Ayder yaylası Fırtına vadisi

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve Elif tarafından 21 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

    21 Mayıs 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.613
    Beğenildi:
    5.138
    Ödül Puanları:
    438
    Ayder Yaylası'nın nefes kesen güzelliği Fırtına Deresi'nin Karadeniz ile buluştuğu yerde başlıyor ve Kaçkar Dağı'na kadar devam ediyor. Yeşilin her tonuyla karşınıza çıktığı vadi dünyada 'bal ormanları' olarak anılıyor. Ancak doğal güzelikleriyle turizmin gözdesi haline gelen Ayder için tehlike çanları çalmaya başladı.
    Nefes kesen insanı büyüleyen bir güzelliği var Ayder Yaylası’nın… Bu yüzden burası anlatılmaz kelimeler Ayder’i betimlemek için yetersiz kalır. Ayder’i gezmek görmek ve yaşamak gerek. İşte o zaman Ayder’in bir yayla parçası olmasının ötesinde insan zihninde ne gibi çağrışımlar bıraktığını anlamak mümkün olabilir.
    [​IMG]
    Rize-Artvin arasında Çayeli’ni geçince Karadeniz’in hırçın sularını bırakıp Fırtına Deresi’nin denizle buluştuğu noktada karşınıza çıkıveriyor Ayder Vadisi. Karadeniz’in hemen dibinden ilerleyen sahil yolunu terk edip ormana doğru yol aldığınızda artık muhteşem bir doğanın içindesiniz. Masallara türkülere konu olmuş yatağına sığmayan derenin çağıltısına kulak vererek yukarı doğru çıktıkça anlatılması güç bir güzellik karşılayıveriyor. Sarp doğası zengin flora ve faunasıyla Fırtına Vadisi zirveye buzul gölleriyle kaplı Kaçkar Dağı’na kadar devam ediyor. Akmakta olan dere de zaten yağan yağmur ve eriyen kar sularından olduğu kadar bu göllerden besleniyor. Bu dere üzerinde kurulması planlanan baraj bir dönem oldukça tartışılmıştı. Ancak barajın doğal yapıyı tahrip edeceği düşüncesiyle plandan vazgeçildi.

    Ayder’de şelaleler çağıldar [​IMG]
    Ayder Yaylası’na varmak için sabırsızlanmamak elde değil. Ancak Fırtına Vadisi üzerindeki Çamlıhemşin’de bir mola verin. Burada yanınıza yiyecek içecek aldıktan sonra kemerli köprüleriyle yüzyıllardır insanların iç içe olduğu dereyi takip etmeye başlayın. Derin bir yarın ortasından akan nehri izleyerek bin bir çeşit ağaç ve rengarenk çiçek arasında Ayder biraz yukarıda. Ayder’e çıkarken özellikle sağ tarafı takip etmeye özen gösterin. Çünkü 300-400 metre aralıklarla akan şelaleler sanki sizi içine çekecek gibi çağıldıyor… Yine şelalelerin yanıbaşlarına kurulmuş bölgeye özgü dağ evleri dağların eteklerinde çay toplayan köylü kadınların telaşı ve ilkel teleferikler görülmeye değer doğrusu.

    [​IMG]



    Bulutlara yükseldikçe Ayder’e doğru yaklaşıyorsunuz demektir. Kaçkar Dağları Milli Park sahasında 11 köy ve 44 yayla var; ancak bunlar arasında Ayder Yaylası’nın büyüsü daha bir başka. Yayla sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı doğal güzelliklerinden birine sahip. Yeşilin her tonuyla karşınıza çıktığı vadi dünyada ‘bal ormanları’ olarak anılıyor. Koruma öncelikli bölgelerden biri olan yayla binlerce bitkisiyle botanik ormanı gibi aslında. Yılda 250 gün ve 2400 metreküp yağışla Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olan Ayder bu yönüyle de nadir yaylalardan biri. Yaylada hemen her şey kartpostaldan çıkmışçasına görüntü veriyor. Ağaçlar arasında gezintinizi şelalelerin dibinde su sesine kulak vererek; orman içlerine doğru keşfe çıkarak sürdürebilirsiniz. Ancak dikkatli olun; çünkü burada her türlü hayvanla karşılaşmak mümkün. Bu yüzden orman içinde dağ keçisi kurt ayı domuz tilki geyik sansar çakal sülün kartal doğan atmaca şahin ve yaban tavuğu her an karşınıza dikilebilir. Kamp yapacaklar için Ayder Yaylası oldukça elverişli. Eğer kamp yapmak istemiyorsanız küçük büyük pansiyonlar sizi bekliyor. Ayder’deki kaplıcanın bin bir derde; ama özellikle de romatizmaya iyi geldiğini söylemekte fayda var. 260 metre derinlikten çıkan 50 derecelik kaplıca suyu başta romatizma kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi geliyor.

    Yaylanın güzelliği tehdit altında
    Yayladaki otantik evler doğa kadar ilginç. Herhangi bir evin kapısını çalıp içeri girebilir teyzelerin yaptığı yayık ayranını tadabilirsiniz. Bu arada bir not; sakın buradaki teyzelere içtiğiniz ayranın parasını teklif etmeyin ‘fırça’ yersiniz. Ayder’deki bir günün ardından sonra göller bölgesine çıkılabilir. Beş büyük gölün yer aldığı bölge 2800 metre yükseklikte. Kendini dinç hissedenlerin Karadeniz Buzul Gölü ve Büyük Deniz Gölü’nü görmeleri özellikle de tavsiye edilir. Buradan bütün Kaçkar Vadisi’ni seyretmenin zevki bir başa. Ayder sürprizlerle dolu. Güneşli bir gün bir anda yağmura dönüyor ya da dağı aniden bir sis basabiliyor. Ancak ne olursa olsun her anı bir başka güzel yaylanın hem de insanı kendinden geçirecek bir güzellik bu. Yayla doğasıyla havasıyla kokusuyla insana öyle bir his aşılıyor ki insana ilaç gibi geliyor.

    Son yıllarda gelişen yayla turizmi insanların deniz kum güneş üçgeninden çıkıp doğayla buluşmasıyla Ayder’i bilinen bir merkez haline getirdi. Ancak Ayder’in doğal manzarası ağaçları şelaleleri fotoğraflara yansıyan yamaca kurulu o güzelim ahşap evleri büyük tehlike altında. Doğayla bütünleşen bu evlerin biraz uzağında kurulan beton evler ve pansiyonlar ise tam bir rezalet. Turizm bölgesi ilan edilen yayla ‘doğal sit alanı’ olmasına rağmen çarpık yapılaşma Ayder’i yakın gelecekte büyük bir tehlikenin beklediğini gösteriyor. Bu çarpık yapılaşmanın önüne geçmek için başta Orman Bakanlığı’na Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Rize Valiliği’ne ve bölge belediyelerine büyük iş düşüyor. Ayder’de beton bina yapmak yasak ancak turistlerin hayret eden bakışları arasında yapılaşma almış başını gidiyor.

    Ayder’in havası suyu kadar balı da şifalı. Yaylada orman gülünden (rhodedendron) elde edilen balın birçok derde iyi geldiği gözlemlenmiş. Buradaki balın en önemli özelliği tamamen doğal olması. Balı elde etmek için yöre halkı tahta kovanları iplerle yüksek çam ağaçlarının tepesine çekiyor ve orada bırakıyorlar. Kafkas orman güllerinden polen alan arılar da işte burada tamamen doğal ortamlarında meşhur Ayder balını yapıyor. Balı ilk bakışta diğerlerinden ayıran özelliği rengi. Klasik bal renginden daha açık üstelik de berrak değil mum gibi bulanık. Bu bal ağızda hemen eriyecek kadar yumuşak. Yaylada karalahana sarması peynir ve mısır unuyla yapılan mıhlama ve fasulye kavurması ilk akla gelen yemeklerden. Bir de harika bir tatlı olan Laz böreğini ve yayla yoğurdunu tatmayı sakın ihmal etmeyin. Yine yaylanın hemen her yerinden akan pınar suyunu hayatınız boyunca unutamayacaksınız.
    Kaynak: ForumPaylas.net http://www.forumpaylas.net/showthread.php?p=337402


    alıntı
     
  2. 15 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : Elif
  3. NisaNurum

    NisaNurum Canım Kızım Canım oğlum Üye

    Katılım:
    20 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4.167
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    148
    oyy benim canım memleketim heryeri ayrı güzel :)