az uyuyanlar..

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve Cevrimhici tarafından 12 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    12 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Cevrimhici
  1. Cevrimhici

    Cevrimhici Şampiyon Belli 2. Kim? Pro Üye

    Katılım:
    5 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.786
    Beğenildi:
    222
    Ödül Puanları:
    113
    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Özyıldız Güz, az uyuyan insanların daha enerjik ve sevilen insanlar olduğunu, uzun uyuyanların ise sıkıntılı ve saldırgan olmaktan kendilerini alamadığını belirtti.

    Türkiye'de yaşanan sıcaklardan dolayı son haftalarda uyku kalitesinin düştüğünü ve bunun evden işe huzursuzluklar meydana getirdiğini belirtirken, uykunun bilindiğinin aksine az olanının toplumdaki olumlu etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Güz, her insanın uyku kalitesi hakkında bilgi sahibi olmasının önemini vurguladı.

    Günlük yaşantının devam ettirilebilmesi ve verimli geçmesi için günde belli bir süre uyunması zorunluluğuna işaret eden Güz, "Bu gerekli uykuyu alamadığımız zamanlarda gün boyu sıkıntısını hissedebiliriz. Unutkanlık, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, iç sıkıntısı gibi. Uykusuzluk gibi fazla uyku da problem olabilir. Uykuyla ilgili her sorunun altında bir neden olabileceği bilinmeli ve araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri de depresyondur" dedi.

    Bugün genelleme yapıldığında 6-8 saat uykunun normal uyku olarak kabul edildiğini, ancak uykunun süresi kadar kalitesinin de önemli olduğunu açıklayan Doç. Dr. Güz, sık sık uykunun bölünmesiyle uyku süresinin artacağına değindi. Güz, "Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat, normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku 6 saatten daha kısa da olsa yetebilir" diye konuştu.

    Günlük olaylardan etkilenme sonucu oluşan uyku bozukluklarının gelip geçici olduğunu, neden ortadan kalkınca genellikle kendiliğinden düzeldiğini ifade eden Güz, uykuyla kişilik yapısının ilintili olduğunu kaydetti. Güz, "Az uyuyanlar fazla uyuyanlara kıyasla daha enerji dolu, daha etkin ve daha dışa dönük insanlardır. Kendilerinden ve hayatlarından memnun oldukları gibi dış dünyayla olan iyi iletişimleri nedeniyle dışarıdaki insanlar tarafından da sevilirler. Genellikle sosyal insanlardır" açıklamasını yaptı.

    Uzun uyuyanların genelde sıkıntılı, gergin, kendileri ve çevreyle sürekli kavga halinde olan, en azından eleştiri oklarıyla kendine ve çevreye daha fazla saldıran tipler olduğuna değinen Doç. Dr. Güz, şunları söyledi:

    "Araştırmalar kısa uyumanın öğrenilebileceğini ortaya koymuştur. Kaliteli ve dinlendirici bir uyku, uzun ve kalitesiz bir uykudan daha faydalıdır. Ancak bazen uyku ihtiyacımızı genel tıbbi durumumuzdaki bir bozukluk artırabilir. Gribal enfeksiyonlar ve diğer hastalıklar gibi. Bazen de depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar nedeniyle uyku ihtiyacı artabilir veya azalabilir."

    Uyku bozukluklarının psikiyatride kabaca insomnia (uykusuzluk), hipersomnia (aşırı uyku), narkolepsi (uyku atakları), sirkadiyen ritim uyku bozukluğu, kabus bozukluğu, uykuda terör, uyurgezerlik gibi başlıklar altında sınıflandırıldığına da değinen Güz, psikiyatrik hastalıkların hemen hepsinde görülebilen en sık belirtinin ise uykusuzluk olduğunu belirtti. Doç. Dr. Güz, uyku konusunda şu tavsiyelerde bulundu:

    "- Her gün aynı saatte uyanın.
    - Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun.
    - Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz). Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın.
    - Aldığınız kafeini (kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın.
    - Mümkünse sigarayı azaltın, uykuyla ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın.
    - Alkol alımını kısıtlayın. Uykuyla ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın.
    - Uykunuz gelirse gündüz öğle vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız.
    - Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız.
    - Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır.
    - Uykuya, uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın.
    - Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın, sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için). Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın.
    - Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin."