Behçet Necatigil şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve roxett tarafından 28 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Behçet NECATİGİL

    1916 yılında İstanbul'da doğdu, 1970'da İstanbul'da öldü. Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Liselerde ardından İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı.

    Orta sınıf insanların başından geçen olayları ev- aile-yakın çevre üçgeni içinde anlatan şiirleriyle tanındı. Şiire bağlılığını hiç dinmeyen bir coşkuyla yaşamının sonuna dek sürdürdü.

    Ölümünden sonra bütün kitapları Cem Yayınlarınca yeniden yayınlandı. Çok sayıda radyo oyunu, çevirileri bulunmaktadır. Ayrıca hazırlamış olduğu 'Edebiyatımızda isimler sözlüğü' isimli kitabı ölümünden sonra da sürdürülmekte olup kaynak bir başvuru kitabı olma özelliğini hala korumaktadır. Ölümünden sonra adına konulan şiir ödülü, günümüzde en önemli şiir ödüllerinden biri sayılmaktadır.
    Şiire başladığı dönem, Garip akımının etkin olduğu bir dönemdir. Yine toplumcu gerçekçi şiir olarak adlandırılan akımın da etkin olduğu bu dönemde söyleyiş özelliği olarak bağımsız kaldığı ve kendi söyleyişini yakaladığı kabul edilmektedir. Şiir üzerine yazmış olduğu yazıları ölümünden sonra 'Bile yazdı' ismiyle kitaplaştırılmıştır.

    ŞİİR KİTAPLARI

    Kapalı Çarşı (1945)
    Çevre (1951)
    Evler (1953)
    Eski Toprak (1956)
    Arada (1958)
    Dar çağ (1960)
    Yaz dönemi (1963)
    Divançe (1965)
    İki başına yürümek(1968)
    En/Cam (1970)
    Zebra (1973)
    Kareler, Aklar (1975)
    Sevgilerde - (1976) Kitaplarından seçmeler
    Beyler (1978)
    Söyleriz (1980)

    ÖDÜLLERİ

    1956 yılı Yeditepe şiir ödülü
    1964 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü


    ŞİİRLERİ

    Gizli Sevda
    Kirli Soru
    Nilüfer
    Sevgilerde
    Solgun Bir Gül Dokununca
    Tahta Kürsü Çocuklar
    Yıldızlarda Uyku

    ÇEVİRİLERİ

    Düşlerde Fener Olmak (Wolfgang BORCHERT 'den)





    ABDAL MUSA
    Bir piston
    Kalmamı ister dilediği yerde
    Tekler çoğulluğumu
    Bir dinozor zor yer beni:
    Yadi can beygir gücü.

    Karıncaydı devenin
    Tepip oyluğun ezen,
    Bir bücür yere çaldı
    Dev gibi pehlevanı - -
    Unuturlar anı.

    Bir sürek avında
    Ölüsünü görmeye gelirler,
    Abdal Musa demişler
    Bağrına saplı oku
    Çıkardı verdi geri.

    Bu söz ibret sözüdür
    Arifler ocağında
    Yanar özge bir ateş
    O ateşin dilleri,
    Hele bir gel beri
     
  2. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ACI UTANMAK

    Büyüsün küçülmen,
    Bu senin yakının!
    Yaklaştın mı sağlığında
    Şimdi de uzaksın!

    Duyur istersen
    İlanlar ne yapsın?
    Ana baba kardeş
    Yaşarken ne yaptın?

    Görseler gazetelerde
    Dostlar tedirgin
    Bir iki telefon
    Yeter üç beş akraba.

    Yükler ağır kaldırdınız
    Kırık, ezik bir yığın.
    Göm, gömülmez
    Utancın, uzaklığın
    ******************
    AİLE DURUMU

    Yemeden olmuyor
    Yapılara, yakıtlara, taşıtlara
    Ödemeden
    Yememize ne kaldı?

    Sıcak durulmuyor
    Otur oturduğun yerde
    Geçsin bu gün de gidersiz
    Geçmemize ne kaldı?

    Vurulsa yüzdeye
    Kaçta kaç yaşamak
    Bir şeyler görmeye
    Görmemize ne kaldı
     
  4. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    GİZLİ SEVDA


    Hani bir sevgilin vardı
    Yedi sekiz sene önce,
    Dün yolda rastladım
    Sevindi beni görünce.

    Sokakta ayaküstü
    Konuştuk ordan burdan,
    Evlenmiş, çocukları olmuş
    Bir kız, bir oğlan.

    Seni sordu
    Hiç değişmedi, dedim,
    Bildiğin gibi...
    Anlıyordu.

    Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
    Kendilerininmiş evleri..
    Bir suçlu gibi ezik,
    Sana selâm söyledi.
     
  6. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    KİRLİ SORU



    Benim oralarda hiçbir işim yoktu
    Şeytana uydum,
    Aç ahtapotlar kaynaşırken dipte
    Kaypak kalabalıkta sürükleniyordum.

    İnce yüzünüzde üzgünce bir bakış
    Birden sizi gördüm,
    Açtı arı doruklarda bir safran
    Durdum.

    İlk sevgili güldü yitik anılardan
    Mutsuz, yalnız
    Sessiz kınamanızı, utançlarda küçülmüş
    Aldım, geri döndüm.

    Gelsem,
    Siz yine orada mısınız?

    ************************
    NİLÜFER

    Ben oraya koymuştum, almışlar,
    Arasına sıkışık saatlerin.
    Çıkarır bakardım kimseler yokken;
    Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.

    Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
    Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
    Eski defterlerde sararırmış yaprak.
    Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.

    Bir ışıktı yanardı gecelerde;
    Akşam, çiçekler uykuya yattı,
    Sardı karşı kıyıları karanlık-
    Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
     
  8. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    SEVGİLERDE



    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.

    Bitmeyen işler yüzünden
    (Siz böyle olsun istemezdiniz)
    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı
    ****************************
    SOLGUN BİR GÜL DOKUNUNCA



    Çoklarından düşüyor da bunca
    Görmüyor gelip geçenler
    Eğilip alıyorum
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ya büyük şehirlerin birinde
    Geziniyor kalabalık duraklarda
    Ya yurdun uzak bir yerinde
    Kahve, otel köşesinde
    Nereye gitse bu akşam vakti
    Ellerini ceplerine sokuyor
    Sigaralar, kâğıtlar
    Arasından kayıyor usulca
    Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ya da yalnız bir kızın
    Sildiği dudak boyasında
    Eşiğinde yine yorgun gecenin
    Başını yastıklara koyunca.

    Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
    En çok güz ayları ve yağmur yağınca
    Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
    Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
    Solgun bir gül oluyor dokununca.

    Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
    Akşamlara gerili ağlara takılıyor
    Yaralı hayvanlar gibi soluyor
    Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
    Yollar, ya da anılar boyunca.

    Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
    Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
    Solgun bir gül oluyor dokununca.
     
  10. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    TAHTA, KÜRSÜ, ÇOCUKLAR

    Tahta sınıfa karşı
    Kürsü tahtanın yanında
    Sınıfta otuz çocuk vardı.

    Tahtanın önünde silgi
    Üç dört tebeşir
    Öğretmen içeri girdi
    İlk ders cebir.

    Tahta tahtadır ama
    İnsanlardan anlayışlı
    Hiç sevmediği halde
    Tahta cebiri kavradı.

    İkinci dersin öğretmeni
    Geçti kürsüye oturdu
    Tahta yan gözle ilgili
    Öğrendi Auguste Comte'u.

    Üçüncü derste tahtaya
    Bir öğrenci kalktı fakir
    Yaz dedi öğretmen yazdı:
    "Hayata neş'e güneştir
    Melal içinde beşer
    Çürür bizim gibi..."

    Tahta şairin halini
    Çocuğunkine benzetti
    Üzüntüler, yoksulluklar elinde
    Çocuk da çürüyüp gitmişti.

    Dördüncü ders boş geçti
    Zil çalsın bekle çalmaz
    Tebeşiri kaptığı gibi
    Bir çocuk geldi haylaz
    O canım mısralara
    İki çizgi çizdi çapraz
    Yazdı iri iri:"Yuha!"
    Kayboldu tahtanın nuru
    Kayboldu tahta
    Sonraki çizgiler altında.


    Behçet NECATİGİL
     
  12. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  13. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    YILDIZLARDA UYKU

    Şehre çöken karanlık
    Sokakta bir adam gördü.
    Kattı adamı önüne
    Evine götürdü.

    Adam dinlendi biraz,
    Sofraya oturdu.
    Yemeklerini yediler,
    Annesi çocuğu yatırdı.

    Şehre çöken karanlık
    Her gece başucunda
    Yalnız korkan çocuğa
    Masallar anlatırdı.

    O gece garip bir şey oldu:
    Karanlık uzandı göğe,
    Gökten bir yıldız aldı,
    Odaya getirdi.

    Boşlukta dönen yıldız
    Işık ışık bölündü.
    Renkli maytaplar gibi
    Çocuğun üstüne döküldü.

    Çocuk hemen uyudu
    Uykusunda güldü.
     
  14. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  15. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR ÖLÜMDEN KALANLAR
    Doğuşundan beridir sakladığı
    Tanrının bir emaneti vardı.
    Yatağa düştü,
    Üçüncü gün akşam üstü, geri verdi güler yüzlü.
    - Kalsın bende temelli, diye ağlar bazıları. -
    'Pişirdiğim aşla, bağladığım başla gideyim,
    Üç gün yatak,
    Dördünde toprak olsun yerim! ', derdi.
    Geleni gideni yokkken gençliğinde bile,
    Akşamları gizli gizli, bilinmez
    Kimi gözlerdi?

    Tanrının sevgili kuluymuş,
    Muhtaç olmadan öldü.
    Ama gözleri yine kapıdaydı,
    Belliydi birini beklediği.
    Son sözü bir kadın ismi oldu, hiç duymadığım.
    Lakin anlaşılamadı gitti, söylemek istediği.
    ****************************

    BOŞUNA...
    Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı,
    Arzulu ve davetkardı mutlak.
    Bense neden sonra farkına vardım,
    Böyle işler bizden ne kadar uzak.

    Şimdi
    Ha başımı taşlara vurmuşum,
    Ha düşmüşüm geceyle sokaklara;
    Kimbilir ne zaman karşılaşırım,
    Hem tanıyacağım da şüpheli bir daha.
     
  16. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  17. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Aşk Duyarlığı

    Uzanır fildişi turlarına
    Perdeleri çekili odaların birinde
    Sabırsız, gergin ve usta parmaklar
    Ve çalınır kızlığı, dolendo.
    Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu.
    Hep kendi dünyasında olacak biliyordu,
    Üstelik ne kadar var görmedi.
    Nasıl duyar? Duyar
    Ve alınır yalnızlığı, dolendo
    Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu.
    *******************************
    Küskün Yolcunun Türküsü

    Uzun yürümelerden
    Sonra bitkin düşerek
    Bu bir çocuk oyunu:
    Ben seni çektim çekerek.

    Şimdi hangi kitaplardan
    Öğreneceksiniz onu,
    Gelmiyorsa bazı şeyler
    Çocukluktan geçerek.

    Kasırgayı, doluyu
    Yemiş de düşmüş gibi
    Issız kaldırımlarda
    Garip gece kelebeği
    Düşe kalka sekerek.

    Şimdi hangi yollardan
    Siliniyor izleri
    Çağ dışı bir çağrıyı
    Sigara içer gibi
    İçine çekerek.

    Dünya böyle gidiyorsa
    Elbet bir nedeni var
    Ben sana küstüm küserek
     
  18. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Bir Kış Akşamı

    Pencereye kar düşünce
    Çalar akşam çanı uzun,
    Evi düzen içinde
    Hazır sofrası çoğunun
    Gezgin-göçebe kimi de
    Gelir karanlık yollardan kapıya
    Toprağın serin özsuyu
    Açar altın, kemer ağacında.
    Yolcu girer içeri sessiz,
    Eşiği taş yapar acı.
    Duru aydınlıkta, sofrada
    Ekmek, şarap parıltısı.
    ****************************
    Yıldızlar

    Seni karanlıkta yatırıyorlar
    Korkuyorsun geceden
    Bakıp bakıp pencereden
    Yatağına sokuluyorsun.
    Ben hep eski yerimdeyim biliyorsun
    Hava açık olduğu zamanlar
    Beni seyrediyor, seviniyorsun.
    Anne olurdu ben de
    Sana göründüğüm şekilde
    Odana gelseydim.
    Ateşböcekleri gibi
    Küçücük avucunda
    Yanıp yanıp sönseydim.
    Seneler geçip gider, büyürsün.
    Bir gün olur, hepsi biter
    Endişeler, o çocuk üzüntün
    Hepsi biter.
    Aydınlanır senin için geceler, güneş gibi görünürsün.
    Biraz sabır, küçük çocuk, biraz sabır!
    Ama Allah'ın koyduğu yerde
    Yıldızlar daima yalnızdır