Beslenme ve zeka arasındaki ilişki

Konusu 'Bebek Bakımı ve Beslenmesi' forumundadır ve cocostar tarafından 14 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  1. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    BEBEKLER VE ZEKA GELıŞıMı ıLE ıLGıLı BıR DERLEME...


    Beslenme tarzı ve zekâ düzeyi arasında güçlü bir ilişki olduğu uzun zamandan beri bilinmektedir. Günlük yaşantımızı sürdürebilmemiz ve hareketlerimizi koordine edebilmemiz de vazgeçilmez role sahip olan sinir sistemimizinde, besinler ile sağlanacak besin öğelerine ihtiyacı olduğu ve bazı mineral, vitamin veya diğer besin öğeleri yetersizliklerinde sinir sisteminin ve bilişsel performansın olumsuz etkilendiği bilinmektedir.

    Beslenmemizde yer alan bazı öğelerin, sinir sistemi gelişiminde önemli rolleri olduğu bilinmektedir. Bu besin öğeleri ise, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar açısından önemlidir. Zekâ üzerinde etkisi olan ilk besin öğesi, proteinlerdir. Proteinler, doku yapım ve onarımında kullanılmasının yanı sıra, proteinlerin yapıtaşları da sinir iletimi için gerekli olan maddelerin sentezinde kullanılırlar. Bu nedenlerle, proteinler sinir sistemi ve beyin gelişimi açısından son derece önemli rol oynarlar. Doğal protein kaynakları; et ve et ürünleri, yumurta, süt ürünleri, kuru baklagiller ve tahıl ürünleridir.

    Zekâ üzerinde etkili olan ikinci önemli grup ise yağlardır. Yağlar içinde yer alan yağ asitleri birbirinden farklı işlevlere sahiptir. Sıkça adını duyduğunuz omega-3 yağ asitlerinin göz ve beyin gelişimi açısından önemi büyüktür. Bunun yanı sıra, yetişkin beslenmesinde sınırlı tüketimi önerilen doymuş yağ asitleri de, çocuğun bilişsel gelişimi açısından önemlidir. Bu nedenle, bireyler gelişimini tamamlayana kadar yağı azaltılmış süt ürünleri yerine, tam yağlı süt ürünlerini tercih etmelidirler.

    Diğer önemli bir grupsa, vitamin ve minerallerdir. A vitamini, tiamin, riboflavin, B6, B12 gibi vitaminlerin ve demir, çinko, iyot gibi minerallerin zekâ gelişiminde ve sinir sistemi üzerinde önemli rollere sahip olduğu bilinmektedir.

    A vitamini, omurilik oluşumunda görev almaktadır. Yetersizliği sonucunda, bebeklik çağında omurilik ile ilgili sorunlar oluşabilir. A vitamininin en iyi kaynakları, karaciğer, balık ve süttür. Bebeklik döneminde ise en iyi A vitamini kaynağı anne sütüdür. Tiamin, B kompleks vitaminleri arasında yer alan ve B1 vitamini olarak bilinen vitamindir. Enerji metabolizması açısından sahip olduğu önemli işlevler göz önüne alınırsa, sinir sistemi açısından da çok önemli olduğu görülebilir. Yetersizliğinde, doğumsal büyüme geriliği ve sakatlıklar meydana gelebilir. Tiaminin en iyi kaynakları, tam tahıl ürünleridir. Bebekler içinse, anne sütü en iyi kaynaktır. Riboflavin de B kompleks vitaminlerinden olup, omurilik oluşumunda ve sinir hücrelerini koruyan yağlı yapının –miyelin- oluşumu için gereklidir ve en iyi doğal riboflavin kaynakları, süt ve süt ürünleridir. B6 vitamini, beyinde sinir iletimini sağlayan maddelerin sentezinde rol alan bir vitamindir ve yetersizliğinde bu maddelerde eksiklikler oluşabilir. B12 vitamini eksikliğinde ise, omurilikte ağır sakatlıklar oluşabilir. Bu vitaminin kaynakları, hayvansal besinlerdir ve hiçbir bitkisel besin B12 vitamini içermemektedir.

    Demir minerali, beyin ve sinir sistemi açısından çok önemlidir. Çünkü bu mineral, beyinde yer alan beyaz maddede yüksek yoğunlukta bulunmaktadır. Demir yetersizliğinde, bireylerde konsantrasyon bozukluğu ve dikkatsizlik görülür. En iyi kaynağı kırmızı ettir. Diğer kaynakları ise, etler, kuru baklagil, pekmez, koyu yeşil yapraklı sebzelerdir. Portakal ve çilekte demir kaynağı sayılmaktadır.

    ıyot minerali, sinir sistemi açısından çok önemlidir. Çünkü iyot yetersizliği olan gebelerin çocuklarında zekâ geriliği görülme riski çok yüksektir. Bebeğin beyin gelişiminin, gebeliğin ilk üç ayında büyük bir kısmı tamamlandığından dolayı da, bu süreden sonra uygulanan tedavinin veya yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesinin bir anlamı yoktur. Zekâ geriliğinin yanı sıra, iyot yetersizliği düşük ve ölü doğumlarla da ilişkilidir. ıyodun en iyi kaynakları, deniz ürünleri ve iyotlu tuzdur. ıyotlu tuzun iyot içeriğinin zarar görmemesi için, karanlık ve serin bir ortamda ışık geçirmez şişelerde veya kutularda saklanması gerekir.

    Çinko, beyinde yer alan beyaz ve gri maddede bulunduğundan ötürü sinir sistemi için önemlidir. Yetersizliğinde, beyin gelişiminde gerilik oluşabilir. Çinkonun en iyi kaynakları, et ürünleri ve deniz ürünleridir. Anne sütünün çinko içeriği yüksek olduğundan dolayı bebekler için iyi bir kaynaktır.

    Dyt. Gizem Şeber
     
    Son düzenleme: 14 Temmuz 2009
  2. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  3. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    ıyot yetersizliği zekâyı olumsuz etkiliyor

    Sağlık Bakanlığı'nca başlatılan "ıyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve ıyotlu Tuz Kullamı Programı" ile iyot yetersizliğinin yol açtığı zekâ geriliği ve öğrenme yeteneğinde azalma, algılama güçlüğü gibi sorunların ortadan kaldırılması hedefleniyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yaptığı yazılı açıklamada, iyot yetersizliğinin yol açtığı hastalıkların çocukların bedensel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu kaydetti.

    Akdağ, iyot yetersizliğinin önlenebilir zekâ geriliklerine neden olduğuna dikkat çekti. ıyot yetersizliğinin çocuk ve yetişkinlerde guatr hastalığına neden olduğunu belirten Akdağ, Türkiye'de guatr görülme sıklığının erişkin ve çocuklarda yüzde 30.3, okul çağı çocuklarında ise yüzde 31.8 olduğunu bildirdi. Akdağ, "Halkımız evlerine aldıkları tuzun iyotlu olmasına, tuzun iyot içeriğinin korunması için serin ve kuru yerde saklanmasına özen gösterilmelidir" dedi.
     
  4. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  5. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Bebeklere Zeka gelişimi için Omega-3...

    Merkezi ıngiltere'de bulunan The Fish Foundation (Balık Derneği) Başkanı Dr. Ray Rice, yaşamın ilk yılının beyin gelişiminin gerçekleştiğini belirterek, bebeğe mutlaka Omega-3 yağ asitlerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Rice, bir ilaç firmasının organize ettiği ''Omega-3 Yağ Asitleri'' konulu konferansta, özellikle balık ve balık yağında bulunan uzun zincirli çoklu doymamış Omega-3 yağ asitlerinin bedensel ve beyin gelişimi, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için mutlaka alınması gerektiğini belirtti.

    Bu yağ asitlerinin insan sağlığına sağladığı faydalar konusunda insanları bilinçlendirmek için 1990 yılında The Fish Foundation'ı kurduklarını anlatan Rice, ''ınsan vücudunun her yaşta Omega-3'e ihtiyacı vardır. Özellikle yaşamın ilk 1 yılı beyin gelişimi gerçekleştiği için bebeğe mutlaka Omega-3 verilmesi gerekir'' dedi.
    Bebeklerin anne sütüyle beslenmesinin önemine dikkati çeken Rice, anne sütünün, bebeğin doğumdan sonra Omega-3 alabileceği çok önemli bir kaynak olduğunu, yeni doğan bebeklerin bu nedenle en az 6 ay anne sütüyle beslenmesinin hayati önem taşıdığını bildirdi.

    ıngiliz Hükümeti'nin 2 ay önce insanların beslenme rejimlerinde Omega-3 miktarını 2 kat artırmaları için uyarıda bulunduğunu ifade eden Rice, şunları söyledi:

    ''ıngiliz Hükümeti, vatandaşlarının günde en az 450 miligram uzun zincirli Omega-3 yağ asidi almasını tavsiye ediyor. Vatandaşların, Omega-3 ihtiyacını, balık yiyerek, balık yiyemeyenlerin ise balık yağı ya da Omega-3 yağı katkılı besin takviyeleriyle giderebileceğini açıkladı. Bu açıklamaya göre, üreticiler Omega-3 katkılı ürünlerinin ambalajlarında (Bu üründe Omega-3 vardır, Omega-3 ile kalp hastalığı ve kalp krizi riskiniz azalır) ibarelerine yer verebilecek. Henüz bu kararname yeni olduğu için bu etiketler gıda maddelerinin üzerine konulmadı, ancak 6 ila 12 ay içinde konulması planlanıyor.''

    Omega-3 katkılı ürünler

    Şu anda Fransa, ıspanya ve ırlanda'da, Omega-3 katkılı sütlerin satıldığını anlatan Rice, Avustralya'da ise bu yağ asidinin ekmeğe konulduğunu ve birçok ülkede bebek mamalarında katkı maddesi olarak kullanıldığını ifade etti.

    Rice, Omega-3 yağ asidinin tavuk çiftliklerinde yeme karıştırılarak Omega-3 katkılı yumurta elde edildiğini bunun da ıngiltere'yle birlikte Türkiye'de de uygulandığını kaydetti.

    Uluslararası Yağ Asitleri ve Lipit Araştırma Derneği'nin (ıSSFAL) ise yetişkinler için günde en az 500 miligram Omega-3 alınması yönünde tavsiyede bulunduğunu bildiren Rice, şöyle konuştu:

    ''Türk beslenme alışkanlıkları ıngiliz'lerin beslenme şekline benzediği için aşağı yukarı aynı oranda alınması uygun olur. Omega-3 beslenmenin bir parçası. ılaç olarak algılanmamalı. Eğer vücutta yeterli düzeyde değilse bu eksikliği takviyeyle telafi etmeliyiz. Omega-3 eksikliği nedeniyle kalp hastalığı ortaya çıkmaz ama eksikliği olan bu maddenin telafi edilmesiyle vücudun kendisini savunma kabiliyeti artar.''
     
  6. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  7. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Zeki olması için çocuğuma ne yedirmeliyim?


    Gebeliğin son üç ayı ile doğumdan sonra 2 yaşına kadar beynin gelişimini tamamladığı belirtilerek, bu dönemde beyin gelişimini destekleyen beslenmenin son derece önemli olduğu vurgulandı. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Anlar, fazla glikoz alımının zekayı etkilemediğini, az kalori alımının faydalı olduğunu belirterek, beyin gelişiminde deniz ürünleri ve ceviz gibi gıdalarda bulunan Omega3 ve Omega6 yağlarının çok önemli olduğunu söyledi.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Nöroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Anlar, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nce (OMÜ) düzenlenen “Beslenme ve Beyin” konulu konferansta, beslenmenin beyin gelişimi üzerindeki etkilerini anlattı. Beynin gelişiminde, genetiksel ve çevresel faktörlerin önemli olduğunu ifade eden Anlar, bir diğer önemli faktörün de beslenme olduğunu söyledi.

    Annelerin en sık sorduğu sorunun, “çocuğumun zeki olması için ona ne yedirmeliyim” olduğunu ifade eden Anlar, şunları kaydetti: “Bebeğin zekasını etkileyen birçok faktör var. Bunların başında genetik geliyor. Annenin zekasını değiştiremeyeceğimize göre, kontrol edebileceğimiz faktör olan beslenmeye dikkat etmeliyiz. Gebeliğin son üç ayı ile doğumdan sonra 2 yaşına kadar beyin gelişimini tamamladığı için bu dönemde beyin gelişimini destekleyen beslenmeye son derece önem vermeliyiz.”

    Anlar, fazla glikoz alımının zekayı etkilemediğini, az kalori alımının faydalı olduğunu belirterek, beyin gelişiminde deniz ürünleri ve ceviz gibi gıdalarda bulunan Omega3 ve Omega6 yağlarının çok önemli olduğunu söyledi.

    Mineral eksikliği ve fazlalığının da zararlı olduğunu belirten Anlar, demirin önemine değinerek demir eksikliğinde ciddi sorunlar yaşanacağını kaydetti.

    Anlar, yapılan araştırmaların kanda kurşunun yüksek olmasının zeka düzeyini düşürdüğüne dikkati çekerek, kandaki kurşun değerlerinin takip edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
     
  8. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  9. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Çocuğunuzun Zekâsı Sizin Elinizde

    British Columbia Üniversitesi'nden epidemiyolojistler ve Amerikan Psikoloji Derneği'nin yaptığı çalışmalar, çocuk eğitiminde yeni fikirler doğurmuştur:
    Bu çalışmalara göre, beyin ve beyindeki sinir bağlantıları, çocukluğun ilk yıllarında anne-baba ilgisine göre şekillenmektedir.

    Hattâ bizim için önemli olmayan küçük bir oyun, bazen çocuğun entelektüel gelişimini sağlayan, beyin sinir ağlarının gelişimini artıran önemli bir faktör olabilir.

    Kanada Ontario Üniversitesi Eğitim Enstitüsü profesörlerinden Gordon Wells, 25 yıl, anne-babanın ilk yıllardaki ilgisinin çocukların zekâsı üzerine etkisini araştırmıştır. Bu çalışmalara bir destek de Western Ontario Üniversitesi'nden gelmiştir.

    Bu maksatla hazırlanan bir projede okul öncesi çocuklarla iki-üç yıl boyunca oyunlar oynanmış, çeşitli aktiviteler düzenlenmiştir, motor ve sosyal kabiliyetlerinin artmasına çalışılmıştır. Daha sonra bu grup böyle bir eğitim almayan kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Projeye katılan çocukların zekâ test sonuçları kontrol grubuna göre % 28 oranında yüksek bulunmuştur.

    Bu artışı sağlayan neydi ?

    Nöropsikologlara göre, erken dönemdeki zihnî uyarmalar beyin gelişimini değiştirir. Çocuk, nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresine sahip olarak doğar. Bu nöronların bir kısmı doğumdan önce, kalp atışı, soluk alıp verme fonksiyonları gibi işleri yapmak için birbirleriyle bağlanırlar.

    Diğerleri ise bağlanmayı beklerler. Bu bağlanmalar dışarıdan gelen sinyallerle olur. Çocuk büyüdükçe hücreler diğer hücrelerle ağlar oluşturur. Böylelikle hücreler arasında milyarlarca bağlantı kurulur. Örneğin, gözdeki nöronlar, beyindeki görme korteksine (visual korteks) dallar gönderir. Korteks, gözden gelen sinyalleri değerlendirir. Tecrübeler göz-korteks arası bağlantıyı güçlendirir.

    Bu şekilde beyinle-kulak, beyinle-dil, beyinle-burun, beyinle deri arasında birçok bağlantılar kurulur. Beyin gelişimi ve sinir bağlantılarının kurulduğu ve en hızlı olduğu zaman hayatın ilk iki yılıdır. ıki yaşına gelindiğinde, beyindeki bağlantıların sayısı 300 trilyondur. Görmemizi sağlayan sinirlerin ilk bir yıl içinde kendi aralarında yaptığı bağlantıların sayısı 15.000'dir.

    Washington Üniversitesi'nden dil gelişim uzmanı Patricia Kuhl'a göre; her yeni doğan çocuk hangi dilden olursa olsun sesleri ayırt edebilir. Meselâ Japonca'da "l" sesi olmamasına rağmen Japon bebekler iki yaşına kadar "l" seslerini anlayabilirler. Ancak yetişkin Japonlar bunu ayırt edemez.

    Evet, ilk iki yıl önemli. ılk iki yıl gerekli ilgiyi göstermediyseniz tren kaçırılmış mı olacak? Hayır. Çocukluk boyunca nöron bağlantılarını sağlamlaştırmak için tercihleriniz vardır. Ancak çocuklar yetişkinlere göre daha hızlı öğrenirler. Düşünün, üç-dört yaşlarında bir çocuk yabancı dille konuşmayı dokuz yaşındaki bir çocuğa göre daha hızlı ve daha kolay öğrenir. Yine dokuz yaşındaki çocuk da lise öğrencisine göre daha kolay öğrenir.

    Çocuklar doğrudan emir ve talimat almaktan pek hoşlanmazlar. Peki onların eğitimleri için hangi yolları takip edelim ?

    Gözlerinin içine bakın: Altı haftalık bebeğinizin gözlerine 18 cm mesafeden bakın. Çocuğunuzu önünüze veya kucağınıza aldığınızda bu uzaklık sağlanır. Her bakışta bebeğin beynindeki sinir bağlantılarının gücü artar. Bebek, 'benzerlik nedir? bu nedir ? ne farklıdır ? ne aynıdır ?' gibi en hayatî öneme sahip hususları öğrenme mahareti kazanır.

    Konuşun, konuşun, konuşun: Kanada Ontario Üniversitesi'nden psikolog Marvin Simmer'e göre çocukla konuşmak çocuk için çok faydalıdır. Çünkü dil, öğrenme sürecinin en önemli parçasıdır. Doğumdan itibaren çocuğuyla düzenli olarak konuşan annelerin çocukları daha çabuk konuşmaya başlarlar. Böyle bir annenin çocuğu, oyun sırasında keşfettiği bir şeyi anne-babasına büyük bir heyecanla anlatır.

    Geç konuşmaya başlayan bir çocuk ilkokul dönemlerinde zorluk çekebilir. Bununla ilgili olarak Şikago Üniversitesi'nden psikolog Janellen Hunttenlocher bir deney yapmıştır. Bu deneyde; iki grup çocuğun matematik kabiliyetleri karşılaştırılır.

    Birinci grubu, ailesinde konuşma ve ilginin az olduğu; ikinci grubu ise konuşmanın bol olduğu ailelerin çocukları oluşturur. Bir bozuk para yığınından kaç tane paranın alındığını veya yeni paranın eklendiğini her iki grup da anlar. Ancak iş cümlelere geldiğinde sıkıntı ortaya çıkar. Ayşe'nin 10 tane elması var, Fatma'ya üç tane verirse, Ayşe'nin kaç elması kalır? Bu soruyu ikinci gruptakiler daha kolay ve hızlı cevaplandırmışlardır.

    Merak ve cesaret duygularını ateşleyin: Bebekler, yeni geldikleri dünyayı keşfederler. Keşifler onlara büyük haz verir. Keşifleri onlarla paylaşın. Morallerini bozmayın. Yapılan bir çalışmaya göre anne-babalarından cesaret alan çocukların hayatta daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Baskı altında idare edilen çocuk, endişe ve iç sıkıntısına sahiptir.

    Çocuklar, dokunarak ve tatlarına bakarak keşfederler. Siz de onlarla birlikte keşfe çıkın. Bir oyuncağını alın, sağına soluna bakın, sonra çocuğunuza verin. Yerlerde çocuğunuzla birlikte yuvarlanın, onunla emekleyin. Bu hususta en güzel örnek olarak da Peygamber Efendimiz(sav)'in torunlarını sırtına alıp gezdirmesi, onların arzularını yerine getirmek için elinden geleni yapması gösterilebilir.

    Gösterin ve işaretleyin: Elinize sarı bir kitap alın. Kitabı işaret ederek sarı deyiniz. Çocuğunuzun renkleri daha kolay öğrendiğini göreceksiniz. Bebek konuşmasa bile bu şekilde sarının diğer renklerden farklı olduğunu anlayabilir. Renkleri, şekilleri, boyutları gösterin ve işaretleyin. Bu şekilde renk eğitimi verilmeyen bazı çocuklar büyüklüklerinde bile, kırmızı yerine bayrak rengi, yeşil yerine ağaç rengi, ot rengi, mavi yerine gök rengi demektedirler.

    Gülümseyin: Çocuğunuz, ilk defa bardaktan su içmesini öğrendiğinde, ayağa kalkın, çok iyi, çok güzel aferin deyin, gülümseyerek çocuğunuzu tebrik edin ve ödüllendirin. Bu hareketler beynin ön kısmındaki sinir ağ bağlantılarını güçlendirir ve orta beyindeki duygu merkezi olan amygdala'yı harekete geçirir.

    Aslında bu sosyal bir ihtiyaçtır. Bırakın çocukları, yetişkinler bile takdir edilmekten, dikkate alınmaktan hoşlanırlar. Çocuklarınızın bu sosyal ihtiyacını, yeme-içme ihtiyaçlarını karşıladığınız gibi karşılayınız.

    Beyin, 10-18 aylıkken amygdala merkezinde gerekli sinir bağlantılarını kurar. Ancak bebeğinizi ilk adımları için tebrik ettiğinizde, sevincini onunla paylaştığınızda, beyinden damla damla salınan nörokimyasallar bir sel hâline gelerek sinir bağlantılarını çelikleştirirler.

    Eğer, bebeğinizin başarılarını ve onun için çok önemli olan (sizin için basit olabilir) keşiflerini görmezden gelir veya her seferinde farklı farklı tepki gösterirseniz, beyindeki sinir bağlantıları güçlenmez. Hattâ bebek yeni başarılar ve keşifler için isteksizleşir.

    Durmayın: Her ne kadar ilk yıllar çocuğunuzun gelişimi için çok önemli olsa da, duygu gelişimi 10-18 yaşları arasında da sürer. Bu yüzden aynı şeyleri bu dönemde de devam ettirin.

    Sonuçta çocuğunuz büyürken onun gerçek zekâ seviyesinde çok önemli farklılıklar olmasa da, sosyal ve kültürel başarıları artacaktır. Emekleriniz ve gayretleriniz belki dünyaca ünlü birini ortaya çıkarmayabilir. Fakat unutmayın ki sizin ilginiz, çocuğunuz için hayatî bir öneme sahiptir. Araştırmalar göstermiştir ki çocukların başarılı olup olmayacağını önceden gösteren şeylerden biri, anne-babanın çocuğuyla meşguliyet derecesidir.

    uzunhayat.com
     
  10. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  11. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Çocuğunuzun Zeka Tipi Hangisi?

    7 ayrı zeká tipi birbirinden nasıl ayrılıyor merak ediyorsanız tıklayınız.. Sözel Zeká: Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Bu çocuklar dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. ıyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı severler. Anne-babanın onu konuşturmaya çalışması faydalı olur. Bu türden daha çok şair, yazar, gazeteci ve politikacı olur.

    Sayısal (Mantıksal) Zeká: Eskiden yapılan zeka testlerinde sadece bu zeká türü ölçülüyordu. Sebep-sonuç ilişkisi kurmayı ve 'neden' demeyi severler, çok soru sorarlar. Bu çocuklar hesap yapmayı, sayı saymayı, mantık yürütmeyi, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi sever. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir.

    Görsel Zeká: Bu çocuklar işittiği bir şeyi değil de, gördüğü bir şeyi daha iyi akılda tutarlar. Yaşıtlarına kıyasla çizimleri ve resimleri güzeldir. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Eğilimli oldukları meslekler ressam, mimar, fotoğrafçı ve dekoratörlüktür.

    Bedensel Zeká: Kişinin kendisini ifade etmesinde ve bir şeyler yaratmakta bedenini kullanma yeteneğidir. Yerinde duramazlar, spora ilgileri fazladır. El becerileri gelişmiştir. Çok rahatlıkla tamir işlerini yapabilirler. ıyi taklit yaparlar. Bu çocuğa öğretirken atölye çalışması yaptırmak gerekir. sporcu, aktör, dansçı, heykeltıraşların çoğu bu zekáya sahiptir.

    Müzik (ışitsel) Zekásı: Seslere hassasiyet gösterme kapasitesi ve kendisini müzikle ifade etme yeteneğidir. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde ders çalışırsa o bilgileri daha iyi akılda tutabilirler. Müzisyen olurlar.

    Sosyal Zeká: ınsanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Oynayarak, paylaşarak, konuşarak öğrenirler. Onu sosyal ortamlara sokup, sosyal becerilerini geliştirmesine fırsat vermek gerekir. Bu türden daha çok danışman, öğretmen, siyasi lider çıkar.

    ıçsel Zeká: Hayal kurmayı, düşünmeyi severler, kendilerinin güçlü ve zayıf yönlerini iyi analiz ederler. Bu çocukları düşünmeye, oturup kafa yorarak fikir üretmeye, farklı düşünmeye, hayal kurmaya teşvik edebilirsiniz. ıçsel zekáya sahip olanlar psikolog ve psikoterapist olmaya daha yatkındır.
     
  12. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  13. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Oyun Oynayan Çocukların Zeka Gelişimi Daha Hızlı...

    Bebeklik ve çocukluk döneminde oyun oynamanın, araştırma, objeleri tanıma ve problemleri çözme imkanı sağlayarak dil ve zeka gelişimini desteklediği bildirildi.

    Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşare Aktaş Arnas, çocuğun, bebeklik döneminden itibaren oyunla eğitilmesi gerektiğini belirtti.

    Arnas, oyunun çocuklara problem çözme imkanı sağladığını ve bu yolla çocuğun, büyüklük, şekil, renk, boyut, ağırlık, hacim, ölçme, sayma, zaman, mekan, uzaklık ve uzay gibi çok sayıda kavramı öğrendiğini söyledi.

    Çocukların oyun oynarken eşleştirme, sınıflandırma, sıralama, analiz, sentez ve problem çözme gibi birçok zihinsel işlemleri kavradığını vurgulayan Arnas, ''Yapılan araştırmalar, çocukların oyunları ve zihinsel gelişimleri arasında paralellik bulunduğunu, bebeklikteki araştırıcı oyunun daha sonraki zihinsel gelişim üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur'' dedi.

    Arnas, oyunun, çocukların tüm gelişim alanlarında olduğu gibi dil gelişimlerini de destekleyici rol oynadığını ifade etti.

    Oyunların çoğunun dil kullanımını gerektirdiğine dikkat çeken Arnas, çocukların oyun sırasında yeni sözcükler öğrenebildiklerini ve bu yolla birbirlerine bilgi aktarabildiklerini kaydetti.

    Arnas, çocuğun yaşamında oyunun öneminin göz ardı edilemeyeceğini, bu nedenle, çocuğun oyundan ve oyunun temel taşları olan materyallerden ayrı düşünülemeyeceğini anlattı.

    Oyuncakların seçme, değerlendirme duygusuyla yaratıcılığı geliştirdiğini, kendi kendine karar verebilmeye ve belirli alanlarda beceri kazanmaya da olanak sağladığını belirten Arnas, şunları kaydetti:

    ''Çeşitli boyut ve renklerdeki oyun malzemesi, çocukların oynarken hem eğlenmesine hem de renk, boyut, biçim, şekil gibi kavramları öğrenmesine yardımcı olmaktadır. Okul öncesi döneminde, çocuklar, oyun malzemesine çok büyük ilgi gösterir. Bu noktada anne ve babaya düşen en büyük görev, öğrenmeye hazır olan çocuğa, uygun oyun materyalleri sunmaktır.'' Arnas, ailelerin, çocuklarını oyundan alıkoymak yerine pahalı olmayan, ancak dil ve zihinsel gelişimine katkıda bulunan oyuncaklarla oynamaya yönlendirmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
     
  14. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  15. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    Bebeğinizin Zekasını Arttırabilirsiniz

    Bebeğinizi eğitmeye anne karnından başlayabilirsiniz. Beslenme şekliniz, sağlık durumunuz, duygusal haliniz bebeğinizin beyin gelişimi için çok önemli. 10 adımda bebeğinizin zeka gelişimine olumlu yönde katkı sağlayacak adımları atabilirsiniz. Her çocuk, anne karnında gelişimini etkileyen pek çok unsurun tesiri sonucunda dünyaya belli bir potansiyelle gelir. Bunda kalıtımın rolü de önemlidir; ama zekâyı sadece genetik unsurlara bağlamak da doğru değil.

    Genç Beyin dergisinin ocak sayısında yer alan 'Anne karnında zeka gelişimi' adlı dosyada bebeklerin IQ'sunun nasıl artırılabileceği üzerinde duruluyor. Hamileliğiniz sırasında bebeğinize güzel sesler, ruhu okşayan nağmeler, tatlı sadâlar dinletmenin sizi rahatlatıp bebeğinizi olumlu etkilediği bir gerçek. Fakat bilin ki, bebeğinizin IQ'sunu başka yöntemlerle de artırmanız mümkün. Nasıl mı? Onun için iyi bir başlangıç yapın ve bu 10 tavsiyeye kulak verin.


    1. Tiroidinizi kontrol ettirin!
    Düşük tiroit bezi problemi hamilelikte anne adaylarının % 2'sini etkiliyor. Yapılan araştırmalar bu annelerin bebeklerinin zekâsının diğer bebeklere göre daha az olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu pahalı bir test olduğu için rutin gebelik tetkiklerinde yer almıyor. Üşüme, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, saç dökülmesi gibi şikâyetleriniz varsa bu testi yaptırmanızda fayda var.


    2. Hareket edin!
    Hamilelik sırasında düzenli egzersiz yapan ve yapmayan 20 annenin çocuklarının zekâ düzeylerine 5 yaşına geldiklerinde bakılmış. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi, egzersiz yapan annelerin çocukları daha zeki!


    3. ıdeal miktarda kilo alın!
    Doktorlar vücut ağırlığının % 20'si kadar kilo alınmasının yeterli olduğunu söylüyorlar. Bunun altında veya üstünde kilo alımının bebeğin fizikî ve zekâ gelişimini olumsuz etkilediği düşünülüyor. Neden mi? Muhtemelen alınan kilo miktarı bebeğinizin ağırlığını, dolayısıyla da beynin büyüklüğünü ve zekâsını etkiliyor.


    4.Dişlerinize baktırın
    Araştırmalar yepyeni bir hususa dikkat çekiyor: Hamilelik sırasında diş rahatsızlığı geçiren anneler 7 kat daha fazla prematüre ya da düşük kilolu bebek dünyaya getirme riski taşıyorlar. Bu bebekler de öğrenme ve gelişim safhalarında güçlük çekiyorlar. Diş hastalıkları genellikle başlangıçta belirti göstermediği için 6 ayda bir diş hekimine uğramanızda fayda var.


    5. Vitamin alın! B12 ve demir alımı fetüsün entelektüel potansiyelini artırıyor. Yeterli demir alımı asla gıdalarla sağlanamıyor. Bu sebeple bebek doğmadan önce onun demir depolarını oluşturması açısından hamilelik süresince her gün demir muhtevalı tabletlerden bir tane alınması gerekiyor.


    6. Neşenizi kaybetmeyin! Bebeğin algıları henüz doğmadan önce başlıyor. Bu açıdan bakıldığında; kendini iyi hisseden bir anne adayının bebeğinin de anne karnında kendini muhteşem iyi hissedeceğini kabul etmek gerekiyor. Bu durum da beyin işlevlerinin gelişmesine katkıda bulunuyor.


    7. Beslenmenize dikkat! Hamilelikte beslenme zekâ gelişimindeki en önemli unsur. Özellikle kolin (sinirsel iletimde önemli bir rol oynayan madde) içeren gıdaları tercih edin. Bu yiyeceklerin en önemlileri yumurta ve et olarak kabul ediliyor.


    8. Bebeğinizi emzirin!
    Bebek doğduktan sonra da onun için yapabilecekleriniz var. Her şeyden önce onu emzirin. Bu, onun hem sağlığını hem de zekâsını olumlu yönde etkiliyor.Bebekliğinde emzirilen çocukların zeka seviyeleri hazır mamayla beslenenlere göre 3 puan fazla olarak tespit edilmiştir.


    9.Depresyondan uzak durun.
    Hamilelikte olduğu gibi doğumdan sonra da depresyondan uzak durmanız gerekiyor.Üç yaşına kadarki dönem de anneleri depresyonda olan çocukların özellikle dil gelişiminde ve öğrenme kabiliyetinde zayıflık görülüyor.


    10.Demiri eksik etmeyin.
    Şüphesiz bütün mineraller bebeğiniz için gerekli. Ancak demirin ayrı bir önemi var.Demir eksik alındığı taktirde beynin kritik bazı noktaları yeterli şekilde gelişmiyor.Anne sütüyle beslenen bebekler için problem yok.
    Zaman 21/01/2003
     
  16. 15 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  17. kelebegim

    kelebegim Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.151
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    148
    canım rep veremedim
    çok aydınlatıcı bilgiler sunmuşsun
    açıkçası benimde çok ilgilendiğim ve merak ettiğim bir konuydu
    burada görünce çok sevindim

    çok teşekkürler canım
     
  18. 15 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : cocostar
  19. GOKDENXIXZZ

    GOKDENXIXZZ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.650
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    106
    cocostar emek vermişsin değmiş sabahdır ince ince okudum.hepimiz beslenmelerine oldukça dikkat ediyoruz baksana zekaya bile faydası varmış beslenmenin ben bu derece önemli olduğunu bilmiyodum doğrusu.birde oyuncak kısmı.siz ne tür oyuncaklar veriyorsunuz bebeklerinize.