Ayşe Nur BAHÇEKAPILI Sesimiz Olun

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve sumimasen tarafından 31 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    31 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : sumimasen
  1. sumimasen

    sumimasen Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    16
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    ÇEK MAĞDURLARI

    Sizden, sessizlerin sesi, kimsesizlerin vekili olmanızı istiyoruz.

    “Mağrurluk ve mağdurluk arasındaki farkı bilir misiniz?

    bu fark, kıldan ince, kılıçtan keskin,

    öyle anlar var ki,

    ahlaki değerlerle, iş hayatımızı sürdürürken,

    birden bire Mağdur duruma düştük.

    mağrurduk,

    mağdur olduk,

    şimdi yasalar önünde mahkumuz,

    biz, zindanlardayız, kaçak yaşayanlarız,

    biz, mahkum, eşleri ve çocuklarıyız,

    biz sessiz, biz kimsesiz,

    Biz Çek Mağdurlarıyız,”

    “En kötü kanun, en iyi uygulayıcının elinde en iyi kanun haline gelir. En iyi kanun da, kötü uygulayıcıların elinde en kötü kanun haline gelir”


    Türkiye’de serbest ekonomi ve tacirler arasındaki alış verişler ve ticari ilişkiler kağıt çekler vasıtasıyla yapılmaktadır, Bankalar müşterilerine, boş kağıt çekler vermekte ve tacirlerde bu kağıt çekleri 6 ay 1 yıl veya daha uzun süreli vade tarihleri yazarak mal ve hizmet alış verişlerinde kullanmaktadırlar, Türkiyedeki ticaret vadeli çeklerle yapılmaktadır..
    Dünya’daki finansal krizin ülkemizde çok derin etkileri olmuştur ve Tacirler ellerindeki vadeli kağıt çekleri ödeyemez hale gelmiştir.
    Ülkemiz yasaları gereğince, Ödeneyemeyen bu kağıt çekler sebebi ile işadamlarını hapis yoluyla cezalandırmaktadır. Türkiyedeki Tacirler olarak, Evrensel Hukuk İlkelerine aykırı yaptırımlarla karşı karşıyayız.

    Halbuki; 2001 yılında kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması gereğince, “Türk Anayasası Madde 38/8 (Ek:3/10/2001-4709/15 md) "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.” Hükmü vardır.

    Yalnızca sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırılık nedeniyle özgürlüğün kısıtlanması yasağı (borç için hapis yasağı), 4709 Sayılı Kanunun 15. maddesinin son fıkrası ile Anayasamızın 38. maddesine eklenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 4 No'lu Protokolün 1. maddesinden aynen alınmış olan bu kural, bir kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı, bunun insan özgürlüğüne ve onuruna aykırı olacağı düşüncesine dayanmaktadır.

    Fakat Kanun yapıcı burada, Anayasanın bu hükmedici kuralını aşabilmek için, Karşılıksız çıkan, ödenemeyen her kağıt çekin üzerinde yazan bedeli kadar Adli Para Cezasına çarptırmıştır, Adli Para cezaları Devlet hazinesine yatırılan bir bedeldir, ve ülkemizde devlet hazinesine Adli para cezası olarak borçlandırılmış kişi bu bedel kadar hapse atılmaktadır..
    Ülkemiz yasaları gereğince, Tacir tarafından ödenemeyen kağıt çeklerdeki cezai yaptırım aşağıdaki gibidir,

    Kanun Numarası:3167
    Kabul Tarihi :19/3/1985
    Madde 16 - (26.2.2003 tarih,4814 sayılı kanunla değişik)Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ADLİ PARA cezasıyla cezalandırılırlar.”

    Bu kanunla Adli Para Cezasına çarptırılan Tacir, bu para cezasını Devlet Hazinesine ödemediği taktirde “5275 Sayılı Kanunun 106/2 maddesi gereği hükümlünün ilamdaki adresine para cezası ödeme emri tebliğ edilir. Tebliğden itibaren 30 gün beklenir. Para cezası ödenmez ise, 5275Sayılı Kanunun 106/3 maddesi gereği, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir. Bu durumda şartla tahliye uygulanmaz. Ceza bihakkın infaz edilir. 5275 sayılı kanunun geçici 1.maddesi gereğince, 5237 sayılı TCK dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde hükümlüler 1 gün karşılığı 20.-TL hesabı ile hapsedilir.” Örnek: Mahkeme tarafından 100 bin TL Adli para cezasına çarptırılan tacir 100.00/ 20= 5000 gün hapis cezası ile cezalandırılmaktadır..
    Yasakoyucu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 4 No'lu Protokolün 1. maddesini büyük bir ustalıkla dolanmış ve halen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olarak Borcunu ödemeyen tacire hapis uygulaması yapmaktadırlar..

    Türkiyede Cezaevlerinde bu tarih itibari ile 148 bin kişi vardır. Halbuki cezaevlerinin kpasitesi 80 bin kişidir, Tacirler cezaevlerinde üst üste yatmakta ve her türlü salgın hastalık tehlikesi ile karşı karşıyadır..

    Finansal Krizinde etkisiyle polis tarafından aranan ve kanundan kaçan tacir sayısı 200 bin kişidir, bunlar tutuklandığında cezaevindeki doluluk oranları 350 bin kişi olması kaçınılmaz olacaktır.

    Cezaevlerinde zor şartlarda bulunan tacirler sağlık nedenleri sebebi ile hastalanmakta ve ölmektedirler. Cezaevlerinde bu insan onuruna aykırı davranışla karşılaşan tacirler intihar eylemine kalkışmakta her gün birkaç kişinin ölüm haberini almaktayız, Kanundan kaçan ve polisin her yerde aradığıTacirler intiharlar etmektedirler, tacirler ayrıca ödenmeyen kağıt çekler nedeniyle icra ve iflas hükümleri gereğince konuttaki ev eşyaları nedeniyle haciz uygulamakta Aileler evsiz ve sokakta yaşamak zorunda bırakılmaktadır, İflas etmiş tacir ve aileleri aç kalmakta sığınacak yer bulamamaktadır, çocuklar okula dahi gidememektedir.

    Türkiyedeki iflas etmiş tacirlere uygulanan evrensel hukuk kuralları ve insan haklarına aykırı bu acımasız uygulama bir an önce son bulmalıdır..

    ÇEK MAĞDURLARI