Bir Aşkın Anatomisi

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve yaren_76 tarafından 25 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    25 Eylül 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Bir Aşkın Anatomisi

    Midede uçuşan kelebekler… Ayakların yerden kesilmesi… Göğsün üstünde duyulan o ince sızı…
    Aşkın, hayatımızı ve duygularımızı tepetaklak eden hezeyanlı ve coşkulu etkilerini tarif eden bu cümleler ilk bakışta klişe gibi görünseler de her biri aslında bir fizyolojik gerçeği yansıtıyor.

    Bilim dünyası aşkın tıbbi gizemini çözdü bile: Bol miktarda adrenalin, feniletilamin, seratonin ve biraz da oksitosin…

    İster biyolojik bir ihtiyaç olsun, ister olmasın, aşkla ilgili bütün klişeler aslında doğru. Peki aşık olduğumuzda bedenimizde gerçekten neler olup bitiyor? İşte bütün klişe hislere fizyolojik açıklamalar:

    Midemde kelebekler uçuşuyor
    Semptomlar:
    Aynı anda hem tuhaf bir sevinç ve coşku, hem de garip bir gerginlik yaşıyorsunuz. Kalbiniz deli gibi çarpıyor.

    Nedeni:
    Bizim için özel olan o kişiyi kalabalıklar içinde ilk kez gördüğümüzde beynimiz feniletilamin adı verilen doğal bir amfetaminin salgılanması emri veriyor. (Amfetamin spor yaparken ve yemek yerken salgılanan bir hormon.) İkinci
    aşamada, diyelim ki ilk özel buluşmada, böbrek üstü bezleri vücudumuza adrenalin ve noradrenalin pompalıyor. Bu hormonlar vücudun stresle baş etmek için kullandığı temel silahları olarak biliniyor. Ancak tabii ki söz konusu olan aşk gibi pozitif bir stresse hissettiğimiz “midemde uçuşan kelebekler” oluyor.

    Onu bir an bile aklımdan çıkaramıyorum
    Semptomlar:
    Aklınızı yitirmiş gibisiniz. Duygularınız karmakarışık. Sadece tutku objenize odaklanmış durumdasınız ve ondan başka hiçbir şeyi düşünemiyorsunuz.

    Nedeni:
    Yapılan araştırmalar aşık olma durumunda beynin obsesif kompülsif bozuklukla aynı semptomları yaşadığını gösteriyor. Obsesif kompülsif bozukluk yaşayan hastalar ile yeni aşık olmuş bir grup insan üzerinde yapılan deneyler, her iki grubun da beynindeki seratonin miktarının yüzde 40 düştüğünü kanıtlıyor.

    Seratonin düşmesi ise anksiyite ve depresyon yaratıyor. Bu da insanların kimi zaman aşkı mutluluk değil, acı verici bir şey olarak yorumlamalarına neden oluyor. Fakat aşık olanlarda yaşanan bu seratonin gerilemesi aslında geçici bir durum. İlişki bir seneyi geçtikten sonra yapılan testler söz konusu kişilerde seratonin seviyesinin normale döndüğünü gösteriyor.

    O da beni sevecek sadece şu an bunu göremiyor
    Semptomlar: Ona sahip olmak için her davranış biçimini, hatta bütün kurnazlıkları deniyorsunuz. Aşkınıza karşılık vermiyor gibi görünse de aslında sizi çok sevdiğine, bir gün bunu kendisinin de fark edeceğine inanıyorsunuz.

    Nedeni:
    Psikologlar, aşık olduğumuzda duygularımıza karşılık almak için şiddetli bir özlem duyduğumuzu ve karşımızdaki insanın her türlü davranışına aşırı duyarlı olup, ilgisiz şeyleri bile olumlu yorumlayabilme potansiyeline sahip olduğumuzu dile getiriyorlar. Aşk acısı çeken 500 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, duyguları karşılıksız olan bu insanların, aşık oldukları kişilerin kayıtsız davranışlarına geçerli açıklamalar getirmek gibi sıra dışı bir çaba sergilediklerini gözler önüne seriyor. Bu açıklamaların birçoğu ise maalesef ki hayal ürünü olmaktan öteye gidemiyor.

    O dünyadaki en mükemmel insan
    Semptomlar:
    Çevreniz sizi uyarsa bile, onun hatalarını ve sorunlarını göremiyorsunuz.

    Nedeni:
    Aşkın gözleri kör etmesi klişesi aslında bir yanıyla doğru. Uzmanlar karşımızdaki insanın duygularını, yüzünden yansıyanları ve dürüstlüğünü değerlendirirken beynimizin üç farklı bölümünün çalıştığını söylüyorlar. Aşık olduğumuzda ise bu bölümlerin geçici olarak çalışmadığını dile getiriyorlar. Yani karşımızdaki insanım hatalarını, problemlerini aşık olduğumuzda göremememizin fizyolojik bir açıklaması bulunuyor.

    Bulutların üzerinde gibiyim

    Semptomlar:

    Tuhaf bir kaldırma kuvvetiyle ayaklarınız yerden kesilmiş durumda. Aşkınıza karşılık aldığınızdan beri sanki boşlukta yürür gibi hafiflemiş hissediyorsunuz.

    Nedeni:
    Romantik aşkın beyinde yarattığı nöroloji değişimler, insanın öfke, korku, saldırganlık gibi negatif duygular hissetme yeteneğini –geçici olarak- yok ediyor. Karşılıklı aşkın etkisiyle tıpkı mutluluk verici bir ilaç ya da uyuşturucu almış gibi bir deneyim yaşayan beyin, negatif duyguları bastırıp, mutluluk verici duyguları keşfediyor. Böylece görünmeyen bir asansör ayaklarınızı yerden kesip, sizi bulutların üzerindeki aşk cennetine çıkarıveriyor.



    cosmotürk
     
  2. 25 Eylül 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  3. jeloo1981

    jeloo1981 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    2.604
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    146
    Çok iyi bir anlatım a.seline sağlık canım...
     
  4. 26 Eylül 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  5. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    sağol canım