ben mantığın bittiği yerdeyim, sense kaçak.....[/

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve realist tarafından 30 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    30 Aralık 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    yâr deyince kalem elden düşmüyorsa yâr değildir... yâr'dır ki, ölüme de götürür, yaşamın sırrını da verir titrek avuçlarında... yâr odur ki, ölür yaşamak için ve yaşar uğruna ölmek için....

    oysa ki böyleydi sevda,
    çekilen bir kılıçtı kınından
    veya suya yazılan bir yazı
    ötelere giden bir yol....

    yol'suz kaldık şimdi... çulsuzuz bu sevdadan yana... adımız sanımız okunmuyor şiirlere düşülen ezik bükük mısralarda... ya biz yoktuk, ya da biz hiç yazılmadık ve bir o kadar tanınmadık....

    o kadar tanınmıyorduk işte... bütün kalabalıkların habersiz'liklerinin yabancı bakışları üzerimizde... gözüme bakıyorsun bilinmedik bir mekânda, en bilindik çekingenliğinle, bakma diyorsun.... öylesine bakılmadık bir sevdadayız şimdi...

    tellendirilmiş bir sigarayı titretiyor parmakların... bir de hüznün tellerini vuruyor gece yarılarında... ya ben'i düşünüyorsun, ya da ben'sizliği diyorum.. bıçağın her iki yüzü de keskin artık.. ne tarafa çevirsen bir yanını kesiyor buz kesmiş ben'li ve ben'siz yalnızlığın.. gece'yim diyorsun, kaybolup gidiyorsun dipsiz karanlıklarında.. uzatıyorum elimi, çekip çıkarmak istiyorum.. beni de kanatıyor yalnızlığın.. ya gel artık 'yalnız' benimle ol veya 'yalnız' kal ben'imle ol... bıçağın iki yüzüdür bu işte; yalnızlığın bir garip terennümü.. ve bir gölgedir artık bıçağın iki yüzü her lâhzâ adım adım peşinde yürüyen.....

    bazı insanlar şanslı doğarlar.. hani öyle çok büyük şans'lı doğmalardan bahsetmiyorum..kuş tüyü yataklarda doğup, kuş sütüyle beslenmeler hikâye'den terâne.. masal müdâvimi konular bunlar...

    daha küçük şeyler söylediğim; örneğin bir kumbara veya kumbaranı saklayabileceğin bir yerler.. hatta kumbaranı unutmak kadar küçüklüğe dair ufak ve mutlu ayrıntılar...

    bir kumbaram hiç olmadı... daha doğrusu kumbarayı olabilecek en işlevsel veya olmayabilecek en düşük işlevsel haliyle bile kullanacak durumum hiç olmadı... hatırladığım tek şey, bir kaza, bir uçurtma ve bir sürü yara...

    keşke bir zamanlar koyduğum ve yerini unuttuğum bir kumbaram olsaydı.. keşke cebimde kırık dökük hüzünler olmasaydı hiç.. keşke, keşke demeseydim... ama bir 'keşke mağduru' yum ben....

    şimdi büyüdük... hatta 'amca' diye sesleniyorlar... ama içimde hala sokaklara çıkıp çelik çomak oynamak isteyen bir çocuk var... parmaklıklar arkasına sıkışmış... belki de ben, hiç yazmadım... O yazdı... ve o yazıyor...

    sen kumbara diyorsun, bir küçük çocuk bakıyor sana(...)

    hüzünlü ve bir o kadar 'yarım'.....

    Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur' Antoine Bret

    yine sensizlik çöktü bu şehrin sokaklarına.. nereye gitsem sen'sizlik, nereye baksam sensizliğin kol geziyor köşabaşlarında bu şehrin.. başımı alıp gidesim geliyor.. âh'lar çekiyorum yüreğimden, duymuyorsun..

    ömür böyle geçip gidiyor, ve sonuna yaklaşıyorum ömrün.. yirmi iki temmuz iki bin dört.. oysa dün gibiydi çocukluğum; çok şey hatırlamasam da, çocuktum işte.. ama şimdi; sen'siz bir hayatın dingin, yorgun ve sessiz telaşındayım, duymuyorsun..
    sen belki de hiç olmadın.. belki de hiç olmak istedin.. belki en az bu şehir kadar bilinmez ve keşmekeş olmak istedin.. bir isim yetmedi, bütün isimlerle seslendim sana.. hangi isminle çağırsam, dönüp bakmadı yorgun yüzün.. bu şehirde, böylesine sensizliğin uçurumlarında haykırışlarım kol geziyor, duymuyorsun..

    melankolik diyorlar bana, suçlamıyorum onları çünkü seni bilmiyorlar.. 'aşk' diyorum, 'ilahi' diyorum ve belki de varılacak son nokta diyorum, anlamıyorlar.. bir titrek kemanın esiri oldum şu an.. insan sesinin en ayne'l-yakîn hâli derler.. bir damla gözyaşı, bir ilâhî aşk, varılacak son nokta ve titrek bir keman sesi.. kısaca sen ve senin hatırlattıkların, anlamıyorsun..

    artık mantığın öldüğü bir yerdeyim, son soluklarını çoktan verdi, bir 'gece' kollarımda can verdiği an.. habersizdin ve belki yine kimsesizdin veya kimsesiz olduğunu zannediyordun.. belki de bütün 'çekingenliğinle', bütün 'tutukluğunla', bütün 'saygınla' susuyor... susuyor... ve kaçıyordun... kaçak bir sevdadasın, belki bir daha dönmeyeceksin.. hiç bir liman vermeyecek seni, hiç bir rüzgar kokun dolmayacak..

    ama olsun,

    ben mantığın bittiği yerdeyim, sense kaçak.....