Bedelsiz söz

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve suavea tarafından 1 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : suavea
  1. suavea

    suavea Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    Bedelsiz söz
    "En el hak" dersin mesela, kül olur gözlerin. Sözlerin gelip gözlerinin üzerine durmuştur. Sözlerini yakmak için gözlerini yakarlar. Söz yakılamadığı için gözlerini yakarlar.

    Sanılanın aksinedir; söz, semaya karışmaz. Söz, semaya karışıp yok olmaz. Görünmez bir yerinde dünyanın, havanın içinde perdelenerek durur. Söz, uçmaz aslında; asılı durur havada.

    Sözcükleri savurmanın da bir bedeli vardır.

    Öyle sözler vardır ki bedelini söyleyen öder. Tek başına öder.

    Söz yanmaz
    "En el hak" dersin mesela, kül olur gözlerin. Sözlerin gelip gözlerinin üzerine durmuştur. Sözlerini yakmak için gözlerini yakarlar. Söz yakılamadığı için gözlerini yakarlar.

    Bir söz söylenir. Bir atlı atına biner, koşar bulutların içinden. Sözü bir yere iletmek ister. Söz, taşınan bir şeydir, insanın koynunda, kalbinde, aklında. Yolda durdurup ciğerini oyarlar atlının. Sözü çıkaramadıkları için insandan, bazen kalbini çıkarırlar.

    Söz ölmez
    Bir söz dolaşır sokaklar arasında. Bakarsın gizli gizli öfkelenmeye başlamış herkes. Söz, korkudur artık. Korku yaratan sözü yok edemeyeceklerine göre insanlar birbirine saldırmaya başlar. Söz öldürülemez, insan öldürülür söz başımızdan gitsin diye. Katliamlar çıkar. İnsanlar yanar, sürülür çöllere. Söz öldürülmez, çocuklar öldürülür.

    Başka söz vardır, omurgana işlenir. "Tam bağımsız Türkiye" dediği için taze yeşil selvilere benzeyen çocuklar asılır. Söz asılmaz, insanlar asılır. Söz ortadan kalkmadığı için tabutlara sokulur.

    Söz kapatılmaz
    Söz, uçucudur. Kapı baca dinlemez dolaşır, salınır havada. Sözü alıp kapatmak mümkün olmadığı için hapishaneler, hapishaneler yetmezse F tipi hücreler kurulur. Sıkı sıkı kilitlenir insanlar, söz dışarı çıkmasın diye. Açlıktan ölsün diye beklenir söz, ölüm orucunda ölsün diye. Söz açlıktan ölmez, on yaşında kızlar incelip incelip kopar inceldiği yerden.

    Ama söz vardır, bedelini kendin ödemezsin. Öyle sözler vardır ki söyleyiverirsin havada uçuşur, gelir gider başkalarını vurur. "Savaş çıksın" dersin, söyleyiverirsin. Kolaydır söylemesi.

    Ne olacak hepi topu iki sözcük. Telaffuzu en kolay cümlesidir bu Türkçenin. Belki de en kolay cümle. Nasılsa bedelini sen ödemeyeceksindir. O sözün bedelini, dağlarda sırtında kendinden çok yük taşıyan erkek çocukları ödeyecektir.

    Söz, yere düşmez
    "Yürüyün aslanlarım" dersin. Çocuklar korkusunu unutuncaya kadar "aslan" dersin onlara. Dersin çünkü sen yürümeyeceksindir nasıl olsa. Arkada durup, oturup onlara bakacaksındır.

    Çocuklar düşecektir "can tarlalarına". Can tarlalarından anneler ölü çocuklarını toplayacaktır. O çocuklar gömülünce o ilk sözü kim söyledi, zaten o bile o unutulacaktır. O yüzden en kolayıdır bu söz. Çünkü çocuklar gömüldüğünde nasılsa "Bunu ilk kim söyledi?" diye kimse sormayacaktır.

    Sen o sırada başka bir ülkenin, başka bir şehrinde, başka sözler söyleyebilirsin, istediğin gibi, canın nasıl çekerse, paşa keyfinin istediği gibi...

    Bizim işimiz, bu gazete köşelerinde söz söylemek. Mesleğimiz, söz üzerine. Bu yüzden işte, her zaman, ne olursa olsun bedelini sadece kendimizin ödeyeceği sözler söylemek gerek.

    Bedeli, herhangi bir nedenle, bu neden ne kadar meşru sayılırsa sayılsın o sırada, eğer bu sözün bedeli başkaları tarafından, başkalarının ölümüyle ödenecekse çenemizi kapalı tutmamız gerek.

    Kır kalemini ama yazma bunu, sonunda çocukların öleceği şeyler yazma. Sana söylüyorum köşe yazarı, genel yayın yönetmeni, muhabir, emekli general, savaş uzmanı, stratej vesaire...

    Söz, "Ölmesinler" der
    Size söylüyorum. Bedelini kendinizin ödeyeceği hangi sözü edebildiniz ki şimdi savaştan bu kadar kolay söz edebiliyorsunuz? Hangi sözünüz sizi hapse soktu, hangi sözünüz yüzünden işkence gördünüz, hangi sözünüz yüzünden ölümle burun buruna geldiniz ki bu hakkı görüyorsunuz kendinizde?

    Allah aşkınıza söyleyin, bir kere yandınız mı ki böyle kolay yakıyorsunuz insanları? Bir kere hanginiz hakiki bir bedel ödedi sözü sebebiyle?!

    Ve "Ölsünler" demek niye hep daha kolaydır "Ölmesinler" demekten?

    Ece Temelkuran / Milliyet