Aydin & Mugla/// Bafa Gölü

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve Elif tarafından 15 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Bazen burnumuzun dibindeki güzellikleri yıllarca farkedemeyiz. Tıpkı Söke-Milas karayolu üzerindeki Bafa Gölü gibi... Bu yoldan Bodrum'a giderken her defasında gölün yanından geçer, ama çevresini hiç merak etmeyiz. Tarihle doğanın buluşma noktasını bu kez es geçmeyin.
    [​IMG]
    Bafa Gölü, Milas İlçesi'nin sınırları içerisinde, Söke Ovası'nde yer alıyor. Bu bölgenin arkeolojik değerler açısından Türkiye'nin en zengin yerlerinden biri olduğunu söylersek, gölün kıymetini kısadan özetlemiş oluruz. Söke Ovası, 2000 yıl önce denizmiş; büyük bir körfez varmış burada. Büyük Menderes Irmağı'nın getirdiği alüvyonlar körfezi doldurunca, ova haline gelmiş. Bugünkü Bafa Gölü, denizden bir parça olarak arada kalmış. Coğrafya dersi gibi gelmiş olabilir, ama buranın coğrafyası üstüne konuşulmaya değer.
    Gölün üzerinde üç küçük ada var. Buralarda manastırlar, kiliseler kurulmuş çok eskiden. En eskisi "Yediler Manastırı". Tarihi kalıntıların yanısıra, balıkçıl kuşları, pelikanlar, karabataklar ve ördekler de hemen dikkatinizi çekiyor. Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili gölün doğal zenginliklerini tamamlıyor kuşlar. Sahilde birçok tekne gezi için yolcularını bekliyor. Dolmuş usulü çalışan teknelerle ada turu yapmak mümkün. Bu keyifli tur sırasında yüzme molası da veriliyor. Ama en keyifli anlar, güneş battıktan sonra gökyüzüne vuran kızıllığın gölün rengini değiştirmesi seyrettiğiniz saatler.

    Tarihi zenginlikler
    Göl turu, adalardan sonra antik Heraklia kentine dek uzanıyor. Beşparmak Dağları'nın güney eteklerinde, gölün kıyısına kurulu kente Bafa Beldesi'nden dönüp, 9 kilometrelik toprak yolla da ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk bir hayli keyifli, çünkü çevredeki kayaların ilginç şekilleri hayal gücünüzü zorluyor yol boyunca. Her kayada başka bir şekil arıyor ve buluyor gözleriniz... Yol önce Kapıkırı Köyü'ne ulaştırıyor sizi. Köye girmeden, sahile inen bir yol ayrılıyor. Karşınızda Heraklia, antik yapılarıyla bir taeih hazinesi!
    Heraklia'nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Hellenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş. Bizans döneminde ise psikoposluk merkezi olmuş.[​IMG]
    Kayalık ve engebelik bir arazi üzerine kurulan kent, 6.5 metre yüksekliğinde surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün olan taş işçiliği bugün bile farkediliyor.
    Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora'dan ise geriye tek kat kalmış. Yinede dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki "U" planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclis Binası. Sonra sırasıyla tiyatro, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı'nı gezebilirsiniz.
    Geçerken uğramak yerine bütün tatilinizi de göl kenarında geçirebilirsiniz. Sıkıldığınızda günübirlik çevre gezileri yapmak da mümkün. Milas'ta Gümüşkesen Mezar Anıtı'nı, içme suyuyla da tanınan Labranda antik kentini, Didim, Milet ve Lasos'u mutlaka görün.
    Sadece Milas' gezmek bile bir gününüzü alır. Sokaklar, evler, hanlar tarihi dokusuyla çarpıcı güzellikler sağlıyor. Ünlü Milas halıları da görülmeye değer.
     
  2. 6 Kasım 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. fearless

    fearless Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    166
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    [​IMG]
    Bafa Gölü flora, fauna ve kuş alanları gibi özellikleriyle doğal zenginliklere sahip, yaban hayatı yönünden de önemli bir sulak alandır. Ege Denizinin Latmos körfezi iken M.S. 3. YY.da Büyük Menderes Nehri'nin taşıdığı alüvyonlarla denizle bağlantısı kesilmiş ve göl haline gelmiştir.Zengin kültürel ve doğal kaynak değerleri nedeniyle 1994 yılında 12.281 hektarlık bir alanı kapsayacak şekilde Tabiat Parkı olarak ilan edilmiştir. 6708 hektarlık yüzey alanı olan gölün derinliği 25 mt'ye kadar ulaşmaktadır.Bafa Gölü'nün güneyinde Ilbıra Dağları, kuzeyinde ise haşmetli görüntüsüyle Beşparmak Dağları bulunmaktadır.Bafa Gölü nesli tehlike altında bulunan birçok kuşa üreme ve kışlama imkanı sağlamaktadır.Dünyada nesli tükenme tehlikesi altında bulunan Kaşıkçı Kuşu göldeki adacıklarda, Ak Kuyruklu Kartal ise gölün kuzeyindeki Beşparmak Dağlarında üremektedir.Kış aylarında göle barınmak amacıyla Bahri, Küçük Batağan, Küçük Karabatak, Tepeli Pelikan,Boz Ördek, Elmabaş Patka, Bataklık Kırlangıcı, Mahmuzlu Kız Kuşu, Sakarmeke, ve Flamingo gibi kuşlar da gelmektedir. Bu nedenle Bafa Gölü Önemli Kuş Alanıdır.
    [​IMG]
    Bölgede 1989 yılından bu yana sürmekte olan aşırı kuraklıklar nedeniyle, Büyük Menderes Nehrindeki akımlarda azalma olduğu ve buna bağlı olarak da gölün su seviyesinin düştüğü bilinmektedir. Bafa Gölündeki su seviyesinin düşmesi, göl suyundaki tuzluluk oranını yükselterek balık üretiminin azalmasına ve yaban hayatın tahrip olmasına neden olmuştur.Bu soruna çözüm bulmak için D.S.İ. Tarafından, Dalyan Mevkiinde şişme lastik bir savak yaptırılmıştır.Göl sularının az olduğu dönemlerde, Büyük Menderes Nehrinin önü şişme lastik savakla kesilmekte, biriken sular Serçin Köyünde açılan kanalla göl beslenmekteydi. Daha sonra Özbaşı Köyü yakınlarına DSİ tarafından Kovanburnu regülatörü yapıldı. Bu regülatördeki kapaklar kapanınca Menderesten gelen sular ana tahliye kanalına yöneldi. Dolayısıyla Bafa Gölüne giden kol susuz kaldı. Bafa Gölüne su girmeyince su seviyesi düştü.
    balık ölümlerine “alg patlaması” olarak adlandırılan, bitkisel mikroorganizmaların aşırı üremesinden ve daha sonra gerçekleşen bir dizi reaksiyondan kaynaklandığı şeklinde raporlar yayınlandı. Göl kıyısı balçık haline geldi, kokular oluşmaya başladı. Su Körfez Savaşındaki petrole bulanmış deniz suyuna benzemeye başladı.
    Bafa Gölünde yaşayan balıklar ölmeye başladı. Balıklarda ölüyordu, bitkilerde.Gölün florası ve faunası yavaş yavaş yok oluyordu.
    [​IMG]
    Göldeki ekosistemin bir parçası olan kuşlar da azalmaya başladı. Gölde yaşanan bu olumsuzluklardan dolayı kuşların sayısı şimdiki gibi hiç azalmamıştı.
    Göldeki bu kuşları görmek için dünyanın birçok ülkesinden kuş gözlemcileri geliyordu. Ama kuşları görmek için geliyorlardı. Göldeki denge bozulursa, kuşlar gider, kuş gözlemcileri de peşinden...
    Türkiye'de çok ender rastlanılan özelliklere sahip Bafa Gölü'ne, her yıl binlerce yerli-yabancı ziyaretçi gelmektedir. Yerli-yabancı birçok televizyonlar belgesel çekmekte, birçok dergi ve gazete gölün tarihini, sosyolojik yapısını, turistik tanıtımını yapmaktadır.Birçok turizm acentaları burada kültürel turlar, doğa yürüyüşleri, kampçılık, botanik turları, foto safari, kuş gözlemciliği, manzara izleme, yüzme gibi birçok etkinlik gerçekleştirmektedir.Göldeki bu son gelişmeler buraya gelecek yerli-yabancı ziyaretçileri olumsuz olarak etkileyecektir.Dolaylı olarak da, ekoturizmden beslenen turizmciyi ve özellikle yöre halkını zor durumda bırakacak, balıkçılık yapan tüm köyler bu işi bırakmak zorunda kalacaklardır.
    Mitololojik efsanelerle dolu olan gölde 5 adet ada olup, adalarda ve göl kıyısındaki antik yerleşim yerlerinde değişik kavimler yaşamış ve bu kavimlere ait birçok kültürel eser bulunmaktadır. Her adanın üstünde manastır kalıntıları bulunmakta, göl kıyısında Sobran Kalesi ve antik Herakleia kentiyle kaya mezarları yer almaktadır.Göl kıyısındaki ve yakınındaki köy halkı tarafından geleneksel yöntemlerle balıkçılık yapılmaktadır.Göl bir zamanlar yılan balığının ihracat merkeziydi.
    Böyle bir doğa harikası göl insan eliyle göz göre göre yok olmaktadır.Bafa Gölü, tarihiyle, kültürüyle, mitolojisiyle, florası ve faunasıyla, sosyolojik yapısıyla çok önemli özelliklere sahip yegane bir göldür. Bu özelliklerinden dolayı dünyaca tanınmaktadır. Yerli yabancı TV'ler burada belgeseller çekmekte, dergiler Bafa Gölü'nü anlatmaktadır. Birçok turizm acentaları burada kültürel turlar, doğa yürüyüşleri, kampçılık, botanik turları, foto safari, kuş gözlemciliği, manzara izleme, yüzme gibi birçok etkinlik gerçekleştirmektedir.
    Günlerdir birçok yetkili göle gelip numune alıp gitmektedir.Somut bir çözüm getiren olmamıştır.Son olarak göle DSİ Genel Müdürü gelerek inceleme yapmış ve açıklamasında; büyük balıklar değil, 3-5 cm.lik balıkların öldüğünü söylemiştir.Biz yaşanan balık ölümlerinde ölçü değil, onların yaşamlarıyla ilgileniyoruz. Sayın Genel Müdür Bafa Gölü'nü iyi tanımamaktadır. Zamanında öyle iri balıklar vardı ki, balıkçılar kayığa güçlükle çekmekteydi. Tonlarca yılan balığı çıkmaktaydı. Şu an bu balıklar artık yok.Belki o 3-5 santimlik balıkları da bulamayacağız. 3-5 santimlik denilen o küçük balıklar bir zincirin halkasıdır.O balıklarla kuşlar beslenmektedir.Ekolojik bir denge vardır.Bu balıklar olmazsa kuşlar da gidecektir.Bu dengeyi bozmaya kimsenin hakkı yoktur.
    Göldeki ekolojik durumun tam olarak ne olduğu ve sorunlara somut çözümler bulunması için, konusunda uzman bir üniversitenin bilimsel çalışma yaparak, duruma netlik kazandırması gerektiğine inanıyoruz. Gölde sadece su numunesi alınıp tahlil yapılması yeterli değildir. Sualtında da bilimsel bir çalışma yapılması gerekir. Göldeki sualtı ekolojisinin ne durumda olduğunu bilen yok. Türkiye'de göller konusunda ağırlıklı çalışmalar yürüten bir üniversite vardır. SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi. Buradaki bilim adamlarının görüşleri mutlaka alınmalıdır.
    Ayrıca görünen bir şey vardır.
    O da, Bafa Gölü su istemektedir.
    Bafa Gölü Kemer, Adıgüzel, Topçam, Yaylakonak barajlarının temiz sularından istemektedir.
    Nasılki bu temiz sular Söke Ovasındaki tarlalara veriliyorsa, Bafa Gölüne de verilmesi gerekir.
    Bafa Gölü'nün bu sulara ihtiyacı vardır.
    Hem de sonuna kadar HAKKI vardır.
     
  4. 31 Ocak 2008
    Konu Sahibi : Elif
  5. EU1

    EU1 Guest

    begendikleriniz icin rep ve tesekkur butonlarini kullaniniz aksi takdirde mesajlariniz silinecektir resim ve bilgi paylasimi disinda sohbet etmeyiniz