Bir Acı Son Hikayesi...

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve maviankara tarafından 27 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    27 Ocak 2009
    Konu Sahibi : maviankara
  1. maviankara

    maviankara Guest

    Kızlar aşağıda yazacaklarım bir arkadaşımın başından geçenler... Sizinle paylaşmak istedim...
    -----------------------------------------------
    Sen benim her zaman ulaşılmazım olmuştun.. Sen renkli dünyalarda gezerken ben seni hep uzaktan izlemiştim.. Nasıl dualar etmiştim benim ol diye.. Ama bak şimdi yanımdasın.. Benimsin, benimlesin.. Aydınlattın dünyamı..
    Böyle başlamıştı aşkımız sıcak bir yaz akşamı.. Ewet işte tam olmanı istediğim yerdesin karşımda duruyorsun.. Yıllardır bu anı bekliyordum.. Ama birşey söyleyemiyordum dilim tutulmuştu. Ne konuşacağımı dahi bilemiyordum çünkü seni yanımda bile hayal edemezken tam karşımdaydın..
    Aradan çok uzun yıllar geçmişti. Sen benim farkımda bile değildin o zamanlar. Okulda herkez için sen 1 taneydin belki ama, sen benim için bu dünyada ve ahirette bile tek kalacaktın.. bunu bilmiyordun bile.. Yıllar sonra ettiğim dualar kabul olmuştu. Daha sana ilk buluşmamızda okulda giydiğin kıyafetleri, saç rengini, arkadaşlarını hatırlatınca çok şaşırmıştın. Hak veriyorum sana çünkü sen benim farkımda bile değildin..
    Ama olsun şimdi karşımdasın oturuyorsun ya bana bu bile yeter. sesini yakından duymak bile benim için yetiyor..
    Ancak sen neden yorgundun? neredeydi o güldümü dünyalar güzeli olan, gözleri ışık saçan, altın sarısı saçların.. Belliydi yılların seni üzdüğü. Hayatın İstediklerini vermediği, İstemediklerini aldığı gözlerinden okunuyordu. Nereden nasıl anlatmaya başlayacağını bilmiyordun.. Günler,Aylar geçti.. Zamanla anlattın herşeyi..
    Hayatın o kadar karmaşık ve alt üst olmuş durumdaydı ki inanamadım önceleri. Anlam veremedim bir çok şeye. Kaybettiklerin o kadar yaralayıycıdı ki benim senden daha fazla canım acıdı.. Ama sana hissettirmedim bile.. Yaşadığın o çarpık ilişkiler ve kaybettiğin masumiyet sesinden bile belliydi.. Bana, "sen benim endeğerli warlığım derdin hep". Senden öncem yok derdin... Uçurumun kenarından aldın beni derdin... Hayallerim bile yoktu senden önce derdin... Ama sen benim hiçbir zaman içimde kopan o fırtınaları
    bilmedin.. Bilemezdin.. Çünkü bilsen üzülürdün ama sen üzüleceğine ben üzülmeliydim..
    Sen en umutsuz anında, ben ise en umutlu anımda buldum seni.. Tutundun bana.. Sımsıkı sardın ellerimi... Yıllardır seni bekliyordum nasıl bırakırdım ki o sıcak ellerini?
    Nasıl kabullenecektim yaşadıklarını? O benim bile kendimde kızdığım gururumu nasıl yenecektim.. Ama yapmalıydım çünkü sen bana tantının bir hediyesiydin.. Yıllar sonra verdi seni bana... Ben böyle bir durumda nasıl bırakırdım ki seni? Yıllar sonra bulmuşken kendi elimlemi yollayacaktım seni karanlık gecelerine tekrar.. Gecelerce kollarımda "beni bırakma sakın" diye ağlarken ben nasıl arkamı dönüp giderdim ki? Yakışırmıydı bu bana.. Yanlışlarla dolu hayatında seni yalnız bırakmak, tekrar karanlığa itmek..
    Senin bile her seferinde hissettiğin yanlışlarını ben sana nasıl unutturacaktım.. yapmalıydım...
    Rüyada gibiyim derdin.. Seni Hak edecek ne yaptım ben derdin hep... Bense hayır asıl ben seni hak edecek ne yaptım derdim sana.. Ama içimdeki fırtınaları sen hiç bilmedin..
    Zaman su gibi akıp geçtikçe içimdeki o nefret ettiğim gururum artık sevdiğim olmuştu. Fırtınalar durmuş yerini sakin ve derinden akan ırmaklar kalmıştı.. Kendime İnanamıyordum. Arkadaşlarıma bile vaz geçilemeyecek değer yargılarından bahsederken ben senin için herşeyden vaz geçmiştim.. Ailemden bile.. Herkez uyarmıştı beni. Hata yaptığımı söylemişti. Ama ben kulak asmadım. Aksine dostlarımı düşman gördüm..
    Çünkü sen kötü biri olmazdın.. Sen benim masum prensesimdin..
    Zaman akıp geçti.. Her geçen gün daha çok sevdim seni.. Ve yıllardır hayal ettiğim gün geldi.. Beyaz gelinlik içinde prenseslere benziyordun.. Dünyada bir eşi olmayan...
    Seni öyle çok seviyordum ki...
    Ama sen daha evleneli 3 ay olmuştu ki bırakıp gittin beni.. Anlayamadım bile ne olduğunu.. Ne bir açıklama ne bir sebep.. Son sözün ise "sen kendine yeni bir hayat kuramayacaksan ben kendi hayatımı feda edeceğim oldu"...
    Evlilik sana göre değilmiş, ben dört dörtlük bir eşmişim, yaptığından sonra çok pişman olacakmışsın. Bana daha fazla zarar vermek istemiyormuşsun... Bana bunarı söylüyorsun bir tanemde neden yanımda olmuyorsun??
    Yazacak birşey bulamıyorum çünkü gittin artık.. seni, O uçurumun kenarından kurtardığım yerde bırakıp gittin.. Sevdiğim gururuma yenik düşürdün beni.. Haklı çıkardın herkezi.. Hiç mi özlemiyorsun beni.. Hiçmi aramıyorsun yokluğumu.. Sesisini bile duymuyorum artık.. Hiçbir erkeğin akıtmayacağı kadar gözyaşlarına boğdun beni.. Ama buna rağmen ben seni hala o kadar çok seviyorum ki bilemezsin.. Bu hayatta tek seni sevdim ve ölene kadarda seni seveceğim... Sen renkli hayatına geri döndün ben ise sözün bittiği yerdeyim şuan..
    Sana mutsuzluk dileyemem ki bir tanem. sen benim canımdan daha değerlisin...
    Sen bensiz mutluysan bensiz ol birtanem.. Ben sensiz nasıl olsa mutlu olamayacağım.. ben senin yerine mutsuz olurum.. Uğrunda feda ettiklerim için, kendi kişiliğimden, dostlarımdan ve vazgeçtiğim herşey için sana kızgın değilim.. Çünkü ben seni kimsenin kimseyi sevmediği kadar çok seviyorum prensesim...
     
  2. 27 Ocak 2009
    Konu Sahibi : maviankara
  3. KarKralicesi

    KarKralicesi hoppppp Gümmmm (: Pro Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2006
    Mesajlar:
    23.300
    Beğenildi:
    17.164
    Ödül Puanları:
    488
    güzel bir yazıy. Başka söylencek söz yok ne yazıkkı