Bencil olma,huzurlu ol!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve vicdan tarafından 25 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : vicdan
  1. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Budist felsefesi başkasının çıkarlarını düşünmeyi öğütlüyor: Tolerans gösterin ama ödün vermeyin.

    Aşk acısı, stres ve kıskançlığa karşı en etkin silahları ise ani tepkilerden kaçınmak, sakin ve sabırlı olmak

    Uzakdoğu felsefesine göre mutlu olmak için kişinin önce kendini çok iyi tanıması gerekiyor. Bunu başaranlar acının kaynağına iniyor ve onu yok edebiliyor. Acıyla baş edemeyenler ise en mutlu anlarında bile kendini kötü hissediyor. Budizm'de mutluluğu yakalamak için 'Ahlak disiplini'ne ulaşmak gerekiyor. Budistler bunu başarmak için bencillikten uzak duruyorlar. Uzakdoğu felsefesinin temelinde diğerlerine yardım etmek, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise en azından kimseye ve hiçbir şeye zarar vermemek yatıyor. Bunun için üç ana prensibi yaşamınızın temel parçaları haline getirmeniz gerek:

    * Bireyin özgürlüğü için çalışın, ne özgürlüğünüzü kısıtlayın ne de diğerlerininkinin kısıtlanmasına izin verin.

    * Diğerlerinin iyiliği için çalışın, bencillikten kaçının. Unutmayın 'ben' tek değildir.

    * Ruh ve beden uyumu sağlayın.

    Acıyı tanıyarak yok etmeyi öğrenin

    Budizm felsefesine göre, hayatı tanımanın ve istediğiniz gibi yaşamanın önündeki en büyük engellerden biri beden ve ruh kaynaklı acılar.

    Acının doğasını tanıyarak onu yok edebilir ve kısır döngüden kurtulabilirsiniz. Bunun için önce acının çeşitlerini bilmeli, kaynaklarına inmeli ve bu kaynakları nasıl yok edebileceğinizi öğrenmelisiniz. Özgürleşme denen bu süreç dört ana gerçeğin belirlenmesinden geçiyor: 'Gerçek acı, gerçek acının sebepleri, acı ve kaynaklarının yok edilmesi, acıyı ortadan kaldırmak için takip edilmesi gereken doğru yol.'

    'Açık acı' günlük yaşamın fiziksel ve ruhsal olarak yarattıklarıdır. Baş ağrısı, ayrılık gibi. Acının tersi olarak tanımladığımız 'keyif' ise aslında yalnızca acının yok edilmesinden duyduğumuz hazla sınırlıdır.

    Unutmayın acının kaynağı yalnızca beyniniz. Eğer onu yaratmak isterse huzurlu ve mutlu bir ortamda bile acı sizi hep bulur, istemezse sizden uzak durur.

    Güne güzel olayları düşünerek başlayın

    Uzakdoğu felsefesine göre yaşayanların mutlu olmak isteyenlere önerileri:

    * Güne olumlu düşüncelerle başlayın. Gece yatmadan önce gün boyu yaptıklarınızı gözden geçirin.

    * Yaşamınızı gözden geçirin. Nasıl olduğunu ve nasıl olmasını istediğinizi belirleyin. Bunun için neler yaptığınızı ve yapmadığınızı düşünün.

    * Zorluklara olumlu bir bakış açısı ile yaklaşın. Benzer acıları çekmiş başka insanlar olduğunu düşünün.

    * Öfke, kıskançlığın olumsuz etkilerini düşünün.

    * Birinin baskı ve yönlendirmesini hissettiğinizde sabırlı olun. Tolerans gösterin ama ödün vermeyin

    * Karşı taraftan gördüğünüz öfkeye aynı şekilde karşılık vermeyin. Biri sizi kırar veya utandırırsa onu cevapsız bırakın. Sabır birçok problemin anahtarıdır.

    * Karşı tarafı öfkelendirip öfkenizden kurtulamazsınız.

    Budistler aşk acısını nasıl yeniyor

    Acı deyince birçok kişinin aklına ilk olarak aşk acısı gelir. Uzakdoğu felsefesinde aşk acısını sineye çekmek yerine onunla mücadele edip kısa sürede yenmek mümkün. Yapılması gerekenler 4 aşamadan oluşuyor:

    * Kendi değerlendirmenizi yapın. Olumlu özelliklerinizi ön plana çıkarın.

    * Mutlak olmayan hiçbir durumun ruhunuza zarar veremeyeceğine inanın. l İçinizdeki salt mutluluk durumunun dış faktörlerden bağımsız olduğunu bilin.

    * Yaşamın sonsuz bir döngü olduğunu, durumların bir halka içinde değiştiğini ve geçici olduğunu fark edin.

    Paylaşımcı ol, kazan

    Bencillik insan doğasında var olan doğal güdülerden biri. Ancak bu duyguyu kontrol edip kişinin başkalarına ve kendine zarar vermeden mutlu bir yaşam sürmesi mümkün. Bencilliği kontrol altına almak için basit bir metoda başvurabilirsiniz:

    * Sessiz bir yere oturun ve gözlerinizi kapayın.

    * Sağ tarafınızda kendinizin oturduğunu hayal edin. Sol yanınızda da bir grup acı çeken, yardıma muhtaç insan olsun.

    * İki tarafı objektif olarak değerlendirin. Hepsinin mutluluğa ulaşmaya çalıştığını düşünün.

    * Çoğunluk daha iyi maddi imkanlar, daha iyi evler için çalışıyor. Oysa başkalarının daha temel ihtiyaçlar için mücadele ettiğini unutmayın.
     
  2. 7 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : vicdan
  3. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
  4. 7 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : vicdan
  5. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    bu harika paylaşım için teşekkürler vicdan
     
  6. 7 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : vicdan
  7. çitlembix

    çitlembix Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Nisan 2007
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Aslında huzur için çok uzaklara gitmeye gerek yok.Tasavvufta bu konular çok güzel ele alınıyor.Gerçi gerçekler ve doğruların şu ülkedeni veya bu felsefedeni olmaz ama yine de bizden birşeyler her zaman daha samimi gelir bana.Mevlana örneğin.Veya Muhyiddin-i Arabi .Veya Ahmed Hulusi.Örnekler çok aslında.Paylaşımın için çok teşekkürler sevgili Vicdan...
     
  8. 29 Mart 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  9. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Bir hayatı ve bütün hayatları benciller mahveder. Çünkü bencillik gözü kör eder. Bencillik; kendisinden ve kendisinin gördüklerinden başka şeyleri göstermez kişiye ve başkalarının da hep öyle düşündüğünü, hep öyle gördüğünü sanır. Kendisinin başkalarına yaptıklarını, başkalarının da kendisine yapacağının korkusuyla yaşar.Ve; hayatı hem kendine ve hem de başkalarına zehir eder. Yazar Cezmi Ersöz’ün de dediği gibi; “... Kararmışsa gönlü insanın, nereye baksa orada kararmış gönüller görüyor... Dibe vurmuşsa hayatı, kimi görse dibe vurmuş sanıyor... “
    Hayata bencillik penceresinden bakmayanları, bakamayanları bir türlü anlayamaz bencil. Anlamak istemez belki de. Bu konu üzerinde düşünmek bile istemez, korkar, ödü kopar böyle bir düşünceyi kafasında misafir etmekten. Ve bencilliği büyüdükçe büyür, büyüdükçe büyür. Yüreğini, beynini ve hasılı bütün dünyasını istilâ eder.
    Esirliği içinden çıkılmaz bir hâl alır. Kendisi bencilliğin esiri
    olduğu gibi, kendisi gibi olmayan bütün insanları da bencilliğin ve bencilliğinin esiri kılmak ister.
    Hayatı kimler mahveder?
    Bir hayatı ve bütün hayatları benciller mahveder.
    Hayatı sadece kendine tanınmış bir hak olarak gören ve başka hayatlara hayat hakkı tanımayan, hayatın ne demek olduğunun farkında olmayanlar mahveder.
    Onlar ki; başkalarının hayatlarını mahvettikleri gibi bu arada kendi hayatlarını da mahvederler. Oysa ki hayat, ancak başka hayatlarla birleştirildiğinde, başka hayatların güzelliği ve düşünceleriyle karıldığında gerçek anlamını kazanır. Yaşanana ancak o zaman hayat diyebiliriz.
    Enerjisine, büyüsüne, sevgisine, merhametine; başka hayatların enerjisini, büyüsünü, sevgisini, merhametini karıştırmayan hayatlar ne biçim hayatlardır ve ne kadar yaşamışlardır ki zaten?
    Zira hayat, başka hayatların ellerinden tuttuğu, başka hayatların acısıyla sarsıldığı ve başka hayatların gücünü yüreğinde hissettiği, başka hayatlara sevgi beslediği kadarıyla hayattır ve böylece; hissetmesini, anlamasını, düşünmesini, kendisini başkalarının yerine
    koymasını ve sevmesini öğrenir. Böylelikle başka hayatları da kavrar ve büyükçe bir hayat olur.
    Sevgileri benciller yok eder. Dayanamazlar sevemedikleri için sevgilerin büyüklüğüne, yüceliğine güzelliğine... Şair Hüsrev Hatemi de diyor ya “Sevgi Rubaisi” başlıklı şiirinde:

    “Sevgi, acıyı öğrenmektir
    Tüm bencilliklerden iğrenmektir
    Bir özge kurbanlığa olup talip
    Her an, her saniye doğranmaktır”
    Ve bilinmelidir ki; “Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür.”
    (Shakespeare)
    Hayatı kimler mahveder?
    Bir hayatı ve bütün hayatları benciller mahveder.
    Çünkü ne gülden anlarlar, ne gönülden... “Bu yüzden yumuşaklık nedir bilmezler / Bir gülün tenine değmedi hiç elleri” Hayatlarına hiç gül girmemiştir ve haberdar olmamışlardır gönlün sesinden, yankısından, ıstırabından, bir başkası için acı çekmenin farklılığından... Ne mısra yaralamıştır onların yüreklerini, ne bir öykü iki damla yaş
    döktürmüştür gözlerinden... Bir hayatın bir hayattan kopup
    gitmesinin acısını, bir hayatın bir hayata karşılıksız bağlanmasının altında yatan gerçeği ve bir hayatın başka bir hayat için kendini feda etmesinin sırrını hiçbir zaman çözemezler. Bu zorluğa, bu darlığa ve bu yokluğa tahammülleri yoktur.
    Ve bütün bu yazdıklarımızın onlar için önemi yoktur. Kendileri için yaşamanın ve bencilliklerinin benimsettiği bir dünya kurmanın peşindedirler hep. Bunun için bir cana kıymazlar belki ama, karşılarında erimesine de ses çıkarmazlar, göz yumarlar.
    Yerleri ve üstlendikleri görev değişiktir onların... Bazen bir
    yönetici olur bu, bazen bir eş, bazen bir asker, bazen bir iş
    adamı... Bazen de, yetiştirmesi için eline teslim edilmiş gül gibi çocukları bencilliği yüzünden solduran bir öğretmen... En tehlikelisi de budur. Çünkü çocuklarımız geleceğimizdir ve bu kişi bencilliğiyle geleceğimizi karartmaktadır. Ve çocuklarımız bu tür kişilerin ellerinden bir an önce kurtarılmalıdır.

    Hayatı kimler mahveder?
    Bir hayatı ve bütün hayatları benciller mahveder.
    Peki; yıkılmış, çok işe yarayacakken belki de hiçbir işe yaramamış ya da o hale getirilmiş; hayat için, insanlık için çok şey üretecekken, çok az şey üretmiş, belki de hiçbir şey üretememiş bir hayatın, hayatların hesabını kim verecek?
    Hayatı sadece kendisi için tüketen ve hayatı hep kendisinin anladığı şekilde yürüten, bir anlamda kendi hayat anlayışını başkalarına dayatanlar bunun hesabını vermeyecekler mi? Kim soracak onlardan bunun hesabını? Ya da sorulur mu acaba onlardan bir gün bunun hesabı?
    Hem sorulsa ne olur iş işten geçtikten, hayatlar harap olduktan, kaybedilenler geri gelmedikten, ömürler heder olduktan sonra...
    Neyin önemi kalır ve artık neyin önemi vardır bu andan sonra...
    Şair Hüseyin Yurttaş’ın, “Albümü Kapatırken”den adlı şiirinin bir bölümünde söylediği gibi:

    “...
    canlar canı canımız gidince
    kalır ki yaprağın arasında
    acısı iç karartan bencillikler
    birer gül kurusu gibi
    yalanların son belgesi olarak”
    Hayatı kimler mahveder?
    Bir hayatı ve bütün hayatları benciller mahveder.
    O halde hayatı hayat kılmak ve hayatı hayat gibi yaşamak için bencilliklerimizden ve bencillerden kurtulmalıyız. Ya onlardan uzaklaşmalıyız ya da çıkarmalıyız onları hayatımızdan, çevremizden...
    Onlar bencillikleriyle baş başa, yapayalnız ve dostsuz bir hayatı sürüyerek tüketirken, bizler hayatı ve güzelliklerini dostlarımızla paylaşarak tüketmeliyiz.
    Şair Talip Apaydın’ın “Bencil” adlı şiirinde dediği gibi;
    “Bencillik en çürük yanımız
    Her an çeker paçamızdan
    Sıfır noktasına indirir bizi
    Atlayıp geçersek ne iyi
    Yoksa hiç olup kalırız
    Gözümüz kör, kulağımız sağır
    Susar içimizdeki insan sesi
    Nice güzelliklere duyarsız
    'Rab bana, hep bana'
    Arsız otlara benzeriz
    Hele kimilerini gördükçe
    İnsanlığımızdan utanırız
    Kim bilir belki de
    Silkinip bir güzelce
    Pisliklerden arınırız
     
  10. 29 Mart 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  11. pelincan

    pelincan evlat nefes gibi Üye

    Katılım:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.435
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    148
    eşim benim bencil olduğumu düşünüyor bencede biraz bencilim galiba isteklerim dışına çıkılınca çabuk sinirleniyorum kendimde bencil insanlardan nefret ederim