Bilimsel Olmayan Diyetler

Konusu 'Güncel Diyet Haberleri' forumundadır ve Elif tarafından 15 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.191
    Ödül Puanları:
    438
    ısveç Diyeti, Bridget Jones Diyeti, Hollywood Diyeti, Beverly Hills Diyeti, Manken Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti, Burçlara Göre Diyet, Sarı Kırmızı Diyet, Kan Grubu Diyeti, Amerikan Kalp Vakfı Diyeti, Atkins Diyeti, Acil Diyet, Son Şans Diyeti” ve daha yüzlerce garip isimli veya isimsiz diyet. Peki bu kadar çok diyet listesi ortalarda dolaşırken neden hala insanların kilo problemi var? Beslenme ve Diyet Uzmanımız Turgay Köse, yaz aylarında yapılan diyetlerin vücuda zararlı olabileceğini belirterek, bilimsel olmayan diyetler hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Köse, "Bu tip diyetlerin çoğu başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlasa da, kısa bir süre sonra bu kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Bu tip diyetler sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin “ben bu işi başaramıyorum” diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır" dedi.
    Bilimsel olmayan diyetlerin özellikleri
    Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse, bilimsel olmayan diyetleri şöyle sıraladı...
    Ayırma Diyetleri; Bu diyet protein ve karbonhidrat kaynağı besinlerin aynı öğünde yenilmemesi esasına dayanmaktadır. Ancak diyetin sonlandırılması ile eski beslenme alışkanlıklarına geri dönüldüğünde verilen kilolar hızla geri alınmaktadır. Çünkü, Türk mutfağındaki etli dolma, mantı gibi yemeklerde protein ve karbonhidrat kaynağı besinler beraber kullanılmaktadır. ışin tuhaf tarafı; süt ve yoğurt hem karbonhidrat hem de protein içermektedir. O halde bu diyette hiç yer almamaları gerekir. Bu durumda kişi mi zayıflar, yoksa kemikleri mi?
    Karbonhidrat Diyeti; Besinler içerdikleri karbonhidrat değerine göre puanlandırılmaktadır. Günde 60 gram karbonhidrat önerilmektedir. Aynı zamanda ketojeniktir. Enerji, ağırlıklı olarak proteinlerden sağlanmaktadır. Karbonhidratı çok sınırlı ve proteini çok yüksek olan mönüler özellikle karaciğer ve böbrek için çeşitli sağlık risklerine neden olabilir. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmadığı için ağırlık kaybı da kalıcı olmamaktadır. Doğru beslenme alışkanlığı kazanamayan ve diyet bittiğinde ne yapacağını bilemeyen kişiler verdikleri kiloları hızla geri alırlar.
    Ketojenik Diyetler; Diyetle alınan karbonhidrat miktarının (50 gr/gün’den daha az) aşırı kısıtlanması ile kanda keton cisimciklerinin artmasına neden olan diyetlerdir. Ketojenik diyetler besin öğeleri yönünden dengesiz olmaları ve önemli sağlık sorunları oluşturabilmeleri nedeniyle kesinlikle önerilmemektedir. Ayrıca hızlı ağırlık kaybı nedeniyle özellikle vücut suyunda azalmaya neden olur, vücudun asit - baz dengesini bozarak beyne zarar verirler. Ketojenik diyetlerin yol açtığı sağlık sorunları: Sıvı - elektrolit dengesinde bozukluk, hiperürisemi, hiperlipidemi (koroner kalp hastalığı riskini arttırır), kardiyak aritmiler (ölüm riskini arttırır), kalsiyum atımını arttırması nedeniyle osteoporoz riski şeklinde sıralanabilir.
    * Keton cisimcikleri beynin ihtiyaç duyduğu glikozun yeterince alınamadığı durumlarda yağdan enerji eldesi esnasında üretilen “masum!” öğelerdir. Bu tür diyetler “ketojenik diyet” olarak adlandırılmaktadır.
    Kan Grubu Diyetleri; Yapılan araştırmalar kan grupları ile zayıflama diyetlerinin etkinliği arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Bu diyette birtakım besinlerin bazı kan gruplarında kullanılmaması gerektiği belirtilmektedir. Örneğin “A kan grubundakiler et ve türevlerini, 0 kan grubundakiler süt ve türevlerini tüketmemelidir” gibi... Halbuki bu besin gruplarının eksikliği sağlığı olumsuz yönde etkilemektedir. Süt ve türevlerini tüketmeyen bir bireyin ileride kemiklerinin sağlıklı olması beklenemez. Kişi, hatalı diyetlerin diyetini ödemek istemiyorsa “bilimle bağdaşmayan” böylesi diyetleri uygulamaktan kaçınmalıdır.
    Çok Düşük Kalorili Diyetler; Vücut ağırlığının kilogramı başına 10 kkal/gün enerji sağlayan diyetlerdir. Hızlı ağırlık kaybına neden olurlar. Vücut ağırlığının hızlı kaybı; yağsız vücut kitlesinin daha çok kaybına, bazal metabolizma hızının azalmasına, kaybedilen ağırlığın korunmamasına, laktat, serbest yağ asitleri ve keton cisimlerinin artmasına, iyonize Ca, Na, K, Mg, Zn düzeylerinin düşmesine neden olmakta ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem başta olmak üzere ÇDKD’lerin pek çok sistemle ilgili komplikasyonları vardır. Bunlar şu şekilde gruplandırılabilir:
    Merkezi sinir sistemi: Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk
    Kardiyovasküler sistem: Kardiyak aritmiler, miyokardial atrofi, hipotansiyon
    Gastrointestinal sistem: Bulantı, kusma, konstipasyon, diyare, abdominal şikayet, safra taşları
    Genitoüriner sistem: Menstrüasyon düzensizliği, libido kayıpları, renal taşlar
    Diğer: Yorgunluk, soğuk intoleransı, kuru cilt, saç dökülmesi, negatif azot dengesi mineral ve elektrolit dengesizliği, kolesterol ve ürik asit düzeyinde artış Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su, sonrasında kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir. Dengeli diyetlerde yağ, ketojenik diyetlerde su ve açlık halinde kas kaybı olmaktadır.
    Zayıflama programı kişiye özel uygulanmalıBeslenme ve diyet uzmanı Turgay Köse, "Zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir" diye vurguladı.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Mayıs 2009