Baba olmayı engelleyen faktörler

Konusu 'Erkek Faktörü / Erkek İnfertilitesi' forumundadır ve 1BukeT tarafından 24 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    24 Şubat 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Düşük sperm sayısı, kötü sperm hareketi, sperm şeklinin bozuk oluşu, hiç sperm olmaması, immünolojik ve psikolojik nedenler, alkol, sigara, çevresel faktörler, cinsel hastalıklar ve beslenme alışkanlıkları�





    EUROFERTIL Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Dr. M. Hakan Özörnek, sıklıkla karşılaştıkları erkek kısırlığının süreçlerini, sebeplerini ve tedavi biçimlerini anlattı. Dr. Özörnek, bir çiftin bebek sahibi olamamasında % 40 oranında kadın, % 40 oranında ise erkek kısırlığına rastlandığını ve % 20’lik kısmı ise açıklanamayan ya da sebebi aşırı kilo, düzensiz beslenme gibi durumlara bağlı sebepler olduğunu belirtti.

    Dr. Özörnek’in açıkladığı tedavi süreçlerine göre, erkek kısırlığı durumunda hastanın öyküsünün çok dikkatli dinlenmesi gerekiyor. Yapılması gereken ilk test ise sperm analizi. Bu test sonucunda, meninin hacmi, bakterilerin varlığı, ön hücreleri, hareketi, sayısı, sperm enerjisini gösteren früktoz oranı, sperm kümelenmesi, yapısı ve hareketi gibi birçok özelliği ortaya çıkartılıyor.

    Dr. Özörnek, tıp teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde artık erkek kısırlığında da çok etkili sonuçlar alındığının önemine değindi. Eskiden ellerinde tedavi imkânı olarak sadece aşılama varken, şimdi tüp bebek ve tüp bebeğin ileri bir şekli olan mikroenjeksiyonun geliştirilmesi sayesinde hastaların çok büyük bir kısmının problemlerinin çözüldüğünü belirtiyor.

    Hatta eskiden “Senin çocuğun olmaz” denilen, menisinde hiç sperm hücresi bulunmayan ‘sıfır spermli’ hastaların dahi testislerinden parça alınarak ve bu parçadaki sperm hücresi ile eşinin yumurtasını dölleyerek çocuk sahibi olabildiğiri söyleyen Dr. Özörnek, erkek kısırlığı durumunda uygulanan en etkili çözüm olan bu yönteme mikroenjeksiyon yöntemi adı verildiğini ve en ağır infertilite vakalarında bile bu yöntem sayesinde başarı sağlandığını vurguları.