Baba ve Piç - Özet - Elif Şafak

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 28 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    28 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438

    Amerikalı genç kadın Rose, ABD'de Ermeni kökenli bir Amerikalı ile evlidir. Ailenin ilk kuşak yaşlıları tehcir sonrasında Türkiye'den ABD'ye göç edip San Francisco'ya yerleşmiştir. Çiftin Armanuş adını verdikleri bir kızları olur, ama Ermeni ailenin aşırı baskı ve müdahalesi sonucu kısa sürede boşanırlar. Rose bu boşanmayı hazmedemez, kocasının ailesini suçlu bulur ve onlardan intikam alma arzusu tutku haline gelir. Bir Türkle beraber olmasının en iyi intikam yolu olacağını düşünür, çünkü Ermeni aile Türklere karşı tarihten kaynağını alan büyük kin ve nefret duygularıyla doludur. 'O cadı babaanne benim bir Türkle beraberliğimi görse tüyleri diken diken olur, Çakmakçıyan sülalesi için bundan büyük kâbus düşünemiyorum'. Rose'un karşısına bir tesadüf eseri Mustafa adlı Türk çıkar. Mustafa ABD'de yalnız yaşayan, içe kapanık bir jeologdur. Rose onunla evlenir.
    Ermeni aile evlilik haberiyle çılgına döner. Torunları bir Türk üvey baba tarafından büyütüleceği için isyan içindedir. 'Bu masum kuzu ilerde ne söyleyecek arkadaşlarına? Bütün akrabalarını 1915 de kasap Türklerin ellerinde kaybetmiş soykırımzede bir sülalenin torunuyum ve bir Türk tarafından büyütüldüğüm için köklerime ihanet etmeyi öğrendim, soykırımı inkâr etmek üzere yetiştirildim mi diyecek? Torunumuzu nasıl olur da bu kadar kederli olmamızdan sorumlu olan Türklerin ellerine bırakırız?' Tüm aile bireyleri öfke ve çaresizlik içindedir.
    Armanuş zaman zaman anne yanında, zaman zaman babasının aile ortamında yaşayarak, iki ailenin taban tabana zıt görüş ve değer yargıları etkisinde büyür. Üvey baba Mustafa iyi bir insandır ve Rose eşiyle mutludur. Armanuş bu yıllarla ilgili duygularını şöyle ifade etmiştir: 'Doğduğum günden beri eşikte kaldım. Mağrur ama travmalı bir Ermeni aile ile histeri ölçüsünde Ermeni karşıtı bir Amerikalı anne arasında gidip geldim'. Armanuş için büyük sorun her iki tarafın da üzerine aşırı düşmeleridir; onların sevgi ve şefkatle örtülü kuşatması altında boğulur. Üstelik kafasında yanıtını bulamadığı pek çok soru vardır. Amerikalı anne Ermenilerle ilgili olan her şeye karşıdır. Diyasporadaki insanlar ve baba ailesi fanatik biçimde Türk düşmanıdır. Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığına inanarak tartışmaya bile yanaşmazlar. Onlara göre Ermeniler hâlâ ıstırap çekmektedir. Savundukları tez şudur: 'Türkler kalkıp Orta Asya'dan geldiler, dosdoğru Anadolu'nun ortasına daldılar ve Ağrı Dağı çevresinde yaşayan milyonlarca Ermeniyi asimile ettiler, ülkesinden kovdular, katlettiler, yetim bıraktılar, sürdüler, malından-mülkünden ettiler'.
    Armanuş kendi değer yargılarını ve kişiliğini bulmakta zorlanır. 'En başta Ermeni olmayı başaramadım. Kimliğimi bulmam gerek. Ailemin geçmişine bir yolculuk yapabilsem, geçmişimi kaşfedebilsem' diye düşünür. Türkiye'deki Ermeni köklerini nesnel olarak değerlendirmek amacıyla ani bir kararla , üvey babasının ailesinin yanına İstanbul'a gider. İstanbul'da üvey babasının ailesi onu büyük bir sevgi ve ilgiyle karşılar. Aile yaşlı bir anne ve dul kalmış ya da hiç evlenmemiş yetişkin dört kız kardeşten oluşur. Kardeşlerden birinin Asya adlı kızı da Armanuş'la yaşıttır. Armanuş, Ermeni olduğunu söylediği zaman kendisine büyük tepki duymalarını bekler. Ama aile bunu hiç de önemsemez, çok doğal karşılarlar. Onlara büyük ninelerinin, dedesinin ve diğer Ermenilerin tehcir sırasında başına geldiğini düşündüğü trajik olayları anlatır. Gene herkes dikkatle dinler, hatta üzülür ama hiçbirinden bir tepki gelmez. Arkadaşlarına gönderdiği e-mail mesajında şöyle yazmıştır Armanuş: 'Yirmi yıllık inkılap-tarih hocası olan teyze bile, Osmanlı İmparatorluğu'nu modern Türkiye Cumhuriyeti'nden kesinkes öyle ayırmaya alışkın ki, bütün hikâyeyi başka bir ülkede, başka insanların yaptığı hadise gibi dinliyorlar'.
    Peki ne bekliyordu kendisi? Özür bekliyordu, suçun kabul edilmesini bekliyordu. 1915 de Ermenilere bunları yapanlar Türklerdi. Kendisi Ermeni, onlar da Türk olduklarına göre özür dilemeleri gerekmez miydi? Oysa kimse üstüne alınmış görünmüyordu? Kendisi bir Ermeni kızı olarak kendi kuşağından nesiller önce yaşamış atalarının ruhlarını 'ta içinde' barındırdığına inanıyordu. Halbuki sıradan bir Türk'ün kökleriyle arasında böyle bir süreklilik hissi bulunmuyordu.
    Armanuş İstanbul'da bulunduğu kısa süre içinde Ermenilerin tehcir olayını çok dramatik şekillerde ve her fırsatta gündeme getirir. Evin kızı Asya onu şöyle yanıtlar: 'Geçmiş seni ne kadar esir etmiş. Geçmişin senin ve ailen için ne kadar önemli ve trajik olduğunu görüyorum, ne olursa olsun anılarınızı canlı tutma isteğinize saygı duyuyorum. Ama yollarımız tam da bu noktada ayrılıyor. Seninki bir nevi hafıza fetişizmi, ben geçmiş değil gelecek odaklı olmayı yeğlerim'.
    Asya ve Armanuş birlikte Istanbul'u dolaşır, Armanuş'un ninesinin anılarda kalan evini ararlar. Tabii bulamazlar. Aralarında hoş bir arkadaşlık ilişkisi gelişmiştir. Asya onu kendi grup arkadaşlarıyla tanıştırır: 'Armanuş'un ailesi İstanbullu imiş. 1915'te türlü türlü acılar çekmişler. Çoğu tehcirde ölmüş, açlıktan, yorgunluktan, şiddetten'. Söze Armanuş devam eder:
    'Biliyor musunuz, büyük dedem sırf entelektüel olduğu için Türkler tarafından 1915'te öldürülmüş. Cemaat öncü beyinlerinden mahrum kalsın diye, Türkler ilk olarak Ermeni entelektüellerini öldürmüş'.
    Aralarındaki senarist arkadaşları itiraz eder: 'Ben bu konu üzerinde titiz araştırma yürütmüş biri olarak konuşuyorum. Öyle bir şey olmadı. Hiç öyle bir şey olmadı. Ailen için üzüldüm ama o zamanlar savaş zamanıydı, iki taraftan da insanlar öldü. Ermeni isyancıların ne kadar Türk öldürdüğünü biliyor musun? Hikâyenin öbür tarafını düşündün mü hiç? Acı çeken Türk aileleri için ne diyeceksin? Olanlar çok trajik ama ben tarihi gerçekleri her türlü safsatanın üstünde görürüm. Ermeni gençlerinin beyninin yıkandığını görüyorum. Ermeni iddiaları abartı ve çarpıtma üzerine kurulu. Yapmayın, bazıları iki milyon Ermeni öldürdüğümüzü bile söylüyorlar. Aklı başında hiçbir insan bunu ciddiye alamaz'.
    Tüm yaşamını Türkiye'de huzur içinde sürdürmüş olan Ermeni Aram da Armanuş'un görüşlerine katılmaz:
    'Siz diyasporadaki Ermenilerin hiç Türk arkadaşınız yok. Yegâne aşina olduğunuz şey ninelerinizden, dedelerinizden ya da birbirinizden duyduğunuz hikâyeler. O hikâyeler de son derece üzücü. Ama inan bana her ülke gibi Türkiye'de de iyi insanlar ve kötü insanlar var. Bana kendi öz kardeşimden daha yakın Türk arkadaşlarım var burada'
     
  2. 29 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Elif
  3. hatic22

    hatic22 aşığımmmmm Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2010
    Mesajlar:
    3.042
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    146
    gerçekten çok güzel bi kitaptı...
     
  4. 24 Kasım 2011
    Konu Sahibi : Elif
  5. hande85

    hande85 Aşkısının Minişi Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    563
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Şu an bu kitabı okuyorum gerçekten çok ama çok güzel...
     
  6. 28 Kasım 2011
    Konu Sahibi : Elif
  7. meczup

    meczup Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Kasım 2011
    Mesajlar:
    58
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    elif şafağın okuduğum ilk kitabıydı bu kitabı okuduktan sonra elif şafak hayrını olmuştum.
     
  8. 28 Kasım 2011
    Konu Sahibi : Elif
  9. sedabayrak

    sedabayrak Yeni Üye Üye

    Katılım:
    21 Mart 2011
    Mesajlar:
    358
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    elif şafak sevmem.. nedense dili hoşuma gitmiyor. ama güzel bir kitaptı diyebilirim.. okumayanlara tavsiye edilebilir... teşekkürler paylaşım için..
     
  10. 12 Mart 2012
    Konu Sahibi : Elif
  11. nazz81

    nazz81 artık mutluyum Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    2.650
    Beğenildi:
    110
    Ödül Puanları:
    153
    elif şafağın rahat okuyabildiğim kitaplarından biriydi
     
  12. 14 Mart 2012
    Konu Sahibi : Elif
  13. femalengineer

    femalengineer Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2010
    Mesajlar:
    608
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    41
    Bu kitaptan aklımda kalan şey aşure ve ters incir ağacı figürü, tavsiye ederim, güzel bir kitap.
     
  14. 19 Eylül 2012
    Konu Sahibi : Elif
  15. kendihalinde_

    kendihalinde_ Beynimde bir sürü sekme açık Üye

    Katılım:
    22 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    2.347
    Beğenildi:
    434
    Ödül Puanları:
    188
    Özetine şöyle bir baktım konusu ilgimi çekti.

    Okuyacağım kitaplardan biri. :KK55:
     
  16. 21 Eylül 2012
    Konu Sahibi : Elif
  17. mms1

    mms1 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    478
    Beğenildi:
    328
    Ödül Puanları:
    78
    Benim de elif safak'in okudugum ilk kitabiydi, hosuma gitmisti ve devaminda soufi ve bonbon palace okudum. su an pinhan okumaya calisiyorum ama tam dalamadim kitaba tam anlayamiyorum heralde ondan.
     
  18. 7 Nisan 2013
    Konu Sahibi : Elif
  19. sibelxyz

    sibelxyz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2012
    Mesajlar:
    162
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    gercekten guzel bir kitap