Bağırsakta mantar

Konusu 'Gastroenteroloji - Sindirim Sistemi Hastalıkları' forumundadır ve halley tarafından 24 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    24 Eylül 2007
    Konu Sahibi : halley
  1. halley

    halley Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    577
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Vücudun sinsi düşmanı



    Karınlık ve sıcak ortamı seven mantar, vücudumuza gizlice yerleşir. Mantar hastalığına yakalananların karşılaştığı ilk belirtiler ise karın şişkinliği ve tatlıya olan düşkünlüktür.

    Mantarlar ne öldürür, ne de yararı vardır. Çünkü asalak yaşadığı bireyin, yani geçim kaynağının yok olması işine gelmez. Mantarlar asalak yaşarlar. Daha çok ölmüş bitkiler ve hayvanlar mantarların besin maddelerini oluşturur. Ancak besin maddesi olarak hiç de seçici değillerdir. Bu nedenle toprakta olduğu gibi, havada, suda, yiyeceklerimizde, evlerde ve hatta bazıları canlılarda toplu olarak bulunup, çoğalırlar.

    ZARARLI OLANLAR
    İnsan vücudunda eğer bir mantar sürekli yaşamaya ve ondan beslenmeye başlarsa zararlıdır. Bazı mantarlar kimyasal maddeler salgılayarak deri hücrelerini çözerler ve deri içine girerler. Bu olay bağırsak içinde de olabilir. Eğer bağırsakta beslenmeleri yeterli olmazsa, mantarlar bağırsak duvarının derin tabakalarına kadar iner ve kan damarları içine kadar girerler. Burada kan şekeri ile beslenirler. Mantarların kurnazca uyguladıkları bir yöntem, dış görünüşlerini insan immün sisteminin yabancı kabul etmeyeceği bir biçime sokabilmeleridir. Yani mantarlar çok iyi bir kamuflaj ustasıdırlar. Böylece immün sistem mantarları kendi öz hücreleri sanır ve bunlarla mücadele etmez, yani mantarlara ses çıkarmaz. Ayrıca patojen (hastalık yapan) mantarlar mide asidine de dayanıklıdır. Oysa zararsız mantarlar (ekmek mayası, bira mayası) ve çoğu mikroplar mide asidinde ölürler. Özellikle şekerli besinlerin fazla tüketilmesi bağırsak mantarları için çok uygun bir beslenme ortamı oluşturur. Mantarlar, maya mantarları, küf mantarları ve dermatofitler olmak üzere üç grupta toplanırlar. Her gruptan mantarlar insanlara zarar verebilir ve çeşitli şikayetlere yol açabilir. Örneğin, küf mantarlarından zararsız olanı (roquefort, camembert peynir küfleri) olduğu gibi, ölümcül hastalıklara neden olan zararlı küf mantarları da vardır. Eğer aşırı miktarlarda küf mantarları havaya karışırsa solunumla akciğerlere girerek, ağır enfeksiyona yol açar. Buna örnek 1922 yılında Mısır'da yaşanmış korkunç bir olaydır. Tutanchamun'un gazabı olarak tanımlanan bu olayda mezarı bulmak için piramide giren araştırma ekibinden 27 insan küf mantarı enfeksiyonu sonucu yaşamını yitirmiştir. Yaklaşık her 5 kişiden biri ya belirli bir süre mantar enfeksiyonu geçirmiştir ya da sürekli mantarla yaşamaktadır. Mantarlar sıcak ve ıslaklığı sever. Ayrıca sürekli olarak besin bulabilecekleri ortamı seçerler. İnsan vücudunda bu koşullar mantarlar için optimumdur. Yani vücudumuz mantarlar için sanki cennettir. En çok yerleşme yerleri de bağırsaklar, idrar yolları, deri, saçlar, tırnaklar ve solunum yollarıdır. Patojen maya mantarlarının oksijene gereksinimleri yok. Bu bakımdan ideal yerleşim yerleri ince bağırsaklardır. Burada mantarlar her zaman bol miktarlarda bulunan besin içerisinde yüzerler. İlk önce kendileri en önemli besin maddelerini alırlar. Artıkları asalak oldukları kişiye bırakırlar. Eğer vücut bağışıklık sistemi güçlü değilse mantarlar ince damarlara kadar yayılırlar ve böylece dolaşımla tüm vücuda ve her organa yayılırlar.

    ENFEKSİYONLAR
    Sadece belirtilere dayanarak mantar enfeksiyonu tanısı güçtür. En bilinen belirtilerden biri karın şişkinliğidir. Bir parça pasta, çikolata ya da bir porsiyon makarnadan sonra karın şişiyor ve ağrıyorsa, bu mantar enfeksiyonu için tipiktir. Karındaki bu şişme 37 derece sıcaklıkta mantarların şekerden gaz oluşturmasına bağlıdır. Karın o derece şişip, gerilir ki, kişide sanki patlayacakmış gibi duygu olur. Sindirim sistemi dışında ciltte de mantarlar yerleşebilir ve kaşıntılı, kepekli lekeler oluşturur. Ciltte mantar yerleşmeksizin de cilt belirtileri bağırsaktaki mantarların metabolizma ürünlerine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu belirtiler ilk bakışta nörodermit ile karıştırılabilir. Yıllarca başarısız tedavi edilmiş olan bu tür cilt hastalığının mantar tedavisiyle derhal kaybolduğu görülür.

    PERFORMANSI AZALTIYOR
    Mantar enfeksiyonları sıklıkla şeker hastalarının şikayetlerine benzer şikayetlere yol açar. Kişi kendini yorgun hisseder. Fiziksel ve zihinsel performans azalır. Bunun bir nedeni mantarların bağırsaklarda karbonhidratların büyük bir kısmını harcamaları sonucu vücudun şeker ihtiyacının karşılanamamasıdır. Vücuttaki şeker yetersizliğinin yol açtığı tatlıya karşı istek, kişinin fazla yemesine ve kilo almasına neden olur. Bundan dolayı çoğu mantar hastası fazla kiloludur. Bu kişilerin mantar tedavisinden sonra çoğu zaman normal kilolarına indiği görülür. Mantarlar bağırsağın normal fonksiyonu için gerekli olan bağırsak bakterilerine zarar verdiğinden, bağırsak mantar hastalığında kabızlık ya da sürekli ishal ortaya çıkabilir. Enfeksiyonunun klasik bir belirtisi alkoliklerde ya da sarılıkta olduğu gibi, karaciğerde bozukluktur. Çünkü mantarlar aynı zamanda alkol de üretir. Bağırsaktaki maya mantarları şekeri alkole dönüştürür. Oluşan alkol, özellikle karaciğer için çok toksiktir (zehirlidir). Mantar enfeksiyonu olan birçok kişi eklem ve kas ağrılarından yakınır. Bu şikayetler muhtemelen mantarların çoğalması sırasındaki metabolizma ürünlerine bağlıdır. Bu durumda uygulanan romatizma tedavisinin yararı olmaz. Bağırsakta mantar enfeksiyonu olan birçok kişide sürekli olarak burun ve sinüs mukozasında şişme ve tıkanıklık olur. Bağırsak mukozalarında mantarların yaptığı tahriş, diğer mukozalara da - doğrudan mantar enfeksiyonu olmaksızın- yansır.
    alıntı SABAH.com




    BU BÖLÜM ALTERNATİF TIPTAN ALINTIDIR BAZI YERLERİNDE XXX İŞARETİ VAR BU BİR AKTAR İSMİDİR REKLAM OLMASIN DİYE XXX BIRAKTIM

    Şişkinlik

    Şişkinlik sıradan şişkinlikse bu önemli değildir, zira yellenerek dışarı atılıyor ve bir miktar kokuyorsa bu normaldir. Bu şişkinliğe bağırsak bakterilerinin salğıladığı gazlar sebep olur ve bu durum normaldir. Burada korkulacak bir durum yoktur, şayet şişkinligin sebepleri başka ise o zaman teşhis ve tedavisi gerekir. Şişkinlik gastroerteroloji diye anılan mide-bağırsak rahatsızlıklarındandır. Şayet şişkinlik nedeniyle interniste giderseniz ve internistin yapacağı muayenelerle şişkinliğin nedeni analaşılır.

    Şişkinliğe genelikle mide-bağırsak ülser, kanser, polip ve mantarı varsa veya sindirim organlarıının (pankreas, karaciğer, mide ve bağırsaklar) yetersiz enzim salğılarsa otyaya çıkar. Ayrıca bağırsak hasaslaşması (colon irritabile) ve psikolojik olarak ortaya çıkan rahatsızlıklardada şişkinlik olur. Facesle (dışkı) yapılan testlerden kana göre daha çok bilgi alınır. Bu nedenle şişkinlik problemi olanların mutlaka feces testi yaptırmaları gerekir.

    Şişkinliğin sebepleri:
    Şişkinliğe ilavetten karın ağrısı, kusma ve bulantıda görülürse bunun bir çok sebebi olabilir.
    1-) Mide tahribatı
    2-) Bağırsak hasaslşması
    3-) Alkol
    4-) Stres nedeniyle hava yutma
    5-) Besin allerjisi
    6-) Bağırsak mantarları
    7-) Pankreas zafiyeti
    :cool: Kimyasal ilaçlar, özeliklede antibiyotikler
    9-) Bağırsak mukozasının tahribatı

    Bağırsak mantarlarının önemi:
    Doğal tedavi uzmanlarına göre şişkinliğin tek sebebi vardır ve buda bağırsak mantarlarıdır. Bağırsak florası faydalı bakteriler, zararlı bakteriler ve mantarlardan oluşur. Bağırsakları sağlıklı olan bir insanın bağırsaklarında faydalı bakteriler % 98’ini oluşturur. Faydalı bakterilerin çeşitli sebeplerden dolayı azalması nedeniyle, onun boşaltığı noktaya zararlı mantarlar yerleşir. Özeliklede antibiyotikler alınınca faydalı ve zararlı bakteriler azalırken mantarlar çoğalır. Bu ise çok tehlikeli bir durumdur. Şayet pankreas ve yeterli ve kaliteri enzimler salğılıyamıyorsa proteinler aminoasitlere, karbonhidratlar disakkaridlere ve yağlar yağasitlerine dönüşmez.

    Bu dönüşüm (metabolizma) tam olmadığından kalın bağırsaklara ulaşan besinler, bakteriler tarafından ideal olmayan (istenmeyen) şekilde parçalanır. Böylece ortaya aminoasit yerine biyojen aminler çıkar, bunlarsa çok mahzurludur. Örneğin histamin allerjiye sebep olur. Besin artıklarının metabolik değişimlere uğramadan yani tam hazmedilmeden kalınbağırsağa ulaşması çok büyük problemler olduğuna işarettir. Hazmedilmeden kalınbağırsağa geçen karbonhidrat artıkları (nişasta) bağırsak mantarları tarafından zehirli gazlar ve zehirli alkollere dönüştürülür. Bu zehirli maddeler kana karışır karaciğer ve böbrekler bunları elimine etmek için uğraşır ve böylece hem zamanla tahrip olur hemde kendi asli görevini yapamaz

    Enzimlerin yeterli ve kaliteli olmaması nedeniyle besinler ideal şekilde metabolik değişimlere uğramadığından bağırsaklar moleküllerin geçirgenlik (permeability) katsayısını artırır. Örneğin önce diyelimki 100 atomlu moleküllerin geçmesine sonra bu daha büyük molekül yumaklarının geçişine müsadeeder. Bu duruma vücut alışkın olmadığından yeni ve sindirilmemiş besin artıklarına krşı allerjik reaksiyon gösterir. Buna bağırsakda yırtık veya delik var da denir, fakat slında yırtık veya delik yoktur, sadece geçirgenlik katsayısı büyümüştür.

    Bağırsak mantarları hemen her insanda olur ve 1 gram fecesde (dışkı) 100-1000 adet olması normaldir, fakat bu sayı 10.000.000 ile 1 milyon arasında değişirse tehlike arzeder. Bu mantarlardan en hızlı yayılanı candida olup, üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkollerle önce alt karında şişkinlik yapar, alt karın diyaframı sıkıştırır, oda akciğeri, akciğierde kabi sıkıştırır. Hasta kalp rahatsızlığı olduğunu zanneder, fakat rahatsızlığının asıl sebebi genelikle bağırsak mantarlarıdır. Bağırsak mantarlarının yayılmasında siyah çay çok önemli rol oynar.

    Mantarlardan kurtulmak için kesinlikle antibiyotik ilaçlar alınmamalıdır, çünkü antibiyotikler faydalı ve zararlı bakterileri yokederken mantarların azmasına neden olurlar. Bazı hastalar mantara karşı diyet yapmaktadır. Buda mahzurludur, çünkü immün sistemi yeterince vitamin ve mineraller alınmadığından zayıflar. Ve böylece mantarlar daha kolay yayılır. Beslenmeye dikkat edilmelidir ve bunların başında şeker içeren besinler alınmamalıdır.

    Pankreas zafiyeti:
    Pankreasın kaliteli ve yeterli enzim salgılıyamaması demek yağ ve poroteinların tam olarak parçalanmadan kalın bağırsağa geçer. Besin artıkları bakteriler ve mantarlar tarafından zehirli gazlara ve zehirli alkolleredönüştürülür. Buda şeytan üçgeninin başlanğıç noktasıdır, yani bir çok hastalığın ana sebebidir. Siyah çayda pankreas zafiyetine neden olur.

    PMN-Elastazlar bağırsak iltihaplanmasına (enterit ve kolit) işarettir. PMN-Elastaz enzimi sadece akyuvarlarda olan bir enzimdir. Şayet feceste (dışkı) yüksek oranda PMN-Elestaz enzimi görülürse bu bağırsaklarda bir anormalik olduğuna işarettir. Eğer PMN-Elasta enzimi hafif yükselmişse savunma sisteminin mevcut bakteri ve mantarlara karşı mücadele halinde olduğunu gösterir. Eğer aşırı oranda PMN-Elestaz enzimi yükselmişse o zaman incebağırsak iltihaplanması (enterit) ve kalınbağırsak ülseri (colitis ulserosa, ülseratif kolit) olabilir. Bunedenle emin olmak için kolon endoskopisi ile (kalın bağırsakları muayene için ucu ışıklı alet) muayene edilir.

    Alfa 1 Antitripsin enzimi besin allerjisine işarettir.
    Bu enzimin oranı yükselirse bağırsak iltihaplanması (enterit) veya bağırsak mukoza geçirgenliğinin (permebility) artığına işarettir. Normal oarak bağırsak mukozası çok küçük moleküllerin girişine müsade eder, fakat sindirim organlarının kaliteli veya yeterli enzim salğılamamaları besinler yeterince küçük moleküllere ayrılmaz ve böylece bağırsak mukozası büyük moleküllerinde geişine müsade eder. Buna bağırsakta yırtık veya delik var denir, buda allerjiye sebep olur.

    Besin allerjisi.
    Şayet kişinin beli besin maddelerine karşı allerjisi varsa, bu besin maddelerinden uzak durulması gerekir. Besin allerjisi olan şahıs allerjiye sebep olan besinler yediğinde ishal yada şişkinliğe sebep olabilir. Allerji testlerinin birçoğu yanlış neticeler vermektedir. Her türlü allerjik reaksiyon xxx Tonik, xxx İksir ve çörekle tedaviedilebilir.

    Safra asidinin yeniden absorbe edilememesi ve kalınbağısak rahatsızlıkları:
    Karaciğerin salğıladığı safraasidi safra kesesinde toplanır ve sindirim için bağırsaklara karışan safra asidi görevini yaptıktan sonra ince bağırsağın son kısmında bu safra yeniden absorbe edilir. Şayet kalınbağırsaklardaki bakteriler ince bir hastalık nedeniyle ince bağırsağın son kısmı amaliyatla alınmışsa safra absorbe edilmez. İncebağırsak tarafından absorbe edilmeyen safra asidi kalınağırsağa geçer. Safra asidi kalınbağırsak mukozasını tahripeder ve kanserin oluşması için uygun şartlar oluşturur. Tahribat nedeniyle sık sık ishal ve şişkinlik olur.

    Şişkinliğin tedavisi:
    Şişkinliğin sade basit bir şişkinlikse ZYE-, kimyon-, rezene-, çörek-, kakule preparatları, xxx Tonik veya xxx iksiri iyi gelir. Şişkinliğin sebebi bağırsak florasının bozulmasıdır ve bağırsakalrda faydalı bakteriler yerine mantarlar çoğalır. Bağırsak mantarları zehirli gazalar, zehirli alkoller ve biyojen aminler üretir ve buda vücudun bütün hormon dengelerini bozar, ve çeşitli hastalıklar ortya çıkar. Tedavisi ancak xxx İksiri ile mümkündür.

    Bağırsaklardaki mantarlar veya mide ve bağırsakalara yerleşen halicobacter plory toksik maddeler, özliklede zehirli gazlar üretmektedir xxx İksiri ile tedavi mümkündür.Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.xxx İksiri ile tedavi olmak mümkündür, tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Gökçek İksiri vücudu curuflar'dan arıtır, itihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. xxx Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü allerjiyi iyileştir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay, kahve ve kola içmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler. Et ve et mamülerine 5-6 ay aravermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır. Akşam yemeği yerine çok az yoğurt, meyve veya salata yenebilir veya sebze çorbası içilebilir. Hayvansal besinler, tahıl, bakliyat ve hamurlu yiyecekler akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur. Ne kadar hamurlu besin o kadar yağ oluşur, çünkü nişasta glukoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa döşerek vucutta depolanır. xxx Diyet
     
  2. 24 Eylül 2007
    Konu Sahibi : halley
  3. halley

    halley Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    577
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    PROBİYOTİKLERİN İNSAN SAĞLIĞINDAKİ ÖNEMİ
    Tarih: 20.06.2006 Saat: 16:04
    Konu: Gida Raporu


    İnsanlar kendi hücrelerinin 10 katı sayıdaki (100 trilyon) faydalı bağırsak mikrobu ile ortak bir yaşam sürdürmektedir. Faydalı bağırsak mikropları (probiyotikler) çeşitli yararlarının yanında dış ortamdan gelen zehirli maddelerin kana geçmesini engelleyen koruyucu bir bağırsak tabakası oluştururlar. Bağırsaktaki sağlıklı mikrop dengesinin, zararlı mikroplar lehine değişmesi, yani bağırsaktaki mükemmel dengenin bozulması çok sayıda ivegen ve müzmin hastalığa yol açar.




    Son yıllarda rafine gıdaların tüketimindeki artışa paralel olarak, turşu, yoğurt ve çeşitli salamuralar gibi geleneksel fermantasyon gıdalarının az tüketilmesi, süt ve yoğurt gibi fazla tüketilenlerin ise ekşimesin ya da kesmesin diye pastörize edilmesi ya da antibiyotik katılması vücudumuzun mükemmel probiyotik dengesini alt üst etmiştir.

    Bu yazımızda beslenmenin en temel konularından biri olan “probiyotikler” i irdeleyeceğiz.

    Probiyotik- Prebiyotik
    Yeterli miktarda yenildiğinde insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalara probiyotik denir.

    Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran ve/veya aktivitesini uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere (besinsel lifler gibi) prebiyotik denir.

    Probiyotiklerin tarihi
    Kitab-ı Mukaddesin Farsça bir versiyonunda Hazreti İbrahimin uzun yaşaması(yüzlerce yıl!) fazla miktarda fermante süt ürünleri (yoğurt, süt, peynir vb) yemesine bağlanmıştır (Genesis, yaradılış, tekvin”18:8)

    MÖ 76 yılında Roma tarihçisi Plinius ishal tedavisinde fermante süt ürünlerinin kullanılmasını salık vermiştir. Ortadoğu, Afrika, Kafkas toplumlarının süt, yoğurt ve peynir ürünlerini eski çağlardan beri tükettikleri bilinmektedir

    Probiyotik ve Metchnikoff
    1912 Nobel Tıp Ödülünü kazanan Rus bilim adamı Élie Metchnikoff bilim dünyasında probiyotiklerin kaşifi sayılabilir.

    Metchnikoff yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan asit yapan mikroorganizmaların bağırsaktaki hastalık yapan mikroorganizmaları nötralize ettiğini saptamıştır.

    Metchnikoff, Bulgaristan ve Kafkasya’da yaşayan insanların uzun ömürlü olmasını probiyotiklerden zengin gıdaların fazla tüketilmesiyle açıklamıştır.

    Probiyotikler = yararlı bağırsak mikropları (bakteriler ve mantarlar)
    Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri ve mantar bulunur. Bu rakam insan hücre sayısının 10 katı kadardır. Sayıları 400’ün üzerinde olan bu bakteriler ve mantarlar normal bağırsak florasını oluştururlar.

    Bu bakteriler ve mantarlar 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan bağırsak sümüksü zarını koruyucu bir tabaka şeklinde kaplar.

    Probiyotiklerin görevleri
    Bağışıklık sistemini güçlendirmek.
    Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.
    Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb) sentezini yapmak.
    Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.
    Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek.
    Besin allerjilerini ve ekzemayı önlemek.
    Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek.
    Kanseri önlemek.
    Yaşlanmayı yavaşlatmak.
    Depresyonu hafifletmek.
    Otizm bulgularını hafifletmek.
    İshali önlemek ve tedavi etmek.
    İdrar yolu iltihaplarını önlemek.
    Kabızlığı tedavi etmek.
    Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak.
    Sezaryen doğum ve probiyotikler
    Bebek doğum sırasında vajenden gelen probiyotikler (laktobasiller ve bifidobakterler) ile karşılaşır. Bebek anne sütü ile beslendikçe normal flora gelişir. Sezaryen ile doğan bebekler dış ortamda bulunan mikroplar ile karşılaşır ve normal flora oluşamaz. Doğum sonrası ilk kolonize olan floradan sağlıklı floraya geçiş uygun beslenme ortamı meydana getirilse bile oldukça zordur.

    Bağırsak florasının bozulmasının sonuçları
    Probiyotiklerin bağırsak mukozası üzerinde oluşturduğu koruyucu tabakanın ortadan kalkması bağırsak geçirgenliğini artırır. Yeteri kadar sindirilmemiş yiyecek maddeleri ve nötralize edilmemiş toksinler kan dolaşımına geçer. Bağışıklık sistemi yeteri kadar sindirilmemiş protein parçacıklarına karşı aşırı bir şekilde uyarılır. Bu yabancı protein parçacıklarının bazıları vücudun kendi proteinlerine çok benzer. Bağışıklık sistemi aşırı uyarıldığı zaman kendinden olanı yabancıdan ayıramaz. Onu tahrip ederken kendinden olanı da tahrip eder. Bunlara oto immün (öz bağışıklık) hastalıklar denir.
    Tedavisi ya da önlenmesinde probiyotiklerin kullanıldığı çeşitli hastalıklar ;

    İshal Yapılan çok sayıda çalışma probiyotik yiyeceklerin ishal tedavisinde son derece başarılı olduğunu göstermiştir. Geleneksel halk tıbbında ishalli kişilere yoğurt verilmesi yaygın bir uygulamadır. Probiyotikler virüs ishallerinde daha etkili olmakta, dizanteri şeklinde ishalleri fazla etkilememektedir.
    Antibiyotik ishali
    Oral antibiyotik kullananların yaklaşık %20’sinde bağırsak florasının bozulmasına bağlı olarak ishal gelişmektedir. (Etkenler daha çok C. difficile ve K. oxytoca’dır) Probiyotikler antibiyotik ishallerinin önlenmesi ve tedavisinde oldukça başarılıdırlar.
    Uyarılgan (irritabl) bağırsak sendromu
    İrritabl bağırsak sendromu 6 ay-4 yaş arasındaki çocuklarda görülen günde 4-10 kez müküslü ve sulu ishal ile özellenen bir bağırsak hareket bozukluğudur. Probiyotikler irritabl bağırsak sendromunda ishali azaltmaktadır.
    Crohn hastalığı- Ülseröz kolit
    Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin temel nedeninin bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesinin hastalık yapan mikroorganizma lehine bozulması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir. Probiyotikler bağırsakta sağlıklı mikroorganizma dengesini kurarak Crohn hastalığı ve ülseröz kolit bulgularını hafifletebilirler.
    Yağ ve protein sindirimi
    Süt ürünlerinin içindeki probiyotikler bağırsakta bulunan proteinlerin ve yağların sindirilmesini sağlarlar yani yiyeceklerin hazmını kolaylaştırırlar. Proteinlerin en küçük birimlerine (amino asitler)kadar indirgenmesi (protein hidrolizi) alerjik olayların oluşumunu azaltabilir.
    Kanser
    Yaygın olarak kullanılan bir probiyotik kaynağı olan yoğurdun antikanserojenik (kanseri tedavi edici) etkilerinin olabileceği gösterilmiştir.
    Meme kanseri Göğüs kanseri kadında en çok görülen kanser çeşididir. Çok güçlü deliller olmamasına rağmen yoğurt gibi fermante süt ürünlerinin kullanılmasının göğüs kanserini azalttığını çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir.
    Kalın bağırsak kanseri
    Kalın bağırsak (kolon) kanseri gelişmiş ülkelerde en çok görülen tümörler arasında ikinci ya da üçüncü sıradadır. Deneysel ve epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bir bölüm çalışmada ise böyle bir etki gösterilememiştir.
    Probiyotiklerin kolon kanserini önleme mekanizmaları
    Mütasyon ve DNA hasarının azalması.
    Kanser oluşumuna yataklık eden enzimlerin (ß-glukuronidaz, nitroredüktaz, azoredüktaz) aktivitelerinin azalması.
    Kanser yapan maddelerin (mutajen) etkisizleştirilmesi.
    Kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artması ve asiditenin artması.
    Kanserli hücre intiharının (apopitoz) hızlanması.
    İdrar yolu hastalıkları
    Probiyotikler genital ve üriner sistem enfeksiyonlarını azaltırlar. Probiyotikler bu özelliklerini aşağıdaki mekanizmalar ile sağlarlar;

    Vajina pH’sının düşürülmesi.
    Salgıladıklar H2O2 ve bakteriyosinlerin bakterileri etkisizleştirmesi.
    Hastalık yapan bakterilerin mukozaya yapışmasının engellenmesi (yarışmalı inhibisyon).

    Alerji
    Probiyotikler inek sütü allerjisi, atopik ekzema ve diğer alerjik hastalıkların profilaksi (korunma) ve tedavisinde başarı il kullanılmaktadır.

    Romatoid artrit
    Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Yeni tanı almış romatoid artritli hastaların bağırsak florasının normal olmadığı saptanmıştır.
    Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı, klinik bulguları hafiflettiği gözlenmiştir.

    Probiyotiklerin alerji önleyici özellikleri
    Probiyotikler bağırsaklardaki koruyucu mukoza bariyerini güçlendirler; böylece bağırsak geçirgenliğini azaltarak allerjik maddelerin kana geçmesini engellerler.Süt proteinleri tripsin ve pepsin enzimleri yerine probiyotik enzimleri ile parçalanır. Bu nedenle mononükleer hücrelerden sitokin sentezini uyarmazlar. Probiyotikler alfa 1-antitripsin ve tümör nekroze edici faktör düzeylerini düşürerek bağırsaktaki iltihabı baskılarlar.Probiyotikler sekretuvar IgA antikor yapımını artırarak mukoza bağışıklığını artırırlar.

    Otistik çocuklarda bağırsak florası
    Otistik çocukların çoğunda bağırsak florası bozulmuştur.Bu kişilerde patojen bakteriler, mantarlar ve parazitler aşırı şekilde ürer. Bu patojen mikroorganizmalar yiyeceklerin sindirimini bozarlar ve çeşitli toksinlerin oluşmasına yol açarlar.

    Okzalat taşı
    Bağırsaktan emilen okzalat oranının artmasının (>%5) üriner sistemde okzalat taşı oluşmasının temel nedeni olarak düşünülmektedir. Oxalobacter formigenes bağırsakta bulunan okzalatı parçalayarak emilen miktarı azaltırlar. Probiyotik verilen taşlı hastalarda idrardan okzalat atılımının azaldığı gösterilmiştir.

    Bağısak florasının bozulmasının başlıca nedenleri
    Karbohidrattan zengin gıdalar
    Rafine gıdalar
    Çeşitli toksinler
    Antibiyotikler
    Sezaryen doğumlar
    Diyet ile normal bağırsak florası nasıl sağlanır?
    Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırır. Fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, sirke, tuzlama yiyecekler) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar. Pastörizasyon, gıdalardaki probiyotikleri büyük ölçüde tahrip eder!! Probiyotikten en zengin gıdalar anne sütü ve yoğurttur. Süt ve yoğurt tüketirken dikkat edilecek noktalar

    Mümkünse pastörize edilmemiş, fakat temiz günlük mandra sütü tüketilmelidir.
    Güveniyorsanız (!) sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz. Şehirdekiler için en iyi olabilecek seçenek günlük pastörize şişe sütleridir.
    Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayınız. Sadece ekşiyen ve/veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz (bulursanız!!!). Bulamazsanız kendiniz yapın hem daha ucuz hem de çok daha sağlıklıdır.

    Prof.Dr. Ahmet AYDIN Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
     
  4. 27 Ocak 2010
    Konu Sahibi : halley
  5. clementin

    clementin Yeni Üye Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2009
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    benim bağırsaklarımda bazen ağrı oluyor.üstelik sesler de geliyor bu seslerden çok rahatsızım.bir öneriniz var mı
     
Benzer Konular: Bağırsakta mantar
Forum Başlık Tarih
Gastroenteroloji - Sindirim Sistemi Hastalıkları Bağırsakta yara 5 Mayıs 2009