bizi ilgilendiren haberleri paylasalim yorumlayalim

Konusu 'Haziran Anneleri' forumundadır ve scapula tarafından 22 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    22 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  1. scapula

    scapula 2 yavrulu anne Üye

    Katılım:
    31 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.359
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    kizlar diyorum ki,gazetelerde dergilerde vs okudugumuz bize faydasi olacak veya ilgimizi ceken bilgileri paylasalim..ne dersiniz??:kahve:
    2 tane benden olsun..
    Tıbbî zorunluluk olmamasına rağmen sezaryenle doğum sayısının Avrupa ülkelerini ikiye katlaması üzerine doktora ödenen performans maaşlarında değişiklik yapıldı
    19 Nisan 2008 17:40
    Yazı boyutunu büyütmek için
    Doktorların olur olmaz hallerde sezaryen istemesini engellemek amacıyla sezaryen ücretleri aşağıya çekildi. Normal doğum yaptıran hekime verilen performans maaşı ise yükseltildi. Hastanelere ödenen doğum paket fiyatlarında da normal doğum lehine bir düzenlemeye gitme kararı alındı. Buna göre sigortalı bir anne adayının sezaryen masrafı için hastaneye 742 YTL ödeyen devlet, bu rakamı aşağıya çekecek. Normal doğuma verilen 277 YTL ise artırılacak. Yeni düzenlemeye göre normal doğum yaptıran doktora 180 puan verilirken, sezaryene 157 puan verilecek. Bu da hekim maaşlarında normal doğum yaptıranların yüzde 50 daha fazla para almasını sağlayacak. Hekimler ister istemez tıbbî zorunluluk dışında sezaryen yerine anne ve bebek için daha sağlıklı olan normal doğumu tercih edecek.

    Türkiye'de geçen yıl dünyaya gelen 1 milyon 300 bin bebekten 500 bininin sezaryenle doğması, bakanlığı daha etkili önlemler almaya itti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, kabul edilebilir sezaryen oranları yüzde 5-15 arasındayken, Türkiye'de doğumların yüzde 41'i sezaryenle oluyor. Bu oran 4 yıl önce yüzde 21,2'lerdeydi. Bu hızlı artışta anne adaylarının sancısız olduğu için sezaryeni seçmesinin yanı sıra kamu ve özel hastanelerin, kolay ve ücreti yüksek olduğu için doğumların büyük bölümünü sezaryenle yaptırmasının payı var. Bakanlık, bu tablonun tersine dönmesi için ücret zorlamasıyla normal doğumu teşvik edecek. Antalya'da 9-13 Nisan arasında düzenlenen '2. Ulusal Sağlık Kurultayı'nda da masaya yatırılan 'sezaryene devlet kontrolü', Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın talimatıyla Sosyal Güvenlik Kurumu'na taşındı. Yeni düzenlemeye göre normal doğum yaptıran hekim yüzde 50 daha fazla para alacak ve hastanelere ödenen normal doğum parası artırılacak.

    Sezaryen 'moda' haline geldi

    Her yıl 26 bin doğumun yaşandığı Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Leyla Mollamahmutoğlu, sezaryenin adeta 'moda' haline geldiğini söylüyor. Bakanlığın düzenlemesinin sezaryen sayısını azaltacağını belirten Mollamahmutoğlu, düşük ücret uygulamasının ilk doğumları kapsamasının doğru olacağını bildiriyor. Sezaryenin anne vücudu için büyük riskler taşıdığını ve normal doğumun yerini tutamayacağını vurgulayan Mollamahmutoğlu, zorunluluklar dışında ameliyatın tercih edilmemesini öneriyor. Bütün azaltma çabalarına rağmen geçen yıl hastanesinde yaşanan 26 bin doğumun yüzde 41'inin sezaryenle olduğunu kaydeden Mollamahmutoğlu, anne adaylarına şu uyarıyı yapıyor: "Sezaryende anneye verilen anestezinin ciddi sıkıntıları var. Ameliyat olduğu için hastanın kanaması oluyor. Kesilen yerde enfeksiyon riskleri yaşanıyor. Annenin ayağa kalkması normal doğuma göre daha geç oluyor ve bebeği emzirmesi gecikiyor."

    Özel Sema Hastanesi Medikal Direktörü Hamdi Tutkun ise hastanelerindeki doğumların yüzde 60'ının normal, yüzde 40'ının ise sezaryenle yapıldığını belirtiyor. Sezaryen oranlarını düşürmek için birim oluşturduklarını anlatan Tutkun, "Yine de anne adayları sancı gelince hemen sezaryeni tercih ediyor." diyor.

    Sezaryen, şehirlerde tercih ediliyor

    Türkiye'de en fazla doğum, nüfusun yoğun olduğu İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da yaşanıyor. Bu illerdeki büyük hastanelerden alınan rakamlar sezaryenin normal doğuma göre daha fazla tercih edildiğini gösteriyor. Bursa Zübeyde Hanım Doğumevi'nde bu yılın ilk 3 ayında yapılan doğumların bin 521'i sezaryenle olurken, bin 106 bebek normal doğum yöntemiyle gözlerini dünyaya açtı. Ankara'nın büyük kadın doğum hastanelerinden Etlik Doğum Hastanesi'nde de 2 bin 351 doğum, normal yollardan gerçekleştirilirken, bin 229 bebek ise sezaryenle doğdu. Sezaryen doğumun bölgelere göre oransal dağılımı ise şöyle: Batı Marmara 39,7. Batı Anadolu 30,7. Güney Anadolu 20,7. Orta Anadolu 20,9. Kuzey Anadolu 31,1. Doğu Anadolu 8,7. G.doğu Anadolu 9,0.
     
  2. 22 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  3. scapula

    scapula 2 yavrulu anne Üye

    Katılım:
    31 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.359
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Anne sütünden sonra en değerli besin

    Uzmanlar balığın, anne sütünden sonra en değerli besinin balık olduğunu söyledi.
    21 Nisan 2008 15:10
    Yazı boyutunu büyütmek için
    Uzmanlar balığın, anne sütünden sonra en değerli besin olduğunu söyledi. Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, balık etinin ucuz protein ve enerji kaynağı olduğunu açıkladı.

    Balık tüketiminin bitkisel ürünler ve kırmızı et tüketimine oranla geri kaldığını ifade eden Çolakoğlu, ''Oysa ki ülkemizde dengeli ve sağlıklı beslenme açısından elimizdeki besin kaynaklarının niteliklerini acilen öğrenmemiz ve bilinçli şekilde değerlendirmemiz zorunlu hale gelmiştir'' dedi. Dengeli beslenmenin esas ögesinin protein olduğunu belirten Çolakoğlu, şöyle konuştu:

    ''Balık eti, aminoasitlerin hepsini içermesinden dolayı oldukça değerlidir. Etin içerdiği bağ dokusunun oranı onun hazmedilebilirlik düzeyini belirler. Balık eti, düşük oranda bağ dokusu içermesi nedeniyle sığır etine oranla daha kolay hazmedilir ve vücutta daha kısa sürede kullanıma sunulur. Anne sütü biyolojik değer açısından 100 olarak kabul edilirse takip eden sıralamada 93 ile deniz balığı, 89 ile inek sütü, 87 ile sıcakkanlı hayvanların eti gelmektedir. Balık, anne sütünden sonra en değerli besindir. Normal şartlarda 200 gram tüketilen balık eti, bir insanın günlük protein ihtiyacının yüzde 70'ini karşılamaktadır.''
    bugün
     
  4. 27 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  5. streetpit

    streetpit ''beatrix kido'' Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.597
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    -Hastaneye gitmeden önce ılık bir duş alarak rahatlayın.
    -Sularınız geldiyse ayakta durmayın, en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
    -Korkmayın. Korku ve endişe ağrılarınızın düzenini bozarak doğumun uzamasına neden olur.
    -İki ağrı arasında düzenli nefes alıp vererek kendinizi ve bebeğinizi rahatlatın.
    -Zamanı gelmeden ıkınmayın.
    -Derin derin nefes alın. Sancı geldiğinde ağzınızı kapatın, çenenizi göğsünüze dayayıp, ellerinizle bir yerden (doğum masası veya yatağın kenardan) destek alarak bütün gücünüzle aşağıya doğru ıkının.
    -Bebeğinizin başı doğuncaya kadar ıkınmalara devam edin.
    -Bebeğinizin doğmasıyla doğum olayı henüz bitmemiştir. Sıra plasentanın (eşin) doğumuna gelmiştir. Bu safhada fazla ağrı hissedilmez.
    -Karnınıza yapılacak masajla eşin ayrılması kolaylaşır.
    -Derin derin nefes alın.
    -İlk yarım saat içerisinde bebeğin eşi ayrılacaktır.
    -Böylece doğum olayı sizin de yardımınızla sağlıklı ve kolay bir şekilde tamamlanmıştır.
    -Doğumdan sonra rahim eski haline dönmek için kasılır. Buna bağlı olarak da karnınızda hafif sertlik ve ağrı oluşur. Bu durum normaldir. Karnınıza yapacağınız hafif masaj rahimin çabuk toplanmasını sağlayarak doğum sonu kanamalarını azaltır.
    -Doğumdan sonraki ilk yarım saat içerisinde bebeğinizi emzirmeye başlayın. Bu hem doğum kanamalarını azaltır hem de bebeğinizle aranızda iyi bir bağ kurar.

    UNUTMAYIN !

    Bu bilgiler doğrultusunda göstereceğiniz gayretlerle rahat ve kolay bir doğum yapabilirsiniz!
     
  6. 28 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  7. EU1

    EU1 Guest

    harika düşünmüşsün birtanem bende bebek dergileri okuyorum ordakileri yazacagım tabikide bilinçlenmek en iyisi harikasın scapulam
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Nisan 2008
  8. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  9. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Anne Baba Yemini


    Anne / Baba Olarak;

    Bu yüce varlığa kavuşmamıza izin veren Yaradan’a hep şükredeceğimize; O’nu bildiğimiz ve elde edebildiğimiz en iyi olanaklarla yetiştireceğimize; ruhunu güzelliklerle süslemesine, bedeninin kıymetini bilmesine yardımcı olacağımıza; sevmeyi, ve sevgiyi öğreteceğimize; O’nu sayacağımıza ve O’na saygıyı anlatacağımıza mutlu anında da kederli anında da daima O’nun yanında olacağımıza, ancak “Emek Verdim” diyerek haksız beklentiler içine girmeyeceğimize; O’nun varlığı için ve hayat arkadaşlığı için, hep yanımızda olan eşimize beslediğimiz sevgi, saygı ve güveni her gün tazeleyeceğimize; gözümüzün nuru, evimizin neşesi, hayatımızın anlamı olan “Bebeğimizi” kendi arzularını gerçekleştirmesi yönünde destekleyeceğimize; ama kendi arzularımızı O’nda yaşatmaya çalışmayacağımıza, kendi çıkarlarından önce toplumsal değerleri ön planda tutmasını O’na öğreteceğimize, Anneliğin / Babalığın içimizde yeşerttiği, zenginlikleri, isteyen herkesle mutluluk duyarak paylaşacağımıza; ve O’nu yazıyla, kışıyla, gündüzüyle, gecesiyle, bütün varlılığımızla daima sevip koruyacağımıza söz veririz.
     
  10. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  11. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Bebek Giysileri Alırken


    Kullanımı kolay ve pratik bebek kıyafetleri seçmenizi tavsiye ederiz.

    Giysiler makinede yıkanabilir olmalıdır - elde yıkamak için ne zamanınız ne de sarfedeceğiniz gücünüz olacaktır.
    Yumuşak (pamuklu gibi) doğal kumaşlar bebeğinizin cildi için birebirdir.
    Body'ler bebeğinizin bezinin kaymasını engeller ve bebeğinizi daha sıcak tutar. Bebeğinizin bezini değiştirmek kolaylaşır.
    Birçok bebek yüzlerinin örtülmesinden nefret eder, geniş yüzü kapatmayan tarzda kıyafetler almaya dikkat edin.
    Parmaklı eldivenler, elleri parmak için yapılan boşlukların içinde sıkışabileceği için elverişli değildir. Parmaksız eldiven tercih edin.
    Çorap, tayt ve botlarının hafif bol olmasına dikkat edin.
    Yeni doğan bebeğiniz için 0-3 yaş arası satılan bebek giysileri alın, yenidoğan giysileri almaktan daha pratiktir.
     
    Son düzenleme: 29 Nisan 2008
  12. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  13. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Hangi hallerde zorunlu sezaryen yapılır?
    Bebeğin kanal başı ile gelmemesi: Normalde tüm gebeliklerin %95’inde bebek başla ilerlerken, diğer durumlar; yan, makat veya çapraz gelmesi %5 oranında görülür. Bu durumda hekim bebeği riske atmamak için sezaryen kararı almaktadır.
    Eşin rahim ağzını tamamen kapatması: Bu durumda bebeğin doğum kanalında ilerlemesi kanamaya neden olup anne ve bebeğin hayatını riske atacaktır.
    Eşin erken ayrılması: Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılması durumunda bebeğe oksijen ve besin akışını bozmaktadır. Kanamaya bağlı anne ve bebek hayatı riske girdiği için acil olarak bebek sezaryenle doğurtulmalıdır.
    İri bebek: Bebeğin doğum ağırlığının 4000 gramdan fazla olarak saptanması durumunda ki bu ultrason ile saptanabilir bebek sezaryenle doğurtulmalıdır. Normal doğum anne ve bebekte ciddi travmalara neden olabilir.
    Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk(CPD): Bu durum halk arasında ‘çatı darlığı’ olarak bilinmektedir. Böyle durumlarda da sezaryen önerilir.
    Çoğul gebelikler: Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa sezaryen tercih edilir. Vajinal doğumdan kaçınılır. İkiz gebeliklerde ise şartlar uygunsa vajinal doğum mümkün olabilir..
    Bebekte bazı anomalilerin olması: Bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç organlarının dışarıda olduğu gastroşizis ve omfalosel , bebekte nöral tüp defekti gibi olması durumunda sezaryen tercih edilmelidir.
    Miyomlar: Doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız kılan yerleşimde miyom varsa doğum sezaryenle gerçekleştirilir.
    Annenin ıkınmaması gereken durumlar: İleri derecede kalp hastalıkları ve beyin anevrizması gibi problemlerde de ıkınma sakınca yaratacağından sezaryen tercih edilir.
    Herpes enfeksiyonu: Annenin aktif genital herpes enfeksiyonu varsa bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabileceği için sezaryenle doğurtulmalıdır. Annenin geçirdiği bazı ameliyatlar: Daha önceden geçirilen sezaryen, miyomektomi , bel fıtığı veya vajinal estetik operasyonlar nedeni ile sezaryen gerekebilir.
    Vajinismus : Vaginismus cinsel ilişki sırasında vajenin istemsiz kasılmaları durumudur ve sezaryen gerektirir.
    Bebeğin sıkıntıya girmesi: Doğum eylemi sırasında veya daha öncesinde yapılan NST incelemelerinde bebeğin sıkıntıda olduğu yolunda veriler varsa acil sezaryen gerekli olabilir. İntrauterin gelişme geriliği durumunda sıkı gebelik izlemine gerek vardır. Bebeğin sıkıntısının daha da artması durumunda acil sezaryen gerektirebilir.
    Doğum eyleminin ilerlememesi: Rahim kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması veya bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumlarında sezaryen gereği doğabilir.
    Kordon sarkması : Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir. Son derece acil olan bu durumda kordon sıkışarak bebeğin ölümüne neden olabilir. Bu durumda acil sezaryen gerekir.
    İleri anne yaşı ve tedavi sonrası gebelikler : Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı, gebeliğin tüp bebek sonrası oluşması gibi durumlarda direkt sezaryen tercih edilir.
     
  14. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  15. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Bebek Geldi > Yeni Doğan Dönemi >

    Tanışma ve İlk Günleriniz


    Birkaçgünlük bebeğinizin neler yapabildiğini biliyor musunuz? Gelin birlikte öğrenelim.Öncelikle karnının üstüne
    yatırıldığında kafasını az da olsa yukarı kaldırabilir. Vücudunun ikitarafındaki kollarını ve bacaklarını eşit derecede hareket
    ettirebilir. 16-30 cm uzaklıktaki nesnelere odaklanabilir. Yeni doğan bebeğinizbazı reflekslerle beraber doğar. Bunlar,
    doğumdan sonra doktorunuz tarafından bebeğin gelişiminin bir göstergesiolduğundan kontrol edilecektir.

    Bebeğiniz neler yapar

    Ürkme veya moro refleksi: Ani yüksek ses veya düşme hissi(örneğinbebeğin ellerinden tutulup hafifçe kaldırılması ve daha
    sonra ellerinin birden bırakılması) bebeğin bacaklarını, kollarını veparmaklarını aniden germesine, geriye doğru yay gibi
    gerilmesine, kafasını geriye atmasına, sonra kollarını göğsüne doğrugeri çekip yumruklarını sıkmasına neden olur.
    Bu refleks doğumdan sonraki ilk 4 ayda gözlenir.
    Babinski refleksi: Ayak tabanı topuktan parmağa doğru hat şeklindeçizildiğinde ayak başparmağı yukarı doğru kalkar ve diğer
    parmaklar yelpaze gibi açılır. Bu refleks normal olarak 12. aya kadar görülebilir.
    Arama ve emme refleksi:Yanağına hafifçe dokunulan bebek uyaranınyönüne doğru döner, ağzını açar ve emmeye hazır hale
    geçer. Bu refleks de 3-4 ay görülür, Ayrıca bu refleksi bebek uyurken bilegörmeniz mümkün.
    Yürüme veya adım atma refleksi: bebek koltuk altındandesteklenmiş bir şekilde, masa veya düzgün bir yüzey üzerinde ayakta
    tutulduğunda sanki adım atacakmış gibi bir bacağını ve sonra ötekinikaldırır; bu refleks dördüncü günden sonra
    belirginleşir. Bu refleks ortalama 2 ay sürer. Ancak bu refleksin varlığıbebeğin erken yürüyeceğine işaret etmez. Bu durum
    hemen her sağlıklı bebekte gözlenebilir.
    Yakalama refleksi: Bebeğin yüzü öne bakarken, kolları bükülmüşkenve işaret parmağı avuç içine doğru sıkılmış durumdayken
    bebeğin eli parmağı tutacak şekilde bükülür. Yenidoğanda yakalamarefleksi tüm vücut ağırlığını destekleyecek kadar güçlü
    olabilir. Bu refleks ise 3 ay sürer.
    Tonik ense refleksi: Arka üstü yatırıldığında bebek kafasınıbir tarafa yatırır, döndüğü taraftaki kol ve bacağını ileri uzatır
    ve karşı yöndeki uzuvlarını büker. Kısacası savunma pozisyonu alır. Burefleks doğumdan sonraki ikinci haftada başlar ve 6. aya
    kadar devam edebilir.
    Siz de bebeğinizde bu refleksleri görmeye çalışabilirsiniz. Ancak sizin aldığınızsonuçların doktorunuzunki kadar sağlıklı
    olmayacağına emin olun. Bu nedenle bir refleksi göremediğinizde mutlakadoktorunuza danışın.
     
  16. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  17. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Bebeğiniz Neden Ağlar?


    Bebekler eve gelip rahatça yerleştikten sonra gerçek yüzlerini göstermede tereddüt etmezler. Bütün bebekler biraz ağlar, ama bazıları bu olayı abartmayı severler! Ağlama bebeklerin tek iletişim kurma biçimidir. Buna ilk bebek konuşması demek mümkün. Bebeginiz aç mı, uykusuz mu, rahatsız mi olduğunu ancak ağladıgınında anlayabilirsiniz. Şu anda imkansız görünse de daha sonra bebeginizin farklı ağlamalarını çözmeyi ögreneceksiniz. Bazı ağlamalar ise temel ihtiyaçlardan kaynaklanmaz. Her beş bebekten dördü günde 15 dakika-1 saat arası nedensiz bir şekilde ağlar.Bu ağlamalar kolik ağlamalarında olduğu gibi genelde akşamları olur. Bunun nedeni bebeğin etrafındaki koşuşturmanın akşam saatlerinde artması olabilir. Baba eve gelişiyle yemek hazırlıkları başlar, daha büyük çocuklar varsa onlar ilgi bekler ve bütün bu hengame bebeğin kaldırabileceğinden fazladır. Ya da gün boyunca değişik görüntüler, sesler, kokular ve çevresindeki uyaranlarla meşgul olan bebek akşam ağlayarak günün yorgunluğunu atmaya çalışıyordur. Onun yapabileceği tek şey ağlamak! Başka çaresi yok ki! Bazı mutlu bebekler yorgunluktan veya uyumaya çalışırken ağlarlar. Eğer bebeğiniz her uykudan önce beş on dakika ağlıyorsa bunu dert etmeyin. Bebeğiniz kendiliğinden bu alışkanlığından vazgeçecektir. Bebeğe gün boyunca daha fazla dinlenme zamanı tanınması geceleri yorgun olmasını azaltacaktır. Genelde bebeklerin ağlaması üç aylık olduktan sonra azalır. Kendini ifade etmeye ve siz onu daha iyi anlamaya başladıkça hem daha az hem daha kısa sürelerle ağlayacaktır.

    Daha önce pek ağlamayan bebekte görülen ani ağlama krizi diş çıkmasına veya hastalığa işaret edebilir. Bebeğinizin hasta olduğuna işaret edebilecek başka bir belirti olup olmadığını kontrol edin ve yolunda gitmeyen birşey varsa doktorunuzu arayın.

    Ağlayan bebeği yatıştırmak:

    Bebeğin ağlaması ile ilgili en önemli nokta, ona hemen ve teleşsızca yanıt vermenizdir; kendi halinde ağlamaya bırakırsanız daha da hırçınlaşır ve ağlaması yoğunlaşır. İşte size ağlayan bebeğinizi yatıştıracak yedi yol:
    • Onu besleyin. İlk aylarda ağlamanın başlıca nedeni açlıktır. Bu nedenle meme ya da biberonla beslemeniz(gece gündüz durmadan beslemeniz gerekse bile) onu yatıştıracaktır.
    • Kucağınıza alın. Özellikle ilk aylarda yalnız kucağınıza almak bile onu yatıştırabilir. Gerek duyduğu sevgi dolu bir dokunuş olabilir. Başını omuzunuza yaslayarak ya da yüzü yere bakacak şekikde kucağınıza aldığınızda sakinleşiyorsa ağlama nedeni gaz da olabilir.
    • Kucağınızda sallayın. Ritmik hareketler bebeği yatıştırır. Yakın çevrede çıkacağınız kısa bir gezintinin sarsıntılarıda bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabilir.
    • Bebeğinizi bir şal ya da battaniye ye sarıp onun kendini güvende hissetmesini sağlayın(tabii sıcak havalarda değil).
    • Karnını yada sırtını sıvazlayıp hafif hafif vurun. Böylece gazı varsa onu çıkarmasına yardımcı olursunuz.
    • Emmesi için bir şey verin. Hemen hemen bütün bebekler emmeye başlayınca aglamayı bırakırlar.
    • Dikkatini dağıtın. Bakacağı ilginç bir şey bazen bebeğinize neden ağladığını unutturabilir. Aklınızda olsun parlak ve renkli
    şeyler bebeklerin ilgisini özellikle çeker.
     
  18. 29 Nisan 2008
    Konu Sahibi : scapula
  19. elif445

    elif445 anne Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2007
    Mesajlar:
    4.658
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Bebek Geldi > Anne Sütü ve Emzirme >

    Anne Sütü ve Emzirmenin Faydaları


    Doğumdan sonraki ilk günlerde memelerden kolostrum denen bol proteinli, hastalık etkenlerine karşı koruyucu “ilk süt” salgılanıyor. Dördüncü gün normal süt üretimi başlıyor ve aylarca devam ediyor. anne sütü ile beslemede en önemli nokta bebeğin her istediği anda emzirilme şansının olması. İlk günlerde bu iki üç saat aralarla olabiliyor. anne sütü yapımı bir anlamda arz talep kurallarına göre gerçekleşiyor. bebek ne kadar çok emerse sütünüz o kadar bollaşıyor. anne sütü ile birlikte beslenmesine destek olmak için mama verilen bebekler mama ile doyuyor ve anne sütüne fazla meraklı olmuyorlar.Bu nedenle memeler, bebekten süt yapımı için gereken uyarıyı alamaz ve süt üretimi düşüyor. Aklınızda bulaunsun! Her emzirmenin başlangıcında daha akıcı, susatıcı özellikleri olan bir süt gelir. Sonlara doğru, kalorisi daha yüksek ve daha doyurucu olur. Bu nedenle bebeğin her defasında aynı memede 10-15 dakika tutulması gerekir. Yoksa doyurucu kısmı içemediğinden kısa sürede yeniden acıkır.

    Anne sütünün ve emzirmenin faydaları
    Tüm doktorlar, ebeler ve hatta çocuk maması üreticileri, anne sütünün bebek için en iyi gıda olduğu konusunda hemfikirler.Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, her zaman Doğa’nın daha iyi yaptığı birşeyler var. Bunların arasında, bebekler için en iyi yiyeceğin formulasyonu ve sunulum biçimi yer alıyor. Bir bebeğin sağlıklı beslenmesi ve gelişimi için hiç kuşkusuz anne sütü vazgeçilmez. İşte anne sütünün üstünlükleri:
    • Bebeğiniz için özel bir süt: Anne sütü, inek sütünde bulunmayan ve labratuvarlarda sentezlenemeyen en az yüz çeşit bileşik içerir. Formülünün yanı sıra, anne sütünün içeriği, bebeğin değişen gereksinimlerinin karşılanabilmesi için sürekli değişim gösterir. Sabahları akşamkinden daha farklıdır, birinci ayda yedinci aydakinden daha farklıdır, prematüre bir bebek için zamanında doğan bir bebek için olanından daha farklıdır.
    • Daha iyi sindirim sağlar: Anne sütü bir bebeğin hassas ve gelişmekte olan sindirim sistemi için özel tasarlanmıştır. İçindeki protein(özellikle lactalbumin) ve yağ, bebek tarafından, inek sütündeki protein ve yağdan çok daha kolay emilir ve sindirilir. Bunun pratikteki sonucu; anne sütü ile beslenen bebekler, daha az karın ağrısı, gaz ve aşırı salya şikayeti çekerler.
    • Daha az sodyum ve protein içerir. Anne sütünün sodyum ve protein içeriği inek sütünden daha az olduğu için,yenidoğan bir bebeğin böbrekleri üzerinde daha az problem yaratır.
    • Daha iyi kalsiyum emilimi: anne sütündeki kalsiyum daha iyi emilir bebek tarafından. Bunun sebebi büyük olasılıkla anne sütündeki fosfor düzeylerinin daha düşük olmasina baglidir. Fosfor, daha fazla miktarda oldugunda kalsiyumun vücuttaki kullanimini engelleyen bir mineraldir.
    • Daha düşük allerji riski: Bebekler anne sütüne karşi hemen hemen hiç allerjik degillerdir. Bununla birlikte bir bebek
    annenin yedigi ve sütüne geçen bir maddeye karşi duyurli olabilir. bebek gerçekte anne sütünü çok iyi tolere eder.
    • Kabızlık ya da ishal problemi yaratmaz: anne sütünün doğal laksatif etkisi olması nedeniyle, emzirilen bebeklerin bezleri genellikle sık kirlenir ve kabızlık problemi oluşmaz. Ayrıca bebeklerin sindirim hareketleri oldukça rahat olamsına karşın ishalde oluşmaz. anne sütünün, sindirim problemlerini iki şekilde azalttığı düşünülmektedir. Birincisi; sindirim sistemindeki çok sayıda mikroorganizmayı doğrudan yok ederek, ikincisi ise zararlı mikroorganizmaları kontrol altında tutan yararlı mikroorganizmaları çoğaltıp zararlıların gelişimini engelleyerek.
    • Daha düşük oranda pişik oluşumu: anne sütü ile beslenen bebeklerin daha iyi kokan dişkilari daha düşük oranda çocuk bezine bagli pişige neden olmaktadir. Bu avantaj kati gidalara geçildikten sonra kaybolmaktadir.
    • Daha sağlıklı bebekler: anne sütü ile beslenen bebekler, annelerini her emdiklerinde (ilk emmeden sonuncusuna kadar)hastalıklara karşı olan bağışıklıklarını destekleyen yeterli miktarda antikoru(mikroplarla mücadele eden vücut maddeleri) annelerinden alırlar. Genellikle soğuk algınlığı, kulak enfeksiyonu ve diğer hastalıklara biberonla beslenen bebeklerden daha az yakalanırlar ve hastalandıkları zamanda daha az komplikasyonla daha kısa zamanda iyileşirler. Yakın zamanda yapılan çalışmalarda anne sütü ile beslenen bebeklerin çocukluk çağı kanserlerine yakalanma oranının azalabileceği ileri sürülmektedir.
    • Daha fazla emme tatmini: Bir bebek yeterli emme tatmini yaşamak için annesini emmeye devam edebilir ama boş bir şişeyi emmez.
    • Daha az obesite(şişmanlik) olasiligi: Siklikla anne sütü ile beslenen bebekler, biberonla beslenenlerden daha az tombuldurlar. Bunun nedeni emzirmenin bebegin iştahini azaltmasidir. bebek biberonla beslenirken şişeyi boşaltana kadar emmek isteyebilir. Ek olarak anne sütünün kalorisi kontrollüdür. Emzirmenin sonunda gelen süt başta gelenden daha yüksek kaloriye sahiptir ve bebeğin kendini tok hissetmesine neden olur.
    • Daha iyi ağız gelişimi: Annenin meme başı ile bebeğin ağzı mükemmel bir çift oluşturmaktadır. Bilimsel olarak geliştirilmiş en iyi yapay meme başı bile, bebeğin annesinin memesini emerek sahip olacağı optimum çene, dişeti, ve diş gelişimini sağlayamamaktadır.
    • Uygunluk : anne sütü, her zaman mevcut, kullanıma hazır, temiz ve uygun sıcaklıktadır. Nerede olursanız olun bebeğinizin ihtiyacı olan besin kullanıma herzaman hazırdır.
    • Daha ucuz: Anne sütü bedavadır, buna karşın biberon çok pahalıya gelebilir.
    • Anne daha çabuk kendini toparlar: Emzirmek anne vücudu içinde faydalıdır. Emzirme dürtüsü bireysel bir dürtü değildir.Çünkü, emzirme, gebelik-doğum-annelik döngüsünün bir parçasıdır ve yalnızca bebek için değil sizin içinde tasarlanmıştır. Emzirme, rahminizin gebelik öncesindeki boyutlarına daha çabuk dönmesine yardımcı olur. Lohusalığın ilk günlerinde annenin bebeği emzirmesi ile kasılmaların artması buna yardım eder. Bu emzirme ile artan kasılmalar ayrıca lohusalık akıntısını hızla azltacaktır. Ayrıca emzirme, günde extra 500 kalori yakmanıza neden olarak hamilelikte aldığınız fazla kilolardan kurtulmanıza yardımcı olur.
    • Hamileliğe karşı bir miktar korunma: Emziren bir çok kadında sıklıkla sütten kesilene kadar ovulasyon ve mesttruasyon baskılanmaktadır.
    • Meme kanseri riskinde olası bir azalma: Emzirmenin erken yaşlarda ortaya çıkan meme kanserlerini önlediği düşünülmektedir.
    • Daha kolay gece beslemeleri: Bebeği gece beslerken bu kadar kolay hazırlanan ve yakınınızda bulunan bir başka besin bulmanız zordur.
    • Güçlü anne-bebek ilişkisi: Bebegini emzirmiş olan her anne, emzirmenin anne ile bebek arasinda çok güçlü bir bag oluşturdugunu söyleyecektir. Cilt cilde ve göz göze bir temas vardir. Bu yeni gelen harika bebekle kucklaşmak ve mirildanmak için iyi bir firsattir.

    Beslenme anının sadece bebeğe besin verme zamanı değil, aynı zamanda birbirinizi tanıma ve sevme için iyi bir fırsat olduğunu göreceksiniz.