Bilinçaltının Gücü

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve beyza75 tarafından 11 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    11 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : beyza75
  1. beyza75

    beyza75 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    77
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Bilinçaltının Gücü

    --------------------------------------------------------------------------------

    BİLİNÇALTINI YÖNLENDİRMEK Çünkü bakış açılarımız, dünyayı ve kendimizi değerlendirme kriterlerimiz de farklı. Başınıza gelen bir olaya üzülüp hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bunu bir deneyim olarak görüp yeni öğrenim ve farkındalıklarınıza da odaklanabilirsiniz. Seçim sizin… Çok gelişmiş bir bilgisayar saniyede 100 milyonun üzerinde işlem yapabiliyor. Bu bilgisayarın 100 sene boyunca yapabileceğini bizim beynimiz 1 dakikada yapabilecek kapasiteye sahip. Peki bu muazzam gücümüzün ne kadar farkındayız? Eğer farkındaysak ne yönde kullanıyoruz? Evimize, kendimize yeni bir eşya alırken onu; kalitesi, fiatı, işlevselliği gibi belirli kriterler bakımından imtihana tabi tutuyoruz. Duygularımızın, düşüncelerimizin, davranışlarımızın kaynağı; bizi oluşturan her şeyi kontrol eden beynimiz hakkında neler biliyoruz? Zihnimizi temel olarak bilinç ve bilinçaltı olarak iki kısımda inceleyebiliriz. Bilinçli zihnimiz zihnimizin rasyonel düşünen kısmı.Yani farkında olduğumuz düşüncelerimiz. Siz bu yazıyı okumaya karar verdiniz. İşte bilinçli zihniniz şu anda çalışıyor. Biraz sonra belki karnınız acıkacak. Tarhana çorbası içmeye karar vereceksiniz. Bu da bilinçli zihninizin bir tercihi.. Yapılan araştırmalara göre zihnimizin bu kısmı 5 ila 9 arası veri alabiliyor. Bilinçaltımızı bir depoya benzetebiliriz. Zihnimizin % 88lik bir kısmını oluşturuyor. Beş duyumuz vasıtasıyla alınan her bilgi, yani bütün yaşamımız, bir kameraya çekilmiş gibi orada kayıtlı. O uyku da uyumuyor. 24 saat çalışıyor. Nefes alışımızı, kalbimizin atışını, kan dolaşımımızı, sindirim sistemimizi; kısaca size ait olan her şeyi siz düşünmeden sizin için kontrol ediyor. Bilinçaltı bu kadar gücüne karşın o kadar aptal ki, gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemiyor. Yani kör ve sağır. Çünkü ona söylediğiniz her şeyi gerçek gibi algılıyor. İşte biz bunu avantaj olarak kullanabiliriz. Bilinçaltımızı kullanarak hayatımızı değiştirebilir, istediğimiz her şeye kavuşabiliriz. Nereye gittiği belli olmayan bir arabanın kontrolünü elimize alabiliriz. Hadi arka koltuktan direksiyona geçelim. Arabayı istediğimiz yöne doğru sürelim. 90’lı yılların başında bir bilim dergisi olan Research Qarterly’de yayınlanan çok ilginç bir araştırma var. Bu araştırmada basketbol oynayan öğrenciler üç guruba ayrılıyorlar. İlk gurup basketbol topunu fileye sokabilmek için 20 gün boyunca fiziksel antreman yapıyor. Ter döküyor. İkinci gurup hiçbir şey yapmıyor,yan gelip yatıyor. Üçüncü gurupsa 20 gün boyunca her gün zihinse antreman yapıyor. Yani zihinlerinde hayali olarak topu tutuyorlar, paslaşıyorlar, çok güzel atışlar yapıyorlar, terlediklerini hissediyorlar, inanılmaz güzellikte bir maç çıkararak seyircinin alkış seslerini duyuyorlar, maç bitiminde gelen tebrikleri kabul ediyorlar. 20 günün sonunda her gün antreman yapan ilk gurubun performansında % 24‘lük bir artış oluyor. Yan gelip yatan ikinci gurupta, beklenilebileceği gibi, hiçbir değişiklik yok. Zihinsel antreman yapan üçüncü gurubun performansında da % 23’lük bir artış oluyor. Dikkat edin! Topu ellerine bile değdirmeden hemen hemen ilk gurup kadar başarı sağlıyorlar. Yani bilinçaltı beş duyunun etkili bir şekilde kullanıldığı ve canlı hayallerin kullanıldığı bir senaryonun sürekli tekrarlanmasıyla, aslında henüz gerçekleşmemiş şeyleri gerçekmiş gibi kabul etmeye başlıyor ve beyne bu sinyali gönderiyor. Ne müthiş bir güç öyle değil mi? Maalesef korkularımız da bu yolla oluşuyor. İnsanoğlunun doğuştan sahip olduğu iki temel korku var. Düşme ve ses korkusu. Kalan bütün korkularımızı süreç içerisinde öğreniyoruz… Nasıl mı? Hepimizin korktuğumuz şeylerle alakalı senaryolarımız var. Bunlar olumsuz görüntüler, sesler ve hisler içeriyorlar. Düşüncelerimiz kendilerini gerçekleştirme kehanetine sahiptirler… Çevremizdekilerin iyi yönlerini görürsek hep iyi insanlar, kötü yönlerini görürsek hep kötü insanlar çıkar karşımıza… Odaklandığınız şeyler yaşamınızın kalitesini belirler…
     
  2. 11 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : beyza75
  3. VENUS_

    VENUS_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    462
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    Harika bir paylaşım... Teşekkürler!!
     
  4. 31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : beyza75
  5. bonita

    bonita Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    58
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Yazı çok güzel ellerine sağlık zaten shakespeare in dediği gibi "İYİ KÖTÜ DİYE BİR ŞEY YOKTUR İYİYİ DE KÖTÜYÜ DE BEYİN YARATIR" bu sözü çok seviyorum.
    Nası düşünüyorsak aslında öyle olmasını umuyoruz.Ben hep pozitif düşünmekten yanayım zaten kötü düşünmenin vücuda verdiği zararlar var.Bunları neden yaşatalım ki kendimize.Beynimizi kendimiz yönetmemiz lasım hiçbirimiz kendi potansiyelimizin farkında değiliz.Pozitif olalım pozitiiiff!
     
  6. 4 Haziran 2007
    Konu Sahibi : beyza75
  7. minta

    minta Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Mart 2007
    Mesajlar:
    158
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    beyza75 ellerine yüreğine sağlık.çok güzel bir paylaşım. Son günlerde okuduğum ''Sır'' kitabında da bilint altının mucizelerinden bahsediyor.Tavsiye ederim..bilinçaltı keşfedilmeyi bekleyen mucizevi birşey..düşüncelerimizden ibaretiz.biz seneryoyu belirliyoruz beyin gerçekleştiriyor bunun için gerekli olan=iste,inan ve al