Bana Bir Masal Anlat Baba

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve seyran tarafından 29 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]

    Ben yine telaşsız yaşayayım. Baharlarım acısız dursun tomurcuğa. Beraber pazar alış verişlerinde elmalar beğenelim. Ve sen hiç ihmal etme bir poşet beyaz leblebimi..

    Artık büyümeyeyim! Hiç değilse şimdi dursun zaman. Saçlarındaki beyazlıklar da böyle kalsın. Gözlerindeki hüzün perdesi grileşiyor her gün…

    Hadi baba, ben yine o mersinin kışındaki oglun olacağım bu akşam. Sen cebindeki bozuk paraları ellerime tutuştur. Cuma akşamları gözlerine bakıp; “ lütfen baba, bu akşam dokuzda gitmeyeyim yatağa” diyeyim.

    Altıncı yaş günümdeki o oyuncak arabayı almadım say ve kocaman paketle yeniden zıplat yüreğimi.

    Artık istemiyorum büyümeyi… Hiç değilse şimdi dursun zaman. Ben büyüdükçe masallar yalanlaşıyor. Her masal, kendi yaşadıklarımızın içinden çıktıkça; geriye sadece acı kalıyor. Hadi, sen bir masal anlat bu gece baba. Sayki hiç olmadı acılarımız. Ben büyümedim. Hala sağ dizinde uyuklayan oglunum… Ve kumbaramdaki hüzünlere sevinç eklemek istiyorum bu akşam.

    Büyük istekler, küçük mutlulukları alıyor görüş fikrimizin perdesiz penceresinden. Masallara vakit kalmıyor; çünkü artık hayatın kahramanı oluveriyoruz hiç farkında değilken… Ama ben hala, yıllar sonra biraz yoksul çocukluğumu özlüyorum. Kardeşim doğduktan sonra eve gelen o sihirli ama vakur telaşı.. Daha bir çocukken kucaklarınızdan inip, abi oluverdiğim o eşsiz zamanları. Ağaçkakan kuşunun o güzel gülüşünü taklit etmeyi. Lambada eteğimi… Yap bozlarımı...

    Tezgaha boyum varmazken inatla sandalyeye çıkıp; büyük bir gururla yıkadığımı sandığım bulaşıkları. Ve annemin bana hissettirmeden; onları yeniden yıkadığı eylül mersin ikindileri….

    Kaf dağı çok mu uzak şimdi baba? Zümrüdü Anka kuşunu neden dönemez uzaklara uçurduk? Rapunzelin saçları hala değil mi uzun ve üç salatalık güzeli , Pinokyo, Peter neden burada değiller artık?

    Şimdi törensiz, farkında olmadan tuğla gibi romanlar almış boya kitaplarımın incecik ama dolu karelerinin acemice boyanmış raf düzensizliğini. Bu gün masamın çekmecesine takıldı gözüm, ne zaman kaldırdım keçeli kalemlerimin boyası akmış gazete kupürlerini; inan hiç hatırlamıyorum…

    Büyümek, o çılgın şarkılar eşliğinde, boya kalemlerimi, senin gülen gözlerini aldı avuçlarımdan. Geriye, kocaman evin büyük metre karesinde kendini çok çalışmaya adamış bir büyük, kocaman oglan; yaşlanmış saçlarına kırlar düşeli nice olmuş bir yorgun adam getirdi. Şimdi aynı evde birbirlerine ayıracak kocaman vakitleri yok baba oglun… Günaydın, iyi çalışmalar, kahve içer miydin, ve çok nadiren birbirlerine ayırabildikleri iki üç küçük saatsiz zaman geriye kalan….

    Bu gece sen bana bir masal anlat kır saçlı adam! Sanmaki şimdi bitirdiğim onca kalın kitap özletmiyor, komik buluyor senin uydurduklarını.

    Hadi, dursun şimdi zaman! Gel de kumbaramı açalım artık. İçinde onca birikmiş çocukluk özlemine inat; senin astar cebinde belki kalmış olan sevinçlerden atalım. Sayki ben hiç büyümedim. Sen yaşlanmadın. Anka Kuşu’nu, Kaf Dağı’nı, Heydi’nin çoban arkadaşını çok özledim ben baba! Hadi, hadi bir masal anlat bana…

    SENİ ÇOOK ÖZLEDİM BEN BABAaaaaaaaaaam

    [​IMG]
    alinti