Bebek Bakımı Ay Ay

Konusu 'Doğum Yapanlar' forumundadır ve Sheydayal tarafından 29 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  1. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    Bebeğinizin ilk 12 ayki gelişimini izlemek ve günbegün değişimlere şahit olmak inanılmaz bir duygu! Bebeğiniz, insanlarla ve nesnelerle ilişki kurmayı, dünyayı algılamayı, yürümeyi ve kendi kendi kendine yeterli hale gelmeyi temel işlevler olarak bu dönemde öğrenir. İşte size ilk 18 ayı kapsayan ayrıntılı bir kılavuz.
     
  2. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  3. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    1. AY

    Düz bir yüzeye yatırıldığında kafasını kısa süreyle kaldırabilir.
    Yüze odaklanabilir.
    Çıngırağa bir şekilde yanıt verir (ağlayarak veya sakinleşerek).
    Yüzünün 15 cm üzerinde yay şeklinde hareket ettirilen nesneyi orta hattın ötesine kadar takip edebilir.
    Ağlama dışında sesler çıkarabilir.
    Sizin gülüşünüze gülüşle yanıt verebilir.
    Kendiliğinden gülmeye başlayabilir
    Bebeğiniz bunlardan birini ya da daha fazlasını yapamıyorsa doktorunuza bu konuya açmanızda fayda vardır. Genelde sonradan normale dönüş gözleniyor. Prematüre bebeklerin bu olgunluğa normal doğanlardan daha geç ulaştığını aklınızdan çıkarmayın.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi
    Bebeğinizi başarılı bir şekilde emzirmeniz için bazı ipuçları...
    Odadaki kalabalığı azaltın. Siz ve bebeğiniz bu erken dönemlerde emzirme seanslarına konsantre olmalısınız ve mümkün olduğunca az konuk ağırlamalısınız.

    Bez değişikliği yapın. Temiz bir bez beslenme saatini daha rahat bir hale getirir ve hemen sonra bez değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırır. Ancak geceleri gerekmediği sürece bez değiştirmeyin. Bu tip bir müdahale bebeğin uykusuna dönmesini güçleştirir.

    Rahat bir pozisyon bulun. Kas ve yaygın vücut ağrıları büyümekte olan bebeği taşıyan yeni anne babalar için bir meslek hastalığı sayılabilir. Bebeği memeyle ya da biberonla beslemeye başlamadan önce sırtınıza ve bebeğin altında kalan kolunuzun altına yeterli destek sağlayarak konforunuzu sağlamaya çalışın.
    Bebeği rahatlatın. Bebeği çok sıkı sarmalamışsanız beslenme sırasında gevşetin.
    Çığlık atan bebeği sakinleştirin. Bu şekilde bebek emme olayına konsantre olamaz. Yumuşak bir şarkı söylemeyi ya da biraz sallamayı deneyin. Sesiniz kötüyse bile aldırmayın!

    Bebeğinize ellerinizle, gözlerinizle ve sesinizle sarılın ve okşayın. Öğünlerin sadece bebeğinizin günlük besin ihtiyaçlarının değil aynı zamanda anne sevgisi ihtiyacını karşıladığını da unutmayın.

    Meme değiştirirken ya da biberon yarılandığında bebeğinize düzenli geğirme molaları verin. Bebeğiniz emmeyi vaktinden önce kesiyorsa yine geğirme molası verin. Çünkü bebeğinizin karnını dolduran yemek değil, gaz olabilir.
    Zamanla bebeğinizin emişinde değişiklikler olabilir. Önceleri 3-4 saatte bir beslenen bebek zamanla daha sık ya da daha seyrek emmek isteyebilir. Bu sizi endişelendirmesin. Sütünüzün azaldığını ya da bittiğini düşünmeyin. Bir kuyunun tam tersine süt rezervi düzenli kullanılmakla kurumaz. Hatta bebeğiniz emdikçe göğsünüz süt üretir. Bebeğinizi memenize daha sık yönelten olay büyüme veya iştah artışıdır. İştah artışı en çok üçüncü haftada, altıncı haftada ve üçüncü ayda görülür. Bazen daha önceden geceleri uyuyan bebek, büyümesi hızlandığı için uyanıp emmek ister. Bu durumda, bebeğin iştahı annedeki süt yapımını sürekli arttırarak ihtiyacını karşılayacaktır. Böyle durumlarda sadece rahatlayın ve bebeğinizin ihtiyacına karşılık vermeye çalışın. Bebeğin iştahını karşılamak için mama vermeye başlamayın, çünkü birden emzirmeyi kesmeniz süt miktarını azaltır. Bu durumda bebek, daha kolay emeceği biberona yönelir. Eğer işe geri dönmeniz gerekiyorsa, bu bebeğinizi 8-10 saat emziremeyeceksiniz demektir. Bu süt üretiminizi azaltır. Bunu önlemenin yolu bebek yanınızda olmadığı zamanlarda en az 3 saatte bir sütünüzü sağmanızdır.

    Bebeğinizin bakımı

    Bebeğe banyo yaptırmak:
    Bebek tamamen kirlenmediği sürece günlük banyo yaptırmak gerekmez. Bez değişimi sırasında ve beslenmelerden sonra yerel temizlik yapmak zaten onun için yeterli . Bebeğiniz banyodan hoşlanıyorsa her gün yıkayabilirsiniz. Banyodan hoşlanmayan bebeklere haftada iki-üç kere banyo yaptırılabilirsiniz. Günlük olarak kritik yerlerin (yüz, boyun, kafa, popo) süngerle silinmesi banyoların arasındaki dönemlerde iyi olur.
    Banyo için günün herhangi bir saati uygun olabilir ama yatmadan önce yaptırılan banyo bebeğin gevşemesini sağlayarak uykuya hazırlık aşamasını oluşturur.
    Öğünlerden hemen önce ve hemen sonra bebeğinize banyo yaptırmayın. Karnı doluyken bebeğe banyo yaptırmak, kusmasına sebep olabilir. Karnı açken de olaya katılmak istemeyebilir. Bu durumda onu rahat bırakın, asla zorlamayın.
    Taşınabilir bir küvet alın. Bebeği yıkarken çalışma alanınız sizi kısıtlamasın.
    Bebeğin rahatı için özellikle ilk aylarda banyo yaptırırken tüm fanları ve klimaları kapatın; odanın sıcak olmasını sağlayın (22-25 derece).
    Bebeğinizin küvet banyosuna hazır hale gelmesi göbek kordonu iyileştikten sonra. Bu da doğumdan 1-4 hafta sonra anlamına geliyor.
    Bebeği yıkamadan önce suyun sıcaklığının uygun olmasına ve bebeğin doğuştan gelen düşme korkusunu gidermek için onu sıkı tutmaya özen gösterin.
    Bebek küvetine 5 cm kadar su koyun ve suyun sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin. Küvete sabun yada banyo köpüğü koymayın bunlar bebeğinizin cildini kurutabilir. Bebeğinizi tamamen soyduktan sonra yavaş yavaş suya daldırın ve ürkme refleksini önlemek için onu sıkı tutun. Nazik bir şekilde en kirli yerlerinden başlayarak bebeğinizi bebe sabunu ile sabunlayın.
    Bebeğin gözleri için ayrı steril pamuklar kullanın. Daha sonra temiz bir yıkama beziyle bebeğinizi durulayın. Bebeği havluya sarın ve küçük dokunuşlarla kurulayın.

    Bebeğin gazını çıkarma:
    Bebeğinizin meme veya biberonla süt emerken yuttuğu şey sadece süt değil, elbette. Besleyici sıvı ile beraber hava da yutuyor ve bebek öğününü tamamladığında bu gazdan rahatsız olabiliyor. Bu nedenle meme emilirken her 5 dakikada bir veya biberonla beslenirken ara sıra bebeğin gazının çıkarın. Bunun yapılması için üç yol var:

    Omzunuza dayayın.
    Yüzü yana bakacak şekilde kucaginiza yatirin.
    Dik oturtun.
    Bunların hepsini deneyerek hangisinin en iyi yol olduğunu bulmanız mümkün. Hafif vuruşlar veya sırtını ovalama çoğu bebeğin gazını çıkarmak için yeterli. Ancak bazıları için daha kuvvetli dokunuşlar gerekebiliyor.

    Omzunuza dayama: Bebeği omzunuzda sıkıca tutun ve bir elinizle poposundan kavrayarak diğer elinizle sırtına hafifçe vurun. Bu yöntem birçok bebekte en iyi sonucu veren tutuş biçimidir. Ancak temiz bir havlu ile omzunuzu korumayı unutmayın.

    Yüzü yana bakacak şekilde kucaga yatırma: Bebeği yüzü bir bacağınızın üstünde yana bakacak, midesi diğer bacağınızın üstünde olacak şekilde kucağınıza yatırın. Bir elinizle bebeği sıkıca kavrayın ve diğeri ile hafifçe sırtına vurun.

    Dik oturtma: Bebeğinizi kafası öne eğik olacak şekilde kucağınıza oturtun ve bebeği koltuk altından tutarken bir elinizle göğüs bölgesine destek yapın. Bebeğin sırtını bu şekilde ovalayın.

    Bebeğin bezlenmesi:
    Özellikle ilk aylarda bebeğiniz bez değişikliğine sık sık ihtiyaç duyar. Hem bebeğiniz hem de sizin için angarya olsa da, en azından öğünlerden önce ve sonra bez değiştirmenizde yarar var. Böylece bebeğinizin pişik ve tahriş oluşumunu önleyebilirsiniz. Bebeğin bezini değiştirmek için uyuyan bebeğinizi kaldırmanız gerekli değil ve bebek çok ıslak ve rahatsız olmadığı sürece gece boyunca olan beslenmeler sırasında bezi değiştirmeniz için bir sebep yok. Böyle yaptığınız takdirde bebeğinizin uykusu bölünebilir ve bir daha uykuya dalması zor olabilir.

    Bebeğinizin bezini değiştirirken dikkat edilmesi gerekenler:
    Gereken her şeyin elinizin altında bulunmasını sağlayın. (temiz bez, ıslak mendil, kurulama havlusu, temiz bir ıslak bez)
    Ellerinizi bez değiştirmeye başlamadan önce yıkayın.
    Bebeğinizin altına koruyucu örtü serin ve bebeğinizi altını değiştirirken hiç yalnız bırakmayın.
    Bebeğin bezini çözün. Eğer dışkı varsa bu bezle temizleyin. Bebeğin ön tarafını sıcak su veya temizleme bezi ile temizleyin, tüm kıvrımlara ulaşmaya çalışın. Sonra bacaklarını kaldırın ve poposunu temizleyin; kirlenmiş bezi kaydırarak bebeğin altından alın ve temiz bezi altına koyun. Su kullanmışsanız bebeği yumuşak bir havlu ile kurulayın.
    Bezleri hijyene uygun şekilde atın. Eger katı dışkı varsa bunları tuvalete atın.

    Tırnak kesme:

    Yeni doğan bebeğin tırnaklarını kesmek çoğu anneyi endişelendiriyor. Ancak bebeğin kendi yüzünü çizmesi riskine karşı bunu yapmak zorundasınız.

    Bebeğinizin tırnaklarını kesmeniz en az kağıt kesmek kadar kolay, aslında. Zor olan tırnak keserken bebeği sabit pozisyonda tutmak. Bebek derin uyuyorsa ve bebeği uyandırmaktan çekinmiyorsanız, bebeğinizin tırnaklarını uyku sırasında kesmeye çalışın. Bebek uyanıksa siz tırnaklarını keserken bebeği tutan birinin olmasını sağlayın. Her zaman yuvarlak uçlu ve bebeklere özel kesme aleti kullanın. Son seçenek olarak kesme aleti kullanamıyorsanız, anne dişleri ile bebeğinin tırnkalarını kesebilir.

    Göbek kordonu kalıntısı bakımı:
    Doğumdan birkaç gün sonra kordon kalıntısı kararır ve 7-10 gün sonra düşer. Bölgenin hava almasını sağlayarak ve kuru olmasına dikkat ederek iyileşmeyi hızlandırın.

    Bölgenin enfeksiyon kapmasını önlemek için dikkat etmeniz gerekenler:
    Bebeği bezlerken bezin ön tarafını aşağıya doğru kıvırıp bölgenin hava almasını sağlayın ve idrar ile teması önleyin.
    Küvette banyo yaptırmayın ve kordon düşene kadar göbeği ıslatmayın.
    Kordonu alkol ile silin. Bu kordonun temiz ve kuru kalmasını sağlar.
    Göbek etrafındaki bölge kızarır veya bir sızıntı olursa doktora danışın.
    İyot içeren antiseptikleri doktorunuza sorarak kullanın çünkü bu maddelerde bulunan iyod ciltten emilerek tiroid (guatr) hormonlarını baskılayabilir
    .
     
  4. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  5. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11

    2. AY
    Gülücüğünüze gülücükle karşılık verebilir.
    1.5 aylık olduğunda çıngırağa belli bir şekilde tepki gösterir. (ürkerek, susarak, ağlayarak)
    Ağlama dışında sesler çıkarabilir.
    Karnının üzerindeyken başını 45 derece yukarı kaldırabilir.
    Dik oturduğu zaman başını dik tutabilir.
    Karnının üzerindeyken kollarının yardımı ile göğsünü yerden kaldırabilir.
    Bir yana yuvarlanabilir.
    Küçük nesnelere dikkat gösterebilir.
    Parmaklarının ucuna oyuncak tutuşturulduğunda onu kavrayabilir.
    Bir nesneye uzanabilir.
    Agu gibi içinde sessiz harfler olan kelimeler oluşturabilir.
    Kendiliğinden gülmeye başlar.
    İki elini kavuşturabilir.
    Sevinç çığlıkları atabilir.
    Yüzünün 15 cm uzağındaki bir nesneyi 180 derece (bir yandan öbür yana) takip edebilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi
    Eğer çalışmıyorsanız ve vaktiniz de varsa bebeğinizi emzirmek sizin için bir problem değil. Ama günümüzde annelerin de bir çoğunun çalıştığını düşünürsek bebeğin emmesi ile ilgili problemler oldukça sık karşımıza çıkıyor. Annelerin doğumdan kısa bir süre sonra işlerine dönmeleri bebeğin beslenmesi için sorun gibi görünebilir. İlk 6 ay boyunca bebeğinizin saf anne sütü ile beslenmesinin önemi göz önünde bulundurularak işe başlamadan bebeğinizi emzirdikten sonra pompa ile göğsünüzü 10’ar dakika çekin. Biriken sütleri süt torbalarında üzerine tarih yazarak derin dondurucuya koyun. Bu şekilde bebeğinize sakladığınız anne sütünü 4-6 aya kadar kullanabilirsiniz. İşteyken en az 3 saat ara ile göğsünüzü çekip sütünüzü buzdolabında saklayabilirsiniz. Buzdolabının kapısında saklanan süt bebeğe 24 saat boyunca rahatlıkla verilebilir. Oda ısısında anne sütü 4 saatten fazla kalmamalı. Pompalarının üretilmesi anne sütünü kullanma açısından büyük kolaylık sağlıyor.

    Bebeği neden biberonla beslemek gerekiyor?
    Bebeği küçükken işe veya okula dönmek isteyebilir.
    Bebeği bir kaptan süt içene kadar(en erken sekiz veya dokuz ayda) onu emziremeyebilir.
    Bebeği yanına alamadığı öğleden sonraları veya akşamları olabilir.
    Acil durumlara hazırlıklı olmak isteyebilir (hastalanabilir, bulunduğunuz bir toplantı uzayabilir, birkaç günlüğüne şehir dışına çıkmak zorunda kalabilirsiniz).
    Bebeklerinin düzenine bağlı yaşayan ve onları düzenli emzirebilen annelerin bebeğe destek besin vermeme nedenine gelince:
    Bebeğin biberona bağlanmasından endişe duyulması
    Göğüslerindeki süt akımını bozmama isteği
    Bebek biberonu reddediyorsa ve anne bu konuda bakı yapmak istemiyorsa.
    Bazı durumlarda doktorunuzun onayı ile mama veya biberon verilebilir.

    Nasıl biberon verilir?
    Bazı bebekler memeden biberona geçmekte zorlanıyorlar fakat çoğu anne beşinci veya altıncı haftaya kadar biberonsuz idare edebiliyor. Bu zamandan önceki besin desteği başarılı bir emzirme olayını engelliyor ve bebeklerde meme ile yapay meme arasında bir karmaşa yaşanıyor.

    Sıra geldi destek besine başlamaya karar verildikten sonra bunun ne olacağı konusuna: İnek sütü küçük bebek için uygun olmadığından besin desteği konusunda iki seçenek var: Anne sütü veya mama.

    Anne sütü: Meme pompasını temin ettikten sonra annenin tek yapacağı iş sütünü toplamaktır. Bu işlem ilk başta 45 dakika sürer. Daha sonra anne alıştıkça 15 dakikada halledilebilir. Anne sütü bebeğiniz için en faydalı besin kaynağı. Siz yanında olmasanız bile bebeğinizi bu eşsiz besinden mahrum bırakmayın. Anne sütü optimum beslenmeyi ve hastalıklara karşı direnç kazanmayı sağladığını unutmayın.

    Mama: Kullanıma hazır mamalar en pahalı olmasına rağmen çabuk hazırlanır. Karıştırılması gereken formüller ise daha ekonomiktir ancak hazırlaması uzun sürer. Mama anne sütünden daha az besleyici olmasına karşın besleyici özellikler taşır. Ancak unutmayın ki “Anne sütü eşsizdir”. Anne sütü veya mama ile bebeğinize destek vermeyi düşündüğünüzde bebeğinizden en az 4 saat ayrı kalacaksanız. Süt biriktirmeniz gerektiğini yoksa süt kanallarının tıkanıp süt rezervinizi azaltabileceğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Topladığınız sütü uygun saklama koşulunda daha sonra kullanabilirsiniz.

    Ne kadar destek vermeliyim?
    Meme emzirmenin en güzel tarafı bebeğinizin alacağı miktarı kendisinin ayarlayabilmesi ve bu konuda sizin endişelenmenize gerek kalmaması olarak gösteriliyor.
    Bebeğe bakan kişiye bebek ne kadar isterse o kadar vermesini ve bebek istemediğinde vermemesini söyleyin.
    Ayrıca bakıcınıza eve döndüğünüzde bebeği emzirme fırsatı bulabileceğinizi dolayısıyla o saatlerde aşırı beslememesini hatırlatın. Aksi takdirde hem bebeğiniz şişmanlayabilir hem de fırsat olduğunda emzirilmesi zorlaşabilir.
    Biberonu vermeden önce bebeğinizin tam acıktığından ve keyfinin yerinde olduğundan emin olun.
    Anne dışındaki besleyiciler bebeği beslerken tıpkı sizin yaptığınız gibi ona sarılmalı ve onunla konuşmalı.
    Biberonla siz besleyecekseniz göğüslerinizin kamuflajını ihmal etmeyin, çünkü onları hisseden bebek anne sütünü isteyeceğini aklınızdan çıkarmayın.
    Müzik veya oyuncak gibi bir şeyle bebeğinizi oyalayın.
    Bebeğiniz biberonun emziğini diliyle itiyorsa bir sonraki sefere emziği değiştirin.
    Yaşam düzeniniz günde iki kere beslenme saatini kaçırmanıza neden olacaksa, işe başlamadan en az iki hafta öncesinden her gün bir emzirme saatinde bebeğinize meme yerine biberon verin. İkinci biberona geçmeden önce bir hafta bu şekilde bebeğinizin alışmasını sağlayın.
    Biberonu yalnızca ara sıra kullanacaksanız dışarı çıkmadan önce bebeğinize iki göğsünüzü de emzirmeniz sızıntı ve dolgunluğu önler. Ayrıca bebeğinizin sizin eve dönüş saatinizden hemen önce beslenmediğinden emin olun (en az 2 saat). Böylece göğüsleriniz süt ile dolu olduğunda eve döner dönmez emzirme fırsatınız olacaktır.

    Bebek yeterli gelişme göstermediğinde biberonla beslemek:
    Bazen bebek anne sütü ile yeterince gelişme gösteremediğinde mama verilmesi önerisi ile karşı karşıya kalırsınız. O zaman anne olarak kararsızlığa düşmeniz normal. Bir taraftan emzirmeyi keserseniz bir daha başarılı emziremeyeceğinizi düşünebilirsiniz. Öte yandan da doktorunuz ona mama vermeye başlamazsanız sağlık sorunları çıkacağıni söyler. Bu durumda en iyi yöntem annenin süt üretimini azaltmadan bebeğe mama verme tekniğini uygulatmaktır. Uygulayın, göreceksiniz sonuç harika olacak!

    Acil durumlar için yedek besin:
    Bebeğin beslenmesi için biberon kullanmayı düşünmeseniz bile yeterli miktarda anne sütünü altı biberon dolduracak kadar toplayın ve dondurun. Hastalandığınızda veya ilaç kullandığınızda bunları kullanabilirsiniz. Bebeğiniz biberona alışık değilse bile anne sütü içeren biberonu mamaya kıyasla kolay kabul edeceğine emin olun.

    Bebeğinizin bu ayki bakımı
    Bebeği uygun ısıda tutun:
    Çevrenizdeki büyükler genelde yeni annelerin bu konuda yanlış davrandıklarını düşünürler. Ancak bunun bebeğinizle ilgilenme şeklini değiştirmesine izin vermeyin. Büyükanneler ve büyükbabalar ne düşünürlerse düşünsünler bebeğin iç ısısı dengelendiği sürece bebeği çok fazla giydirmenize gerek kalmaz.

    Bebeği çok fazla ya da çok az giydirmek bebeğin ısı düzenlemesini bozacaktır. Genelde bebek için kendi sıcaklık ölçünüzü esas alın (eğer herkes pişerken donan ve herkes donarken pişen biri değilseniz!). Ancak bebeğin ısınıp ısınmadığını kontrol etmek için bebeğin ellerini ölçü olarak almayın. Bebeklerin elleri ve ayakları vücudunun diğer yerlerinden daha soğuktur. Neden mi? Çünkü dolaşım sisteminin daha tam olgunlaşmamıştır. Bebeğiniz hapşırdığında hemen üşüdüğünü düşünmeyin; güneş ışığına tepki veriyor ya da burnunu temizliyor olabilir. Bebeğinizin vücudu sıcaksa az giydirmemişsiniz anlamına geliyor, unutmayın.

    Yabancılara değil bebeğinize kulak verin. Bebekler yaygara kopararak veya ağlayarak üşüdüklerini belli ederler. Böyle bir mesaj alıyorsanız elinizin tersi ile bebeğinizin ensesini, kollarını ve giysilerin altında kalan bölgeyi kontrol edin. Bebeğiniz sıcaksa aç veya yorgun olduğu için ağlıyordur. Bebeğiniz soğuksa biraz daha giydirin. Küçük bir bebek aşırı derecede soğuksa hemen sıcak bir yere yerleştirin. Üzerinde yeterli giysi olduğu halde soğuksa vücudu onu ısıtacak kadar ısı üretemiyor olabilir. Onu giysinizin altına sokarak ısıtın.

    Her türlü hava koşulunda ısıtılması gereken tek yer bebeğin başıdır. Nedenine gelince: Bebeğinizin başı örtülmediğinde ısı kaybı çok fazla olur ve çoğu bebek kafasında yeterince saç olmadığı için üşür. Küçük bir bebek uyurken ısı kaybedeceği için fazladan ısıtmaya gerek vardır. Derin uykudayken bu ısı üretici mekanizma yavaşlar. Dolayısıyla soğuk havalarda bebeğinizin üzerine bir battaniye daha örtmeniz gerekir. Geceleri soğuk havalarda odası da sıcak değilse bir uyku tulumu içinde uyutmak faydalı olabilir. Bebeği soğuk havalarda giydirmeye gelince kat kat giysiler daha etkilidir. Birkaç hafif kat giysi tek kalın bir giysi tabakasından daha etkili ısınma sağlar. Çok sıcak bir yere girdiğinizde üstteki katı çıkararak bebeğinizin ısısını ayarlayabilirsiniz.

    Bebeği dışarı çıkarma:
    Hastaneden eve getirirken bebeğinizi dışarı çıkarmış oluyorsunuz. Bundan sonra da dondurucu soğuklar olmadığı sürece bebeğinizi dışarı çıkarabilirsiniz. Önceki nesillerin doğumdan sonra bebeği 2 hafta boyunca evden dışarı çıkarmama görüşü artık tamamen geçersiz.Hastaneden eve gelebilecek kadar dayanıklı olan bir bebek parka veya süpermarkete de götürülebilir. Ancak grip salgını varsa bebeğinizi dışarı çıkarmamanızda yarar var. Unutmayın ki bebeğinizin bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin yolu, ona bakım sağlayan insanların ellerinin temiz olmasıdır. El yıkamaya çok özen gösterin. Bebeğinizi dışarı çıkarırken onu uygun biçimde giydirin ve yanınıza ani hava değişimleri için yedek giysi alın. Yağmurlu ve rüzgarlı havalarda bebeğinizin dışarıda geçirdiği zamanı kısıtlı tutun. Yazın güneşten, kışın da soğuktan korumak için bebeğinizin başlığını takın.

    Bebeği şımartmak:
    Bebeğin rahatını sağlamak en azından ilk altı ay içinde şımarmasına yol açmaz. Yapılan çalışmalar ağladıktan sonraki ilk dakikalarda kucağa alınan ve ihtiyaçları karşılanan bebeklerin uzun vadede daha az ağladıklarını ve taleplerinin azaldığını, ileride şımarık değil, aksine mutlu ve kendi kendine yeten çocuklar olduklarını gösteriyor. Ayrıca onunla daha yakın temasa geçmiş olursunuz ki, bu da onun güven duygusunu pekiştireceğine inanın.

    Bebeği tutma korkusu:
    Yeni doğan bebekler Çin seramikleri kadar kırılgan görünebilirler. Aslında epey güçlüdürler. Kafaları yeterince iyi desteklendiği sürece normal taşıma sırasında zarar görmezler. İlk kez bebek sahibi olan anne babalar için bu zordur ama zamanla bebeğiniz için hangi tutuşun daha rahat olduğunu öğreneceksiniz.

    Emzik kullanımı:
    Bebek her ağladığında ağzına emziği tutuşturmak oldukça kolaydır, ama bebeğiniz ağlıyorsa emzik dışında bir ihtiyacı olabileceğini unutmayın. Bebeğinize emzik vermeye hemen başlamamanız için birçok neden var. İşte bazıları:

    Bebeğinizi emziriyorsanız bebeğin kafasının karışmasına (yapay meme normal bir memeden daha farklı bir hızda emilir) ve sizi emme olayına başlayamamasına neden olur.
    İster meme, ister biberonla besleyin, bebeğiniz emzik emme duygusunu tatmin edebilir ve beslenme saatlerinde emmek istemeyebilir.
    Yeni doğmuş bebeğinizin isteklerini dile getirmek için ağlaması daha iyidir.
    Bebeğin kulak bakımı:
    Bebeğinizin kulaklarının dış tarafını yıkama bezi ile veya pamukla temizleyin, fakat kulak kanalının içine parmak, pamuk, kulak temizleme çubuğu sokmayın. Kulak doğal olarak kendini temizleyebilir ve herhangi bir malzeme ile kiri gidermeye çalışmak kirin daha derinlere itilmesinden başka bir fayda sağlamaz. Eğer aşırı kir birikimi varsa bebeğinizin kulağında iltihap olabileceği anlamına gelir. Bu durumda doktorunuzla konuşun.
     
  6. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  7. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11

    3. AY


    Karnının üzerindeyken kafasını 45 ile 90 derece arasında yukarı kaldırabilir.
    Yüzüne 15 cm uzaklıktaki bir cismi başından sonuna dek takip edebilir.
    Yüksek sesle gülebilir.
    İki elini kavuşturabilir.
    Memnuniyet çığlıkları atabilir.
    Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir.
    Karnının üzerindeyken kollarının yardımıyla göğsünü yerden kaldırabilir.
    Küçük nesnelere dikkat gösterebilir.
    Bir nesneye uzanabilir.
    Oturması için kollarından çekildiğinde kafasını kontrol edebilir.
    Sesin geldiği yöne dönebilir (özellikle annesinin sesine).
    Agu gibi sessiz harf kombinasyonları yapabilir.
    Bebeğiniz bu ana hedeflerden bir ya da birkaçını yapamazsa doktorunuzla görüşün. Ender olarak bu gecikme problem olduğuna işaret ederse de durum çoğu zaman normale dönüyor. Hemen, telaşa kapılmayın.

    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi
    Küçük bir bebeğiniz varsa ve işe geri dönecekseniz önceden birçok olayı iyice planlamanız yeterli. İşinizle emzirmeyi birlikte yürütecekseniz şunları aklınızda tutun:

    Süt rezerviniz tam dolana kadar biberona başlamayın. Erken başlamak meme karmaşasına yol açar ve süt miktarınızı azaltır. Biberondan ziyade kaşık veya kadeh ile anne sütünü içirmeye öncelik tanıyın. Bu şekilde anne göğsü ve biberon arasında şaşkınlık yaşanmaz. Anne sütü ve göğsüne bebeğin alışması da önemli bir süreçtir. Birçok kadın için bu süre altı haftadır, ama bazı kadınlarda daha erken rayına otururken bazılarında daha uzun zaman alabilir.
    İşe geri döneceğiniz tarihten daha önce biberon vermeye başlayın. Altı haftadan önce biberona geçmek istemeseniz de daha geçe kalmayın. Bebek büyüdükçe onu biberona alıştırmak zorlaşır.

    Anne sütü vermeyi planlıyorsanız işe dönmeden önce sütünüzü toplamak konusunda ustalaşın. Acil durumlar için birkaç günlük süt yedeğiniz olsun. Mama kullanmayı düşünüyorsanız bile memelerinizden pompa ile süt sağmayı öğrenin. Böylece süt kanallarının tıkanıp sütünüzün azalmasını önleyebilirsiniz.
    Mümkünse işe dönmeden önce bebeginizin 16 haftalık olmasını bekleyin. Genelde anne biberona ne kadar geç geçerse emzirme olayı o kadar başarılı olur.

    Kendiniz de dengeli beslenmeye özen gösterin. Sadece süt üretimi için değil enerjinizi korumak ve moralinizi sağlam tutmak içinde buna ihtiyacınız olacak.
    Bebekle ilgilenen kişiye emzirme planınızı anlatın. Aksi takdirde eve bebeği emzirmek için koştuğunuzda bebeğinizin doymuş olduğunu görebilirsiniz. Bebek bakıcısına bebeğin beslenme saatleri ve dışkılaması hakkında bilgi verin. Eve gelmenize iki saatten daha az bir süre kaldığında bebeğinize biberon dolusu süt verilmemesi konusunda kesin talimat verin.

    Eşinizden destek alın. Ev işlerinin yükünü paylaşın.
    Önceliklerinizi sıraya koyun. Her şeyi birden ve mükemmel bir şekilde yapamazsınız. Bebeğiniz ve eşinizle ilgili ilişkilerinizi öncelikler listesinin en üstüne yerleştirin.

    Esnek olun. Sakin ve mutlu bir anne, bebeğin esenliği için yalnızca anne sütünden oluşan diyetten daha önemlidir. Unatmayın ki, işte çalışmanın verdiği fiziksel ve duygusal gerginlik annenin süt miktarını engelleyebilir. Bebeğiniz yalnızca anne sütü ile gelişme gösteremiyorsa daha sık emzirin. Bu da yeterli olmazsa mama takviyesine başvurun.
    Emzirme sayınızı maksimumda tutmaya yönelik bir program yapın. İşe gitmeden önce iki kere akşamları iki veya üç kere emzirin. İşyeriniz evinize yakınsa öğlenleri de emzirmeye çalışın.
    Bebeğinizin bakımı

    Bebeği düzene alıştırma:
    Bebeğinizin gerçekten iyi bir gelişim sürecinde olduğunu düşünüyorsunuz. O halde biraz daha kendinizi düşünmeye ne dersiniz?
    Zaten saat başı emzirme sizi duygusal ve fiziksel açıdan yorar, meme uçlarınız yara olur, bütün gün ve gece emerek çok zamanınızı aldığı için bebeğinize kızabilirsiniz. Bebek için de aşırı emzirme sağlıksız ve gereksizdir. Bebeğiniz yeterince uyuyamaz ve gelişimi de olumsuz etkilenir. Üçüncü ayda bebeklerin çoğu belli bir düzene geçerler. Tipik bir bebek her sabah aynı saatte uyanır, emer, kısa süre uyanık kalır, biraz kestirir, öğle saatlerinde tekrar uyanır, emer ve öğle sonunda uzun bir süre uyanık kalır, yine emer ve akşamüstü tekrar uyur. Ne rahat hayat di mi? Biraz da onu kendinize uydurun, o halde. Bu uyku düzeni sizin yatma saatinizi geçerse saat 11 civarında tekrar uyandırıp besleyin, daha sonra bebek yaklaşık 6 saat gece uykusuna dalar.

    Bazı bebeklerin daha düzensiz bir hayatı vardır. Gün içinde değişik aralıklarla uyanıp beslenmek isteyebilirler. Kimisi ise üç ay geçtikten sonra bile belli bir düzene göre davranmazlar. Tamamen rastgele saatlerde beslenirler,uyurlar, banyo yaparlar. Bunları bir düzene oturtmaya çalışın. Emzirme arasındaki süreyi uzatmaya çalışın, bebeğin çok emmesi can sıkıntısından olabilir. Emzirmeden daha fazla zaman arttırdığınızda hem bebeğiniz hem siz bir sürü zaman kazanmış olursunuz.
    Eğer bebeğinizi belli bir programa göre büyütmek istemiyorsanız dikkat etmeniz gereken şeyler vardır:
    Bazı bebekler programsızlığa tolerans göstermezler. Yemek ve uyku saati geciktiğinde huzursuz olurlar. Eğer bebek bundan memnun değilse daha kontrollü bir ortam sağlayın.
    Belli bir program dahilinde hareket etmenin aile bağlarını güçlendirdiği ve bebeğin esenliğini arttırdığı düşünülmektedir. Çok küçükken bebekler programsızlıktan yakınmasalar bile büyüdükçe ağlayarak ve huysuzluk yaparak tepki gösterirler.
    Bebeğin ilk iki yılında işine geri dönen ve bebek bakıcısına belli bir program aktaramayan annelerin bebekleri uyumlarını kolaylaştıran bir rutine kolay geçemeyeceklerdir.
    Tüm bebekler için belli bir düzenden yoksunluk gelişimlerini ve sonraki yaşam disiplinlerini olumsuz etkiler.(okula zamanında yetişemezler, ödevlerini bitiremezler)
    Gerçekte bütün bunlar bebeğin doğal uyku ve beslenme düzenine, kişilik yapısına göre değişir. Birisi için mükemmel olan diğerinde işe yaramayabilir.

    Bebeği yatağına yatırma:
    Bebeğinizi uykuya dalmadan, henüz uyanıkken yatağına koyun ve şimdiden kendi kendine uykuya dalmayı öğrensin ki memeden veya biberondan kesildikten sonra uykuya dalma konusunda bir problem yaşamasın. Biliyoruz pratikte pek kolay değil, ne diyelim haklısınız! Bebeğinize meme ve biberondan bağımsız uykuya dalmayı öğretmek için biraz daha büyümesini (6.ay) bekeleyebilirsiniz. Mümkün olduğu zamanlarda bebeği uyanıkken yatağına yatırın, ancak hemen uyku öncesindeki uyanıklık zamanını seçin. Biraz sallamak yada ninni söylemek onu uykuya yaklaştırır ama uzatırsanız bunlarla uykuya dalmaya alışacaktır. Bebek uykuya dalmadan sallamayı ve ninniyi bırakmalısınız.
     
  8. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  9. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    4. AY


    Karnının üzerinde duruyorken başını 90 derece kaldırabilir.
    Yüksek sesle gülebilir.
    Yüzünün yaklaşık 15 cm üzerinde tutulan bir cismi 180 derecelik bir yay boyunca takip edebilir (bir taraftan diğer tarafa).
    Dik durumda iken başını tutabilir.
    Bir taraftan diğerine yuvarlanabilir.
    Bir üzüm kadar küçük nesnelere dikkat edebilir.
    Neşe ile çığlıklar atabilir.
    Ellerinden tutularak oturtulduğunda başını gövdesi ile aynı seviyede tutabilir.
    Ses yönüne (özellikle annesinin sesine) döner.
    Dik tutulduğunda bacakları üzerine biraz ağırlık verebilir.
    Desteksiz oturmaya başlayabilir.
    Sese doğru dönebilir.
    Bebeğinizin Bu Ayki Beslenmesi
    Katı gıdalara geçiş:
    Bebeğini katı gıdalarla beslemeye karar veren bir annenin çevreden aldığı mesajlar çok çeşitli ve kafa karıştırıcıdır. Bir taraftan anneniz “ben sana iki haftalıkken başlamıştım” diyecek, diğer taraftan çocuk doktoru 5 ya da 6. aya kadar beklemeniz gerektiğini söyleyecektir. Bir arkadaşınız ise katı gıdalara daha erken başlamanın bebeğin geceleri rahat uyumasını sağladığını söyleyebilir. Peki ama siz kimi dinleyeceksiniz? Aslında siz en iyisi bebeğinizi dinleyin. Katı gıdalara ne zaman başlanacağını ondan iyi hiçkimse bilemez. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, bunu doğruluyor. Katı gıdalara erken başlamanın birçok durumda fiziksel bir zararı olmadığına inanılıyor. Ancak tıbbi araştırmalara göre, küçük bir bebeğin sindirim sistemi katı gıdalara karşı hazırlıksız. Katı gıdalara başlanacağı zamanı seçmek önemlidir. Katı gıdalara erken başlanması fiziksel olarak zararlı olmasa bile, gelecekteki yeme alışkanlıklarını kötü yönde etkileyebiliyor. Katı gıdalara hazır olmayan çocuk bunları reddettiğinde ortaya çıkan boşa ısrar, gelecekteki yemek zamanı kavgalarına zemin hazırlıyor. Bununla birlikte, gıdalara başlamak için çok fazla beklemek de (9-10. ay) zorluklara yol açabiliyor.

    Büyümüş bir bebek emzirilmeye ve ağız tatminine gereğinden uzun süre alıştırılmışsa, katı gıdaların çiğnenmesi ve yutulmasını öğrenmeye karşı çıkabilir. Bu noktada tıpkı alışkanlıklar gibi zevklerin de değiştirilmesi zor. Unutmayın ki ağaç yaşken eğilir! Bebeğinizin katı gıdalar dünyasına o büyük adımı atmaya hazır olduğuna karar verebilmek için (bu sırada çoğu 4-6 aylıktır) aşağıdaki ipuçlarını arştırın ve doktorunuza danışın:
    Bebeğiniz başını dik tutabilmelidir. Süzülmüş bebek mamaları bile bebeğiniz destekle oturur ve başını dik tutabilirken verilmelidir. Daha koyu ve katı gıdalar için ise yardımsız oturabilene dek beklenmelidir. Bu da çoğu kez 7. aydan sonra mümkün olur.

    Dil itme refleksinin kaybolmasını bekleyin. Bu refleks yabancı cisimlerin nefes borusuna kaçmasına karşı doğuştan gelen bir reflekstir. Bu refleksin varlığını şöyle test edebilirsiniz: Anne sütü ile sulandırılmış bir parça bebek pirinci gevreğini bebeğinizin ağzına koyun. Eğer dil gıda ile beraber gerisin geri geliyorsa ve bu defalarca tekrarlanıyorsa, refleks hala mevcuttur ve bebek kaşıkla beslenmeye hazır değildir.
    Bebek sofraya uzanmaya çalışmakta ve bunlara karşı olan ilgisini göstermektedir. Çatalı elinizden kapan ve ekmeği tabağınızdan aşıran, ve aldığınız her lokma ile ilgilenip heyecanını belli eden bir bebek erişkin gıdaları için hazır olduğunu anlatmaktadır.
    Bebek kaşıktan gıdayı alabilecek şekilde alt dudağını içeriye doğru çekebilmektedir.
    Bununla birlikte gelişimsel olarak katı gıdalara hazır görünen bir bebek bile beklemek zorunda kalabiliyor. Bu ailedeki alerji öyküsüden kaynaklanıyor. Böyle ailelere, çocuklarını ilk yılın büyük kısmında anne sütü ile beslemeleri ve daha sonra katı gıdalara dikkatli bir şekilde geçmeleri önerilmektedir.

    Bebeğinizin bu ayki bakımı

    Bebeğin oturtulması:
    Başını iyi tutan ve oturtulduğunda kendini bırakmayan 3-4 aylık bir bebeğiniz oturmaya hazır anlamına geliyor. Bebeğinizi oturur duruma getirmek yalnızca perspektifini değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda kaslarını güçlendirerek desteksiz oturmak için deneyim kazanmasına yardımcı olur. Bebekler oturtulmaktan sıkıldıklarında şikayet ederek ya da kaymaya başlayarak bunu belli etmeye çalışırlar. Oturmak, bebek için hoş bir pozisyon degişikligi olduğu kadar, onun dünyaya daha geniş bir açıdan bakmasını sağlar. Dik duran bir bebek her şeyi görebilir ve yatmaya nazaran daha uzun süre keyifli saatler geçiririr.

    Bebek masajı:
    Hangi şekilde olursa olsun anne-bebek etkileşimi ilişkilerini sıkılaştırıyor. Masaj işte bu etkileşimlerden biri olma özelliğini taşıyor. Ayrıca masajın prematüre bebeklerin büyüme gelişmesi üzerinde olumlu etkisi olduğunu biliyoruz. Normal zamanda doğan bebekler için de masajin gelişimlerinde olumlu bir etkisi var. Eğer masaj yapmaktan hoşlanıyorsanız yararlı olmasa bile sırf verdiği keyif için buna devam edin. Ama eğer bu size zor geliyorsa hiç tereddüt etmeden bu konuyu unutun. Bebeginize yaklaşmanın o kadar çok yolu var ki!

    Bebek egzersizi:
    Ebeveynler genelde daha beşikten itibaren çocuklarının entellektüel eğitimine önem veriyorlar ve çoğu kez fiziksel gelişimin kendiliğinden olacağını varsayıyorlar. Bebeğinizle oyuna ayırdığınız zamanın bir bölümünü de egzersizlere ayırın. Bu ayda, fiziksel aktivite onu oturtma, ellerini başının üzerine kaldırma, dizlerini dirseklerine doğru bükme, ve kollarını bacaklarını bükmesini sağlamaktan ibaret olabilir. Eğer onun bu oyundan zevk almasını istiyorsanız, yaptırırken kesinlikle somurtmayın. Onunla konuşun ya da ona şarkılar söyleyin. Bebeğiniz egzersiz sırasında gülmüyor veya tebessüm etmiyorsa, bilin ki zevk almıyordur. Özellikle ürkmüş ya da şaşırmış olup olmadığına veya onları huzursuz eden şeyleri yapmaya zorlanıp zorlanmadıklarına dikkat edin.
     
  10. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  11. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    5. AY


    Dik oturduğunda başını düz tutabilir.
    Karnının üstünde yatarken kollarından destek alarak göğsünü yerden kaldırabilir.
    Bir taraftan bir tarafa yuvarlanabilir.
    Bir üzüm kadar küçük nesnelere dikkat edebilir.
    Neşe ile çiığlıklar atabilir.
    Bir nesneye doğru uzanabilir.
    Parmaklarının uçlarına değdirilen bir çıngırağı kapabilir.
    Bacaklarının üzerine bir miktar ağırlık verebilir.
    Ellerinden çekilerek oturtulduğunda başını gövdesi ile aynı seviyede tutabilir.
    İnsan sesine doğru dönebilir.
    Bebeğiniz belki yardımsız olarak oturmayı da başarabilir.
    Agu ve benzeri sesli ve sessiz kombinasyonları çıkartabilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi

    Katı gıdalara başlanması:
    Aynı yemek masasını paylaştığınız sürece devam edecek olan mücadele, bebeğinize yemek yedirme mücadelesi artık başlamıştır. Ama bu, iyi beslenmenin daha ötesinde, öğün ve ara öğünlerden oluşan sağlıklı alışkanlıkların aşılanması sorunudur. Bebeğinizin ağzına giren lokmanın sağlıklı olması kadar ortamın hoş ve gerilimsiz olmasına dikkat edin. Katı gıdalara başlandığı ilk aylarda, emzirmeye ya da biberonla beslemeye devam ettikçe, tüketilen gıdanın miktarı çok önemli değil. Yemek yemek bu ilk aylarda yaşamsal bir işlev olmaktan çok bir deneyim kazanmaktır, o kadar.

    Açılış, ilk yemek:
    İlk yemek tecrübesine hazırlanırken bazı noktalara dikkat etmeniz gerekmektedir:
    Zamanlamayı doğru yapın: Eğer emziriyorsanız, sütünüz en düşük seviyeye indiği zaman (kadınların bir çoğunda bu öğleden sonra ya da sabahın erken saatleridir) açılışa başlayın. Eğer bebeğiniz acıkarak uyanıyorsa ve daha dişe dokunur bir şeyler yediğinde daha çok uyuyorsa akşam saati de iyi bir seçim. Öte yandan bebeğiniz sabahları daha çok acıkıyorsa sabahları vermeniz çok daha doğru.
    Olaya neşe katın: Bebeğiniz yorgun ve keyifsizken onu zorlamayın. Yemek saatlerini bebeğinizin genellikle uyanık ve keyifli olduğu saatlere getirin.
    Dolu bir mide ile açılış yapmayın: Katı gıdalar vermeden önce bebeğinizin iştahını bileyin. Az miktarda anne sütü yada mama ile onun iştahını açarak başlayın. Bu şekilde bebeğiniz bu yeni tecrübeye dayanamayacak kadar aç olmayacak ve karnı da tam doymadığı için arkadan gelen gıda hoşuna gidecektir.
    Zaman ayırın. Bebeği beslemeyi diğer işlerinizin arasında 5 dakikaya sığdırmaya çalışmayın. Besleme zaman alan bir işlemdir.
    Ortamı hazırlayın: Kıpır kıpır bir bebeği bir yandan dizleriniz üzerinde tutarken bir yandan da isteksiz bir ağza yabancı bir maddeyi sokmak tam bir felaket, kabul edin! Öncelikle sağlam bir beslenme sandalyesi ya da koltuğu hazırlayın ve ilk beslenmeden günler öncesinden bebeğinizi buna oturtarak alışmasını sağlayın. Eğer bebeğiniz bunun içinde dönüyor ya da kayıyorsa battaniyelerle destekleyin. Ayrıca mama kaşığınızın uygun olup olmadığını kontrol edin. Kaşığın küçük bir oyuğu olmasına ve bebeğin dişetlerine zarar vermemesi için plastik ile kaplanmış olmasına dikkat edin. Son olarakda büyük ve temizlemesi kolay bir mama önlüğü kullanın. Eğer mama önlüğü alışkanlığını erkenden yerleştirmezseniz, bunun ileride olması çok zordur.
    Destekleyici rol oynayın: Eğer bebeğinize gösteriyi yürütmesi için bir şans verirseniz, beslenme konusunda başarılı olma şansı artar. Hatta daha kaşığı bebeğin ağzına götürmeden önce, masaya bir parça yiyecek koyun ve çocuğunuzun onu incelemesine, ezmesine hatta tatmasına izin verin. Böylelikle daha sonra kaşıkla sunacağınız şey artık tamamen yabancı olmayacak.
    Gelecek beslenmeyi cazip hale getirin: İlk sunulan öğünler esas öğünler değildir, yalnızca sonrakiler için hazırlıktır. Bebeğinize ilk gıdayı verirken ağzına önce çok çok küçük bir parça koyun ve onun reaksiyon vermesini bekleyin. Eğer ilk lokma beğenilirse ağız muhtemelen diğerleri için kendiliğinden açılacaktır. Bebek arzulu görünse bile ilk birkaç denemede gıdaları tükürebilir. Ancak katı gıdalara hazır olan bir bebek çok geçmeden tükürdüğünden fazlasını yutmaya başlayacaktır. Lokmalar geri gelmeye birkaç seanstan sonra hala devam ediyorsa bebeğiniz muhtemelen gelişimsel olarak hazır değil demektir. Bir iki hafta bekleyip yeniden deneyin.
    Gösteriyi ne zaman sonlandıracağınızı bilin: Bebeğiniz ilgisini kaybettiği zaman asla onu zorlamayın. Somurtkanlık, çevrilen baş, sıkı sıkıya kapatılan ağız, etrafa fırlatılan gıdalar emek keyfini bozmasın. Bebeğiniz daha önce hoşlandığı bir gıdayı geri çeviriyorsa ya zevkleri değişmiştir ya da keyifsizdir. Nedeni ne olursa olsun geri çevrilen bir gıdada fazla ısrar etmeyin. Başka bir gıda deneyin, eğer yine olmazsa bebeğiniz aç olmayabilir fazla zorlamayın.
    Bebeğinize ilk verilebilecek gıdalar:
    Aşağıdaki listede verdiğimiz gıdaların hemen hepsi bebekler tarafından seviliyor. Ancak bebeğinizi tatlı meyveler ile tanıştırmadan önce kabak, tatlı patates, yeşil fasulye, havuç ve bezelye ile tanıştırın. Et ve tavuk ürünlerini genelde 7-8. aylarda verin. Evde hazırlanan ya da kullanıma hazır olarak satın alınan gıdaların ilk başta çok yumuşak kıvamlı olmasına
    dikkat edin. Kıvamı altıncı-yedinci aylara kadar yumuşak tutmaya devam edin. Bebek büyüdükçe kıvamı koyulaştırın. Bebekler genellikle ilk başta yarım çay kaşığından daha azını alıyorlar, ama kısa zamanda 2-3 kaşık hatta daha fazlasını alır duruma geliyorlar. Gıdalar çoğu bebeğin tercih ettiği gibi oda ısısında ya da hafifçe ısıtılmış olarak sunulabiliyor. Bebeğinize verebileceğiniz gıdalar:
    Pirinç, arpa veya yulaf gevreği
    Kabak
    Tatlı patates
    Havuç
    Yeşil fasulye
    Bezelye
    Yoğurt (tatlandırılmamış)
    Elma püresi
    Muz
    Şeftali
    Armut
    Et ve tavuk ürünleri (daha geç)
    Miniğinize bal yasak: Bal hastalık riski taşıyor. Clostridium Botulinum denen bir bakterinin sporlarını içerebiliyor. Bu bakteri erişkinler için fazla bir zarar göstermez ancak bebeklerde kabızlık, emmede güçsüzlük, iştah azalması ve uyuklama gibi belirtilerin görüldüğü botilismusa neden olabiliyor. Genelde doktorlar bal verilmesi için ilk yılın sonuna kadar beklemeyi öneriyorlar.
     
  12. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  13. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    6. AY

    Oturur duruma geldiğinde başını gövdesi ile aynı seviyede tutabilir.
    Agu ve benzeri sesli ve sessiz kombinasyonları yapabilir.
    Dik tutulduğunda bacakları üzerine bir miktar ağırlık verebilir.
    Yardımsız oturabilir.
    Birisine veya bir eşyaya tutunabilir.
    Kendi kendine kraker yiyebilir.
    Oyuncağını aldığınızda itiraz edebilir.
    Ulaşamayacağı yerde duran bir oyuncağı almaya çalışabilir.
    Bir elinden diğer eline bir nesneyi geçirebilir.
    Düşen bir nesneyi arayabilir.
    Bazı bebekler küçük ve zararlı nesneleri avuçları ile kavrayabilirler. Bu yüzden yakınlarındaki nesnelere dikkat edin.
    Ga-ga-ga-ga, ba-ba-ba-ba, ma-ma-ma-ma gibi sesli sessiz kombinasyonları yapabilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi

    Satın aldığınız bebek mamaları:
    Günümüzde satın aldığınız bebek mamalarında genellikle eklenmiş tuz ya da kimyasal maddeler yoktur ve şeker ya da katkı maddeleri de tek cins gıda içeren mamalara nadiren eklenmektedir. Hazır bebek mamalarının avantajları; kolay hazırlanmaları ve sunuma hazır olmaları, kavanozlarda steril hazırlanmaları, kalan kısmın tekrar kapatılıp buzdolabında saklanabilmesidir. Ayrıca bu mamalarda kullanılan sebze ve meyveler toplanır toplanmaz pişirildikleri ve paketlendikleri için besleyici değeri olan maddeleri büyük ölçüde korumaktadırlar. Bu gıdalar tat ve içerik olarak güvenilir ve sağlıklıdırlar. Özellikle inceltilmiş seçenekleri katı gıdalara ilk başlayan bebekler için iyi bir seçenektir. Ayrıca tek çeşit gıda içerenler allerji takibinin daha kolay yapılmasını sağlarlar. Elbette bebek gıdası diye satılan her şey bebekler için iyi değildir. Bebeğinize hazır gıda alırken etiketleri iyice okuyun ve şeker, tuz, modifiye edilmiş nişasta ve diğer koyulaştırıcılar, hidrojenlendirilmiş yağ, monosodyum glutamat (MSG), doğal koku ya da renk koruyucular içeren gıdalardan sakının. Bazı puding ve kremalarda yumurta vardır. Eğer bebeğiniz henüz yumurta yememişse bunlardan kaçının.

    Anında kullanılmak üzere ya da kurutulmuş bebek gıdaları (mama tozları) büyük kolaylık sağlar çünkü ağırlıkça hafiftirler ve açıldıktan sonra dolapta saklanmaları gerekmez. Ayrıca sudan başka şeylerlede karıştırılarak besin değerleri arttırılabilir. Ancak bazı sakıncaları da vardır. Bazılarında bebeğinizin gereksinimi olmayan kısmen hidrojenlenmiş bitkisel yağlar ve nişastalar bulunur. İkinci olarak bunların besleyici değeri kavanozlanmış mamalarınkinden azdır. Son olarak suyu çekilip sonradan tekrar sulandırdığınız bir mamanın tadı kaçınılmaz olarak taze olandan farklı olacaktır. O halde suyu alınmış mamalar bir seyahat sırasında büyük kolaylık sağlamakla beraber, rutin kullanım açısından bebeğiniz için en iyisi bunlar değildir. Organik bebek gıdaları henüz piyasada yeni ve pahalıdır ve kolaylıkla bulunmamaktadır. Ancak bunlar son derece güvenilir ve besleyici değerleri en iyi olandır. Ancak bunları alacak gücünüz yoksa üzülmeyin. Diğer ticari mamalar da bebeğiniz için zararlı maddeleri içermezlerse (MSG, renklendiriciler, kimyasal koruyucular) bebeğiniz için riskli değillerdir.

    Evde hazırlanan bebek gıdaları:
    Eğer zamanınız, enerjiniz ve motivasyonunuz varsa elbetteki bebeğinizin gıdalarını evde kendinizin hazırlamasında hiçbir sakınca yoktur. Yalnız aşağıdaki noktalara dikkat edin:
    Yeni bir gıda verecekseniz, bunu başka şeylerle karıştırmadan sade hazırlayın ve sunun. Böylece bu yeni besine karşı herhangi bir allerji durumu olup olmadığını kotrol edebilirsiniz.
    Şeker ya da tuz eklemeyin. Eğer ailenizin tümü için yemek yapıyorsanız, tuz ve şeker eklemeden bebeğinizin porsiyonunu ayırın.
    Ne pişirirken, ne de sofrada bebeğinizin gıdasına yağ eklemeyin.
    C vitaminini tahrip edebildiğinden bakır kaplarda pişirmeyin.
    Asitli gıdaları (domates gibi) alüminyum kaplarda pişirmeyin. Çünkü az miktarda alüminyum çözünüp gıdalara karışabilir.
    Sebzeleri buharda, basınç altında ya da susuz ortamda pişirin.
    Patatesleri kabukları ile pişirin ve kabuklarını daha sonra soyun.
    Asla karbonat kullanmayın. Gıdanın içindeki mineral ve vitaminleri boşaltabilir.
    Baklagilleri geceden ıslatmayın. Aynı gün iki dakika kaynattıktan sonra bir saat boyunca dinlenmeye bırakın ve aynı suda pişirin.
    Bebeğinize katı gıdalara başlanmasından sonraki ilk birkaç hafta veya bebek en az altı aylık olana kadar, sunduğunuz gıda iyice püre haline getirilmiş, suyu sıkılmış ya da elekten geçirilmiş olmalıdır.
     
  14. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  15. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    7. AY

    Yardımsız olarak oturabilir
    Kendi kendine kraker yiyebilir.
    Dik tutulduğunda bacakları üzerine ağırlık verebilir.
    Oyuncağını aldığınızda itiraz edebilir.
    Ulaşamayacağı bir yerdeki oyuncağı alabilmek için çabalayabilir.
    Bir elinden diğerine bir nesneyi geçirebilir.
    Düşen bir nesneyi arayabilir.
    İnsan sesine doğru dönebilir.
    Ga –ga-ga-ga, ma-ma-ma-ma, da-da-da-, ba-ba-ba gibi sesli sessiz kombinasyonları mırıldanabilir.
    Birisine yada bir eşyaya tutunarak ayakta durabilir.
    Oturur duramdan ayakta durur duruma kendini çekebilir.
    Yüzükoyun yatarken oturur duruma geçebilir.
    Eşyalara doğru yürümeye çalışabilir.
    Anlamını bilmeksizin anne ve baba diyebilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi

    Yumuşak gıdalardan daha katı gıdalara geçilmesi:
    Bebeğinizi katı gıdalar ile tanıştırmak için en uygun zaman 3-6 ay arasındaki dönemdir. Bu aylarda bebeğinizin meme ve biberonla beslendiği bir öğünden sonra bile doymadığını fark edebilir, öğün sayısını artırmanız gerekebilir. Bu durumda katı gıdalara geçmenin vakti gelmiş demektir. Bu aylarda (3-6 ay), bebeğinizi katı gıdalara alıştırmaya başladıktan sonra bebeğin gıdalarının kıvamını gitgide koyulaştıracaksınız.

    Bebeğiniz katı gıdalara geçerken şu ana kadar hiçbir sorunla karşılaşmasanız bile, önünüzde aşılması gereken yeni bir engel var: Yumuşak gıdalardan daha katı gıdalara geçilmesi. Yedinci aya geldiğinizde sıkılmış sulu gıdalara göre biraz daha dişe dokunur kıvamda olan ezilmiş ya da kaba püre halindeki gıdalar bebeğin damağına daha uygundur. Piyasada bulunan hazır mamaları kullanabileceğiniz gibi, ailenize sunduğunuz yemeği tuz ve şeker eklenmemiş olmak koşulu ile bebeğinize de yedirebilirsiniz. Ezilmiş süzme tuzsuz peynir, rendelenmiş elma ya da armut, kaynatılıp ezilmiş ya da kaba püre haline getirilmiş meyve (elma, kayısı, şeftali, erik), sebze (havuç, tatlı patates, karnıbahar, kabak), bu dönemde verilebilir gıdalar arasındadır.

    Yedinci ayda ek olarak et ya da derisi alınmış tavuk etini püre yaparak ya da çok küçük doğrayarak bebeğinize vermeye başlayabilirsiniz. Çok küçük parçalar halinde yumuşak balık eti verebilirsiniz. Doktorunuzdan onay aldıktan sonra yumurta sarısına başlayabilirsiniz (son derece allerjik olan yumurta akı için muhtemelen biraz daha beklemeniz gerekecektir). Yumurta sarısını katı halde pişirdikten sonra, ezerek ya da yağda pişirerek verebilirsiniz. Bununla beraber aynı öğünde demir emilimini kolaylaştırması için C vitamini içeren bir gıda daha sunun. Bazı bebekler yedi aylıkken ekmek ve bisküvi de alabilirler. Boğazına kaçma tehlikesini önlemek için ekmeğin sert kabuğunu alıp içini verebilirsiniz. Kepek ekmeği tercih edin çünkü beyaz ekmek ıslandığında hamurlaşarak bebeğin boğazına kaçabilir. Ekmeği ve bisküvileri yalnızca bebeğiniz oturur durumda iken ve sizin gözetiminiz altında verin. Aşağıdaki katı gıdalar listesine bir göz atın:

    4-6. aylar:
    Yumuşak, topaksız, yarı sıvı püreler verin.
    Pirinçunu muhallebisi: Kaynamış su, anne sütü, ya da hazır mama ile karıştırarak.
    Havuç püresi: Soyulup haşlanan havuçlar püre haline getirilir.
    Meyve püresi: Elma ya da yumuşak olgun armut ezilerek yapılır.
    Patates püresi: Haşlanan patatesler hafif sulandırılarak iyice ezilir.
    Verebileceğiniz diğer uygun besinler: Kabak, karnabahar, bezelye ve iyi pişmiş taze fasulye.
    6-8. aylar:
    Besinler ince ince kıyılır ya da rendelenir, sıvı ya da yoğurtla sulandırılır. Artık eline geveleyebileceği çubuk biçiminde çiğ sebzeler de verebilirsiniz. Meyve ve sebzeleri özenle soyduktan sonra, sap ve çekirdekleri çıkarın, daha sonra püre veya rende yapın. Balıkların ise derilerini aldıktan sonra ızgara ya da haşlama yapın. İnce ince kıydıktan sonra bebeğinize verin. Bebeğinize şekerli bisküvileri, kek, krema, pasta ve kızartmaları vermemelisiniz.
    Peynir ya da muzu değişik şekilerde kesip bebeğinizin eline tutuşturabilirsiniz.
    Ekmeğin yumuşak kısmını yine bebeğinizin eline verebilirsiniz.
    Haşlanıp ezilmiş meyvelerle yoğurdu karıştırıp bebeğinize değişik tatlar sunabilirsiniz.
    Haşlanmış yumurta sarısını ezip bebeğinize verebilirsiniz.
    Kıyılmış tavuğun içine biraz da pişmiş domates karıştırarak bebeğinize verebilirsiniz.
     
  16. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  17. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    8. AY

    Ayakta tutulduğu zaman ayaklarının üzerine bir miktar ağırlık veriyor olmalıdır.
    Bir kraker parçasını kendi başına yiyebiliyor olmalıdır.
    Bir küpü ya da başka bir nesneyi bir elinden öbür eline geçirebilmesi lazımdır.
    Bir oyuncağı arayıp bulmalı ve avucunun içine almalıdır.
    Duyduğu bir sese doğru dönebilmelidir.
    Artık bebeğiniz bir yere veya bir kişiye tutunarak ayakta durabilir.
    Oyuncağını vermemek için direnir.
    Ulaşamayacağı bir oyuncağı almak için çabalar.
    Ce-e oynayabilir.
    Karnının üstünde yatarken oturur duruma geçebilir. Baş parmağı ile işaret parmağını kullanarak küçük nesneleri parmaklarının arasında tutabilir.
    Bebeğiniz biraz erken olmakla beraber oturur durumda iken kendini itip ayakta durur pozisyona gelebilir.
    Yarı anlaşılır bir şekilde anne-baba diyebilir.
    Hatta bebeğiniz güle güle oyunu oynayabilir ya da giden birisine baş baş yapabilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi

    Parmak besinlere geçiş:
    Çoğu bebekler yedi aylık olduklarında, bazen daha da önce parmak besinlerini yemeğe hem istekli hem de yetenekli duruma gelirler (artık parmakları ile nesneleri kavrama yetenekleri gelişir). Bu geçiş genelde birdenbire olur. Bebekler ağızlarının içine birilerinden bağımsız besin götürebileceklerini keşfettikleri zaman, ağızlarının içine ustaca sokabilecekleri besinlerin sayısı süratle artar. Önceleri birçok bebek ekmek parçasını yumruğu içine alarak kemirir. Parmaklarını tam kullanamadığı için ekmek onun en rahat tutabileceği besindir. Avuç içinde kalan son besin parçasını yemek biraz sorun yaratabilir ve bu durumu ağlayarak protesto edebilir veya bunu avucundan yere bırakıp yenisini isteyebilir. Başparmak ile işaret parmağı arasında bir cisme pozisyon verip tutmak çoğu bebekte tam olarak dokuz ile onikinci aylar arasında gelişir. Ancak bazıları bu beceriyi daha önce kazanır ve besinleri ağzına götürmekte daha erken davranır. Bu beceri kazanılır kazanılmaz bebeğiniz bozuk para ya da bezelye, fındık gibi küçük nesneleri ağzına götürebilir ve bunlar nefes borusuna kaçabilir.

    Parmak besinlerini idare etmeyi öğrenmek genelde yemek masasında özgür kalmak yolunda ilk atılmış adımdır. İlk parmak besini olmayı hak edecek besinler arasında bebeğin dişetleri arasında dolaştırılıp yutulabilir hale getireceği veya ağız içinde çiğnemeye gerek kalmadan dağılabilen besinler yer alırlar. Bu besinler büyük çoğunlukla çiğnenebilir parçalar halinde kesilmiş olmalıdırlar. İyi şeçimler arasında saf buğdaydan yapılmış ekmekler veya tostlar, küçük peynir çubukları, yumuşak muz, armut, şeftali ve kayısı parçaları, yumuşak pişirilmiş havuç, patates, brokoli, yumuşak köfteler sayılabilir. Parmak besinlerini vermek için kırılmayan bir tabak üzerinde veya bebeğin beslenme masasının üstüne dört beş parça serpiştirin ve bebek yedikçe yerlerine yenisini koyun. Diğer yemeklerde olduğu gibi parmak besinleri yalnızca oturan bebeğe verilmelidir. Emekleyen ya da yürüyen bir bebeğin eline verilmemelidir. Nefes borusuna kaçma tehlikesinden dolayı bebeğinize ağzında erimeyecek dişetleri ile çiğneyemeyeceği veya kolayca nefes borusuna kaçabilecek patlamış mısır, fındık, bezelye, sert et parçaları verilmemelidir.

    Bebeğin azı dişleri en erken ilk bir yılın sonlarına doğru çıkmaya başlar. Daha önce çıkanlar ısırmak içindir ve çiğnemeye bir katkıları yoktur. Bu nedenle bebeğe gerçek çiğneme gerektiren besinler bu zamandan sonra verilmelidir. bunların arasında çiğ elma, diğer sert lifli çiğ sebze ve meyvalar sayılabilir. Yapısı ne olursa olsun bazı besinleri çocuğunuza ne şimdi ne de sonra hiç vermemeniz gerekir. Hiçbir besleyici değeri olmayan abur cubur yiyecekler, ilave şeker ve tuz ile hazırlanmış besinler bunlar arasında sayılabilir.[/COLOR
    ]
     
  18. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Sheydayal
  19. Sheydayal

    Sheydayal Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    11
    9. AY


    Uzaktaki bir oyuncağı yakalamaya çalışabilir.
    Düşen nesneleri takip edebilir.
    Oturur pozisyonda ayağa kalkabilir.
    Yüzüstü pozisyonda oturur duruma geçebilir.
    Oyuncağını kimseye kaptırmaz.
    Birisine veya bir şeye tutunarak ayağa kalkar ve durur.
    Başparmağı ve herhangi bir parmağı ile nesneleri tutabilir.
    Anne baba der.
    El oyunları oynayabilir ve el sallayabilir.
    Mobilyalara tutunarak yürüyebilir.
    Fincandan ya da bardaktan tek başına su içebilir.
    Hatta bebeğiniz anne baba dışında bir iki kelimede söyleyebilir.
    Tek başına ayakta bile durabilir.
    Bebeğinizin bu ayki beslenmesi

    İyi yemek alışkanlığının kazandırılması:
    Bütün çocuklar abur cuburlara meyilli olarak doğmazlar. Çocuk dünyaya hiçbir tadı bilmeden gelir ve öğrenilen tatlar bizim onu tanıştırdığımız gıdalara bağlıdır. Ve çocuğumuzun nasıl besleneceği tamamen bizim onun önüne koyduğumuz yiyeceklerle bağlantılıdır. Eğer ileride çocuğunuzun yeme alışkanlığından şikayet etmek istemiyorsanız başlangıçtan itibaren ona doğru besinler sunun.
    Beyaz un ile hazırlanmış yiyecekleri göz önünden kaldırın. Bu size şimdiye kadar okuduğunuz diyet listelerini hatırlatmış olabilir fakat bu zayıflamaktan çok sağlıklı beslenmenin bir koşuludur. Ekmeğinizi mümkün olduğunca kepek ve çavdar olarak tercih edin.

    Bebeğinizi henüz tatlı ile tanıştırmayın. Tatlı besinleri ne kadar geç verseniz o kadar iyi olur. Bebeğinizin köy peyniri veya sade yoğurdu muzla karıştırmadan yemeyeceğini düşünmeyin. Bebeklerin hiçbir şeye alışkın olmayan tat duyuları, bu tadları öğrenmekle kalmaz, sevmeyi de başarır. Meyveyi olmazsa olmaz yapmayın ve önce tatlı olmayan bir şey yedikten sonra verin. Genelde sebzelere daha önce başlayın.

    Bebeğe şeker vermeyin. Bebeğin diyetine şeker sokmamak, az miktarda şekeri denemekten daha kolaydır. Eğer başlangıçta şeker ile tatlandırılmış gıdalar verirseniz, daha sonra kısıtlamak zor, hatta imkansız olacaktır. Bu tür yiyecekleri bebeğinize özel durumlarda ve sadece bir adet verin.
    Hiçbir dişi olmayan bebeğin bile dişetini kaşımak için bir şeylere ihtiyacı vardır. Artık süzülmüş yiyecekler geçmişte kalmalı ve parmak yiyecekler, taneli yiyecekler diyette yerini almalıdır. Uzun süre süzülmüş yiyeceklerle beslenen bebekler çiğneme konusunda oldukça tembelleşirler. Bu durum ileride yeterli beslenmeyi ciddi şekilde etkiler.

    Sütün içine bir şey katmadan verin. Doktorunuz inek sütüne izin verdikten sonra (bu genelde dokuz ay ve sonrasında olur) bunu az miktarda ve içine bir şey katmadan yapın. Çikolatalı süt sadece çok şeker içermekle kalmaz, sütteki kalsiyum emilimini de azaltır. Ayrıca sütün tadını gizlice değiştirdiğinizde (sadece su koysanız bile) bebeğin katışıksız gerçek süt için tat alma duyusunu bozabilirsiniz.

    Tuz vermeyin. Bebeklerin yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunan tuz dışında tuza ihtiyacı yoktur. Bebek için hazırladığınız gıdalara tuz koymayın ve tuz içeriği yüksek yiyeceklerden kaçının, çünkü bebeğinize sağlıksız bir beslenme zevki kazandırmış olursunuz.

    Bebeğinizin diyetini değişik şeylerle hazırlayın. Alışık olmadığı şeyler verdiğinizde burun kıvırması süpriz değildir. Çoğu zaman aileler her kahvaltıda aynı şeyi, her öğlen ve akşam aynı mamaları verirler. Bebeğinizi beslerken tabii ki tavsiye edilen gıda formları dışına çıkmadan değişiklikler yapın. Farklı süt ürünleri, peynir çeşitleri, sebzeler, ve meyveler deneyerek bebeğinize daha geniş bir damak tadı kazandırabilirsiniz.

    Beynini yıkayın. Evde iyi beslenmeyi uygulamakla kalmayıp telkin de edin. Çok küçük çocuklar bile şekerin kötü, beyaz ekmeğin sağlıksız olduğunu öğrenebilir.
    Ayrıcalıklar yapın. Eğer abur cubur tamamen yasaklanırsa bebeğiniz onları daha şiddetli ister. Kesin yasaklamalar yerine, bebeğiniz özel durumları anlayacak yaşa geldiğinde bu tür yiyeceklerden arada az miktarda verin. Eğer çocuğunuzun tat duyusunu uygun şekilde geliştirdiyseniz bebeğiniz bunları zaten beğenmeyecektir.

    Kendiniz de yapın. Eğer siz kendiniz uygulamazsanız, yukarıdaki girişimler başarısız olabilir. Sağlıklı beslenme tüm aileniz için gereklidir.
    Suçluluk duygusuna kapılmayın. Anneler genelde bebeklerini çocukluk çağının tatlılarından mahrum etmek istemezler ve buna dayanamazlar. Kendinizi bu şekilde düşünüyorken bulursanız iki noktayı düşünün. Birincisi bir bebek neler kaçırdığının farkında değildir. İkincisi ise onun tüm hayatında sağlılklı olması adına bir adım atıyorsunuz ve bu ona verebileceğiniz en iyi hediyedir.