bir ayrılığın anatomisi/ CAN DÜNDAR

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve Nil tarafından 23 Ekim 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    23 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Nil
  1. Nil

    Nil KK Kro Pro Üye

    Katılım:
    22 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    9.669
    Beğenildi:
    90
    Ödül Puanları:
    153
    İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der dostoyevski...

    veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yaldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.birlikteliğin örttüğü tüm kusurları, ayrılık sergiler.bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.

    "ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir.

    kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden...

    hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.

    "ama"yla biter alelade iltifat cümleleri:

    "sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim" vs.. vs...

    sonra gelsin uykusuz geceler...bir türlü karar verememeler...ruhen gidip gelmeler..."hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler...

    birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar...

    "aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini inandırmalar...

    sonrası hep aynı:

    bekleyenin "hani sonbaharda buluşacaktık. hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları...

    bekletenin "geliyorum az kaldı" oyalamaları...

    bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar...terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar...veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler... üzgün görünmeler... bağış dilenmeler "...ama kaçınılmazdı" demeler..."sözünden caydın"yakınmalarını "sen de eski sen değilsin. değişmişsin" diye göğüslemeler... asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler... ve son sahne:

    terk edenin o mahcup "gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı:

    "uğurlar olsun! ben yoluma devam ediyorum". ihanetler böyledir:ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir. ondan sonra dur durak yoktur: güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döner. artık acılara hapsolmuştur: buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır.

    CAN DÜNDAR
     
  2. 23 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Nil
  3. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.