Bebekler-Türk Bebekçiliği-Bir Robot mu, Bir Düş mü

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve husel tarafından 20 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    20 Şubat 2009
    Konu Sahibi : husel
  1. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    [​IMG]

    Bugünün çocukları için yalnızca bir oyuncak olan bebeklerin eski uygarlıklarda ayrı bir yeri vardı. Dünyanın en eski *oyuncakları olarak bilinen bu küçücük insan figürleri, aynı zamanda *büyücülükte ve dinsel ayinlerde kullanılan gizemli ve kutsal varlıklardı.
    Dünyanın en eski bebekleri Burdur yakınında Hacılar Höyüğu'nden çıkarıldı. Kilden yapılmış bu küçük heykellerin yüzleri boyalıydı. Bebek biçimleri o günden bu yana çok büyük değişiklik geçirmedi. 2 000 yıl önce yapılmış tahta bebeklerin de kol ve bacakları hareket ediyordu. Büyücüler eski çağlarda, kime büyü yapacaklarsa, bunu o kişiyi temsil eden sembolik bir bebek üstünde uygularlardı. Tanrılara bazen insan yerini tutan bebekler kurban edilirdi. Bebekler birçok toplum için kutsal bir değer taşırdı. Çocuğu olmayan evli kadın ve erkekler bir çocukları oluncaya kadar evlerinde bir yapma bebek bulundururlardı.
    Öteden beri, bebek yapımında çok çeşitli malzeme kullanıldı: pişmiş toprak, fildişi, balmumu, porselen, cam, tahta, kâğıt, kumaş, plastik...
    Büyücülük v.b. işlemlerin geçerliğini kaybettiği dönemlerde de, gerçek şudur ki bebekler, büyükler için bir koleksiyon eşyası olarak değerlerini korudular, küçükler için ise her zaman bir keyif kaynağı oldular.


    Türk bebekçiliği

    [​IMG]
    Türkiye'de de, bütün ülkelerde olduğu gibi, bebeğin din ve sihirle ilişik bir yönü olmuştur. Bugün bile bazı yörelerde yağmur duasına çıkanlar Çömçe âdı verilen bir yapma bebeği yanlarına alırlar. Eski Türk evlerinde çocukların bebeklerini evde usta bîrer sanatçı olan nineler, büyükanneler yapardı.
    Bu 'bebeklerin temel malzemesi biraz kıtık, biraz kumaş, pamuk ve boyaydı. Bugün *folkior değeri büyük olan Türk «bebekçilik sanatı» bu gelenekten doğdu. 1936 yılında, dünyada ilk bebek sergisi istanbul'da açıldı. Bunu başka sergiler izledi. Sanat okullarına bebekçilik dersleri kondu. Bu sanatçıların yaptığı ve özellikle eski Türk yaşantısını, giyeceklerini, töresini en ince ayrıntılarına kadar kanıtlayan bu eserler etnografya müzelerinin seçkin eşyası arasında yer aldı.

    [​IMG]
    Bir robot mu, bir düş mü?
    1820'de ağlayan, 1826'da yürüyen bebekler yapıldı. Bunlar 1830'da camdan gözlerini kapamayı öğrendi.Selüloit bebekleri kalıplarda kolayca çoğaltmak mümkün olunca işler daha da büyüdü, ileri teknik yöntem¬erin (elektromekanik, elektronik) kullanılması, bebeği canlıların yaptığı önemli bütün hareketleri yapabilen gerçek bir robota dönüştürdü. Usta mekanizmalar sayesinde bebekler bugün hem konuşuyor, hem yürüyor, ayrıca da ağzına verileni yutuyor, hattâ gözyaşı döküyor. Onun elbise dolabı ve eşyası bile var; bebek arabasında gezdiriliyor; saçları yıkanıyor... Selüloitten veya plastik maddeden yapılmış bebekler (puvar), yıkanabilen, hattâ yüzdürülen gerçek sporcular oldu. Bugün erkek çocukların da «bebekleri» var: paraşütçü, balıkadam veya kayakçı kılığında giydirilmiş bu erkek bebekler de büyük rağbet görüyor.


    Ama gene de çocuklar için bu mükemmel oyuncaklar yanında, bezden, fötürden veya yünden, elle yapılmış basit bir bebeğin yeri apayrı oluyor. Tıpkı pelüş oyuncaklar gibi, çok zaman şekilsiz olan, çabuk yıpranan bu yapma bebekler, çocukların hayal gücüne daha büyük bir özgürlük payı bırakıyor.