Bilmek

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve realist tarafından 4 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    4 Şubat 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148

    tüm çocukları gibi onu da dokuz ay taşımıştır anne.ve bir şafak vakti gelmişti dünyaya ağlayarak.tüm çocuklar gibi o da oyunlar oynar,güler ve güldürür çevresin.buraya kadar her şey normal.asıl sorun by noktadan sonra başlar.büyüyor,kızımız büyüyor dünyasını küçülterek.
    ön hazırlıktır,"kızım,kızlar bebeklerle oynarlar".bebekle oynamalıydı;çünkü bu ileride çok işine yarayacaktı.bu bebek oyunu da çok uzun sürmez,ki birçoğu bunu bile oynayamıyor, "kızım,gel seninle pasta yapalım" kandırmacasıyla kız mutfağa çekilmeye başlanır.yarım kalır oyunu ya da bu noktadan sonra hiç de başlamaz.sokakta yeri daralmaya başlar," ama sen kocaman kız oldun,artık sokakta oynayamazsın,gel biz seninle yemek yapalım,temizlik yapalım" istekleriyle gözlem altına alınır kız.kız büyür,dünyası küçülür,kendisini bile bulamaz olur bu dar alanda...
    ipler baştan sıkı tutulmalıdır,yoksa ileride nasıl dizginlenirdi( sanki at yetiştiriyor sanırsın).her şey bir bardak su ver,demeyle başalar ve son nefese kadar bu devam eder.evde baba,abidiri korumacı kollamacı dışarıda tüm mahalle ve zamanla tüm dünya...çünkü o kendine bakamaz,kendine yetemez.iyi de bunu sen nerden biliyorsun? kzı büyüdükçe artar omzundaki yükler.belli bir yaştan sonra "namus" kavramı boy verir dünyasında.birileri getirir koyar ellerine "bak,sen bizim namusumuzsun.ona göre dikkat et kendine" denir.belki de o,bunun ne anlama geldiğini dahi bilmiyordur.bakın TDK namus kavramını nasıl açıklıyor:"1.bir toplum içindeahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık. 2.dürüstlük doğruluk. 3.sililik,iffet."görüldüğü üzre namus kadından sorulur diye yada kadın =namus diye bir ibare yer almıyor.peki o zaman toplumun namusu niye sadece kadından soruluyor?temiz toplumsa bu iki tarafın da temiz olmasıyla mümkün,neden sadece kadının üzerineatılıyor bu yük. "kadın dürüst olsa bu olmazdı" sesleri çok duyulur.iyi de ne biliyorsun sorunun her zaman kadında olduğunu?niye karşı tarafın eksikliği anlatılmıyor hiç,neden kadın damgalanıyor?hatayı yapan başkası,bunun cezasını çeken neden kadın oluyor ve dışlanıyor toplum içinde?....sorular sorular....
    kızlarımızı ilk başta yeniyoruz, daha ilkokul çağındayken bile başı önüne eğiktir,kısıktır sesi.insanın başı ne zaman öne eğilir hatalı olduğu zaman.işte biz kızlarımıza merdivenin ilk basamağında eğdiriyoruz kafalarını öne.evde babanın yanında eğik,sokakta tüm karşı cinslerin bakışlarından dolayı eğik.peki ama neden? açık havada kurulan bu dört duvar niye...neden gülen kadınlar hep kötü bir şekilde anılır,sokakta gülen erkek yok mudur?peki gülmek insana has bir özellik değil mi?sokakta kahkaha atma taraftarı değilim;ama bu bu kural her iki taraf için de geçerli olmalı.aynı kulvarda aynı noktadan başlamalı yarış.
    kadın evinde olmalıydı,kurmalıydı dünyasını mutfak-salon ve evin diğer duvarları arasında.daha sıkı sarılmalıydı süpürgeye,beze tencereye...sarılmalı ki unutabilmeliydi dış dünyayı.babamın koltuğu diyeni duydunuz peki bu da annemin koltuğu diyeni duydunuz mu?o evin her yerindeydi,her yer ondan soruluyordu,sabit kalamazdı o."o", evin hakimi olmalı ki dış dünyaya hakim olma isteği bulunmasın...
    yasaktı işte dış dünya,tehlikeliydi oralar.tüm bunlara sebep biyolojik yapı mı yoksa toplumun sosyal baskısı mı?bilmiyorlar ki karşı taraf olmasa zaten benim için bir tehlike yok,onlar kendilerini bilseler ben zaten kendi başımın çaresine bakarım.neden kendi eksikliklerini bende arıyorlardı?sorunun çevreden kaynaklandığını biliyorlar, çözümü biliyorlar;ama uygulamayı neden farklı yapıyorlar?sağlıklı toplum kavramı niçin sadece kadında aranıyor,toplum sadece kadından mı ibaret?mutluluk birlikte yapınca oluşuyorsa eğer,kadın esaretlik yaşarken ne kadar mutlu olabilir acaba?koroyu düşünün,bir tarafın sesi kısılırsa yükselir diğer tarafın sesi ya da öyle anlaşılır.erirse bir taraf,artar diğer taraf.mutluluk özgürlükle başlamaz mı? ev,eş,çocuk,yemek,temizlik,....zincirleri vurulmuşsa ayağına kadın ne kadar uzaklaşabilir bu dünyadan?peki normal midir migren ağrılarının kadınlarda daha fazla görülmesi?yoksa çevresi daraldıkça kadın kendine mi dönüyor her ve dönüşte de kendini mi tüketiyor?
    sorun ortada çözüm çok kolay uygulayana.çuvaldızı biraz da kendimize batıralım.ortak cinsten oluşan toplumu sadece kadın üstünden incelemeyelim.kendimizi baskı altına almaktan,kadını baskı altına almak daha kolay oluyor değil mi;böyle dersek çözemeyiz sorunu.aynayı önce kendimize tutalım...

    dipnot: ne mutlu tüm bunların dışında kalan azınlığa

    (ALINTI)