Behçet hastalığı

Konusu 'Dermatoloji - Deri ve Cilt Hastalıkları' forumundadır ve DagCicegi tarafından 24 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    24 Haziran 2010
    Konu Sahibi : DagCicegi
  1. DagCicegi

    DagCicegi Bir Kızım Olana Kadar... Üye

    Katılım:
    6 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    8.212
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Genetik mirasın etkili olduğu Behçet hastalığı, genellikle 20- 30’lu yaşlarda belirti göstermeye başlıyor. Halk arasında İpek Yolu hastalığı olarak da bilinen Behçet hastalığı, toplumda yeterince tanınmadığı için çoğu zaman ihmal ediliyor. Erken tanının tedavide büyük şans yarattığını belirten uzmanlar, hastalığın belirtilerine karşı uyarıyor. ASM İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Dr. Selda Öktem, cilt yakınmaları, görme kusurları, eklem rahatsızlıkları gibi belirtilerle kendini gösteren Behçet hastalığı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

    Behçet hastalığı nasıl bir hastalık?

    Behçet hastalığı (BH) vücuttaki birçok doku ve organ sistemini etkileyebilme özelliği olan, kronik romatolojik bir hastalıktır. Türkiye’de erkeklerde daha sık görülüyor. Hastalık, çoğunlukla 20- 30’lu yaşlarda başlıyor. Bu hastalarda birçok organ işin içine girdiği için, hasta ilk önce ilgili organlarla ilişkili hekimlere gidiyor. Behçet şüphesi doğmuşsa hastalar hem tanının konması hem de tedavinin düzenlenmesi için romatoloji uzmanına yönlendiriliyor. Behçet hastalığı aslında birçok hekim grubunun ortak çalışmasını gerektiriyor. Ancak, izlemlerin ve tedavi takibinin mutlaka romatolog tarafından yapılması gerekiyor.

    Behçet hastalığının belirtileri neler?

    En belirgin yakınmalar ağız içinde sık ve çok miktarda olan aft, cinsel organlarda tekrarlayan yaralar, büyük ve yaygın sivilceler ile ağrılı, sıcak cilt altı bezeleri gibi cilt yakınmalarıdır. Gözde kızarıklık, ağrı ve bulanık görmeyle kendini gösteren, görme tabakasında iltihaplanma (üveit) önemli bulgular arasında yer alıyor. Geç fark edilirse ve iyi tedavi edilmezse körlüğe neden olabiliyor. Daha çok diz ve ayak bilek ekleminde görülen şişlik ve ağrı gibi belirtiler yaşanabiliyor. Behçet hastalarında kimi zaman karşılaşılan standart tedavilere dirençli eklem iltihabı, sakatlığa neden olabiliyor.

    Hastalarda, omurga boyunca ve kuyruk sokumu bölgesinde, özellikle sabah ağrıları ve tutuklukları ortaya çıkabiliyor. Sıklıkla omurgayı ilgilendiren romatizma sorunları ile birlikte görülüyor. Bazen bacak ve kol damarlarında, bazen iç organları besleyen damarlarda, bazen de beyin içindeki damarlarda pıhtı oluşması ve tıkanıklıklar olabiliyor. Eğer tıkanıklık beyin damarlarında ise ani bilinç kaybı ve felç bulgularına yol açabiliyor. Barsakları besleyen damarlar etkilendiğinde karın ağrısı, kanlı ishal gibi yakınmalar oluşabiliyor. Akciğer ve kalpte daha hafif bulgular yaratır.

    Yakınmalar her hastada görülür mü?

    Behçet hastalığı birçok sistemde yakınmaya neden olurken tüm bulgular aynı anda ve aynı kişide olmayabiliyor. Bazı hastalar hafif cilt bulgularıyla yıllarca sorunsuz yaşayabilirken, bazı hastalar görme kaybı ve damar tıkanıklıkları nedeniyle yaşamı tehdit eden sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Bu nedenle hiçbir Behçet hastası bir diğerine tam anlamıyla benzemiyor. Her insanda hastalık çok farklı seyir gösteriyor. İlginç olarak, hastalık ilk başladığı yıllarda daha şiddetli yakınmalara yol açarken, ilerleyen yıllarda daha selim olma eğilimi gösteriyor. Yıllar içinde hastalık aktivitesinde değişkenlik olabiliyor. İlkbahar mevsiminde yakınmaların arttığı görülüyor.

    Ağız içi yaraları her zaman Behçet hastalığına mı işaret eder?

    Ağız yaralarının genetik durum, alerji, ilaç, beslenme ve viral enfeksiyonlar gibi çok nedeni olabiliyor. Behçet hastalığında ayda bir veya daha sık, birkaç adet, dudak ve dilde uzun sürede iyileşen büyük yaralar dikkat çekicidir. Ama ağız yarasına genital yara da eşlik ediyorsa, mutlaka Behçet hastalığının araştırılması gerekiyor. Ailesinde Behçet hastalığı olduğu bilinen bir kişide sık sık ağız yarası çıkıyorsa, hasta dikkatle sorgulanmalı.

    Hastalığın nedenleri neler?

    Behçet hastalığının bilinen ve kanıtlanmış en önemli nedeni genetik bir yatkınlık taşınmasıdır. Özellikle HLA-B5 ve HLA-B51 denen bir genetik molekülün Behçet hastalığına yakalanma riskini artırdığı saptandı. Hastalığın diğer adını aldığı İpek Yolu üzerindeki ülkelerde daha sık rastlanmasının nedeninin de, bu ülkeler arasında evliliklerin sık olması ve genetik yapının karışması olduğu düşünülüyor. Genetik yatkınlığı olan ve ailesinde Behçet hastalığı olan kişilerde geçirilen enfeksiyonlar hastalığı başlatıcı faktör olabiliyor.

    Nasıl tanı konur?

    Bu hastalığın tanısını koymak bazen kolay, bazen ise zordur. Hastanın yakınmaları ve ayrıntılı sorgulama büyük önem taşıyor. Çünkü hastalar, bazı bulguları dikkate almadıkları için söylemeyebiliyorlar. Tek tek her bulgunun olup olmadığının sorulması gerekiyor. Tanı koymak için bir takım kriterler değerlendiriliyor. Maalesef genetik molekül tespiti dışında tanı koydurucu özel bir laboratuvar testi bulunmuyor. Paterji testi olarak isimlendirilen bir deri testi tanıya yardımcı olabiliyor. Bu testin pozitif olması tanıyı destekliyor ama negatif bulunması hastalık yok anlamına gelmiyor. Yani bu hastalığın tanısının konması bu konuda mutlak deneyimli bir uzman gerektiriyor.

    Nasıl tedavi edilir?

    Tedaviyi belirlerken tamamen hastalığın şiddetine ve organ tutulumlarına göre hareket ediyoruz. Cilt bulguları ile sınırlı hafif bir hastalık varsa tekli ve basit ilaçlar kullanmak yeterli oluyor. Beyin, damarlar, göz gibi organlarda yakınma varsa o zaman çok daha karmaşık ve özel ilaçlar kullanmak gerekiyor. Çünkü tedavi edilmeyen göz iltihapları körlüğe neden olabiliyor. Damar tıkanıklığı ve beyin tutuluşu yaşamı tehdit edebiliyor ve daha ciddi bir tedavi gerektiriyor. Böyle durumlarda birkaç ilacı bir arada kullanıyoruz. Burada kullanılan ilaçlar çoğu kez kortizon ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardır. Hastanın yakın ve sık izlenmesi gerekiyor.
     
  2. 24 Temmuz 2011
    Konu Sahibi : DagCicegi
  3. inanna13

    inanna13 nil'im.. Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    5.319
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    148
    yıllarca aftlardan çektim ,onlarca doktor gezdim ama hiçbi sonuç alamadım.aftlara genital yaralar da eklendi gene onlarca doktor ama gene sonuç yok..ne ilaç ne acı dindirici bi krem..
    yıllar sonra bir doktor behçet olabilirsin dedi..eee gene onlarca doktor çünkü paterji testleri,genetik testler...hiçbi test pozitif çıkmadı..neyse yıllar soona hacettepe romatolojide teşhis konuldu.kolşisin tedavisi görüyorum..ilk zamanlar ilaçtan çok fayda gördüm ama bu günlerde gene aftlarda başım dertte..
    tecrübelerini paylaşacak kimse var mı?
    geçmiş olsun..
     
  4. 10 Ağustos 2011
    Konu Sahibi : DagCicegi
  5. semiror

    semiror Evli,Mutlu,Çocuklu... Pro Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2008
    Mesajlar:
    225
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    geçmiş olsun canım..aynı beni anlatmışsın...bende senin yaşadıklarını yaşıyorum yıllardır,gitmediğim dr. kalmadı...ağızda birçok geçmesi zor aftlar + genital yara....göz muayenesi,paterji testide yapıldı sonuç negatif....
    annem ramotaitatrit hastası olduğu için gençliğinde aynı benim gibiymiş,banada özel hastanede romatizmam varmı diye kan testi yaptılar ama negatif...acaba daha başka testler gerekiyormu? Sana ramatolojide ne testi yaptılar canım ?
    bende gitmeliyim biran önce :KK59:
     
  6. 6 Ekim 2011
    Konu Sahibi : DagCicegi
  7. inanna13

    inanna13 nil'im.. Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    5.319
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    148
    özelden mesaj attım..
     
  8. 28 Ocak 2012
    Konu Sahibi : DagCicegi
  9. beautenova

    beautenova Yeni Üye Üye

    Katılım:
    23 Ocak 2012
    Mesajlar:
    150
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Merhaba

    Ben 6 senesini doldurmuş bir behçet hastasıyım. İlk bir aftla dişçime gittiğimde tedavi sırasında doktorum demişti. "Bu normal bir aft değil behçet taraması yapılsın inş. çıkmaz" diye...Neyse ben ne hastalığı nede hangi birimin baktığını bilmeden netten araştırma yaptım. Cilt doktoru ülker gül hanımla tanıştım, jinakoloğum oğuz gözkaya sayesinde....İlk muayenede paterji testi yaptık ve tam kan tahlili...Neyse sonuçlar için doktora gittim, ülker hanım bana behçet hastasısınız durum pozitif dedi...Ben 2 aylık bir bocalamadan sonra kendimi topladım...Çocuklarım küçük ya ölürsem!...Kısmi olarak aftlar, genital sivilceler ve deri lezyonları derken 3 ay evvelde idrarda kan tahlili sonucu ile bana sistoskopi yaptırmamı söyledi doktor...Yine akıl hocam canım doktorum oğuz gözkaya ya sordum..."Sistoskopi öneriliyor bana" diye..."Sakın" dedi! "sistoskopi mikrobu ile ya enfeksiyon kaparsan, onlara senin behçet hastası olduğunu söylemedin mi? onca tarama varken neden ilk etapta sistoskopi dediler sana" bende sonrasında hiç birşey yaptırmadım...Şimdi bir takım sıkıntılarım var manevi olarak, onları hallettikten sonra böbreklerle ilgili tam tarama yaptıracağım..Bilmiyorum, ben çok rahat ataklar geçiren bir behçet hastasıyım, check up yaptırdığımda da zaten bir sorun çıkmadı...34 yaşıma gireceğim 35 yaşından sonra ataklar daha da azalıyormuş...Dilerim kimse ağır ataklar atlatmaz ve bir an evvel şifa bulur..Bu hastalık gerçekten çok kötü...Sağlıklı günler dilerim.
     
  10. 1 Şubat 2012
    Konu Sahibi : DagCicegi
  11. tombilibu

    tombilibu evli mutlu çocuklu:) Üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.097
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    bir sıkıntım hakkında fikir ararken bu başlığı gördüm ve yazmadan geçemedimmmmmmmm
    bende 19 yaşımdan 30 yaşına kadar bu hastalığın en ağır durumlarını geçirdim yara konusunda
    ama bana teşhis konana kadar kanser bile diyen doktor olduu malesef
    bütün gençkızlık zamanımm evde yatarak geçti
    hala düşündükçe çıldırıyorum
    bende bacak aralarımda cevizden büyük yaralar çıkıyodu
    herseferinde iğnelerle oralardaki iltihabı çektiriyodum
    bazende orayı yarıp iltihabı akıttıklarıda oluyodu
    bu süre zarfında evlendim ve hamile kaldım
    doğumdan birsüre sonra genital bölgemdeki yarayı farkeden kadın doğumcum sayesinde tedavime çapada başladım
    heeeeee şu an iyimiyim
    eskiye göre evet bunada şükür
    ama benimde ağzımda yaram hiç bitmediiiiiiiii
    bol limonlu salataya yıllardır hasretim
    yaşım 33 oldu artık yaralarada alıştım desem yalan olmaz
    ALLAH dermansız dert vermesin çok zor
    çeken bilir
    tüm hastalara RABBİM şifa versin (AMİN)
     
  12. 6 Şubat 2012
    Konu Sahibi : DagCicegi
  13. papatya2727

    papatya2727 prensesim ben :) Üye

    Katılım:
    3 Nisan 2011
    Mesajlar:
    147
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    41
    burdaki yazılanı görünce bende yazmadan geçemicem ...
    benimde ağzımda aft çıkıyor bundan 3-4 yıl öncesinde üç dört ayda çıkardı ama şuaan tam bi haftada çıkıyor ctesi günlerim aft çıkma günü :KK43: bende kan tahlili yaptırdım bir çok doktora göründüm sonuç negatif behçet hastası değilim ama aft için çözüm olan bi ilaç da yok sebebini araştırdım aftın çıkma sebebi yok çareyi şifalı bitkilerde aramaya başladım ki internette sebebini ararken birinin yazısı dikkatimi çekti bağışıklık sisteminin zayıflığından dolayı mikroorganizmalar ağız da patlak veriyor ve aft oluşuyormuş diye o kişinin tavsiyesi ''kefir ve evde yapılan yoğurt'' diye bende denemeye başladım akşamları uyumadan önce bi bardak kefir içiyorum ctesinin gelmesini bekliyorum ctesi günü eğer ağzımda aft çıkmazsa bu iş tamamdır sizde deneyin derim tabi herkesin bünyesi farklıdır ama denemenizi tavsiye ederim belki çözüm olur
     
  14. 3 Mart 2013
    Konu Sahibi : DagCicegi
  15. tourmaline

    tourmaline Popüler Üye Üye

    Katılım:
    26 Mart 2009
    Mesajlar:
    5.298
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    148
    behçet hastalığı ile ilgili birşey sormak istiyorum, geçen ağzımda ucu beyaz sivilce gibi bir yara çıkmıştı, doktora gittim behçet hastalığı başlangıcı olabilir takip et dedi..2 hafta oldu yara tam geçmedi, şimdi farkettim ki burnumun içinde de aynı şekilde ucu beyaz bir sivilce gibi birşey çıkmış...haliyle ben şimdi acaba behçet hastası mıyım diye korkuyorum, kesin olarak olup olmadığımı bu aşamada nasıl öğrenebilirim ?
    hemen çıkıyor mu sonuç yoksa bir süre belirtileri gözlemlemeli miyim..

    ne tür bir test yapıyorlar ve hangi branşa gitmeliyim doktor için cildiye mi acaba?
     
    Son düzenleme: 3 Mart 2013