Ben Cumhuriyet'i Böyle Kazandım..

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Adivar tarafından 16 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    16 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Adivar
  1. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    Ankara 10. Cumhuriyet yılının büyük ve ölçüsüz sevinci içindedir. Şehir baştanbaşa ışıklarla donatılmıştır. Eğlence yerlerinde her Türk tam bir şuurla
    devrimin nimetlerini idrak ederek neşe içinde eğlenmektedir.
    Atatürk resmi baloların verildiği yerlere uğradıktan sonra Halkevi’ne de teşrif
    ediyor. Orada milli ve mahalli giysileriyle coşan ve coşturan Türk köylüleriyle
    karşılaşıyor.
    Bir gün bu milleti ve bu memleketi kurtarmak için atıldığı mücadelede kendisine
    yegane kudret ve kuvvet membaı olan bu temiz yürekli vatan evlatlarının
    neşelerinden son derece duygulanıyor.Onları bir süre seyrettikten sonra doğru
    Çankaya’ya teşrif ediyorlar ve:
    -Efeleri buraya getiriniz!.. Emrini buyuruyorlar.
    Efelerin Çankaya’da Atatürk’ün sofrasında nasıl coştuklarını ve nasıl
    coşturduklarını anlatmaya imkan yoktur. Büyük Ata sahnenin en heyecanlı bir
    anında Ankara efelerinden birine soruyor:
    -Efe, sen benim için ne yapabilirsin?
    Efe tereddüt etmeden cevap verir:
    -Her şey...
    -Mesela?..
    -Ölürüm...
    Şimdi bütün dikkat Atatürk’e çevrilmişti.kimse konuşmuyor onları dinliyordu.
    Atatürk gözlerini etrafındakiler üzerinde bir kez gezdiriyor sonra:
    -Efe ,diyor, sözünde samimi misin?
    -Emir sizindir Ata'm.
    Atatürk elini dizinin üstüne vuruyor:
    -Koy başını buraya!...
    Efe derhal başını Ata'nın dizlerine koydu ve başını koyar koymaz şakağında bir
    soğuk temas hissetti.bu Atatürk’ün şakağına dayadığı tabanca namlusunun
    soğukluğuydu. Efe bu soğuklukla beraber şakağına dayanmış bir tabanca olduğunu görmüş fakat en küçük bir harekette bulunmamıştı.
    Efe Ata'sı için ölümü seve seve kabul edebilirdi. Fakat Atatürk ona kıyacak
    mıydı?
    Bütün yüzlerin rengi bir anda solmuş heyecan son haddini bulmuştu. Nefes
    almaktan korkuyorlardı ve gözler Atatürk’ün elindeydi. Tabanca efenin şakağına dayanmıştı. Fişek sürülmüş ve emniyet açılmıştı. Atatürk bir saniye bile sürmeyen bu an içinde ve gözle fark edilemeyecek bir hızla tabancanın namlusunu şakağın yanından belki bir santim kadar kaydırarak tetiği çekiyor.
    Derin sükutu yırtan korkunç tabanca sesi...
    Kalpler sanki yerinden kopacak.
    Hazır bulunanların hepsinin beti benzi kül rengini almıştır.
    Fakat efenin başı hala Ata’nın dizindedir ve efede en küçük bir kımıldanma
    yoktur.
    Atatürk efenin başını dizlerinden kaldırıyor temiz alnını dudaklarına doğru
    çekiyor ve öpüyor.
    Hala biraz önceki havanın tesirinden kurtulamamış olanlara:
    -İşte ben Anadolu Savaşını bunlarla ve böyle canlarını esirgemeyenlerle
    kazandım diyor.