Ben Ben aslında çok korkuyorum

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve çiRkin peRi tarafından 27 Eylül 2008 başlatılmıştır.

    27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  1. çiRkin peRi

    çiRkin peRi Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    248
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    [​IMG]


    Küçük bir odanın içinde üç kişi. Pek paylaşacak bir şeyleri yok aslında korkuları dışında. Birbirlerini çok fazla da tanımıyorlar hani, yani uyumadıkları sürece ne anlatabilirlerse o.

    Kadınlardan biri torunu gelince pek mutlu oluyor, diğeri kızından bahsetmeye başlıyor birden. Evlenmediğinden, evliliğini görememe korkusundan. O sırada daha genç olanları sadece dinliyor. Annesi geliyor aklına, haberi yok şu an o odada olduğundan. Yalnız kız, kimseye seslenmemiş, sessiz sedasız arkadaşta kalacağım diyerek çıkmış evden. İki gün o odada kalacağını biliyor ama yine de kimseye söylemiyor. Korkuları yamacında her daim gösteriyor kendini ama o artık korkularını bile paylaşmıyor.

    Kadınlar anlattıkça düşünüyor.

    Annem de böyle derdi eminim diye geçiriyor içinden. Ama ben belki gerçekleştiremeyeceğim bile. Belli belirsiz bir yaş süzülüyor yanağından, korkuları siliyor. Yalnızlık böyle bir şeymiş diyor kendi kendine.

    Sonra torununu yolcu eden kadın fark ediyor onu, o tek gözyaşını gördükçe konuşmak istiyor ama yalnızlığına gem vurup daha da deşmek istemiyor yüreğini. Susup oturuyor usulca yerine. Diğer kadın konuşmaya devam ediyor kızından.

    Genç kız, kadın anlattıkça; birden değişen hayatını getiriyor aklına. Neden korktuysa başına geldiğini fark ediyor birden. Eli telefonuna gidiyor, bir ses duymak istiyor… Kim olduğu önemli olmayan bir ses. Sadece hani yalnız değilimin ispatı için bir ses. Gezerken onu fark ediyor. Aslında herhangi bir sesten öte olduğunu anlıyor ihtiyacının.

    Annesini arıyor derken, sesini duyuyor biraz iyi hissediyor kendini. O küçücük odada kalırken ne kadar da yalnız olduğunu hissediyor birden. Dostlarının olmadığını, kimseye güvenmediğini ama; güvenmeyi çok istediğini. Korkularıyla tek başına kalmanın ne kadar kötü olduğunu fark ediyor. En önemlisi ise tekrar ayağa kalktığında artık kimsenin kendisini üzemeyeceğini fark ediyor.

    Bir hastane odasında düşünüyor her şeyi, her şeyin o gün verilecek sonuçlara göre son bulacağını veya devam edeceğini bilerek korkuyor.
    Ya daha çok güçsüzleşecek ya da artık hiçbir şeyi umursamayacak. Çünkü en önemli şeyi fark ediyor geçte olsa.

    İnsan nefes aldığı sürece yaşıyor ve kimse kimseyi düşünmüyor. Yanında olmuyor, gerçekten… Yürekten var olmuyor.

    Küçük bir odanın içinde üç kişi. Pek paylaşacak bir şeyleri yok aslında korkuları dışında. Birbirlerini çok fazla da tanımıyorlar hani, yani uyumadıkları sürece ne anlatabilirlerse o.

    Diğer iki kişi hayattan alacaklarını almış ama yine de umutla bakıyor. Oysa en genç olanları öyle yalnız ki umutlarını da bırakmış içeri girerken. Umursamaz gibi davranıyor ama her halinden belli oluyor elinin tutulmasını istediği. Her halinden belli oluyor o masaya yattığında birini istediği. Yaşlı kadın gülümsüyor genç kıza. Genç kız bir gülücükle cevap veriyor. Hiç konuşmuyorlar, genç kız ağzını açmıyor. Sadece düşünüyor ve susuyor. Ara sıra telefonuna bakıyor, ara sıra uyuyor ama tek kelime etmiyor. Çünkü çok korkuyor ve korktukça daha bir silikleşiyor.

    Silikleştikçe anlıyor, aslında yaşadığı her şeyin ne kadar da yalan kaldığını şu anda. Sevdiğim dediği insan yok çünkü yanında, belki de bu yüzden artık sevmiyorum diyebiliyor. İki dakika sonra yanında onu görmek istediğini düşünse dahi sevmiyorum diyor. Arkadaşlarını düşünüyor, sürekli arayan, çağıran… Kaçı merak ediyordur diye soruyor kendine. Durumu bilenleri düşünüyor derken, kaç kez aradılar ki diye geçiriyor içinden. Gülüyor, ne ekersen onu biçersin derler; iyi bir arkadaş değilmişsin demek ki diye geçiriyor içinden. Tıpkı iyi bir sevgili olamadığın gibi, tıpkı iyi bir evlat olmayı başaramadığın gibi… Tıpkı elinde kocaman bir hiçlikten başka bir şey olmadığı gibi…

    Susuyor tekrar, sözleri ağır geliyor kalbine… Kendinden özür diliyor sonra… Zaten hiçbir şeyin anlamı yok diyor.

    Yaşlı kadın izliyor genç kızı, hiç konuşmuyor ama mimikleri öyle derin ki o fark etmeden bir bir dinliyor içinden geçenleri. Diğer kadını almaya geldiklerinde baş başa kalıyorlar ve kadın bu sefer dayanamayıp konuşmaya başlıyor.

    İçindeki kırıklıklar nedir bilmiyorum, ne ile kavga etmektesin böyle sürekli. Korkuların var belli ama neden paylaşmıyorsun kimseyle kızım… Tek başına karşı koyamazsın ki hiçbir şeye…

    Koyabilirim, koymak zorundayım… Diyor genç kız.

    Değilsin, tek başına hiçbir şeyi yok edemezsin. Hiç kimse yok etrafında, buradasın ve annene arkadaştayım diyorsun. Tek bir arkadaşını aramadın, tek kimseyi çağırmadın yanına. İnsan böyle anlarda bir el ister, bir çift göz ister yanındayız diyen.

    Genç kız ağlamaya başlıyor ince ince. Hiç ses çıkmıyor sadece usul usul gözyaşları dökülüyor yanağına. Kadının ne kadar haklı olduğunu biliyor ama yine de yapabileceği bir şey olmadığı için saçma bir teklik mücadelesine giriyor.

    Bazen tek başına savaşmayı öğrenmeli insan. Çünkü dost bildikleriniz düşmandan beter çıkabiliyor. En sevdikleriniz daha beter yaralayabiliyor sizi.

    Ama ailen…


    Diyerek vuruyor bu sefer onu saçları aklaşmış kadın…

    Üzmemek için bu yalnızlığım. Onları üzmemek için. Evet isterdim. Hani çok isterdim yamacımda bir çift göz olsun. Hiçbir şey çıkmayacak söz veriyorum desi , elimi tutsun ama olmuyor işte istemekle hiçbir şey olmuyor.

    Ne söylense farklı bir şekilde cevap veriyor kız, ne kadar ihtiyacı olsa da red ediyor. Tek başıma savaşabilirim diyor. Kadın susuyor. Sonra genç kıza hazırlanın diyor bir kadın. Sizi alacağız birazdan.

    Peki diyor genç kız, içerde neler olacak bilmiyor. Söyledikleri şekilde hazırlanıyor sadece. Eli telefona gidiyor, annesini arıyor tekrar. Yatıyorum ben ararsanız merak etmeyin diyor mırıldanıyor sanki, annesi ses tonundan birşey olduğunu hissediyor... Soruyor ama uykum var diye cevap veriyor sadece kız. Merak etme annecim iyiyim ben. Kapatıyor, bu sefer onun numarasına bakıyor…

    Seni sevmiyorum diye geçiyor içinden. Gerçekten diye tekrarlıyor, seni sevmiyorum. Bir çift göz geliyor aklına, telefonu bırakıyor…

    Kadına bakıyor gülümseyerek,

    Biliyor musunuz… Ben… Ben aslında çok korkuyorum…

    Meral BİLGİÇ
    Devam Edecek
     
  2. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  3. design

    design iç savaştayım Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    265
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bu nasıl bi hikaye lütfen devamını yaz ölicem meraktan kız nereye gidiyo
     
  4. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  5. pamugum

    pamugum Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    ay evet yaa bian önce yaz devamını cok merak ettim lütfen cok bekletme biziiiii
     
  6. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  7. swethome

    swethome mis kokulum,DEFNEM Üye

    Katılım:
    11 Nisan 2008
    Mesajlar:
    3.144
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    148
    Lütfennnnnnnnnnnnnnn....................... Ne zaman devami
     
  8. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  9. ecemsu xoxzden

    ecemsu xoxzden Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    33
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Devamını bende bekliyorum sabırsızlıkla....Ameliyat masasına yatacak sanırım....
     
  10. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  11. çiRkin peRi

    çiRkin peRi Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    248
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    [​IMG]


    Biliyorum dedi ak saçlarını çaresiz arkaya atan kadın.

    Gülümsedi tekrar genç kız. Derin bir nefes alıp oturdu yatağının üstüne. Ne olacak diye düşündü.

    Bir saat sonra ne değişecek. Kalbindeki düğüm çözülmeye başlamıştı. Uzun zaman olmamıştı soğuk kışların dondurduğu kalbini hissetmeyeli. Uzun bir zaman geçmemişti elini göğsüne attığında o boşluğu hissedeli ya şimdi buzları çözülüyordu yeniden. Deli gibi atan kalbine söz geçirmeye çalışıyordu. Yatağının yanına baktı, sadece belli belirsiz kendi gölgesini fark etti. Kalktı birden yerinden pencereye doğru yürüdü. Kimsenin gelmeyeceğini biliyordu ya hani insanoğlu işte birini görme umudu vardı hep.

    Yaşlı kadın elini tuttu derken,

    Ara…

    Genç kız usul usul döndü elini tutan kadına, sıcaklığını hissetmişti ve böyle dostane bir sıcaklığı duymayalı çok olmuştu hani.

    Arayabileceğim kimse yok çevremde. Gerek de yok zaten. Tek başıma halledebilirim ben her şeyi.

    Bazen tek olmak yaramaz güzel kızım insana. Yardım etmek illaha eşyalarını getirmek, su vermek değildir.

    Sonra oturttu yanına kızı. Elini onun göğsüne koydu.

    Bak kafese koyulmuş ürkek bir kuş gibi atmakta kalbin. Bırak ona uzansın eller. Sevdiklerin rahatlatsın onu.

    Genç kızın yanağına akan damlayı sildi.

    Eğer böyle hissetmeseydin, her seferinde telefonuna bakmazdın yavrum, sana ne zaman baksam ve konuşsam dökmezdin bu gözyaşını. Tamam, güçlü olmak iyi, güzel, hoş ama… Bu kadarı fazla. İnsanın muhtaç olmaya da ihtiyacı vardır. Bu güçsüzlük değildir ki bu daha da güçlenmektir.

    Ne güzel söylüyor diye geçirdi içinden genç kız ama ne kadar zor dedikleri… Gülümsedi yine ufaktan. Yapabildiği, yani güçsüz olduğunda yapabildiği tek şeydi gülümsemek.

    Ne kadar güzel söylüyorsunuz ve inanın doğruluğuna en çok inananlardanım ben ama bazen yapması çok zor oluyor işte. Evet, çok istiyorum şu odada tek başıma düşünmek yerine bir el tutsun eskisi gibi elimi, geçecek desin. Hatta senin başına gelmeyen de kalmadı, eh artık hiçbir şey yıkamaz vallahi seni desin. Ya da gerek yok hiç ses etmesin ama beklesin.

    Kadının gözlerinin içine baktı, koca bir hüzün dalgası fışkırdı yüreğinden birden.

    Ne çok isterdim durakladı, ağlamak üzereydi tuttu kendini yersiz olduğunu düşünerek. Bir dostum yamacımda beklesin... Hani inansa; birilerinin onları düşündüğüm gibi, beni düşündüğüne inansam o da yeterdi belki kim bilir. Ama yok…

    Kadının elini aldı tekrar koydu yüreğinin üstüne.

    O kuşu kafese ben koydum biliyor musunuz? Hep en sevdiğim dediğim insanlar yoldular tüylerini çünkü onun. Rengarenkti oysa, bir sürü hayal beslerdi kanatlarında. Sadece kendi için değil herkes için umut vardı ve ne zaman uçsa umut dağıtırdı o kuş. Uçamasın diye, kanatlarını kırdılar derken ve ben onu çamurlu bir kuyunun içinde buldum ürkek. Bana bile gelmedi ilk başta. Öyle korkmuştu ki; öyle ürkmüştü ki benden bile kaçtı. Kendimden korkar oldum ve söz verdim o gün orada… Artık izin vermeyeceğim hiçbirine. Ve o kafese ben koydum onu. Hiç kimseyi affetmesin diye, başta bana kızgınlığı hiç geçmesin, hiç unutmasın diye.

    Ama sen çoktan affetmişsin onları, yoksa elin telefona gitmezdi kızım. Gidip pencere dibine, düşünmezdin de…

    Bazı şeyleri kendime bile itiraf edemiyorum ki ben. Evet, belki dediğiniz gibi çoktan affettim ya da geçti gitti kızgınlığım ama o kadar. Onun dışında cesaretim yok hiçbir şeye. Çağırmak istemiyorum hiçbirini, evet olsunlar çok isterdim ama tekrar kırılacak kanatlarım yok benim. Hele şu sıra hiç yok…


    Hiçbir şey söyleyemedi kadın. Yaşı gençti ama fazla kırıktı yüreği, her sözünde bir yeri daha kesiliyor gözlerinden akıyordu acısı genç kızın. Sustu… Elini tuttu ve sadece sustu…

    Hazır mısınız? Diye seslendi dışarıdan gelen kadın.
    Evet dedi belli belirsiz genç kız… Hazırım…

    Elini tutmakta olan kadına baktı. Bir söz bekledi korkularına dair.

    Korkma…

    Getirilen yatağa uzandı sonra. Gülümsedi o hep güçsüzlüğünü saklamaya çalıştığı gibi… Kadın doğruldu yerinden. Yanına gitti usul usul...

    Seninle gelmemi ister misin?

    Meral BİLGİÇ
    Devam Edecek
     
  12. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  13. ecemsu xoxzden

    ecemsu xoxzden Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    33
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    "Belki dediğiniz gibi çoktan affettim ya da geçti gitti kızgınlığım ama o kadar. Onun dışında cesaretim yok hiçbir şeye. Çağırmak istemiyorum hiçbirini, evet olsunlar çok isterdim ama tekrar kırılacak kanatlarım yok benim. Hele şu sıra hiç yok…"
    Kelimelerin sustuğu ve sadece yüregimin konuştuğu dakikalar yaşıyorum....Yazı yine beni farklı bir aleme sürükledi...Seviyorum ama elim telefona gitmiyor çünkü ikinci kez benimde kanatlarımın kırılmaya gücü yok;belkide güvendiğim insanların deger verdiklerimin tekrar beni incitmesinden korkuyorum veya hayalimdeki şekillerinin bozulup çirkinleşmelerinden....Ben onları kırılsamda hala yüreğimin en güzel köşesinde saklıyorum...
     
  14. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  15. çiRkin peRi

    çiRkin peRi Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    248
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Aynı köşedeler mi bilemem ben , bildiğim tek şey şu an ihtiyacım olduğu ve olmadıkları. Daha fazla kaybedecek umudum da yok. Bir yerden sonra kalmalılar ve gelmemeliler peşimden. Kırılmaya mecalim kalmadı sevsemde... Onarılacak tek bir köşem kalmadı onlara ihtiyacım olsada... Bu nedenle en güzeli susmak belki de...
    Tıpkı o genç kız gibi...
     
  16. 27 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  17. ecemsu xoxzden

    ecemsu xoxzden Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    33
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Evet susmak ama;susmak bazen konuştuğumuzdan daha çok şey anlatır....İçimizdeki o sesi susturabilsek belkide o zaman ruhumuz huzur bulacak ki;sanırım o sesin susmasına daha zaman var....İçmdeki o fırtına bu ara duracak gibi durmuyor öyle bir coşkuluki bazen nefes almak dahi zor geliyor...​
     
  18. 28 Eylül 2008
    Konu Sahibi : çiRkin peRi
  19. pamugum

    pamugum Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.858
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    ..
    o fırtınaların hep durmasını beklemiyrmuyuz zaten..tam durdu işte sakinlesti derken alsında encok costugu esip kükredigi yakıp yıktıgı bizi altüst ettigi zamanlar degilmidir..??? sizdede böylemi bilmem ama bende böyledir tam duruldu dedigim zaman aslında fırtına öncesi sessizligidr yüregimin..işte ozamanlar kendimden kacmak istiyrm ahh bi atabilsem o yüregi bi atabilsem belki ozaman kırılmıycam bidaha..bidaha kimse kıramıycak kanatlarımı özgürce ucabilcem..canım yanmadan kolum kanadım kırılmadan..ahh bi mümkün olsa kırılmamak .....​