Bir Beslenme Biçimi Olarak "Akdeniz Rejimi"...

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve NILBERA tarafından 19 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    19 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Akdeniz rejimi


    Akdeniz ülkeleri denildiğinde akla hemen bu ülkelerin efsaneleri kadar ünlü mutfakları ve uzun yaşayan insanları gelir.

    Dünyada ortalama yaşam süresi en yüksek olan Akdeniz ülkelerinin bu özelliği, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) bile dikkatini çekmiş olacak ki 50li yıllarda örgüt, Akdeniz halkı hakkında 15 yıl süren bir araştırma yapmış ve uzun yaşamalarının sırrının diğer ülke insanlarına oranla daha neşeli ve hayata daha bağlı insanlar olmalarına bağlamıştır.

    Şüphesiz bu insanların uzun ve sağlıklı yaşamaları, sadece hayata daha fazla bağlı olmalarından ya da Akdenizin insana hayat veren havasından, suyundan kaynaklanmamakta, beslenme alışkanlıkları da çok önemli bir faktör oluşmaktadır.

    Aslında 'Akdeniz rejimi' sanıldığı gibi size bir ayda belirli bir kilo verebileceğinizi vaat eden bir rejim listesi değil, bir beslenme biçimidir ve sizi katı rejimlerden, kalori hesaplarından kurtarır.

    Besin seçimi...

    C ve E vitamini bakımından zengin meyva ve sebzeler, lifli yapılarıyla bağırsakları çalıştırır ve sindirimin daha uzun sürmesini sağlar, böylece uzun süreli tokluk hissi verir.

    Mutfağınızda sebze ve meyvalara daha fazla yer vererek damarlarda tıkanmaya yol açan kötü kolestolun kan içindeki düzeyinin azalmasını sağlayabilir, kalp ritmini düzenleyici özelliği olan potasyum ve vücutta suyu gerekli düzeyde tutan sodyum seviyelerini dengeleyebilirsiniz Vücudunuz için gerekli olan vitamin, mineral, oligo-element ve lifleri almak için her gün düzenli olarak 400 gr. taze sebze ve meyva yemeniz gerekmektedir.

    Enerji ve protein depoları: Sebze ve baklagiller...

    Pirinç, mercimek, soya fasulyesi gibi besinler vücudun enerji ihtiyacını gideren karbonhidrat bakımından zengindirler. Sindirimlerinin uzun sürmesi, aynı zamanda uzun süreli tokluk ve enerji hissi verir.
    Her çeşit tahıl ürünü, baklagiller (soya fasulyesi, vb) ve süt, vücut için adeta protein deposudur ve yağ oranı düşük olan bu besinler, vücutta birikmezler, kilo aldırmazlar ve makul ölçüde olması şartıyla istendiği kadar yenilebilirler.
    Şekerden uzak durun !

    Yemeye doyamadığımız beyaz şekerle yapılmış yiyecekler (pasta), şekerli ve gazozlu içeceklerden (kola, meyve suyu) uzak durun. Bu besinler yapılarındaki karbonhidratı vücuda girer girmez bıraktıkları için yarardan çok zarar verir. Kandaki şeker miktarını bir anda yükseltirler. Uzun süreli ve aşırı tüketilmelerinde ise bu besinler kilo alımına neden olurlar.

    Kırmızı et ve inek sütünden yapılmış ürünlere paydos...

    Protein yetersizliğine neden olmamak için beslenmenize önem verin. Hazmı kolay ve yağ oranı yüksek (iyi kolestrol oranı) hayvansal proteinler (et, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, süt ürünleri) ve bitkisel proteinleri (tahıl ve sebzeler) dönüşümlü olarak almaya gayret edin. Sürekli belli bir besin grubunu ve fazla yağlı ürünleri tüketmeyin. Bu da demek oluyor ki kırmızı et, şarküteri ve inek sütünden yapılmış ürünler artık kara listede.

    Kırmızı et yerine protein açısından zengin ve yağ oranı az olan beyaz eti tercih edin (tavuk, hindi, tavşan). Koyun ya da keçi sütünden yapılmış taze peynirleri seçin ve az miktarlarda yiyin. Her gün yoğurt yiyerek vücudun kalsiyum ihtiyacını büyük oranda karşılayabilir ve kandaki iyi kolestrolün seviyesini koruyabilirsiniz. Buna karşılık inek sütü tüketimini mümkün olduğunca sınırlayın ve yağsız ya da orta yağlı süt tercih edin.

    Çok yaşa zeytinyağı !

    Tereyağı ve kötü kolestrolü arttıran doymuş yağ asidi fazla olan krema yerine doymamış yağ asitleri fazla olan üzüm çekirdeği, soya, balık yağı ve zeytinyağını tercih edin. Özellikle balık yağında iyi kolestol seviyesini yükselten Omega-3 ve Omega-6 asitleri bolca bulunmaktadır.

    Hatırlatma. Sıvı yağ ve margarin gibi yararlı yağlar ısıtma ya da pişirme sırasında vücut için zararlı hale gelirler.
    Ayrıntı. Zeytinyağını, besin değerlerini kaybetmemesi için salataya yemeğe otururken ekleyin.
    Sıvı yağları karıştırmayın. Bu, hem tatlarını acılaştırır hem de yağların erimesini engelleyerek vücut için zararlı oksidasyonlara neden olur.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  2. 18 Ocak 2015
    Konu Sahibi : NILBERA
  3. zeytinyaglipirasa

    zeytinyaglipirasa Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.675
    Beğenildi:
    175
    Ödül Puanları:
    118
    bu tam bana göre:)