Bir Erkeği Ölesiye Sevmek...

Konusu 'Aşk Mektupları' forumundadır ve cilek.35 tarafından 30 Eylül 2009 başlatılmıştır.

    30 Eylül 2009
    Konu Sahibi : cilek.35
  1. cilek.35

    cilek.35 Guest

    sevgi dolu cocuk degildi ve kimse ona bir erkegi sevmesi gerektigini ögretmedi. annesi seviyordu babasini, ne kadar seviyordu? 30 yil boyunca bir asker gibi durak durmak bilmeden sabah 7 gece 1 (cocuklar ne zaman uyursa, duruma göre degisiyordu) bir gün fazla uyumadan, birgün sikayet etmeden, bir gün surat asmadan gecirecek kadar. ne kadar seviyordu annesi babasini? tüm negatifliklere ragmen hergün onu öpücüklere bogacak kadar. hasta gecirdigi nerdeyse son 5 yilinda bir gün daha fazla yasasin diye canini kanini ortaya koyacak kadar. evet annesi seviyordu babasini, bir erkegi sevmeyi annesinden neden ögrenmedi o zaman? babasini seviyordu belki annesinin onu sevdiginden de cok. bir tek onu sevdi, baska bir erkegi sevmek fikri yerine bir gökdelen tepesinden kosa kosa asagiya atlama fikrini kafasindan gecirse daha az korkardi herhalde. uzun zaman bunun babasina olan sevgisinden oldugunu düsündü. onu o kadar sevmisti ki baskasini severse belki yattigi yerde üzecekti onu... tabiki bunun biraz kendini kandirma oldugunu anlayacakti ilerde. annesi olmaktan korkuyordu, her erkegin babasi gibi olmadigini hayat ögretmisti ona ve kendini adama ic güdüsü yüzünden yanlis bir secim yapmamak icin herkesten kacti. en azindan kalbini kacirmayi basardi. gecmis sayfalarina fazla düsünmeden girdigi, fazla düsünmeden bitirdigi geneli hos vakit gecirmeye dayali iliskiler ekledi. kimse icin kilini kipirdatmadan kendinden hic ödün vermeden, annesinin tam tersi bir kadin olarak devam etti hayatina. artik iki kisi yasiyordu icinde, annesi ve anti-annesi. elbet birgün kendini adamayi hak edecek bir erkek cikacakti karsisina, dogru zaman diye adlandirdigi bir zamanda ki beyin saati bu zamani durmadan ilerki tarihlere atiyordu. ask isimi degisen iyi bir dosttu onun icin, cani hangi duyguyu tatmak istese yasatiyordu dogrusu. melankoli delisi ruhuna en iyi ilaci yine en iyi dostu ask buluyordu. cok acitiyordu kendini ve karsindakini daha cok. iste böyle gencligini sivri bir bicak gibi kullanip senaryolari kendi tarafindan yazilmis filmlere baslayip bitiriyordu. elindeki sihirli degnegin bir gün kirilacagini hic hesap etmemisti ki..cocukluk terk etmeye baslayinca yüregini,genc ve yapayalniz bir yetiskin olarak bitmis ve kendinden cok sey götürmüs bir iliskinin esiginde buldu kendini. kapiyi kapatti, disari cikti, beynine, kalbine dudaklarina kilitler vurdu, anahtarlari olmayan adreslerdeki en derin denizlere atti. koskoca 2 yili böyle gecirdi. kendini terkeden cocugu bulmak icin ne kadar savastiysa da nafile... büyümüstü bir kere. simdi cocuklugu sicakligini hala özledigi babasiyla beraber anilara karismisti. birgün uzun zamandir baktigi bir cift göze takildi gözleri. o gün bir baska güzeldi yesilleri. daha önce dikkatini cekmemis olmasi garip olsa da bu karsisinda duran adam cok yakisikliydi. "sert mizacinin altinda kendini koruma ic güdüsü mü yatiyordu" sorusunun cevabini ne olursa olsun kesfetmeye degecek kadar yakisikli....bu tas kalpli gibi gözüken, halbuki yumusacik kalbini sakinmak icin taslarla cevrelemis yüregi bir yerlerden hatirliyordu. ayni yesil gözlere sahip babasindan.... bu adam o kadar yakisikliydi ki bunu anladigi an, ugruna hersey yapacak kadar, annesi olacak kadar, sevecek kadar.... korkulari birakti mi pesini? hayir... anti-annesi ile savaslarindan sürekli kanlar icindeydi. bir kendini bir sevgilisini bir annesini bicakliyordu yatmadan önce. sevmeyi becermeye calisiyordu. evet kimse ögretmemisti ona sevmeyi, ögrenmek icin caba göstermemisti de. sevmeyi basarabilecek miydi onu da bilmiyordu. babasi gittikten sonraki hergün hissettigi kocaman dünyadaki güvensizlik duygusunu onun kollarinda hissetmiyordu ilk defa. tek bildigi sey huzur doluydu, bir sürü ideoloji ile savasmak zorunda olsa da, sevmeye calistigi bu adamin fikri; ögrendigi, bildigi herseye ters olsa da, hic aglamadigi kadar agliyor olsa da huzur doluydu... iste bir erkegi sevmek böyle basliyordu, nasil sonlanacak kendi de bilmiyordu, cok bilmis akli sürekli karisiyor, aklindan da öte bir duygu beynini idare ediyordu. o duyguya teslim olmak istemeyen benlikleriyle kavga etmeye devam etti....sonunda birgün yenildi kendisine, artik onun yaninda kötüydü, onun yaninda esirgeyen kabullenen kadin degildi, onun yaninda sadece bicaklayan, acitan kadin olmustu, cok sevdigi adami bilerek, bagirarak, aglayarak kaybetti... ayni babasini kaybettigi gibi... anladi, hayat böyleydi... nefes almaya devam etti...duygusuz, ruhsuz, sevgi nedir bilmeyen bir kalp, yüzeysel bir insan böyle olustu...