. Çıkardığı sözler, duyduğu seslerin taklidi gibidir. Sanki soru sorarmış gibi, çıkardığı seslerin son hecesinde sesini yükseltir.

    Bebeğiniz sesli ve sessiz harfleri daha sık bir araya koymaya başlar. “Da” en sık çıkardığı hecedir. Ara sıra, bu “da-da” olarak da çıkar.

    Çıkardığı seslere vereceğiniz olumlu tepkiler onu cesaretlendirir ve “da” hecesini çok daha sık duymaya başlarsınız. Tabii, ne dediğinin pek farkında değildir, ancak bir süre sonra bağlantı kurmaya başlar. Bu arada sizin de bu heceleri beraber taklit etmeniz çok hoşuna gidecektir.

    Bebeğinizin doğum sonrası işitme testi yapılmış olsa da, bu sıralar tekrar edilmesi uygun olur. Konuşma ve dil gelişimi duyma yetisine bağlıdır ve erken müdahale, doğabilecek problemleri önler.

    Bir sonraki ay içinde “insan yadırgama” belirtileri ortaya çıkabilir. Bebek aniden aile dışından olanlara tepki vermeye başlar ve yanına gelen bu “yabancıların” yüzlerini uzun uzun inceleyebilir. Bebeği çok sık göremeyen aile büyüklerine bu durumu açıklamak bazen zor olabilir. Eğer bebeğiniz, onları güvenli bir yerden (örneğin kucağınızdan) inceleme şansına sahip olursa, sosyalleşmesi daha kolaylaşır. Bu “yabancılara” bebeğinize nasıl yaklaşacakları konusunda yardımcı olmalısınız; genel olarak önce sizinle konuşup bebeği görmezden gelmeleri iyi bir yol olabilir. Bu durum bebeğe yabancıyı inceleme ve ilk adımı atma şansını verir. Tabii eğer bu “yeni arkadaşları” sevdiyse!

    Eğer evi henüz bebeğe göre yeniden düzenlemediyseniz, bu emekleme öncesi dönemde artık fazla vakit kaybetmeseniz iyi olur. Daha şimdiden bebeğiniz bir bardağı yere atabilir, sıcak çay bardağına elini sokabilir, elektrik fişlerini çekebilir ve daha aklınıza gelmeyecek birçok şekilde kendine zarar verebilir. Kırılacak ve bebeğe zarar verebilecek objeleri ortadan kaldırmanın tam zamanıdır.

    Bebek hareketlendikçe, ona bazı sınırlamalar koymanız gerekecek, o da bunlara direnecektir. Bu sınırlamalar bebeğinize disiplin ve bazı olumlu alışkanlıklar kazandırsa da, ondan yapabileceğinden fazlasını istemeyin. Çünkü siz iyi olduğunuzda bebeğiniz de iyi olur ve o da bunu zaten hissediyordur.

    5.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Dikkat çekmek ve sosyalleşmek için güler ve sesler çıkarır.

    • Tepkisini belli eder, oyuncağını almaya çalışan birine karşı direnir.

    • Yakın çevresini ve ebeveynlerini bilir; yabancılara tepki verir.

    • Yüz ifadelerini taklit eder.

    • Yemek zamanı oyun oynamaktan hoşlanır.

    • Oturma pozisyonuna getirildiğinde kafasını dengeler ve dik tutar.

    • Ellerini ayaklarını açıp kafasını kaldırarak “uçak” hareketi yapar.

    • Sallanarak ve dönerek hareket eder.

    • Çok rahatça vücudunu döndürür.

    • Ayağını ağzına götürür ve ayak parmaklarını emer.

    • Objeleri daha doğru kavrar; ellerini kaldırır ve nesneyi tutar.

    • Doğru mesafeden uzanmaya başlar.

    • Kalın bir halkayı tutabilir.

    • Eline konan ufak bir oyuncak hayvanla oynar.

    • Tek veya iki eliyle biberonu kavrayabilir.

    • Bazı sessiz harflerle sesli harfleri bir araya getirip (d,b,l,m gibi) heceler çıkartır.

    • Yeni durumlarda etrafına bakar.

    • Nesneleri tutmak, döndürmek, sallamak ve ağzına götürmek ister.

    • Düşen bir nesnenin arkasından eğilip bakar.

    • Sesleri ve hareketleri taklit etmeye çalışır.
     
  18. 1 Haziran 2010
    Konu Sahibi : iLkNuRRRR
  19. iLkNuRRRR

    iLkNuRRRR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    213
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bebeklerde 6.Ay Gelişimi
    Bu ayın sonunda bebeğiniz yarı yaşını tamamlamış olacak!. Şu anda bebekliğinin en heyecanlı günlerini yaşamakta.

    Bu sıralarda her bebek geçici olarak farklı şeylere odaklanır. Kimi bebek emeklemeye odaklanırken; bir diğeri ses çıkarmaya yoğunlaşabilir; bir başka bebek ise dakikalarca elindeki oyuncağı incelemek isteyebilir.

    Önünüzdeki hafta ve aylarda bebeğinizin tüm ilgisi bir faaliyetten diğerine kayıp duracaktır. Hızlı gelişiminden duyduğunuz heyecanla bazen sabırsızlanıp, bebeğinizi başka bebeklerle kıyaslayabilirsiniz. Gereksiz yere endişeye kapılmayın, eninde sonunda her bebek konuşmayı ve yürümeyi öğrenir.

    Uyanık olduğu her anı “sadece bakarak” geçiren bir bebek de büyüyor ve öğreniyordur. Sadece diğer bebeklerden farklı olarak, ‘görsel uyarılarını’ geliştirmeye yoğunlaşmıştır.

    Kimsenin yerde hareket etmenin inceliklerini bebeğe öğretmesine gerek yoktur. ıçinden gelen merakla her şeyi kendi araştırıp bulmak ve bağımsızlık dürtüsü geliştikçe, her şeyi kendi yapmak isteyecektir. Bu ay bebeğiniz emeklemeye başlayabilir (gövdesi hala yerdedir); ancak elleri ve dizleri üzerinde durmaya henüz hazır değildir. Öne doğru gidemeden arkaya doğru gidebilir. Ara sıra değişik teknikler de deneyebilir: örneğin kafasını ve kalçalarını kaldırarak dizlerini altına alır ve öne doğru atılır. Çok pratik görünmese de, bu hareket onu şimdilik bir noktadan diğerine götürür.

    Bebeğin kuvvetinin çoğu hala kollarındadır. Altı aylık çocuğunuzun kol ve bacak kaslarını güçlendirmek için şınav hareketi yaptığını fark edeceksiniz. Yüzükoyun halden sırtüstüne doğru dönebildiği için yuvarlanmak da onun için eğlenceli oyunlardan birisidir.

    Altıncı ayın sonunda, birçok bebek tek başına oturabilir-bu onun için oldukça heyecan verici bir dönüm noktasıdır-ancak çoğu bebek bu dönemde sadece destekle oturabilir. Eğer bebeğiniz oturma pozisyonunda ileri-geri veya yanlara düşüyorsa henüz desteksiz oturmaya hazır değil demektir.

    Bebeğiniz ayağa kalkmak için çok büyük bir istek duyduğundan, bu dönemde kaza riski çok fazladır. Dikkatini çeken nesnelere uzanma isteği, bazen oturduğu yerden düşmesine neden olabilir. Sizi- veya kendini korkutacak bir şey yapmadan önce önlem almakta her zaman fayda var: örneğin oturduğu mama sandalyesinin emniyet kemerini bağladığınızdan emin olun.

    Bebek artık daha hareketli olduğundan, oyun oynadığı alanları da güvenli hale getirmelisiniz. Merdiven başına kapı takmak ve kaloriferleri saklamak en önemli güvenlik önlemleri olmakla beraber, sehpa ve kitaplıkların kenarlarına da plastik koruyucu koymak uygun olabilir. Eğer koruyucu bulamazsanız plastik bantlarla birkaç kez bantlayabilirsiniz. Ortalıkta mümkün olduğunca sivri uçlu nesneler bulundurmayın ve eğer ailede büyük çocuk varsa ona da bu tehlikelerden bahsedin.

    Bebeğinizi yürüteçe koymak için henüz çok erken. Bilinenin aksine, yürüteçler bebeğin yürümesini kolaylaştırmaz. Aksine, yürümeye başlamasını geciktirebilir. Her ne kadar bebek yürüteçi kullanmak için bacaklarını kullansa da, yürümek için gerekli olan kalça kaslarını kullanamaz. Ayrıca bebek yürüteci yürütmeyi çözdüğünde yeni tehlikelere açık olacaktır. Bebeğinizin motor becerilerini geliştirmeye ihtiyacı vardır bu yüzden ona biraz zaman tanımalısınız.

    Artık bebeğiniz zaman zaman da olsa kendi yemeğiyle başa çıkmayı becerebildiğinden, yemek yemek onun için hayli ilginç bir faaliyete dönüşecektir. Örneğin bir parça muzu ağzına götürebilir veya yemek kaşığı ile oynayabilir. Ağzına aldığı parçalar boğazına kaçıyorsa daha hazır değil demektir, bir iki hafta daha beklemelisiniz. Bebek yemeğin sadece tadına bakmak değil, onu avuçlamak, parçalamak ve onunla oynamak ister. Bu dönemde temiz ve düzenli olmasını beklememelisiniz. Müthiş bir dağınıklığa hazır olun ve öğün bitmeden ortalığı boşu boşuna temizlemeyin. Temizliği kolaylaştırmak için mama sandalyesinin altına muşamba veya kumaş örtü atabilirsiniz.

    Bebeğiniz değişik katı gıdalar aldıkça farklı besinlerden farklı vitaminler alır ve vücudunun ihtiyacı olan süt miktarı azalmaya başlar. Anne sütü ile beslenen bebek süt alımını kendi kendine azaltacaktır. Formül süt alan bebeğin ise biraz yardıma ihtiyacı olabilir.

    Bebek uzanma, tutma ve kavramada artık daha başarılıdır. Ancak en büyük problemi tuttuklarını çabuk bırakmasıdır. Onu sık sık tuttuğu oyuncağı bir elinden diğerine aktarırken görürsünüz.

    Bu dönemde ekmek kırıntıları gibi küçük parçalar çok hoşuna gider. Onları tutmaya çalışır ancak henüz tüm elini kullandığından başarılı olamaz, henüz parmaklarını kullanmayı bilmiyordur. Ancak büyük nesneleri başarıyla kavrar ve bazen elinde iki ayrı nesne tutup birbiriyle kıyaslar. Bu ayın sonunda, eğer daha önce birilerini yaparken izlemişse, kendisi de bir küpü diğerinin üzerine koyabilir.

    Bebek eline geçen her şeyi sallar ve bazılarının ses çıkarıp bazılarının çıkarmadığını anlayabilir. Oyuncakları -tekrar tekrar- birbirine çarpar veya yere fırlatır, sonra da çıkardığı sesleri dinler. Hem çıkardığı sesleri dinlemek, hem de her seferinde aynı sesleri çıkarıp çıkarmadığını anlamak için onları tekrar tekrar yere atar. Bu alıştırmaların sonunda elinin değil oyuncakların ses çıkardığını öğrenecektir.

    Oyuncakların hemen ses çıkarmamasına veya elinden alınmasına sinirlenir. Siz bu oyundan pek hazzetmeseniz de o bu oyunu seviyor ve oynarken öğreniyordur.

    Şekil değiştiren oyuncaklar çok ilgisini çeker. Onların canlı veya cansız olduğunu anlayamaz, bu yüzden örneğin ufak bir fırdöndü ile konuşmaya çalışır. Artık sessiz harflerin çoğunu çıkartabiliyor ve değişebilen ruh halini göstermeyi öğreniyordur. Her ne kadar sadece mutluluk ve sıkıntısını gösterebilse de diğer hislerini de anlatmaya çabalar. Duyduğu ses tonlarından konuşmaları anlamaya çalışır ve seslerin kızgın, sakin veya onaylayıcı olanlarına değişik yüz ifadeleriyle tepki verir.

    Bebek pasif olarak kelime hazinesini geliştirmektedir, yani bu kelimeleri söyleyemese bile anlamlarını bilir. Ay sonunda adını söylediğiniz birkaç nesneyi gözleriyle işaret edebilir.

    Bu ay ayrıca ruh halinin de ani değişim gösterdiği bir dönemdir. Bazen hoşlanmadığı bir duruma sinirlenebilir, ancak ilgisi başka bir yöne çekildiğinde hemen sakinleşebilir. Bu durum birkaç ay daha devam eder ve daha sonra bebek yavaş yavaş hislerini kontrol altına almayı öğrenir. Ancak ondan henüz çok fazla bir şey beklemeyin. Bu durum en azından ana okul dönemine kadar devam eder.

    Odadan çıktığınızda bebek sizi takip edemez, ancak evin başka bir yerinde çıkardığınız seslerden sizin yakınlarda olduğunuzu bilir ve dikkatinizi çekmek için sık sık sesler çıkartır, sizden de tepki vermenizi bekler.

    Sizin yüzünüz artık onun için çok şey ifade etmektedir. Her açıdan yüzünüzü incelemeye ve her fırsatta onu ellemeye çalışır; parmaklarını gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza koymaya çalışır; saçınızı ve kulaklarınızı çeker. Bu hareketlerle bebeğiniz sizi iyice tanımaya çalışmakta ve sizin ondan farklı bir insan olduğunuzu kavramaktadır. Mesela eğer kendi saçını çekerse canı acımaktadır, ama sizin saçınızı çekerken canı acımaz.

    Yüzünüzü saklayıp sonra aniden açmak, onun için çok eğlenceli bir oyun olacaktır, ancak bu oyuna fazla iştirak edemez. Sevdiklerinin aniden kaybolması ve geri gelmesiyle güven hissi gelişir kendini güvende hisseder.

    Bebek artık herkese gülmez, sadece yanında olmaktan hoşlandığı kişilerle oyun oynar. Oyun oynadığı kişi aniden giderse ağlar.

    Birinci yarı yılın sonunda, bazı ebeveynler çocukları karşılaştırma eğilimi gösterir. Eğer bebeğiniz hareketliyse, biri mutlaka çıkıp onun erken yürüyeceğini söyler. ışin doğrusu bebek, kendini hazır hissettiğinde yürüyecektir- bu, “erken” ya da “geç” olabilir. Önemli olan bebeğin kendini hazır hissetmesidir.

    6.AY DÖNÜM NOKTALARI

    Sosyal-Fiziksel ve Zihinsel

    • Memnuniyet ve sıkıntısını seslerle ifade eder: “ga-ga, gu-gu” sesleri çıkartır ve güler.

    • Yabancılardan rahatsız olur.

    • Müzik sesi duyduğunda ağlamasını keser.

    • Kendi ismi söylendiğinde tepki verir.

    • Karnının üzerinde bacaklarını hareket ettirerek emeklemeye çalışır.

    • Kafasını serbestçe hareket ettirir.

    • Vücudunu her yöne hareket ettirir.

    • Destekli oturabilir.

    • Parmaklarıyla kendi yemeğini yemek hoşuna gider.

    • Damak tadı gelişir.

    • Yemekle oyun oynar.

    • ılk dişi patlayabilir.

    • Bir bardağı iki eliyle tutabilir.

    • Sırtüstü yatıştan yana dönerken oturur konuma geçebilir.

    • Ruh halinde ani değişimler olabilir. Memnuniyet, mutsuzluk,öfke gibi duygular arasında gider gelir.

    • Nesneleri uzun süre inceler.

    • Bazı sessiz harfleri söylemeye başlar: (f,v,s,z,m,n gibi)

    • Nesneleri ters çevirerek bakıp farklı şeyler görmekten hoşlanır.

    • ıki nesneyi birbiriyle kıyaslayabilir.