Benimle alay ediyorlar! (cocuk gelişimi)

Konusu 'Davranış Bozuklukları' forumundadır ve yessillim tarafından 27 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    27 Eylül 2007
    Konu Sahibi : yessillim
  1. yessillim

    yessillim Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Haziran 2007
    Mesajlar:
    714
    Beğenildi:
    20
    Ödül Puanları:
    108
    Arkadaşlık ilişkilerinde kızdırma ve alay etme çocuklar üzerinde nasıl bir etki bırakıyor?

    [​IMG]

    Çocukların anne-babaları veya arkadaşlarıyla şakalaşarak birbirlerini kızdırmaları sosyal ilişkilerde olağan bir süreçtir. Ancak isim takma, alay etme gibi davranışların acı verecek boyutlara ulaşması pek çok çocukta güvensizlik yaratır, okula gitmeyi reddederler. Okul öncesi dönem çocukları arkadaşlarıyla gülerek alay ederler. Farklı ve yeni özellikler hakkında masum yorumlar yaparlar. Küçük çocuklar acımasız oldukları için değil, düşüncelerini mantıksal süzgeçten geçirme olgunluğuna ulaşamadıkları için fikirlerini doğrudan ifade ederler. Aldıkları tepkilere dayanarak alay edilmenin yarattığı duyguları ve bunlarla başa çıkma yollarını öğrenirler. Anaokuluna başlayan çocuklar kurallara uymayı öğrenirler ve gruba ait olma duyguları güçlenir. İlkokul yılları boyunca sosyal açıdan kabul görme ihtiyacı giderek önem kazanır. Çocuklar güçlerini göstermek ve akran topluluğuna bağlılıklarını kanıtlamak amacıyla arkadaşlarıyla alay ederler.İlkokul çağındaki çocukların dili kullanma becerileri geliştikçe daha acı verici kelime ve tanımlar seçerler. Çevrelerinde kendilerini uyaracak yetişkinlerin bulunmamasına özen göstererek nerede ve ne zaman alaycı tavırlar sergileyecekleri konusunda daha dikkatli davranırlar. Ergenler ise hastalık, ebeveynin ölümü v.b. durumlarda empati kurmalarına karşın, olumsuz özelliklere sahip akranlarına karşı kırıcı davranabilirler. Ergenin sözel becerileri gelişmiştir. Bireysel zayıflık ve zaafları irdeleyerek bunların üzerine gidecek bilişsel süreçleri tamamlamıştır. Bu dönemde alay etme genellikle ergenin akran grubundan sosyal kabul görmek için, arkadaşlarını diğerlerinin bulunduğu ortamlarda küçük düşürüp utandırmaya çalışmasından kaynaklanır.

    Kız ve erkek çocuklar arasında isim takma, alay etme konusunda farklılıklar bulunmaktadır. Erkekler birbirlerini zayıf noktaları ve erkeklik özelliklerine ilişkin konularda utandırmaya çalışırlar. Kızlar ise arkadaşlarını grup dışında bırakma, söylentiler yayma, fiziksel görünüme ilişkin şaka yapma gibi yaklaşımları tercih ederler.

    Bazı çocuklar fiziksel, davranışsal, psikolojik özelliklerinden dolayı arkadaşları tarafından hedef olarak seçilirler. Gözlük, işitme cihazı v.b. tıbbi araçlar kullanan çocuklar akranları tarafından dışlanabilirler. Bu durumda kullanılan cihazın gerekliği ve işlevi hakkında çocuk ve arkadaşlarına bilgi verilebilir. Kaynaştırma ilkesi doğrultusunda sınıf ortamında diğer öğrencilerle birlikte eğitim gören özürlü çocukların desteklenmeleri, özelliklerinin eğitimciler tarafından akranlara aktarılması önemlidir. Böylelikle engelli öğrenciler yaşıtlarıyla birlikte eğitimlerini sürdürmekte ve diğer çocukların bireysel farklılıklara karşı duyarlılıkları ve hoşgörüleri artabilmektedir.
    Çocuğun doğal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bazı kusurların cerrahi müdahalelerle ortadan kaldırılması mümkündür. Bu tür ameliyatlar örneğin dudak ve damak yarıkları gibi dil gelişimini doğrudan etkileyen bozuklukların giderilmesinde kaçınılmaz olmaktadır.Bazı plastik, rekonstrüktif cerrahi müdahaleler de ise aile ve çocuğun seçimi ve hekimin önerileri önemlidir. Örneğin uzmanlar kulak gelişiminin 4-5 yaşlarında tamamlandığını bu nedenle halk arasında “kepçe kulak” olarak tabir edilen kulak deformitesinin dört yaşından sonra ameliyatla düzeltileceğini belirtmektedirler. Bu konuda anne-babanın yapılacak tıbbi müdahale hakkında çocuğu yaş ve gelişimine uygun olarak bilgilendirmeleri gereklidir. Aile ve hekimin desteğiyle çocuk hastanede yatma ve ameliyat olma sürecine psikolojik olarak hazırlanmalıdır. Ancak diğer yandan fiziksel bazı farklılıkların kişiyi kendine özgü kılan özellikler olduğu ve bireyin bedeniyle barışık yaşaması yaklaşımı da çocuğa kazandırılabilecek bir yaşam görüşüdür.
    Kızdırma, alay etme sözel şiddetin bir boyutudur ancak stres yaratan bu durum çocuk ve aileyi çözüm arama konusunda etkin kılabilir. Anne-baba çocuğun alay konusu olan özellikleri konusunda uzmanlara başvurarak yardım alabilirler. Örneğin kilo sorunu olan çocuk için diyetisyenden destek alınarak sağlıklı beslenme bilinci kazandırılabilir. Kekemelik sorunu olan bir çocuk konuşma terapisi ile sorunun üstesinden gelebilir.

    Pek çok çocuk ve ergen alay edilmeyle başa çıkabilecek sosyal beceri ve tekniklere sahip değildir. Kızdırılmaya tepki olarak sergiledikleri üzgün ve kırgın görünüm diğerlerinin alay etmeyi sürdürmelerine yol açar. Yetişkinlerin kızdırılmayı umursamama yönündeki telkinleri etkisiz kalmaktadır. Zira “mağdurlar” kırılganlıklarını etkili şekilde saklamayı bilmezler. Çocuklar kızdırılma ve alay etmenin neden olduğu acıyı yetişkinlerin anlayamadıklarını düşünürler. Anne-babanın varolan sorunları göz ardı ederek “Yok bir şeyin onlar seni kıskanıyorlar” şeklindeki yorumları ise çocuğun hissettiği stresi artırır, erişkinlere duyduğu güvenin sarsılmasına neden olur.

    Eğitimcilerin alay edilerek küçük düşürülmeye çalışılan mağdurlar üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Öğretmenler alay etmeyi durdurmaya çalışmazlarsa bu davranışın kabul edilebilir olduğu mesajını vermiş olurlar.

    Anne-baba ve eğitimcilerin çocuklara alay edilmeyle başa çıkma ve olumsuz sonuçlarını engelleme konusunda yardımcı olmaları önemlidir.

    Anne-babalara yönelik öneriler şunlardır:

    • Kendisiyle alay edildiğini söyleyen çocuğunuzu dinleyin ve duygularını onaylayın.

    • Çocuğunuzun bu zor durumla başa çıkabilme çabalarını övün.

    • Ev ortamında alay edilme ve kızdırılmayı içeren hayali oyunlarla alıştırma yapabilmesi için olanak yaratın.

    • Daha önce yaşadığı durumlarda kullandığı alay edilmeyle başa çıkma beceri ve tekniklerini geliştirmesi konusunda çocuğunuzu destekleyin.

    • Alay edildiği zaman tepki göstermemesi konusunda çocuğunuza yardımcı olun.

    • Çocuğunuza kendisiyle alay eden kişiye bakarak göz teması kurmasını söyleyin. Bu güven ve güç ifadesidir.

    • Çocuğunuza stres yaratan durumlarda sakin ve kontrollü olmayı öğretmek yaşamı boyunca kullanabileceği etkili bir beceridir.

    Eğitimcilere yönelik öneriler şunlardır:

    • Sınıf ortamında öğrencileri kibar ve anlayışlı davranmaları konusunda yönlendirin.

    • Alaycı yaklaşımları kesinlikle kabul etmediğinizi açıkça belirtin.

    • Öğrenciler üzerindeki etki ve gücünüzü bütün öğrencilerin kendilerini gruba ait hissetmeleri için kullanın.

    • Benzer sorunlar yaşayan çocukların akran dayanışması yaklaşımı doğrultusunda birbirlerine destek olmalarını sağlayın.

    • Sınıf içinde liderlik özelliklerine sahip, iletişim becerileri gelişmiş öğrencilerin alay edenle/ alay edilen arasındaki sürtüşmeleri çözebilmeleri için arabuluculuk yapmalarını sağlayın.

    • Mağdurlara yardım edebilmek için okul psikolojik danışmanından yardım alın.

    • Alay etmeye karşı koymak için sorun çözme seçeneklerini öğrencilerinize anlatın:

    1. Dur ve 5’e kadar say
    2. Seninle alay edenleri görmezden gel
    3. Kendini nasıl hissettiğini söyle, örneğin "bana şişko dediğin zaman kendimi çok kötü hissediyorum” v.b.

    • “Kurban” konumundaki çocuklara özel yetenek veya güçlü yönlerini ortaya koymaları için fırsat sunun.

    • Olumlu sosyal ilişkiler kurma ve uygun olmayan davranışları değiştirme konusunda anne-babalarla işbirliği geliştirin.

    Sözel şiddete maruz kalanların yanı sıra sürekli olarak arkadaşlarını kızdırıp alay ederek küçük düşürmeye çalışan çocukların da psikolojik açıdan irdelenerek desteklenmeleri gerekmektedir.

    Pedagog Dr. Melda Alantar