Bir Bitişin çiğliği

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve rose7777 tarafından 30 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    30 Nisan 2007
    Konu Sahibi : rose7777
  1. rose7777

    rose7777 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2007
    Mesajlar:
    50
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    BİTİŞİN ÇIĞLIĞI



    Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir
    karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken,
    ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması
    gereken gerçekleşmez. İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın.
    "Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür.

    Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere
    vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu.
    İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark
    et" demek ister. İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir
    özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen
    hiç konuşulmadan geçer gider. Ama ardı arkası kesilmiyorsa
    incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki
    acı büyür iyice. Ve başlar çatışma.

    Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken,
    akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça
    hisseder kendini insan. Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe
    duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır.
    İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara
    yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar. Bu kez "kendine
    gel !" denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları
    düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir.

    Yapılacak tek bir şey vardır. "Ya olduğu gibi kabul et ve
    acı çekme ya da çık git." Bilir bilmesine bunu yürek de,
    gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu
    göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak.

    Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa,
    umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var
    olmak için, daha da güçleşir gitmek. Tüm bunlar yaşanırken
    benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz.
    Çünkü, ne, bir olunabilir bu sorularla, ne de gidilebilir bu
    özlemle. Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi
    zamanlarda. "Seni Seviyorum" o ilkel sestir aslında. Sevgi
    yener mi aklı? Bazen. Ama hep o incinmeye, yeniden hayal
    kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki. Kişi,
    bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya,
    kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları.

    Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek. "Tamam"
    diye düşünür insan. "Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını,
    sarılmasını özlüyorum. Ama kumaşın dokuması farkli işte.
    Tutmuyor birbirini. Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu
    kadar sarsıyorsa beni; kendimi, 'ben'ime olan saygımı
    korumak için bitirmeliyim ilişkimizi."

    Ve geriye dönüp yaşananlara bakar. "Denemediğim yol
    kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için?
    Çaba göstermiş miyim gerçekten?" diye sorar. Her şey denenmişse
    bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez. "Şu olaya,
    bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi. Tekrar
    oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin
    olmadan koparmam içimdeki duyguyu"diye düşünür. Ve yaşar.

    Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz
    boyutta değilse, çözülür sorunlar. Ama aksi durumda, tek yol kalır
    hayatta. Gidiş. Hem de gelişi olmayan bir gidiş. Denenmiş elbisenin
    provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir
    keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir.

    Acı çekilmez mi? Hem de nasıl çekilir. Yine de bilir ki insan,
    beraber olduğu sürece hep acı çekecek., acı çekme ihtimaline
    karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek.

    Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle: "Hadi şimdi vurun
    bakalım tamtamlar. Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın.
    Başka ses duyamaz hale getirin beni. Ama ben gidiyorum.
    Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum. Alın bir vuruş
    da benden. Biten ilişkiye, gönderilen sevgiliye,
    içimdeki acıya! Yine de gidiyorum."